Page 240 - e mushaf TR pdf
P. 240

236
             Yusuf  /15 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Yusuf  /20 –
          Derken kardeşleri onu    12-Yusuf Süresi          Yaprak 08B  Cüz 12   Süre 12  Sayfa 236   Nihayet Mısır’a
          alıp götürünce             Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  varınca, onu düşük bir
          ve onu kuyunun dibine                                                                    fiyata, bir kaç paraya
          bırakma konusunda                                                                               sattılar.
          görüş birliğine varınca,
                                          ﴾١٢﴿       فسوي ةروس             ﴾١٢﴿          236
                                                        َ
                                                              و
          Biz de Yusuf’a şöyle                           و و َ و                                       Zaten ona pek
          vahyettik: “Zamanı                                                                      kıymet biçmiyorlardı.
          gelecek, onların hiç                                                                         {KM, 37.28}
          hatırlarına gelmediği ve
                                                                   ف ل ا

                                                                                           ة ة
                                            ف
                                   ل
                                                                              ل
          seni hiç tanımadıkları   ا  ـ في ـ اةن  ةحفواةو  ب  لا ت    ةغ ـ ةباةي ـ   ـ  ج ـ ح  ييف  هول ـ  ـ ةعفج ةي نا او عةمفجاةو يه باوبةه ةذ احملةف  Yusuf  /21 –

          bir sırada, kendilerine       ۛ                                                         Mısır’da Yusuf’u satın
          yaptıkları bu işi                                                                        alan vezir hanımına:
          hatırlatacaksın.”
          Yusuf  /16- Yusuf  /17
          – Yatsı vakti, ağlayarak   ل  ا  ا  ؤا  ة        ة       ة          ة    ة     ة ة ي       “Ona güzel bak!”
                                                         ة


          babalarının yanına     ةبا ن ـ  ه ا ــ فم  ــ ةجةو ﴾١٥﴿ نور عفشيل فم ـ  هةو اذ  نه  ـ  ـ  فم   هرفما ب  فم هحنةئ حبةن  ـ  ت ـ  ل  هفيلا  dedi,
          dönüp dediler ki:
          “Sevgili babamız, biz                                                                     “Belki bize faydası
          yarışmak üzere      ذ                                                 م                   dokunur, yahut onu
          bulunduğumuz yerden                                        ا ل ا ة ي  ة                     evlat ediniriz!”
          ayrılırken Yusuf’u da   ة  ةتةو ق           ةه ــ فب ـ ةن اةن ـ ف س ـ ةت ــ  ب ــ   ـ ر   ك ـ اةن  ةق ـ لا ـ ةياو ـ ةبا ا ـ ةنا ـ حناا ـ ةذ ا  ﴾١٦﴿ ـ ۜنو  ــ ةي ءا ۛ ى فب ــ ك   ع ــ اش ـ
          eşyalarımızın yanında                                                                      Böylece Yusuf’un
          bıraktık.                                                                                   o ülkede yerini
          Bir de döndük ki onu   م                                                                 sağlamlaştırdık, ona
          kurt yemiş!                                                                                  imkân verdik
          Şimdi biz doğru da   ة  ة   ة                 فنا ــ ۛ ت  ب ــ  م ــ  مفؤ ــ ن   ةنل ـ ا   لةو ــ فو ك احن  ا ل      اةمةو  ۛ  ح  ة ة  ـ اةن ةف ـ ا   ةك ـ ل ـ  ه   لا ـ فئ ذ ـ   ب   عاةتةم ةدفن ع ـ ۛ ف   ي ـ  سو
          söylesek sen bize
          inanmayacaksın!”                                                                            ve bu cümleden
          Yusuf  /18 – Onlar                     ف                                                 olarak, ona rüyaların
          Yusuf’un gömleğine                                                                        yorumunu öğrettik.
                                                                  ن
          sahte kan bulaştırarak   ة ة    ۛس ـ لحو ـ ف ت    لةب  ة ف  ـ لا ةق  بذ    ك ـ    مةد ب يهصي ي مةق ىلةع  ا  ؤا  ةجةو ـ   ن  ﴾١٧﴿ يــ ةن  ـــ يق  د ا  ۛص ــ
          getirmişlerdi.                     ۜ                                                          Allah Teâla
                                                                                                      iradesini yerine
          Babaları Yâkub:                                                                          getirmekte her zaman
          “Hayır! dedi,                                                     م            م         mutlak galiptir, fakat
                                ن
                                               ن ف
                                                                     ى ل
          nefisleriniz sizi     اةم ىلةع ناةعةت ف س ملا   ح لاةو     ةف  ـــ ۛ ص ـ فب ـ ر   ةج ـ ي م ـ ي ـ  ۜل  ۜارفما  فم ك  فنا ـ  ف ـ  س ـ  ل  فم ك ة ل ـ  insanların çoğu bunu
          aldatmış, bu işe                                                                       bilmezler. {KM, Tekvin
          sevketmiş.”                                                                             10,6; Keza 39. bölüm}
             Artık bana düşen,                                                                       Tevrat ve Talmud’a
                                                                                     ة
                                                          ة
                                                                 ة
                                                                           ا
          ümitvar olarak güzelce   ف    ةد   ل ـ ةو    ه    ىل  ة ن  ةف م ـــ ف ـ ا   فد   هةدراةو او    ــ ل ـ  ۛسفرا ـــ ةف   ةةراحي    ۛس  ــ  ف تءاةجةو ﴾١٨﴿ ن و فص ةت ـ  göre onu satınalan Kraliyet
          sabretmektir.    ۜ                                             ة                        muhafız alay komutanı idi.
                                                                                                   Hanımının adı Talmud’a
                                                                                                  göre Zeliha idi. İleride Hz.
             Ne diyeyim, sizin                                                                       Yusuf ile evlenmesi
          bu anlattıklarınız                                                                        şeklindeki bilginin, ne
                                                                           ة
                            ة
                                                                  ل
                                              ن
          karşısında, Allah’tan   نولةمفعةياةم ب  مييلةع   لاةو  ةعاض ـ ۛ ـ ىة     ح  ـ ۛساةو  مل ـ ة   غاذنه ىرش ةيـا  ة  ةق ـ لا  Kur’ân’da, ne İsrail
                                                              ح
          başka yardım                            ۜ        ب  هو ر  ۜ            ن     ب ـــ ف     rivayetlerinde esası yoktur
          edebilecek hiç kimse                                                                       ve bir Peygamberin
                                                                                                   ahlâksızlık eden biri ile
          olamaz!” {KM, Tekvin                                                                     evlenmesi düşünülemez.
          37,31-33}              ف
                                     ك ــ  نا ـــ او  ةو    ة  ود  ـــ فع ـــ     ةد    ةم  ةم    ةد    اةر    ه ـــــ  س  ـــ فخ ـــ  ـــ ةث ــ ةم ـ ةب ن   ب   هفو  ة  ـــ ر    ۛش ةو ﴾١٩﴿  Yusuf’un aileden
             Sabrun Cemil:            ۛ                                                           gelen eğitim ve dindarlığı
          Feryatsız, şikâyetsiz,                                                                     olmakla birlikte ilahî
          soğukkanlı ve mütevekkil                                                               hikmet, medeniyetin en ileri
          bir şekilde belayı                                                                     olduğu bir ülkede, en seçkin
          karşılamak demektir.                        ة ح ة                                        bir ailenin evladı olarak,
          Yâkub (a.s.) ın tepkisini ve  ن ــــ ف   م   ه ــــ ي ر  ــــــ ةت ـــ  ف شا   ي ذ ــ    لا ل ا  ةقةو ــ ﴾٢٠﴿ ةن  ي د ــــ ي ــ   ه اةزلا  ن ـــ ة   م   هي  يف ــ  ona iyi bir öğrenim imkânı
          Mevcut Tevrat metni, Hz.
                                      ن
                                                                                ح
                                                                      ۟
          yas tutmasını, bir                                                                                verdi.
          Peygamber teslimiyetine
          yaraşmayacak tarzda tasvir                                ذ                                 Yusuf  /22 – O
          eder.                                                                                        kemâl çağına
                                             ا
                                                                      ل
                                                                            ل
                                       ف ل
                            ا      ـــ فن ـ ةف ــ ةع ــ اةن  ةي  ن ا ىس ـــ ن  ةع    هي و  ـــ فث ـــ ن  ةم يمر  ك ـــ ي   ا   اه ــ ي   ت ا ر ــــ فم    ل ر ف ص ـــــــ  م  geldiğinde kendisine

          Yusuf  /19 – (Gelelim                                              ة        ة           hüküm ve ilim verdik.
          Yusuf’a) Öteden bir                                                                     İşte güzel iş yapanlara
          kafile gelmiş, sucularını                                                                  biz böyle karşılık
          kuyuya göndermişlerdi.                                     ف                                    veririz.
                                                                                  ة
                                ة ف
                                                      ة
                           ضفرلا ي    ـ  ف   ف ــ ۛ   س وي ــــ  ل احن  ة  ــ حك ــ  ةم  ك  ل ذ ـ  ن ة  ك ـــ  ةو    ۜاد ــ ة ى  ل ةو   ه ذ  ة  ةن ـــ حت ــ  خ ــ  فوا ل


             Saka vardı,                                                                              Kemâl çağı diye
          kovasını sarkıttı.                                                                      çevirdiğimiz “Bedenin
                                                                                                    erdiği ve artık stabl
             “A müjde! müjde!   ل ن ا                            ة ف      ف           ح            gelişmesinin kemâle
                                                 ن ة
                                                                                  م ـــ ف ــ
                                                                        ي

          işte bir civan!” dedi.      ــ يهر  فما ىل ــ ةع ب   لاةو  ۜ  ــــ   ث     ح غ  ـــ  لا ــ    ي ي د اةح لا  ل ـ يو أ  ةت ن  هةم   ل ةو ــ  ن ـ ةع ـ  ل ـ  döneme girdiği 30 - 40
                                                                                                         yaşlarıdır.
             Sucu ile
          yanındakiler, onu                                                      ذ                    “Hikmet” yani
                                                                   ة
                                                     ة
                                 ل
          ticaret malı olarak   ا ة  ــ  ه حد   شا غ  ة  ةب ام  ة ة  لةو ــــ ح ــ ل ـــ ة  ﴾٢١﴿ ـنو  ة  ــــ فع ــ ل ـــ  م  ةي ل  سا ة  ـــ حن ـ    ك ــ ةث ـ لار  ل ة  ك  ن لةو ـــ  “uygulanan ilim” yahut
                                                                                   ا حن
          satmak niyetiyle,                                                  ة         ن             “insanlar arasında
          kafilede olanlara onu                                                                     hükmetme yetkisi”,
          bildirmeyip gizlediler.                                                                    “ilim” ise burada
                                                            ف                   ذ                   nübüvvet demektir.
                                           ف
                                                       ة ن
             Ama Allah Teâla,   ﴾٢٢﴿ ةنيينسفح ملا  يزفجةن   ك ل ذ    ك  ةو    ۜام  ف ى  ـــ ل ــ   ع ةو  ى   ح ــ ك ـــ ام     ه اةن  ةتا ــ في ـــ  ن
          onların ne yapacaklarını
          pek iyi biliyordu!
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          236
   235   236   237   238   239   240   241   242   243   244   245