Page 172 - e mushaf TR pdf
P. 172

168
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Hz. Mûsâ mikatta iken
             Araf /150 – Mûsâ                                                                    Samirî’nin aldatmasıyla
          pek öfkeli ve üzgün   7-Araf Süresi               Yaprak 04B  Cüz 09   Süre 07  Sayfa 168   altından yaptığı
          olarak halkına dönünce:    Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  buzağıyı putlaştırma
          “Benden sonra                                                                            fitnesi, Hz. Mûsâ’nın
          arkamdan ne kötü işler                                                                    dönmesinden sonra
                                                      ِ
          yapmışsınız!                     ﴾٧﴿       فارع ع لا ةروس        ﴾٧﴿           168        yaptığı uyarmalarla
          Rabbinizin emrini                               ع  َ  و  َ و                             telafi edildi. Mevcut
          çarçabuk terk mi                              َ                                         Tevrat’ın altın buzağıyı
          ettiniz!” dedi ve...                                                                        yapma işini Hz.
          levhaları yere                                                                          Harun’a isnad etmesi,
          bırakıverdi. Kardeşini                                                                    (Krş. Çıkış, 31,1-6;
                                                                              ا
                                                                                          ة ة
                                    ة
                                               ة ى
                                                         ة ل
                                                                          ن ي
                                                                  ه
          başından tuttu,   يينو م تففلةخ اةمۛسفئ ب لاةق ۙافسا  ناةب ف ضةغ  مفوةق ىلا ى ن سو م ةعةجةر  احملةو  Bkz. 20, 90-94), kabul
                                                                   ـ ي
          kendisine doğru                                                                         edilemeyecek bir iftira
          çekiyordu. Harun ise                                                                     ve cehalettir. Gelecek
          ona: “Anamın oğlu!”                                                                     âyette bildirildiği üzere
          dedi: “İnan ki bu millet                                                                 onlar pişman olunca,
          beni fena halde      ف   ة    ل      فة ف    ف ل ة          ل    ف     ل                Allah Teâla içlerinden
          hırpaladı, nerdeyse beni سأر  ــ ذ  ب  ــ  ةخاةو    ةحاةوللا  ىق ــ لاةو  ۛ  ة  حبةر ــ فم ك  ـــ  ر  فما م  ةعا ــ  ج ــ ل ــ  ت ـ ف  يد ـ ي  فعةب فن م  yetmiş temsilci seçerek
                               ة
          linç edip                                                                 ۛ             dağdaki mikat yerinde
          öldüreceklerdi. Ne olur,                                                                tövbe etmelerini istedi.
          düşmanlarımı üstüme                                                                    Gelecek âyet bu hususu
          güldürme, beni bu                            ة  ة   ح ي ف ةق ــــ  ة  ة ي  ا       ل    anlatır. Bu yetmiş kişi
                                                                               ح
          zalim milletle bir             ـــ ةت ــ ف ض ــ ةع ـ ينو ف ـ ي  ف سا ةمفو  ـــــ لا  نا  حما ن ـــــ ة  فبا  لاةق ـــ في  ه ــ  لا  ه ر  ــــ ي ــ ةي  ه ــ  ج ــــ  ي خا  Allah’ı açıkça görmek
          tutma!” {KM, Çıkış 32,1-                                      ۜ                        isteyince onları yıldırım
          5}
                                                                                                    çarpmıştı (2,54-56).
          Araf /151 – Mûsâ: “Ya                                                                  Tevrat, bunların, kırılan
                                                   ة ف
                                           ة
                                                ا
                                                                       ةف ـ ة ـ فش ـ  م ـ ف
          Rabbî, beni ve    ةعةم ينل ف  ـ فج ـ ةع ـ ي  ةت لةو ءاد ـ ة  فعلا  ة ي ب ت   ت ل يين     ــ فق ـ  ت ـــ ل ـ ةنو ــ  ةي اودا  ةكةو ــ  levhaların yerine

          kardeşimi affet.                   ة                                                     yenilerini almak için
          Rahmetine bizi de dahil                                                                 mikata çağırıldıklarını
          et; çünkü merhamet                                                                               bildirir.
          edenlerin en                                                                                 Araf /155 –
                                                                                  ة
                                                                                   ح
                                              ة
                                                                  ة
                                       ل
          merhametlisi Sensin     ف  ـ ل ــ يف اةن ـ ي   خفداةو ي ي خ   لةو ييل ر  فغا  ـ  ف ـ    ح بةر  لاةق ﴾١٥٠﴿ ي ةن ـ  ـ ي م ـ   لاظ لا  ـ  لا ــ ف ةق ـ مفو  Mûsâ ümmetinden
          Sen!”                                       ف                                           yetmiş kişi seçti, onları
                                                                                                    alıp huzura getirdi.
          Araf /152 – Buzağıya                                                                      Gelenlerin bu kabul
          tanrı diye tapanlar var                  ة ة                                             şerefiyle yetinmeyip
                            ة
                                                   ح ي ح
                                        ة
                                                                            ل
                                                                                     ة ل
          ya, işte onlara Rab’leri   لفج  ف لا  ـ  ع ـ  اوذةخحتا  ةني ي ذلا  نا ﴾١٥١﴿ ةني ي م ـ   حاةرلا  م ـ ةحفرا   ۛ تفنا ةو ك ت ـ    ةمفحةر  Allah’ı açıkça görmek
          tarafından dünya                                 ۟       ح                                 istemeleri üzerine
          hayatında bir gazap ve                                                                     onları şiddetli bir
          bir zillet gelecektir. İşte                                                            deprem yakaladı. Mûsâ:
          iftiracıları böyle                                                                         “Ya Rabbî! dedi,
          cezalandırırız Biz!                   ف        ة ح                   ةغ م                  dileseydin beni de

          [2,54] {KM, Çıkış 32, 34-  ۜ اةي ــــــــــ  ـ فن حد لا  ةو  ـــ ةح ــــ ني ــ  لا ي   ف ـ ــــ  ة  ل ذةو  فمه حبةر  ـــ  فن   م ب  ۛس ــ ةي ـــ لاةن ـــ  ه ـ ف ــ ۛ ض ــ    bunları da daha önce
          35}                                                                                      imha ederdin. Şimdi
                                                                                                      bizi aramızdaki
          Araf /153 –Günahları                                                                         beyinsizlerin
          işledikten sonra,      ة        ة              ة ح                ف          ة ن         yaptıklarından dolayı
                                                                      ي

          arkasından tövbe edip   او باةت حم ث    تاةـ حي ح سلا اول مةع ةني ي ذلاةو ﴾١٥٢﴿ ةنيرةت  ـ فف ـ   ملا يزفج ـ ةن ك لذةكةو  helâk mi edeceksin? Bu
          iman edenler için ise                                                                        sırf Senin bir
          Rabbin elbette gafur ve                                                                 imtihanından ibarettir.
          rahîmdir (affı ve                                                                       Dilediğini bu imtihanla
          merhameti boldur).                   ة                   ة                               şaşırtır, dilediğine yol
                                                              ة ة
                                                                             ن
                                                                   ح ي
                           ﴾١٥٣﴿  مي ي حةر  رو ف  ل  ــ ةغ ــ  اةهدفع ــ     م  ـ ةب فن  كحبةر  نا او  ـــــــ  ن ـ  ةماةو  اةهد  ةب ن   م ــ ف ــــ فع ــ    bizim Mevlamız! Affet
                                                                                                    gösterirsin. Sensin

             Araf /154 –                                                                           bizi, merhamet eyle!
          Mûsâ’nın öfkesi                                                                           Sen affedenlerin en
                                                                                                    hayırlısısın!” [2,55;
          yatışınca, levhaları                 ف   ة ة ف  ل       ف                         ة ة   4,153] {KM, Çıkış 24,100;
          yerden aldı. Onlardaki   ةخس ـ ف ــ اةه ت   ن ييفةو  ۛ ةحاةوللا  ـ  ذ  ةخا     لا ــ ةغ ـ ۛ ض ــ   ب  ىسو ـ ۛ   م فنةع ت  ۛس ــ ةك ـ ۛ  لةو ـ احم  Sayılar 11,16}
          yazıda, Rab’lerinden
          çekinenler için hidâyet
          ve rahmet vardı.
                                                                            ة
                                                   ة
                                                                            ح
                           ىسو   ـــ ن   م ةرات ــــ فخاةو ﴾١٥٤﴿ نو ب  ف  ةي  ــ ةهر ـ  فمه حبر ل  ــ  فم   ه ةنيذل  ل  ةم ـ ة ـ ي  فحةرةو ىد   ه ـ ى
                                      ة
                                                                 ة
                            ة
                                                    ل ة
                           لاةق  ة  ـ ةف ـــ  فجةرلا  م  ة  ــ فتذ ــ  ه ــ  ةخا ام ة ا  ـــ ل ـ ح  ةف اةن   تاقي  ـ ي م ـ ة ــ   ل ىل  ۛس ـ فب ـ ي ي ع ـ ةن    جةر ـ  ةق ـــ ةمفو ـــ  ه
                                      ح
                                                            ۛ
                            ة   ةف ام  ب اةن ـ ة ـ ةع ــ ل   تا ــــ فه ـ  ل ــ  ك ـــ  ل  ۜ  ـ ة يا ة ي    ةق ن ـ ف ـ  ـ ل ـ فك ــ ةت ــ  ه ـ  م فم  فها ت  ـ فئ ـ ۛ  ش فو ة ل  ـ  ح بةر
                                                                              ل ة
                                                      حياةو لفب


                                                                      ة
                                                                                       ا
                                                                             ف ي ة
                                                                      ح ي
                           يد    ـ فه ــ ي  ةتةو ءاا  ةت ن ــ ف ـ ۛش  ةم اةه ــ    ح      ت ــ ض ـ  ب ل  ة  ــ فت ـ ةن ـ ۜ ك ت   ف لا  ة ي ه نا احن ــ  م ءاةهـةف ح سلا


                                                                               ۛ
                                                    ل

                                                                 ة
                                         ف
                           ﴾١٥٥﴿ ةنير فاةغلا رفيةخ   ۛ تفناةواةنفمةحفراةواةنل ر ففغاةف اةنحي لةو   ۛ تفنا ل   ءااشةت فنةم
                                                                                      ۛ
                                                                   ف

                                    ي
                                                                                    ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          168
   167   168   169   170   171   172   173   174   175   176   177