Page 237 - e mushaf TR pdf
P. 237

233
             Hud /109 – Artık   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Bu âyetle ilgili olarak
          o müşriklerin taptıkları                                                               Hz. Peygamber (a.s.): “Hûd
                                                                                                   Sûresi ve benzerleri beni
          şeylerin kendilerini ne   11-Hud Süresi           Yaprak 07A  Cüz 12   Süre 11  Sayfa 233  ihtiyarlattı” buyurmuştur.
          feci akıbete               Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  Kurtuluş doğruluktadır.
          sürükleyeceğinden hiç                                                                   Hedefe ulaşmanın en kısa
          şüphen olmasın.                                                                          yolu doğruluktur. Böyle
                                                       ٍ
                            233            ﴾١١﴿        دوه ةروس            ﴾١١﴿                   olmakla beraber herhangi
                                                            و
             Daha önce ataları                            و َ و                                     bir işte doğrunun hangi
          nasıl tapınıyor idiyse                                                                    çizgide olduğunu tayin
                                                                                                   etmek bazan çok zordur.
          bunlar da onları taklid                                                                 Ayrıca çeşitli noktalardan
          ederek öylece        ف                                                                  ilgisini kesip sarsılmadan
          tapınıyorlar. Biz de     ة                     ا ا                                        dosdoğru olan o çizgi
                                                      ة

                                   ح ي ة
          elbet müstehakları ne   ك ــ اةم   لا ن ود    ةم ـ ةيا ــ فع ـ  ب ـــ      ءلل ؤ ـــ نه  د    ةي  ــ فع ـ  ب ـ    ة  ــ احم   م   ةةير ــ  م ييف ــك  ةت ل  ةف ـــ ة  üzerinde yürüyebilmek
                                                                            ف
          ise, eksiksiz tam tamına                  ۜ                                                daha zordur ve yine,
          ödeyeceğiz.                                                                             istenilen hedefe ulaştıktan
                                                                                                 sonra, doğruluk üzere sebat
             Hud /110 –                                                                          etmek büsbütün zordur. İşte
          Mûsâ’ya Tevrat’ı                                     ة ة     ي             ا ن           Efendimizi ihtiyarlatan,
                                                                                     ة
                                                                             م ـــ ف ـ ۜلفب
                                     ة
                                                                                                     kendisinden ziyade,

                                                 ي
          verdik. Kur’ân   صو قفنةم رفي  ةغ م ه  ـ ةب ـ ف ــ  يص  ـ ةن فم ـ   هوحف ةو  ـ  م ـ  لاحناةو    ةق ن فم ــــ  هل ؤ ابا د  ةي ـ فع ـ  ب ـ    ümmetinin istikameti
          hakkında senin halkının  ۟                                                                koruyup koruyamama
          yaptığı gibi onun                                                                              endişesidir.
          hakkında da ihtilaf edip  ف
          kimi iman, kimi inkâr    ة ة                            ف                    ة               Aslında sizin
                                                                                 ن
                                                                                                      Allah’tan başka
          etti.             ةم ل    ك ـ ة  لفولةو    هي  يف ف  ـ فخا ــ  ت ـــ  ل ــ ۛ ـ  ةف   ۛ باةت    لا ـ  ك ــ  ىسو ـ ۛ   م اةن  ةت ا د  لةو ـ ةق ـ ف ـ في ــ  ﴾١٠٩﴿  yardımcınız yoktur.
             Şayet Rabbinin,             ۜ                                                           Sonra O’ndan da
          insanlara mühlet verme                                                                   yardım görmezsiniz.
          vaadi olmasaydı,
                                                                             ة ة
                                  ح
          elbette haklarında nihâi    م ك ــ   ـ فن ـــ  ه  ۛش يف  ة  ي ة  ةو   م  ــــ في ــ ةن ـــ  ه ـ ف  ةب  ة يض  ل ــ  ق ـــ   ك حبةر  ـ ف ت  ةقةبۛس  Hud /114 –
          hüküm verilmiş, iş                          ا   حن ـــ  ه ــ ل فم ــ ي  ۜ      م ـ فن    Gündüzün iki tarafında,
          bitirilmiş olurdu.                                                                      gecenin gündüze yakın
                                                                                                  saatlerinde namaz kıl.
             Bu gerçeğe
          rağmen, senin halkın       ة                               ة ى     ة                        Zira böyle güzel
                                              ة
                                                                             ح ي
                              حنا  م
                                                                ل ام
          hâla, Kur’ân’dan ve   ـــ  ه  ة ي  لام  فعا  ــ ة ـ  ه ــ ف  ل   كحبةر  ة  ح ـــ ةي ــ حن ــ  ه ـ   فم  ة ة  ـــ ح ــ  ي ـ  ف ةو  ل  حل ـــ  ك ناةو ﴾١١٠﴿ ــب  ي   م ـ ير  işler insandan uzak

          azaptan yana şiddetli   ۜ                                                              olmayan günahları silip
          bir tereddüt ve şüphe                                                                           giderir.
          içindedir. [10,19; 17,15;                                                                   Bu, düşünen ve
          20,129-130; 6,156]   ة                      ا                             ة                ibret alanlara bir
                                                                       ر
                                                                         ـ
                                       ة
                                                  ف

             Meal, Nesefî’nin    ــ ةع ــ ك  ةم  ۛ بات ن  ةمةو ــ ف    ۛ ترما      اةمةك فم قةت ف ساةف ﴾١١١﴿ ييب ـ ةخ نو  ةي ام  ب ـ ة ــ فع ـــ ةم ـ ل ـ  nasihattır. [3,113;
          yaptığı isabetli ve güzel                                                                       20,130]
          tefsire göre verilmiş,                                                                        Hud /115 –
          böylece konular                  ف                                                       Sabret, zira Allah iyi
          arasında ilişki        ة ح     ا ة ي   ة               ة              ة ي    ف    ة          davrananların
          kurulmuştur.                       ف  ــ ر ك  نـ ـ لااو ـ ى لا ـ ي ي ذ ــ ةن  ةتلةو ﴾١١٢﴿ صـري  ي    ـ ةب نول  ةتام  ــ  ب  ه ـ ة ـ فع ـ ةم ـ  حنا افو  ـ ط ــ ةغ ـ  ةتلةو  mükâfatını zayi etmez.
                                                                                  ۜ
             Hud /111 – Hiç
          şüphe yok ki Rabbin                                                                       Hud /116 – Sizden
                                                                                                     önceki nesillerde,
          herkesin işlerinin                              م                 م                        dünyada fesat ve
                                                                                           ة ة
                                                                       ة
                                            ن
          karşılığını tam tamına   ة  ا  ــــ ةي ـ ءا  ل     لفوا  ن ــــــ ف   م     ح لا   نو د ن ـ ف   م فم ك  ة  ـ ا   ل ــ  ةمةو  راحنلا  م ك  ة  ةف ـ ةت ـ ح سةم او ملظ  düzensizliği
          ödeyecektir. Çünkü O,                                     ۙ                              menedecek, böylece
          onların bütün                                                                           onları helâk olmaktan
          yaptıklarından                                                                            koruyacak idrâk ve
          haberdardır.                                                                                fazilet sahipleri
                                                                           ة
                                                                                        ة ة
                                                                   ةو ا    ق ـــ م


             Hud /112 –    ى  ـــ ف ـ ا  ة ل  زةو  را  ة     ة    ـــ ةفر ـ ي لا ــ حن ــ ةه ـ  ة ط ةةو  ـ ل ـ  ة ن    ح صلا  ل    ﴾١١٣﴿ ن ور  ـــ فن ــ ۛ ص ـ   ت ل حم   ث ــــ  bulunmalı değil miydi?
          Öyleyse ey Resulüm,                                                                         Onların içinden
          sen beraberinde olup                                                                           görevlerini
          tövbe edenlerle birlikte,                                                                yaptıklarından ötürü
          sana nasıl emredilmişse  ة                                         ة        ة ح         kurtardığımız az kimse
                                                                           لا نا
          öyle dosdoğru hareket    لنذ  ــ ك    تاةـ  ــــ  حي ـــ  ة ح سلا ن  ف  ـــ ذ    ه ـــــ فب ـــ ة   ي      تاةن  ـــــ ةح ــــ ۛس ــــ  ف ح ي  لا ـــــ في ـــ  ل   م ــــ ةن  var.
          et.                     ۜ                                              ۜ                  Zalimler ise içinde
             Aşırı gitmeyin.                                                                       bulundukları refahın
          Çünkü O, yaptığınız her                                                         ذ           ardına düştüler.
          şeyi görmekte olup                  ة ح ن ة                          ة ح                 Doğrusu onlar suçlu
          işlerinizin karşılığını da  ع ـ يض ــــــــــ  يل    ة ح لا   ن ا ـــــ ةف ر  ــــ  ب ــــ  ف ص اةو﴾١١٤﴿ ةنير ــــــ نك  ـ ل ــ  اذ   ل ىر    ذ ك ـــــ  kimselerdi.
                                                                                       ن
                                                     ف
                               ي
                                                                     ۛ ي
          size verecektir.
                                                                                                     Bu âyet, iyiliği yayıp
             Hud /113 – Bir de                                 ف                                     kötülüğü önlemeye
          sakın zulmedenlere       م                                                                çalışmanın lüzumunu
                                                                                        ف
                                                            ة

                                                                                                    belirtmektedir. Âyetten
          meyletmeyin, sempati   اوللوا فم ك  ـ فن ةق ـ فب ـ  ل   م  نور  ف  ـ ةن لا ـ  ق ـ   م  نا ك ـ   لفو ة ة  ةف ــ ل ـ  ﴾١١٥﴿ ةنيينسفح ملارفجا ل  anlaşılan diğer bir husus


                                                                                          ة
          duymayın. Yoksa size                                                                    şudur: Eğer bir toplumda,
          ateş dokunur.                                                                           iyilik için çalışanlar yeterli
                                                                                                 sayıda iseler, genel azap, bir
                                                                                                  fırsat tanımak için bir süre
                                                  ة
                                                         ة ف
                                   ل
                                                                                ة
                                                  ح ي
                                                                                                    ertelenir. Eğer toplum,
                                  فنا ن  ة  ـ حم ـ ف ــ ةج ـ في ــ اةن   م ىلييل ـ ةقلا  ضفرلا   ي ف   داس  ف        ــ ن لا ـ ةف ـ ۛ  ةع  نفو  ةي ــ فن ـ ةه ـ  ة  ةب ـ  ق ـ حي ـ  ة  salihlere hakka hizmet için

                                                                                                  izin vermiyorsa, o toplum
                                                                                                      helâkini hazırlamış
                                                                                                          demektir.
                                                                              ة
                                                                              ح
                                                                                                        Hud /117 –
                           ﴾١١٦﴿ ـ ةن ـ ي        ـ  نا ـ او  م ـ فج ـ ي مر  ةكةو   هي       فتا ـ  اةم او م  ة ة    ظ ـ ل ـ  ةنيذلا   ي  ـ ةب ــ ةع  ة حتاةو  م   م ـ فن ـ  ه ـ ف  Rabbin, halkı dürüst
                                                                ا    فر ـ يفاو ــ
                                                                                       ۛ
                                                                                                 hareket eden hem kendi
                                                                                                    nefislerini, hem de
                                                                                         ف        birbirlerini düzeltmeye
                                                   ل
                                 ة
                                                                                ة
                           ﴾١١٧﴿ نو ح     ـــ ف ص ـ  ل ــ   م اةه  ـ ل ـ  فهاةو م    ف    ىر    لا ـ  ك ل   ل  ـــ  ي ـ فه ـ   كحبةر     ة  ك ـ نا  اةمةو  çalışan diyarları, haksız
                                                                      ة ف  ق ـ
                                                               ن  ب ـ ظ ـ ل ـ
                                                                                                  yere asla helâk etmez.

                                                                                                            [43,76]
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          233
   232   233   234   235   236   237   238   239   240   241   242