Page 484 - e mushaf TR pdf
P. 484

480
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Fussilet /39 –                                                                            Fussilet /44 –
          O’nun kudretinin ve   41-Fussilet Süresi       /             Yaprak 10B  Cüz 24  Süre 41  Sayfa 480  Eğer biz Kur’ân’ı
          hikmetinin delillerinden   Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  yabancı bir dille
          biri de şudur ki:                                                                       gönderseydik derlerdi
                                                                                                             ki:
                                                          ِ
             Sen yeri boynu               ﴾٤١﴿       تَلصف ةروس            ﴾٤١﴿          480
                                                            و و
          bükük, kupkuru                               ع  ن    َ و                                     “Neden, onun
          görürsün.                                                                                âyetleri açıkça beyan
                                                                                                  edilmedi? Dil yabancı,
                                                                                                  muhatap arap! Olur mu
             Fakat Biz üzerine
                                         ل ا
                                                                                ل ة ة
                                                               ة ف
                                                                                       ن
          su indirince yer     ة  ةع ـ ل ـ في ـ اةه  ف  ـ لز ـ اةن  فنا اةذ ا    ةف ــ   ىةةع ـــ شاةخ  ۛ ضفرلا ىر ـــــــ ةت  ك  ا  اه  ةيا ن   مةو ــ ف ـ  تا ـــ ي حن ــ  böyle şey?”
          harekete geçip kabarır.     ة                              ة
                                                                                                      De ki: “O, iman
             İşte bu yere kim                                                                     edenler için hidâyet ve
          hayat veriyorsa ölüleri                                 ي  ة ة                                  şifadır.”
                                            ف
                                                                                           ا ف
                                                    ة
                                                             ل
                                   ة ي
                                                                   لا نا
                                                                 ي
          de O diriltecektir.   ن  ةع ــ ىل  هحنا  ىنتفوةملا يـفح مل اةهاةي ـ فحا   ي ذ ح ح ي  ف تةبةرةو   ف تةزةتفها ءاةملا
                                                                                        ة
                                                                                   ح
                                      ۜ                                  ۜ                               Ama iman
             Çünkü O her şeye                                                                          etmeyenlerin
          kadirdir.                                                    ة ة                        kulaklarında ağırlıklar
                                                                                                   vardır. Kur’ân onlara
                                                      ة
                                  ة ة
                                                                                           ح
                                                                       ح ي ح
                                           ة
                                                     تاةيا ـ
                                                                        لا ـ ي


             Fussilet /40 –   ۜ اةنفيلةع  نفوف  ـ فخ ـ ة  ةيل اةن  ن  يياف نود  ف   ي  ـ  حل ـ    ةنيذ  نا ﴾٣٩﴿ري ي د ـ ةق ء ف يۛش ل  ك ـ  kapalı ve karanlık gelir.
          Âyetlerimiz konusunda,
          haktan sapanlar bize                                                                       Onların, çok uzak
          gizli kalmazlar.                                                                        bir yerden sesleniliyor
                                                                                                      da söyleneni hiç
                                         ف
                                ـ اول  ةمفعا  ةةمني قلا  ن ى    ن ما ـ ا   ةمفوةي  ف  ـ ةي فن ـ أ   يات ـ ي  ةم فما ر  ـ ةخراحن ة  ـ ي   لا ـ   ف ىق  ف  ةفا ـ ةم ـ  ي فن ـ ل ــ ن  ل  anlamıyorlar gibi bir
                                                                ل
                                  ي
             Şimdi söyleyin         ۜ                                   في ـ                      halleri vardır. [26,198-
          bakalım: Cehenneme                                                                            199; 17,82]
          atılmak mı iyidir, yoksa  ذ
          kıyamet günü büyük              ف                                                             Bu, kâfirlerin
                                                       ة ة
                                                                     ة
                                                       ح ي
                                                                                  ة ي
          duruşmaya tam bir      ك ر  ح  ـ ا    ذل   ب اورةف ك  ح لا ــ ي ي ذ ــ ةن     نا ﴾٤٠﴿ريصةب نولةمفعةت اةم ب  هحنا م    فئش ـ  ت ـ ف  اةم  inatlarının tezahürlerinden
          güven içinde gelmek                                   ي                    ۙ             biridir. Hz. Peygambere:
          mi?                                                                                    “Senin anadilin olan Arapça
                                                                                                   ile bir şeyler söylemeni
                                                                                                    vahiy kabul etmemizi
             İstediğinizi yapın,                 ف                                                 bekleme! Ama sen durup
                                                                                       ا
                                                                                     ة ف
                                                                      ة
                                                                             حناةو م
          çünkü O, bütün           ـ فن ةب ـ في ــ ن     ـ  م ل   طاةب  ف  ةيل ــ يتأ ـ  هي   لا ــ  ة  ﴾٤١﴿ زيز ــ ةع    بات  ة  ــ ل  ه ـ  ك ـ  ة ي  ــ  هءاةج ام ة ة  ل ـ ح  dururken “Farsça, Rumca
          yaptıklarınızı                                   ۙ  ي                  ۛ                 gibi bir dille kusursuz bir
          görmektedir.                                                                            beyanda bulunursan işte o
                                                                                                  zaman “Bu bir mûcizedir!”
                                                                                                    diye kabul edebiliriz”
             İlhad: İstikametten                                                                   demek istiyorlar. Onlara

                                                                                     ة
                                                                     ي
          uzaklaşmak, asıl         ة ة   اةم  ي ــ ةق ـ لا ل  ــ ك  ﴾٤٢﴿ ي ي مـ  د    ةح ـ  مييكةح فن م ليزفنةت ه  ف  ـ ل ـ  ف ـ ي  ةخ فن ملةو  ه  ةي ـــ فيةد ــ  verilen cevapta: “Biz onlar
                                                                                                     anlasınlar diye kendi
          maksattan sapmak,                                              ۜ                         dilleriyle indirdik. Eğer
          dinden uzaklaşmak                                                                       yabancı dilden olsaydı bu
          anlamlarına gelir.                                                                       sefer de: “Ne tuhaf! Arap
                                                                                            ة
                                                        ة
                                                                                                   olana yabancı dille hitap
                                                        ح ي ة
                                                                                 ة
                                                                                            ح ي
             Fussilet /41-     ةو   و  ذ ر  ة ة  ـ فغ ــ  ف ــ  ل  ـ ذ   ةم  و   ك  ة ة ة    حبةر ــ   نا  ۜ ك ل     ـ  ل  م ــ فن ةق  ـ فب ــــ  ح    ل ل ــ  س ر  ليق ف    ةق ــ ي د  اةملا  ediliyor!” Yani şöyle demek
                                                                                                   isteyeceklerdi: “Gelin de
          Fussilet /42 –                                                                          görün: Araplara gönderilen
          Kendilerine gelen bu                                                                      peygamber yabancı dil
          şanı yüce dersi inkâr                                                                   konuşuyor. Ne kendisinin,
                                                                                                   ne de halkının bilmediği
          edenler elbette cezadan     ة ة  ى ح ة                     ة                           dille onlara hitap etmesi hiç
                                                                                    ل
                                                       ف
          kurtulamazlar.   لفو  ل ـــ   اولاق  ل  ــ ة  فعا  ـ ةج ـ  م ــ   اي  ى ن ل  انار ق  ف  ــ ةع ـ ل ـ  هاةن     ةج فولةو ﴾٤٣﴿ يــم    يل ــــ  ا باق   ع ـــ ة  akıl kârı mıdır?


             Halbuki o eşsiz ve                                                                        Fussilet /45 –
          pek kıymetli bir                                                                       Gerçekten Biz Mûsâ’ya
          kitaptır.                    ن    ة ح    ف                       ل       ن    ة          da Kitap vermiştik de
                           ىىد ه ـ   ةما  ةني ي ذل ل   ـ ةو  ه ل  ق  ي  ة  ــ  بر ـ ۜح ـ  ةعةو  ي    فع ـ ةج ـ  م ــ ح   اء  ه  ـ  تا ــ  ةيا  ت      ف ـ ح ص ــ ل ـ ف  Kur’ân hakkında bunlar
                                  او
                                    ن
                                                                            ة ۜ
             Öyle bir kitaptır ki                                                                 ihtilaf ettiği gibi, onun
          batıl ona ne önünden,                                                                     hakkında da ihtilaf
          ne ardından, hiç bir                                                                           edilmişti.
          taraftan yol bulamaz.   ة                     ن      ة         ة       ة ح    ا


                                  ةع ــ ل ـ في ـ ه ـ فم  ـــــ ةو   هةو ر ــ فقةو  م        ن ـ ه ــ ف    اةذا    ياف ــ ي  ــ  م فؤ ـ  ن ـ  نو   يل  ني  ـــ ي ذ   ة  لاةو  ءا  ــ ةف ـ  شةو  Eğer Rabbinden

                                                                                     ۜ
             (Tam hüküm ve                                                                          haklarındaki azabı
          hikmet sahibi, bütün                                                                      erteleme ve hükmü
          hamdlerin ve övgülerin                                                    ا                kıyamete bırakma
                                                                        ة
                                                                                 ة
                                         ن
          sahibi) o hakîm ve   ىسو ـ ۛ   م اةن  ةتا د  ة لةو ـ ةق ـ ف ــ في ــ  ﴾٤٤﴿دي ي ع ــ ةب  ناةك   م ــ فن ةم  ــ   نفوةداةن ــ  ي ك ئ ن      للوا ـ  ىم  ةع ــ ى  şeklinde daha önce bir

          hamîd tarafından                           ۟                                  ۜ             hüküm verilmiş
          indirilmiştir.                                                                         olmasaydı, onların işleri
                                                                                                       bitmişti bile.
                                                    ف
             Fussilet /43 –
                                                        ة
                                                                                                    Bu gerçeğe rağmen
          Sana söylenenler,     م ـــ فن ت  ـــ ةب ـــ ةق ـ ف  ۛس   ة  ك ـــ  ل ـــ ةم ـــ    لفو ــــــ ة لةو   ه  ــــ ي ــ  يف ف  ةف  با  لا ـ نك ـــ ةت ـ ۛ ـ فخا ـ  ت ـ  ل ــــ ۛ  ف  onlar hâla bundan derin
          senden önceki                                         ۜ                                 bir şüphe içindedirler.
          peygamberlere                                                                             Fussilet /46 – Kim
          söylenen sözlerden                                                                        makbul güzel işler
          başka bir şey değildir.                                                                  yaparsa kendi lehine,
                                                            ح
                                                                                          ة ة
                                    ة
                           ى اح لاص لمةع      فنةم﴾٤٥﴿بير م     هفن م    كش   ۛ  يفل ة    ي  فم هحناةو فم هةنفيةب  ة يض قل  ك حبةر  kim kötülük yaparsa
                                                                       ة ي
                                     ۛ

             Senin Rabbin hem                       ي                      ۜ                        kendi aleyhinedir.
          mağfiret, hem de gayet
          acı bir azap sahibidir.                                                                  Rabbin kullarına asla
                                                                            ل
                                                   ة
                                                                          ۛ ـ
                           ﴾٤٦﴿ ـيـ  د  ـ ةع ــ يب  ف ل ل مل ة ة   ب  ـ ظ ـ ح   كحبةر  ـ ا    ةمةو  اةه  ة  ـ ةع ـ ل ـ في ـــ  ةف ءا اسا ن ــ ف  ةمةو  ه     ةف ـ  ل ـ ةن ـ فف ـ س ــ ي  zulmetmez.
                                                                       ة
                                                             ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          480
   479   480   481   482   483   484   485   486   487   488   489