Page 173 - e mushaf TR pdf
P. 173

169
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Araf /156 – “Bize                                                                          Burada Hz.
          bu dünyada da, âhirette  7-Araf Süresi            Yaprak 05A  Cüz 09   Süre 07  Sayfa 169  Peygamber hakkında
          de iyilik nasib et. Biz    Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  ümmî sıfatının
          Sana yöneldik, Senin                                                                       kullanılması çok
          yolunu tuttuk.”                                                                            dikkate değer. Bu
                                                      ِ
                            169            ﴾٧﴿       فارع ع لا ةروس        ﴾٧﴿                     kelimenin “öğrenim
                                                           َ
                                                               و
             Hak Teâla da şöyle                          َ  ع   َ و                                  görmemiş, okuma
          buyurdu: “Ben                                                                              yazma bilmeyen”
          dilediğim kimseyi                                                                       mânasından başka, bir
          cezalandırırım.                                                                ذ         de Yahudiler arasında
          Rahmetim ise her şeyi   ن ف                                           ة                   “Kitap sahibi, yani
                                                                                                     Yahudi olmayan”
          kaplar.            ة  ــ  ةر   خ لا ي ـ  ف ةو   ىة  ــ ۛس ــ ةن ـ  ةح  اةي ـــ فن حدلا   ه ذ ــــــــ نه  ي  يف ـ اةن ـــ ل  ب  ــــــ  ت ـــ ف  ك  اةو  (gentil) anlamı vardır.
                                                                                                    Burada her ikisi de
             O rahmetimi de                                                                            kastedilmiştir.
          Allah’a karşı gelmekten                                                                   Yahudiler ümmîlere
                                                                           ة
          korunan, zekât veren ve  ل                          ة     ة   ةق  ك    ي ة ا ف    ة ي      değer vermezlerdi
                             ۛ
                                                     ي
          özellikle Bizim   ۛ ءااشا  ن    ه     ب ـــــ ي   ةم ــــــ ف  ـــ ي ـ     ب  صا  ي ـ ايب ا ذ ـــ ةع  ل ا ــ  ا   ل ــــ في ـ ۜ  اةن د ــــ  ه  احنا  (3,75). Allah onların
          âyetlerimize iman                                                                       yersiz kavmî gurur ve
          edenlere nasib                                                                          küstahlıklarını kırmak
          edeceğim.” [40,7; 6,54]                  ذ                  م                                istemiştir. Hz.
                                          ة
                                          ح
                            ة
                           نو ق  ة  ــــ حت ــ  ةي  ن ــ ة  ي ي ذل ل اةه  ة  ـــ ۛس ـ  ا ك ـــ  ت ـ  ب ــ  ةف   ءي    ۛش ــ ف  ة ح  ك ـ ل    ف تةعس ةو ـ يت  ـ ةم  فح ةر ةو  Peygamber (a.s.)’ın
                                                                                  ي
                                                                                                     Tevrat ve İncîl’de
             Araf /157 – Onlar
          ki yanlarındaki Tevrat                             ۜ                                    müjdelenmesi hk. bkz.
          ve İncillerde vasıfları                                                                           6,20
          yazılı o ümmî
          Peygambere tâbi       ة ح ل   ة                ن             ة ح          ة               Araf /158 – De ki:
          olurlar.          ةني  ي ذلا ﴾١٥٦﴿ ــ ۛنو   ي اةن ـ  م فؤ ــ  ن   ه ــ  ب فم ـ ةي ا ـ  ت ا ــ  لاةو ــ ي  ي ذ ـ  ةن  ــ ةةو     ح  ـ نك ةز لا ن و   ي ةو ــ  تفؤ ــ  Ey insanlar! Ben sizin
                                                                                                       hepinize Allah
             O Peygamber ki                                                                        tarafından gönderilen
          kendilerine meşrû                           ة                                               Peygamberim.
                                                                                    ة
                                                               ف ة
          şeyleri emreder,   ى  بو ت ـ ا  ةم  ه ـــ ةنو د  ةي  ــ  ج ـ     يذ ح ة  ـــ ح ـ ي   حملا ي  ـــ  ب ــ ح  ة ة  ـــ   س ةرلا نو ع  ة  ةي ــ حت ـــ  ب ـ  O ki, göklerin ve yerin
                                        ــ فك ـــ
                                                                      حنلا ل و
                                                      لا ي
          kötülükleri yasaklar,                                                  ح                hakimiyeti O’na aittir.
                                                                                                     O’ndan başka ilah
                                                                                                 yoktur. Hayatı veren de,
             kendilerine güzel                                                                       ölümü yaratan da
          ve hoş şeyleri mübah,                      ف                                                     O’dur.
                                                                  ف
                                                                            ة
          murdar şeyleri ise     ف ور  ـ ةم ــ فع ـــ  ف ل ا ب   م ــ ف   ه ر  ـــ  م أ ــ  ةي  ليج ـ ي  فن  لاةو    ةي نر فوحتلا ي ف  ه  ةدـ فم   ع ــ فن ـ  Öyleyse siz de Allah’a



          haram kılar,                                                                                ve O’nun bütün
                                                                                                  kelimelerine iman eden
             üzerlerindeki                                          ف                            o ümmî nebîye, o resule
          ağırlıkları, sırtlarındaki        ة ح        ة ح                 ف                              inanın.
                              ح

          zincirleri kaldırıp atar.    مرةح ــ  يةو     ت اةب  ــ ط ـــ  حي ـ  لا  م  ـــ  ه ــــ  ل ل  ـــ  ح ــ   ي ةو ر  ـ  م ــ فن ــ ك  لا ن  ةع ــ م  ةي ةو ـ فن ـ نه ـ  هي ـ ف  Ona tâbi olun ki doğru

                                                                                                   yolu bulasınız. [6,19;
                                                                                                        11,17; 3,20]
             Ona iman eden,
          onu destekleyen, ona
          yardımcı olan ve    ة ح  ة ة ف  ة ف                                              ة         Araf /159 – Evet!
                                                       ي
          onunla beraber indirilen ييتلا   ل لغ لاةو   م  ة  ــ  ر  ه ـــ ف  ف صا  م  ــ فن ـ  ه ـ ف  ةع   ع  ــ ۛ ض ـ    ةي ةو    ۛ ث ئ اةبةخ ف ا  لا ـ  م     فيلةع ـ ه ـ  Mûsâ’nın kavminden
          nûra tâbi olanlar var ya,                                                              bir topluluk da vardır ki
          işte felaha erenler                                                                       hak dinle insanları
          onlardır. [3,81; 61,6]                                                                   doğru yola götürür ve
                                                                                                    onunla halk içinde
                                                                ن
                            ه ور   ــــ ۛ ص ــ  ةن ةو   ه و ر ةز ـــــ ةع  ةو  ه ـــ ي   ب او ن ـــ ةما    ة ح  ة  ةع ـــ ل ـ في ـ ه ـ فم    ةف ـــ ل ا ــ ي ي ذ ـ ةن  ةك ـ ةنا ــ ف ت  adaleti tatbik ederler.
             Hz. Mûsâ (a.s.)                  ح                              ۜ                       [3,113; 28,52-54;
          rahmeti kendisi ve halkı                                                                         2,121]
          için istedi. Allah Teâla
          da bunun, ancak bütün                       ا
          insanlığa gönderilecek   ة       ف       ة  ـ ك    ه ـ   م لا ــ ف  ن   ا    ة  ذ ة ح ي     ة  Bunların kimler

          “Rahmet Peygamberi”   ﴾١٥٧﴿  ۟نو ح لف م     ئللوا    ۙ  هةع ـــ ةم  لز ـ فنا ي ي  ـلا ةرو  حنلا  ــ   او ع  حتاةو ــ ةب ــ  olduğu hakkında farklı
          olan âhir zaman                                                                         rivâyetler vardır. Fakat
          elçisine uymaya bağlı                                                                  âyetten açıkça anlaşılan
          olduğunu buyurmak                  م                                                    şudur ki bunlar, selefte,
          sûretiyle bu müjdeyi,   ة  ى ح                   ن ة ي           ة           ا ل    ف    Hz. Mûsâ’dan sonra
                                                                     ي
          tüm insanlığa vaad   يذل      ــ ي م ـ ي ـ اع    ا ي  ةج فم ك  فـيلا   ــ لو     ح لا  ــ  ي    سةر  يحنا    سا  ـــ حن ـــ  ةي ـــ ا   ا   حي ـــ ةه ـ لا ا   ق ـــ ل  gelen İsrail neslinden
          buyurdu. İşte Mûsâ                                                                       olan peygamberler ve
          kıssasının sonuçta                                                                          onlara uyan âdil
          vardığı nokta, bu                                                                          hükümdarlar, hak
          rahmet şeriatının ve                           ة      ا                                     hukuk gözeten
                                                                                         ف ة
                                                                                  ة
                                                                      ة ف
                                                         ح ي ن ي ة
          ahir zaman             ن  ةف ت  ــ ي م ـ ي ـ   ـ  ما ــ  ن ـ او   يةو يـفح   ي  ــ  ةو ه لا ةهلا ل  ضفرلاةو      تاةو ن م ح سلا كل م هل  rabbaniler, hahamlar ve

          Peygamberinin ileride                ي                  ۛ                                bunlara tâbi olan bir
          geleceği meselesidir.                                                                   kısım iyi insanlardı ki,
                                                                                                       Asr-ı saadette
                                                                                                      Hatemu’lenbiya
                                                               ف
                                                                                          ن
                            ن
                            لا ب     ن   ح  ــــــــ  م فؤ ـــــ  ي   يذ ـــــ ي  ة ح لا  ح ي ـــــــــ  حم لا  ي  ة  ــ حن ــــ  ب ـ ح  لا  ه   ل و ــ  ــــ   س  ةرةو   ح لا   ب ــ  Efendimizi (a.s.) tasdik


                                                                                                    edenler de bunların
                                                                                                    halefleri olmuştur.
                                                                                                 Demek ki Hz. Mûsâ’nın
                                                                                                      kavminin hepsi,
                                                         م  ة                             ف        yukarıda kötü halleri
                                        ة
                            فن م  ةو ﴾١٥٨﴿ نو     ــــــ فه ــــ ةت ــــ  د    ةت  فم ك ح  ــــ ةع ــــ ل  ة ل   هو ع  ة    حت ـــ  ب ـــ  ا ةو  ه   ت ام   ةو ك ــــ  ل ـــ ة ـــ ي  bildirilenler gibi haksız
                                                                                                   ve zalim değildirler,
                                                                                                 onlar farklı topluluklara
                                                                                                      ayrılmışlardır.
                                                                                   ا
                                                                ة
                           ﴾١٥٩﴿ ـن و   ة       ب ــــ يه ةي   ــ فع ــ ل  د   ةو   ق  ف  ــ ل ا ــ ةح ـــ ح   ب   ن و د  ــ فه ــ    ةي    ة ـــ ة   حما  ىسو ـــ ن   م مفو  ةق ـــ


                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          169
   168   169   170   171   172   173   174   175   176   177   178