Page 171 - e mushaf TR pdf
P. 171
167
Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Araf /144 – Kibirliler kalplerini
Buyurdu ki: “Mûsâ! 7-Araf Süresi Yaprak 04A Cüz 09 Süre 07 Sayfa 167 dışardan gelecek aydınlığa
Ben seni risaletlerim, Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 öylesine kapatmışlar, Allah
da onların bütün
mesajlarımla ve varlıklarıyla istedikleri bu
hitabıma mazhar sonucu yaratıp kalplerini
ِ
etmemle öbür insanlar 167 ﴾٧﴿ فارع ع لا ةروس ﴾٧﴿ mühürlemiştir ki gerek
arasından seçip mümtaz ع َ و َ و tekvinî, gerek tenzilî yani
gerek Allah’ın kâinat
kıldım. َ kitabına koyduğu, gerek
Şimdi şu sana verdiğim indirdiği Kur’ân’a
nübüvveti al ve bu dercettiği ilahî âyetlerin
nimetime şükreden ف ifade ettiği gerçekleri
ا
ة
ة
ة
ة
ة
ة
ي
kullarımdan ol!” يم ة ـ ي ل ك بةو ييتلاۛسرب ساحنلا ىلةع ك تفيةفطصا ف ي حنا ى ن سو م اةي لاةق göremeyecekler, o şan ve
şerefi, o mutluluğu
Araf /145 – Ona tadamayacaklardır.
verdiğimiz levhalarda, Kur’ân vahiyle indirildiği
insanlara öğüt olmak ف م gibi, onun makbul yorumu
ة
ة
üzere her şeyi tafsilatlı ة ةو ك ــ ةت ــ فب ــ اةن ل ــ ه ي ف ﴾١٤٤﴿ ةنير اشلا ح نك ــ ةن م فن ك ةو ك ت ف ا ن ةف ــ خ ــ ذ ةم ـ ةتا ا ـ في ــ da vahiy sırrına mazhardır.
olarak buyurduk. ي Kur’ân, tevazu ve
teslimiyetten uzak olan
Sen bunlara kuvvetle kibirlilere, gizli hazinelerini
sarıl ve ümmetine de o م م açmaz.
hükümlerin daha ح ة ح ف ة ف Araf /147 – Halbuki
sevaplı olanlarına ءي ــ ف ۛش ل ــ ك ـ ل ىل ي ــ فف ـ ص ــ ي ـ ةت ةو ىة ــ ظ ـ ـ ع فو ةم ءي ــ ف ۛش ل ك ـ م ــ فن ح اةو ـ ل لا âyetlerimizi ve âhirete
sarılmalarını emret. ۛ kavuşacaklarını yalan
sayanların bütün işleri
İtaat dışına çıkanların ve eserleri boşa
diyarlarını ise nasıl م ف ة ف ف çıkmıştır. Böyle
ة
ي
târumar ettiğimi فم ك ـي را ــ ۛس اةه ة ب ـ ا فح ـ ۛس ـ ن ـ اوذ ــ خ أ ةي ــ ف ــ ر ةق ــ فو ةم ـ ك م أةو ةحو ب ـ ق ـ اةه ةف ــ خ ـ ذ olmayıp ne olacaktı ya?
yakında size ۜ Onlar yaptıklarından
göstereceğim.” [28,43] başkasıyla mı karşılık
{KM, Çıkış 24,12; 31,18} ف göreceklerdi?
ن
ف ة
Tevrat, bu levhaların taştan ة ة ح
olduğunu ve yazıların Allah ي ف نورحب ة ةي ـ ةـت ك ةنيذلا ةيا ن ةع فر ـ ـ ف ـ تا ـ ة ي ي ة ۛس ـ ف ص ا ﴾١٤٥﴿ ـ ةني ـ ي ق س اف ـ لا ةراةد Âhirete inanmadıklarından,
Teâla tarafından yazıldığını orada da bekleyecekleri hiç
bildirir. Kur’ân da bunu bir karşılık olamaz. Mesele
Allah’a izafe etmekle bu kadar vazıhtır! Çünkü,
beraber yazının melek م âhiretin varlığını hesabına
vasıtasıyla mı, Hz. Mûsâ ة ن ح ة ف ي ف ة ف alarak yaşayanlar oraya
ة
ۜ
tarafından mı, bizzat Allah ۛ ــــ اةه ــــ ن ـ ب او م فؤ ـــــ ي ل ة ــــ ةيا ل ك ـــ افور ةي ـــ ناةو ق ـــ ةح ــ ح لا ر ب ـــ ةغ ـــ في ــ ضفرلا göre hazırlananlar, oradan
tarafından mı yazıldığı faydalanmaya hak
tasrih edilmez. kazanırlar. Bir şeyi inkâr
edenin, ondan hak taleb
“Tevrat’taki şeylerin en etmeye hakkı olamaz.
güzeli” kavramı, birkaç ة ة
ف ي
ة
ۛ
ة
yoruma elverişlidir. Mesela: افور ـــ ةي ناةو ىلي ۛس ـ يب ـ ة ةي ــ حت ـــ خ ــــ ذ هو ل د ــ ح ــ يب ـ ي ـــ ل لا ـ ف ش ر ۛس افو ر ةي ــــ ن ي ف ةو ا Araf /148 – Mûsâ
Farzlar mübahlardan daha Tevrat’ı almak için
güzeldir. Kısas caiz ise de ayrıldıktan sonra
affetmek daha güzeldir.
Birkaç ihtimal varsa, o ف ümmeti, zinet
ة
ح
tefsirlerden biri diğerlerine ة takımlarından, böğürür
ۜ
göre daha güzel olabilir. او بذ ك ـ ة ة ـــ حن ا ـــ ه ــ فم ب ك ـ ل نذ ىل هو ۛس ـــ يب ــ ي ــ ة لا ــــ ةغ ـــ ح ي ةي ــــ حت ــــ خ ــ ذ ف ة ۛس ـ يب ــ ي ـــ ل gibi ses çıkaran bir
Araf /146 – Dünyada buzağı heykeli yapıp
tanrı edindiler.
haksız yere büyüklük Görmemişler miydi ki o
taslayanları, âyetlerimi ف ف heykel onlara hitap
gereği gibi anlamaktan ن ة ح ك ــ بذ ــ ة ح ةو ا ل ـ ي ي ذ ـ ةن ﴾١٤٦﴿ يــ ةن ـ فن ــ ةه ـ ةغ ا ـ ف ا ـ يل ـ ةع او ك ـ نا ـ ةو اةن ن edemiyordu,
uzaklaştırırım. ب او ـ اةيا ت ـ اةن ب ـ ةي ا ـ ت ا ــ kendilerine yol da
gösteremiyordu. Fakat
O kibirlenenler her buna rağmen onu tanrı
türlü mûcizeyi bile ف edindiler ve
görseler yine de onlara ة ح ي ة ف ل ة ن ف ـ zalimlerden oldular.
ة
ة
ۜ
iman etmezler. Doğru او نا ك ـ اةم لا نفوز ــ فج ــ ي ل ــ ةه م ل ام ــ ة ـ ه ـ ف فعا ت ـ ب ـ ط ـ ف ةح ةر ـــ خ لا ـقا ء لةو ـ [20,85]
yolu görseler o yolu
tutmazlar. Mısırdan çıkışın üzerinden
daha üç ay geçmeden,
buzağıya tapma şirki
Ama sapıklık yolunu ة ة ة İsrailoğulları arasında
görseler o yola girerler. ـــ ل ــ حي ـ ه ـ فم ح ن م هد ــ فع ـ ي ـ ف ـ ةب فن م ى م ــ ن سو ـ م فو ـــ ةو حتا ــــ ةخ ـ ةق ذ ﴾١٤٧﴿ ولةم ۟ن ةي ـــ فع ـ başlamış oluyordu. Bunca
mûcizelere rağmen, bu
Öyle! Çünkü onlar dönek tabiatları sebebiyle
âyetlerimizi yalan ف kendi soylarından olan bazı
peygamberler “İsrail
saymayı âdet haline milletini daha ilk gecesinde
ة
ة
حنا ــ
ـ
ل ادۛسةج ىلفج ع
getirmiş ve onlardan ي دفه ــ ي ــ فمه ةيلةو م ح ي ـ ك ــ ل ـ م ـ ه ـ ف ل ه ة ل افور ـ فم ةي ـ ة ل لا راةو خ ه ـ ة ى kocasına ihanet eden ve
ة
ۜ
gafil olagelmişlerdir. kocasından başka bütün
[6,110; 61,5; 10,96-97] erkeklere sevgi gösteren bir
kadına benzetmişlerdir.”
ف {KM, Hoşea 2,1-13; Hezekiel
ة ـــ ق ــ ط ياف ــ ي س ام ة ة لةو ــ ح ﴾١٤٨﴿ يـ ةن ـ ل ا ــ ي م ــ ة ظ او ك ـ ا ن ــ ةو هو ة ي ۢ ۛس ـ يب ـ ي ــ ىل حتا ـــ ةخ ــ ذ 16,15-22; Yeremya 2,20}
Araf /149 – Ne vakit ki
yaptıklarının
saçmalığını anlayıp son
derece pişman oldular
اةنحبةر ـ فم ــ اةن ف ــ ةي فم ـ ةحر ة ة ــ لا ـ ل او ـ ئ ـ ل فن ةق اول ح ـــ ۛض د ـــ ف حن ـــ ه ـ ةق فم ل ة ا افوا ل ةرةو هـ فم فيا ـــ ي ي د ــ ل ve saptıklarını gördüler.
ۙ
“Yemin olsun ki,
dediler, eğer Rabbimiz
م bize merhamet etmez
ve bizi affetmezse,
ة
﴾١٤٩﴿ ةنير ـــــ ي ـــ ةخ ـ س ا ف لا ن ـــ ة م حن ـــــــ ك ـ ةن و ـــــ ةن ـــــ ة ل اةن ــــــــــ ة ل ر ــــــ فغ ــــ ف ـــــ ةي ةو muhakkak herşeyimizi
ف
kaybedenlerden
oluruz.” [20,92-94]
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
167

