Page 235 - e mushaf TR pdf
P. 235
231
Hud /89 – Ey Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Anlamıyorlardı,
milletim! Bana muhalif çünkü kulak vermiyorlardı,
dikkatle dinlemiyorlardı,
olmanız sakın sizi Nuh 11-Hud Süresi Yaprak 06A Cüz 12 Süre 11 Sayfa 231 vahiy ve nübüvvete önem
halkının, yahut Hûd Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 vermiyorlardı. Bütün fena
halkının, veyahut insanlar gibi onlar da başka
Semûd halkının başına insanları da kendileri gibi
ٍ
gelen felaketler gibi bir 231 ﴾١١﴿ دوه ةروس ﴾١١﴿ kötü zannettiklerinden,
و
şahsî çıkarlar peşinde
musîbete uğratmasın. و َ و koşmayan ihlaslı insanlar
Lût kavmi ise olacağını düşünemiyorlardı.
zaman ve mekân Bu güzel insanların
yaptıkları değerli
bakımından zaten م م hizmetlerin arkasında gizli
ف ل
uzağınızda değil, bari ۛ باصا ۛ ا ل ــ فث ــ ل اةم م فم ك ـ ةـب يص ي نا يياقاةقش فم ك ة ـ حـن ةمرفج ةيل ـ ة ةق ــ مفو اةيةو niyetler, art düşünceler
onların başına gelen ي aramaya çalışıyorlardı.
felaketten ibret alın.
Hud /92 – Şuayb:
Hud /90 – “Ey milletim, demek
Rabbinizden af ve ل ل akrabam sizin
mağfiret dileyin, sonra طو ــ ل مفو ــــــ ةق اةمةو ح ــــــ لاۛص ةمفو ــــــ ةق فو ا د ـ و ه ةمفو ــــــــــــــ ةق فوا ـــحو ن ةمفو ةق ــ nazarınızda Allah
günahlarınızdan tövbe ۜ Teâladan daha mı
edip O’na sığının. O kıymetli ki siz O’nun
sizi affeder ve korur. buyruklarını arkanıza
Çünkü Rabbim ة ا م م atıverdiniz.
ح ي
لا او
rahimdir, veduddur” ييحبةر نا ه ــ في ــ ة ي ت حم ـ و ب ــ ة فم ث ــ ك ة حـبةر اور ففغةت ف س اةو﴾٨٩﴿دي ي عةب ب فم ك فـن م
(pek merhametlidir, ۜ Ama şunu hiç
kullarını çok sever). unutmayın ki Rabbim,
[85,14] {KM, Yeremya ف yaptığınız bütün şeyleri
31,3; I Yuhanna 4,8.16; ilmi ile ihata
ى ة
Romalılar 5,8} ـ احم ةت ــ ق ـ لو م اري ـ فف ـ ةق ــ ل ه ك ـ يث ـ ةن اةم بفي ش ــ ةع ـ اةياولاةق ﴾٩٠﴿ د و دةو م ــ ي ــ ي ح ةر etmektedir.
Bu âyette, bir Hud /93 – Ey
Peygamberin ağzından milletim! Siz
Cenab-ı Allah vedûd vargücünüzle elinizden
olduğunu bildiriyor. ل ا ة ة ة ة ة ى ة ة ة ي geleni yapın, ben de
ا
ي
ن
İslâm’da Allah ile kul ـ فناا ــ ۛ ت ةمةو كاةن ــ فم ـ ة ـ ةجر ل ك ـــ ط ـ فهةر لفو ـــ لةو ۛافي ـ ي ع ـ ۛض اةنيف كير ل ـ ةن ـ حناةو vazifemi yapıyorum.
münasebetlerinde Zelil ve perişan
sevginin yerinin ne eden azabın kime
derece yüksek geleceğini ve asıl
olduğunu, tek başına bu م ة ة ة yalancının kim
ن
isim göstermeye yeter. ۜ ح لا نم فم ة ك ح ي ا ةع ــ ز ةع ـ ل ـ فـي ي ل ةر فه ــ ـط ل ا مفو ـ ا ةق ــــ ةي لا ةق ـ ﴾٩١﴿ ي زةعـز ي ةع ـ فيل ـ اةن ب ـ olduğunu yakında bilip
Zira Allah’ın öğreneceksiniz.
yaratıklarını çok seven
ve onlar tarafından çok Gelecek azabı
sevilen olduğunu ى ة م gözleyip bekleyin, ben
ة
ۜح ح ي
ا
bildirir. Kulların en ﴾٩٢﴿طي ي ح م نولةمفع ةت ام ب ـ ة ـ ييحبةر نا اير ـ فه ـ ظ فم ك ءاةرةو هو ـ م ـ تذةخ ة ف حتاةو ـ de gözlüyorum.”
ة
ideal vazifeleri Rabbe
ibadetleri olup ibadet, Hud /94- Hud /95
duyulan sevginin ifade – Azap emrimiz
edilmesinin en ileri م ف gelince, tarafımızdan
ة
ي
şeklidir. Allah’ı çok ۙنو م ة ةت ففو ــ ۛ ــ فع ـ ل ــ ۛس ۜل ماةع ييحن ا فم ك ةم ـ ك ـ تةن ا ن ةع ــ ىل فعا ــ ةم ـ اول ةيةو ـ ةق ا ـ مفو bir lütuf olarak Şuayb
seven, O’na daha çok ve beraberindeki
ibadet eder. Bu sevgi müminleri o azaptan
gerçeğini ispatlayan kurtardık.
daha nice âyet ve hadis ف Zulmedenleri ise o
varken, bunu ا ة ف
ي
görmezlikten gelen bir ي ـ يحنا او ــــ ق ــ ب ــ ةتفراةو ب ذا ه ن ـــ ف ـــ ةو ك ــ ةمةو ه ــ يزفخ ــــ ي باذ ةع ــ يـ ه ةي ن ةم ــ ف ــ يتأ ـ korkunç ses bastırıverdi
ۜ
ي
çok müsteşrikin de diyarlarında
çökekaldılar.
bulunması oldukça
tuhaftır. م Sanki hiç orada
ل
ة ة
ة ـــ حج ـ في ــ
لةو ـ ح
لاةو اب
Hud /91 – Halkı ــ ي ي ذ ــ ةن ة ح ى ـــ ةع ـ في ــ ش اةن ة ةن انر ــ فما ءا ـ ا ةجام ﴾٩٣﴿ بييقةر فم ك ةعةم yaşamamış gibi oldular.
ة
ise “Şuayb!” dediler, Evet, Semûd halkı
“söylediklerinin çoğunu defolup gittiği gibi
anlamıyoruz, kabul Medyen halkı da
etmiyoruz. ة defoldu gitti!
ة
ل ة
Hem içimizde seni ة ة ـ ح ص ــ في ــ ةح ـــ لا او م ة ة ظ ن ــ ي ي ذ ــ ة ــ ل ــ ح لا تذ ـــ ةخاةو احن ــ ةم ــ م ة ــ فحر ةم ـ ةع ــ ب ه ــ ةما ـ او ن ن Hud /96- Hud /97
ة
pek zayıf görüyoruz, – Mûsâ’yı da
eğer senin üç beş kişilik âyetlerimizle ve
akraba grubunun hatırı ف özellikle pek âşikâr bir
olmasaydı seni taşa delil ile,
ف ـ ثا ـ ي م
ل نا
tutar linç ederdik. ۜ ـ ي ـ اةه ةي م ـــ ف ـ فغ ــ ةن ـ يف افو ة ف ة ك ـ ﴾٩٤﴿ ـ ةن ـ ي ةج م ـ هرا يف ـ ي د ةي ــ او ح ة ةف ـــ ا ف ص ــ ةب ـــ Firavun’a ve ileri
ۙ
Bizim nazarımızda gelen adamlarına
senin hiç önemin Peygamber olarak
yoktur.” ف gönderdik.
ل
ف ـ ل ــ اةن ۛس فر ا د ة لةو ــ ةق ــ ف ﴾٩٥﴿ دو م ــ ةث تة ةب ام ك ــ ة ــ ع ـ ف د ـــ ةن ـــ ةم ــ ةي فد ل اد ـــــ فع ــ ب لا Ama adamlar
ة ل
ى
۟
tutup Firavunun emrine
tâbi oldular.
Oysa Firavun’un
ة
ل
ئ ل ـــ ة ـــ يه ةمةو نفو ــ ف ـ ةعر ف ى ن ي ﴾٩٦﴿ يـن ـــ يب ـ م ناط ف ة ــ ل ـ سةو اةن ن ـ ا ةي ـ ا ت ــــ ب ىسو م ـ ن emri tutarlı ve doğru bir
لا ـ
ۙ
emir değildi. [3,128;
7,60; 73,16; 79,21-26]
ة
ة
ل ا
﴾٩٧﴿ يــ د ـ شر ــــ ب نفو ــــ ةع ر ــ ف ر ـــ فم ا اةمةو ۛنفو ـــ ةعر ـــ ف ر فم ـــ ل ا ة ةف ـ ـحت ا ـــ ةب ـــ
ا او ع
ة
ي ة
ف
ف
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
231

