Page 488 - e mushaf TR pdf
P. 488
484
Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Şura /16 – Şura /19 – Allah
İnsanların çoğu dine 42-Şura Süresi / Yaprak 02B Cüz 25 Süre 42 Sayfa 484 kullarına büyük lütuf
dâveti kabul edip Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 sahibidir.
girdikten sonra,
Dilediği her
Allah’ın dini ﴾٤٢﴿ ىرو ح شلا ةروس ﴾٤٢﴿ 484 kulunu, bir türlü
و
hakkında hâlâ, ileri geri ى َ و rızıklandırır. O, pek
tartışanların itirazları, kuvvetlidir, üstün
Rab’leri yanında boştur. kudret sahibidir. [11,6]
ن
Onlara büyük bir ة ب ـــ ت ـــ ي ج ـ ي ـــ ۛ ل ــ ه ف سا اةم د ةب ن م ح لا ف ــ ي نو حج ـــ ا ة ــ اةح ي ةني ذ ة ح لاةو Şura /20 – Kim
gazap ve şiddetli bir ــــــ ف ــــ فع ــ ـــ ي âhiret mahsülü isterse,
azap vardır. onun ürünlerini fazla
fazla artırırız.
İtirazları boştur;
zira ne naklî, ne aklî; ne ة ل ـــ ه ـــ فم ةو ب ــــ ـــ ۛ ض ةغ م ة ــــ ل ـــ في ـ ه ـ ف ةع ةو فمه حب ةر ع ـ فن ـ ةد ـ ۛ ض ـ ة حاةد م ة ح ـ حج ـ ت ــ ه ـ ف Kim de sırf dünya
teorik ne pratik hiçbir menfaati isterse ona da
tutamakları yoktur. İlmî ondan veririz, ama
ve amelî açıdan âhirette onun hiç nasibi
güzelliği ve haklılığı ة olmaz. [17,21; 2,201]
ة
ل
لا لز
ortada olan hak ve ف ب ب ا ــ ك ــ ةت ـ ۛ ـ ل ا ــ ةح ـــ ح ق ف ة ـــــ فنا ي ي ح ي ح لا لا ذ ن ل ﴾١٦﴿ ي ي دـــ د ـــــ ۛش باذ ــــــــــ ةع
istikamet karşısında ة Şura /21 – Yoksa
yapılan münakaşa, sırf Yüce Allah’ın izin
bir haksızlık ilanından vermediği birtakım
ibaret kalır. ة şeyleri
ة
ح
ة
ل ك
ةي ـ ف
ل جفعةتس ﴾١٧﴿ بيرةق ةة ةع ـــ ا ح سلا ل ـ ةع ـــ ة ة يرد ــ ف ـ ي اةمةو ۜناز ف لاةو ــ ي م ـ ي ـــ
ي
ة
ي
Şura /17 – Allah kendilerine din
hakkı bildirip ikame diye kabul ettirmek
etmek için kitabı ve isteyen putları mı var?
adalet ölçüsünü ة ة
ة
ة
ة
ح
ن
indirmiştir. م ـ فن ـــ اةه نو ـــ فش ــ ف ــ ق ـ م اون ــــ ةما ةني ي ذلا ةو اةه ب ــ نو ن ـــ م فؤ ــ يل ةنيذ ح لا اةه ب ــ
ۙ ۛ ـ ي Şayet Allah’ın
cezayı ertelemeye dair
Hep gerçeği hükmü olmasaydı işleri
bildiren o kitabın çoktan bitirilmişti.
bildirdiği kıyamet, ne ة ة ا
ة
ح ي ح
ة ل
ة
حنا نو م
bilirsin, belki de yakın ــــــ ة ةعاس ـــ ح لا ي ــ ف نو ر ام ي ـــ ة ةنيذ لا ـــ ي نا لا ۜح ق ـ ةح ــ ف لا اةه ــ ة ل ة ة ةيةو ــ فع ـ ل ـ
olabilir? [57,25; 55,7-9] Zalimlere elbette
gayet acı bir azap
vardır.
Bu âyet Kur’ân,
kâinat mizanı (dengesi) ة ن ل ة
ف
ve kıyamet arasında ـــ فن ةم ق ز ر ةي ــــ يه د اةب ــ ع ـ ب فيط ل ـ ي ح لا ﴾١٨﴿ ي عـ دي ـ ةب ل ل ــ ة ۛض يف ل ــ ي Şura /22 – Büyük
tam bir irtibat duruşma günü
bulunduğunu gösterir. zalimlerin, kendi
Kur’ân dünya dengesini ف yaptıkları işlerden
en güzel şekilde bucak bucak uzak
ة
ن ف
لا يو
ـ
ز
ف ۛ
ي
ة
kurmayı öğreten bir ةر خلا ث رةح دير ي نا ك ـ فنةم ﴾١٩﴿ ي ز ف لا ةو ـ ف ةق ــ ح ـ ةع ــ ــ هةو ءا ۛ ةي ـ اش ـ durup, korkudan
ي
kitaptır. Hayatın ۟ ۛ titrediklerini görürsün.
gidişatını iyi inceleyen
kimse, dünyanın da bir Halbuki çare yok,
sonu olup ebedî bir onların cezası
ة
hayatın başlamasını ن اةي ـ تفؤ ـــ يه م ـ فن ـــ اةه ـ فنحد ــ لا ۛثر ـ ةح دير ــ ي نا ةك ن ةمةو ـ ف ـ ةح ـ ثر ــ يه ة ل ـــ يف ه ـ ي ةن ــ فدز tepelerinin üstünde
bildiren kıyametin ف ي ۛ ف durmaktadır.
geleceğini anlar. Fakat
inanmayan kâfirler
acele gelmesini İman edip makbul
ة ل
isterken, müminler ة ـ عر ـ او ل ـ ه ــ فم ۛش ال ؤ ا ش ـ نكر ــ فم هل فما ﴾٢٠﴿بي ـ ةن فن ـ ص ـ م ةر ـ ن ف ة ل ــ ف ه ـ ي اةمةو işler işleyenler ise,
sabırla, tayin edilen ة ة ي ة خلا cennet
vakti gözler, hatta onun bahçelerindedirler.
dehşetinden endişe
ederler. ف ف Rab’leri yanında,
ن ة ة
ف
ف ةف ـــ ف ص ـ ل ل ـ ق ــ
ب ـ ه ح لةو ـــ
ة يض ة ــ لا ة ك ــ ل ــ ةم ــ لفو لا ن ة اةم ن ح لا ن م ـ ة ـ ي ي د ـ cennette, istedikleri ne
Şura /18 – ۜ ل ـ ةي فم ـ أ ةذ varsa kendilerine
Kıyamet saatinin verilecektir.
gelmesini acele ile
isteyenler, ona İşte bu da pek
inanmayanlardır. ة ح ل ة ة ة ح ة ح ي büyük bir lütuftur.
ـ لا ــ ي م ــ ي ـ ةن ظلا ىر ةت ـــ ﴾٢١﴿ مييلا باذ ةع م ل ني ـ ي م ـ ة ــ ه ـ ف ـ لاظ ـ لا ناةو م ةب ـ في ــ ةن ـ ه ـ ف
ة
ۜ
Müminler ise
O’nun gerçekten vaki
olacağını bilir ve ondan ة ف
kaçınırlar. يذ ــــ ي ــ ةن ح لاةو م ــــ ه ـــ ف ب ع ــ ـ ــ قاةو ةو ــــ ه ةو او ك ـــــ ۛس ـــ ب ـ ة ـــ احم م ن م ـ فش ــ ف ـــ ي ق ـ ي ــ ة
ۜ
Kıyamet hakkında
münakaşa edenler,
haktan ve gerçekten
ة
ة
çok uzak, derin bir ة ل ــــ ه ــ فم تاحن ــــ ةج ــ ف لا تاۛض فوةر ييف تاةح ل ــــ ا ح ص ـ لا او ــ م ـ ل ـ ةعةو او نةما ـ ن
sapıklık içindedirler. ۛ
ف
ة
لا ل
﴾٢٢﴿ بـري ـ ك ـ ي ف لا ةو ـ ف ةف ــ ف ض ـ ــــ ه ك لذ ۜ ــــــ فن ــ ةد حبةر ــ ه ـ فم ن ـــ ع ة ن ن ؤ ااش ــــــ ةم ـ ةي ا
ۛ
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
484

