Page 175 - e mushaf TR pdf
P. 175

171
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Araf /164 – Hani                                                                           Araf /169 –
          onlardan bir cemaat:   7-Araf Süresi              Yaprak 06A  Cüz 09   Süre 07  Sayfa 171  Onlardan sonra hayırsız
          “Allah’ın yerle bir        Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  bir nesil geldi ki bunlar
          edeceği veya şiddetli                                                                   kitaba (Tevrat’a) vâris
          bir felaket göndereceği                                                                         oldular,
                                                      ِ
          şu gürûha ne diye   171          ﴾٧﴿       فارع ع لا ةروس        ﴾٧﴿
          boşuna öğüt verip                               ع  َ  و  َ و                              ama âyetleri tahrif
          duruyorsunuz?”                                 َ                                         etme karşılığında şu
          demişti.                                                                                değersiz dünya metâını
                                 م                                                                 alıp “Nasılsa affa nail
             O salih kişiler de:                            ة                         ة           oluruz!” düşüncesiyle
          “Rabbinize mazeret                 م ــــــ فه ـ  ل ـ ك ـــ  ه ــ فم    ح لا    ى ن  ۙام فو ــــ ةق  نو  ةت ةم ــ  ع ــ ظ ـ  ـــ    ة  ا   حم ــ  م  ة ــ فن ـــ  ه ــ  ل فم    ف تل اةق فذ ي  ةو   ا    hareket ettiler.
          arzedebilmek için! Bir
          de ne bilirsiniz, olur ki                                                                  Af umarken bile,
          Allah’a karşı gelmekten                                                                öbür yandan yine gayr-ı
          nihayet sakınırlar   م                                                      ح             meşrû bir metâ, bir
                                                                           ة ى
                                                             ى
                                       ن ي
          ümidiyle öğüt     فم ك   حبةر ـــ   ىلا   ىة     ـــ فع ـــ  ذ ةر    ةم  او  ــ لا ــ  ةق  ۜاد  ــ ي  ي د ـ  ۛش  ا ـ ب اذ  ةع ــــ فم  ـ ةع ـ  ب  ذ ــ  ه ـ   م فوا ل  rüşvet zuhûr etse, onu
          veriyoruz” diye cevap                                                                          da alırlar.
          verdiler.
             Araf /165- Araf /  ة ح                                           ة          ة  ة ح        Peki onlardan,
                                          ل
                                                                                  ة
                                                   ح ــ

          166 – Kendilerine   ةنيذلا     فنا اه ــ ي ـــ ةج ـ في ـ اةن   ي   ب اور   ك  ذ ا ـ ةم او  ة ة  ةف ــــ ل ـ حم ـ  ا   ةن ـ  س ـ  ﴾١٦٤﴿نو قحت  لةو ـ لةع ـ  ه ـ ةي فم ـ  Allah hakkında hak ve
                                                                                                   gerçek olandan başka
          verilen öğütleri ve                                                                              bir şey
          uyarıları kulak ardı edip                                                                 söylemeyeceklerine
          onları bir tarafa                                                                         dair kitapta mevcut
          bırakınca,                       ة         ة ة     ة ح  ف          ا         ة          hükümler uyarınca söz
                                                                       ل
                           اةم ب سي   ةب ـ يـ ـ   باذةع     ب ـ  او م  ـ ل ـ  ظ  ةني ي ذلا اةن ذ ــ ةخ اةو  ءو ـ      ح سلا ن  ةع ـ نفوةه  ةي ـ فن ـ  alınmamış mıydı?



             içlerinden
          kötülükleri önlemeye                                                                           Ve kitabın
          çalışanları kurtarıp o                                                                  içindekileri ders edinip
          zalimleri fâsıklıkları   ة  ف                              ة ة      ة                    okumamışlar mıydı?
          yüzünden şiddetli bir           ـــ فن ـ    ه  ق ـ ل ــــ اةن ل ـ  ه ـــ فم  ةع او ه ــ  ن اةم ن ــ ف  ةعافو  ةف ــ ل ـــ احم     ةع ـ ةت ــ  ﴾١٦٥﴿ نو ق سفف ةي  ـ   ناةك ـ  او
          azaba uğrattık.
                                                                                                       Halbuki ebedî
             Şöyle ki: Onlar                                                                م      âhiret yurdu, Allah’a
          serkeşlik edip yasakları   ة  ة           ة ة  ة ة  ة                                       karşı gelmekten
          çiğnemekte ısrar edince م     ةع ن  ل  ـ ةي ـ فب ـ ةع ـ ةث ـ ح ـ ل ـ في ـ ه ـ ف    حبةر ــ ك  ن حذ ا ــ  ي  ةو   ا   ةت  فذ  ﴾١٦٦﴿ ةنييـ ـ س اةخ ىة    ة  ك ـ  نو ـ  او  ق ـ ةدر  sakınanlar için elbette

          onlara: “Hor ve hakir                                                                       daha hayırlıdır.
          maymunlar haline
                                                                                                       Hâla aklınızı
          gelin” diye emrettik.    ة                                                                başınıza almayacak
                                          ة
                                   ح ي
                                                                                            ن ي
                           ك   ة ة    حبةر ـــ  نا   باذ  ف لا ـــ ةع ــ   ءو ــ ا  س   م  ــ  ه ـ ف   م وس  ةي  ن ــ ف ــ    ــ  ق ــ ني ـ ةم ـ ةم   ة  ف لا مفو  ةي ـــ ىلا  mısınız?
                                                 ة
             Şiddetli azabın,            ۜ
          maymuna çevirme
          olduğu, yani bunun                                                                            Araf /170 –
          daha önceki cümleyi                                                                       Kitaba sarılanlar ve
          tekid ettiği                  ة ح                        ة                         ة       namazı gerektiği
                                                                       حنا ةو
          söylenmiştir. Meal buna ي ف فم ــ  ةق ةو ــ ط ـ فع ـ  هاةن  ﴾١٦٧﴿ ــ  مي  ي ح ةر  ر  ـــ ل  ه ـ ةغ ــ  ف ـ و    ة ي     باق  ـ  ع ـ  ف ة  لا  عير ي  ل ــ ۛس ــ  şekilde yerine getirenler

          göredir.                                                          ۛ                           bilsinler ki,
             Araf /167 – O                                                                             Biz iyilik için
                                          ة
                                                ة
                                   ة
                                                              ة
                                                                      ة
                                                                                ى
                                                                                           ة ف
          vakit Rabbin, kıyamet    ه ــ فم   اةن فول ــ ةب ةو     ك ل نذ ن ود م  ـ فن ــ  ه ـ ف   م ةو نو حل اصلا   ح   م هفن م ۛامةما ض فرلا  çalışanların


          gününe kadar onları                                                                     mükâfatlarını asla zâyi
          kötü azaba uğratacak                                                                            etmeyiz.
          kimseler ortaya
          çıkaracağını bildirdi.                                   ة
                                                      ة
                                                                   ح ة
                                                                                           ف
                                                                             ة
                                                                           ح
                            فم ه   دفعةب ن   م ف ـ ۛ ـ ف  ة لةخةف ﴾١٦٨﴿نو ع جر ـ ةي فم هلةعل    تاةـ ي ح سلاةو    تاةنۛسةحلا ب
                                                             ف
             Muhakkak ki
          Rabbin, dilediğinde
          cezayı çabucak veren,
          ama aslında gafurdur,                                   ف
                                                          ة
                            ة
                                         ة ف ة
                                                                                           ف
          rahîmdir (affı ve   نولو قةي ةو  ىننفدلا اذنه  ۛ ضر ــ ةع  نوذ ــ  خ أ  ةي  ــ    ۛ باةت  ف لا ــ  ك ـ  ـ  او  ث ر ةو   فلةخ
          merhameti boldur).                         ة
             Araf /168 – Onları
          parça parça topluluklar               ف                       ف


                                                                            ف ي
                                                      ــ
          halinde dünyanın her   ف  ـ ذ  ةخ فؤ   ي م ــ ف ــ  ة ل لا   هوذ ـ  خ أ  ةي  هل  ـ فث ـ   م     ضر ــ ةع  م     ـ  ت أ ـ ه ـ ف  ةي  ن ا ةو  اةن  ة ل ــ رةففغ  ۛس ـ  ي ـ

                                                              ة
          yerine dağıttık.               ۜ                                       ۛ
          Aralarında iyi kimseler
          de vardı, iyi olmayanlar
          da.                                 ة
                                      ة
                                                                  ة ف ل
                                           ف
                                                      ة
                                                                              ف

                                                                                           ة
                             ـ او   سةر ةد ةو  ح قةح ـــ لا لا   ن ح ي      ح لا ىلةع  اولو ق ــ ةيل نا   باةت كلا    ي ي م ـ  قاةث فمهفيلةع


             Kötülüklerden
          dönüş yaparlar diye
          onları gâh nimetler, gâh
          musîbetlerle imtihan   ة                               ة                 ة
                                                                             ن ف
                                ح
                                         ة
                                                     ل ة
                                                                 ح
                                                          ة
                                                           ة
                                                          ح
                                                ة
          ettik.            ةني ي ذلاةو ﴾١٦٩﴿ نول قفعت  ة لةفا ۜنو قتي ةني ي ذل ل رفيةخ  ةر خلا  راحدلاةو  هييف اةم

                                                                          ة
                                                                                        ۜ
                                                                                    ة ف
                                                              ن ة
                                                                         ل
                                          ف
                           ﴾١٧٠﴿ ةني ي ح ل ف ص ملا   رفجا ل     عيضن         ل  ة ي ة    احنا ةةولصلا   ح  او ماةقاةو   باةت كلا ب   نو ك ح سةم ي
                                                    ي

                                            ة

                                                            ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          171
   170   171   172   173   174   175   176   177   178   179   180