Page 242 - e mushaf TR pdf
P. 242

238
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Yusuf  /31 –                                                                           Yusuf  /34 – Rabbi
          Hanım o kadınların    12-Yusuf Süresi             Yaprak 09B  Cüz 12   Süre 12  Sayfa 238  onun duasını kabul
          kendisi aleyhindeki bu     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  buyurdu ve onu
          dedikodularını işitince                                                                  kadınların fendinden
          onları konağına dâvet                                                                           korudu.
          etmek üzere dâvetçi             ﴾١٢﴿       فسوي ةروس             ﴾١٢﴿          238
                                                              و
          gönderdi.                                     َ  و و َ و                                     Çünkü O, dua
                                                                                                    edenlerin dualarını
             Onlar için dayalı                                                                       işitir, durumlarına
          döşeli bir sofra    ف                                          ذ                       uygun olan şeyleri bilir.
                                                                                           ة ة
          hazırlattı. Sofrada,
                                                            ة
                                                                 ل ة
          ikram edilen meyveleri  ى اـ  ة   م ن ه ــ ح ــ حـت ك  ة ة  ل  ف تةدةتفعاةو حنهفيلا  ف تلۛسفرا ن        ب ـــ ةم ـ ك ــ  هر ـ ح  ف تةعم احملةف
                                                ل ة ة ي
                                                                                       ۛس ـ

                                                                                                        Yusuf  /35 –
          soyup kesmek                                                                                Sonra, vezir ve
          gayesiyle, her misafir                                                                  arkadaşları bunca kesin
          için bir de bıçak                                                          م              deliller görmelerine
          koydurmuştu.                                                             ة
                                                                                   ح
                                                                 ة
                                                       ى
                            ة     ة  ـــ ل ــ في ــ ه ـ ۛحن  ةع  ف جر ــــ فخا ت  ة  ـ لا ــ    ةقةو ان  ح  س ن   م  ةد ـــ ة ــ فن ـ  ه ـــ ح ـ يك ــ ي ــ   حاةو ل  ك ـــ ف ت ةتاةو ـ  ن  rağmen,


             Onlar meyvelerini
                                                                                                        dedikoduları
          soyup kesmekle meşgul                                                                    kesmek gayesiyle, bir
          oldukları sırada,                                                ذ                      müddet için onu hapse
          beriden de Yusufa:          ف                      ة ح             ل ا
                                            ة
                                                      ل
                                                                                     ل
                            ۛ شا ــ ةح  ن  ـــ ل ـ ة   قةو  ن  ــ ةي د ـــ  ه ـــ ح  فيا  ن  ـــ ط ــ فع ــ ة  ةقةو   ه  ف    ك ــ ةب ــ ةنر ـــ  ــــ ةن ــ ا   ه  فياةر ــاحم  ة ة  ةف ــ ل  atmayı uygun buldular.
             “Onların içine
                                                                                                        Yusuf  /36 –
          çık!” dedi. Kadınlar                                                                     Hapishaneye onunla
          onu görünce hayran       م                       ف                                        beraber iki genç de
                                                                    ح ي ة
          kaldılar,            ة  ة ح   ن     ة                 ة   ة ا    ف ي ى     ة      ن
                           يذلا    ي  حن ك  لذةف  ف تلاةق ﴾٣١﴿  مير    ك ـ  كل ـ ةملا اذ ـ نه نا ۜارۛشب   اذنه اةم    ح   ل  girmişti. Onlardan biri:
                                                                                   ة
                                                         ي
             onun güzelliğine                                                                         “Ben rüyamda,
          dalıp gittiklerinden,                                                                   kendimi şarap yapmak
          farkında olmadan kendi                                                                    için üzüm sıkarken
                                    ة
                            ف
                                        ة
          ellerini kestiler   لةعففةي فمل فن ئلةو  ةم ۛ صفعةت ـ  ف ساةف يهسففةن ن  ةع هتفدةواةر    ـ فدةق ة لةو   ه ييف ـ يين ة    ل ـ فم ـ  ت ـ حن ـ  gördüm.”
                                                                     ـ ف


                                           ۜ
             ve: “Hâşâ! Allah                                                   ۜ                   Öbürü de: “Ben de
          için, bu bir insan                                                                     başımın üstünde ekmek
          olamaz, bu pek kıymetli                                                                taşıdığımı ve bu ekmeği
                                                                                            ا ن
                                                                  ى
                                                          ة

                                                                         لةو نةن

          bir melek! Başka bir    نفج       لا ـ ح س ـ  ح بةر  ة  ةق ـ  لا ﴾٣٢﴿ ةنير غا ح صلا   ةن م انو كـي ة ة  ةجسي ـ ف ـ ح ـ ة  ة ل  هر     ما ــ  اةم  kuşların gagaladığını
                                                      ي

          şey olamaz!” dediler.                                                                           gördüm.
             Yusuf  /32 –                ف                                                              Ne olur, bu
          Vezirin hanımı: “İşte,   ل ة                    ة ح ي  ة ي  ي        ة   ة ة ي     ل       rüyamızın tabirini
          beni kınamanıza sebep     ب ف صا حن هةدفي    ك ييحنةع  ف فرص ـ ف  ةتلاةو     هفيلا  ـ    ةي ـ  عفد ـ ةنو ــ ن ي       م ـ  احم    ح يلا ــ ح ب  ةحا  bildir, doğrusu biz seni

          olan genç!                                         ۛ                                      iyi insanlardan biri
                                                                                                    olarak görüyoruz”
             Yemin ederim ki                                                     م                        dediler.
          ben ondan kâm almak             ة                             ف            ل ة ة ي
                              ة

          istedim, ama o iffetli   ۛ فر ۛ صةف    هحبةر  ل  ب   ۛ ـ   ه  اةجةت ـ  ف س اةف ﴾٣٣﴿ ـ ةني  ـ يل   ه اةج     فن  م  ـ ةن لا ـ  ك   اةو  حنهفيلا  Baskılar ve
          davrandı.                                                                                 tuzaklarla hakikati
                                                                                                       örtbas etmeye
             Yine yemin                                                                ف          çalışanlar, uzun vaade
                                                                             ة ي ة
          ederim ki kendisine     ـ ةب فن ـ  دفع  ة ل اد ةب حم ـ ة ـ  ه ـ  م فم  ة   ث ــ ﴾٣٤﴿ ـ  مييل  ف    لا ـ ةع  ة  ـ ح س ـ ي م ـ  عي  لا ةو ه  هحنا ن  ةع ـ فن ـ   ه ك في ـ  هةد ـ ح  de asla başarılı
          emredeceğim işi                                                       ۜ                 olamazlar. Kuyu dibine
          yapmaması halinde o                                                                     de atılsa, köleleştirilse,
          mutlaka zindana                                                                            zindana da atılsa
          atılacak, zelil ve perişan                                                                gerçek, güneş gibi
          olacaktır!”                          ة                 ن    ة      ة     ن ف   ل        kendisini gösterir. İşte


                           ۜ  ناةيةت    ةف ـ  ةنفجسلا   ح   هةعةم لةخةدةو﴾٣٥﴿ني ي ح ىحتةح  هحنن جسةي ـ ف  ل    تاةيلا    اةر   ا و    اةم  Hz. Yusuf (a.s.) bu sefer

                                                          ۟



             Yusuf  /33 – “Ya                                                                      hapishaneyi dershane
          Rabbî! dedi, “Zindan,                                                                       haline getirerek,
          bu kadınların beni                                                                     kıyamete kadar gelecek

                                                                                        ل ة
                                                    ة ن ف
                                                                                 ا ا ي
          dâvet ettikleri o işten   ل مفحا ل  يانين  ل  ا ي    يينا  ــ ر ح را  ةخلا لاةقةو ى  رصفعا ل  يانين  ل    ي را  اةم ه دةحا ةق  tebliğ ve hizmet
                                                                                            ـ
                                                                                           ا
                                                                                          ل
                                                                                  يي ح نا
          daha iyidir.                    ي              ۛارمةخ     ف                              insanlarına da Üstad
                                                                                                      olup, Medrese-i
                                                                                                  Yusufiyeleri başlatıyor.
             Eğer sen onların                                                                      “Hapishane müdürü,
          fendini benden                         ف               ة     م  ف            ف            bütün mahkûmları
                                                                 ح
          uzaklaştırmazsan,     م  ــــ ةن  ة  ة ي حنا  ــ ةنا ـ ير ـ  ك  ي  ـ ةت ـ يوأ ـ يه ل   باةنفئ    ةن ـ  حب ـ    هفنمر ـ      فيطلا       ةت ـ أ   ك ـ ل  ى ازفب     خ ــ  يسأةر ـ ةقفو  ةف  Yusuf’un emrine verdi,
          onlara meyledip cahilce     ن     ۛ             ۜ                          ي             kendisi de bir köşeye
          davrananlardan                                                                          çekilip rahatına baktı”
          olabilirim.”                                                                             (Tekvin, 39,22-23).
                              م     ف    ة                          ف
                                                                                            ف
                                         ح ي
                           اةم ك     ة  ــ حب ـ أ    ـت  ةنلا اه  ف  ــ ر   ةز   ةق ـ  نا ــ ي   ت  ما  ة    ط ـ ةع ـ    ةيل ـ يتأ ـ  كـي ـ اةم  ة ة  ةق ـ لا ﴾٣٦﴿ ةنيينسفح ملا  (bakınız 38)

                                                                                                         Yusuf  /37
                                                             م       م
                                                      ة
                                    تفك  ة    رةت ييحنا ي    ييحبةر  ينم ة ح  ــ ل ـ ي ة  ةع ام   م ام  ـ ك ة ـ ح   لنذ ام  ف  ـ أ    ت ـ ةي ـ ك ة  ةي نا  ة ف ل  ةق ـ فب ـ ل    ـ  لي وأ ف   ب ـ ةت ـ
                                                                                         ي يه
                                                                  ۜ
                                       ۜ
                                         ف
                                                     ن ف
                                 ة
                                                                      ة
                                                                                ة
                           ﴾٣٧﴿ ۙنور         ـ فم ك ـ  فا ــ   ه  ةر ـــ   خلا  ب  م ــ ف ـ   هةو   ن      ل ا ب ح   نو  ــ  مفؤ ـ  ن ــ   يل  م فو ـــ ةق  ةة  ة ح   م ـــ ل ــ

                                                ة

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          238
   237   238   239   240   241   242   243   244   245   246   247