Page 304 - e mushaf TR pdf
P. 304

300
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
          Kehf /62 – Buluşma                                                                         Kehf /67- Kehf /
          yerini farkına    18-Kehf Süresi       /          Yaprak 10B  Cüz 15   Süre 18  Sayfa 300  68 – “Doğrusu sen”
          varmaksızın geçip          Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  dedi, “benimle
          gidince Mûsâ                                                                                  beraberliğe
          yardımcısına:                                                                               sabredemezsin.
                                                       ِ
          “Getir artık                    ﴾١٨﴿       فهكعلا ةروس           ﴾١٨﴿           300        Bütün yönleriyle
          kahvaltımızı” dedi,                            ع  َ  و  َ و                                 kavrayamadığın
          “Gerçekten bu                                                                            meseleler karşısında
          seyahatimizde epey                                                                           nasıl kendini
          yorgun düştük.”                                                                             tutabilirsin ki?”
                                                           ا
                                                                            ة
                                                                   ن
                                                         ة
          Kehf /63 – “Gördün        ۛس ـ ةف ــ ر اةن   م ـ  فن اةني ي ق ـــ ة  ن ة  اةن ل   ـــ ةق ـ ل فد  ءاد ــ ة  ةغ اةن ــ  تا  هينت  ــ ةف ـ   ل لاةق اةزةو   اةج ام  ة ة  ةف ــ ل ـــ ح  Kehf /69 – “İnşaallah”
          mü?” dedi, “O kayanın                                                                  dedi Mûsâ, “beni sabırlı
          yanında mola                                                                            bulacaksın ve senin hiç
          verdiğimizde, ben                                                                           bir emrine karşı
          balığı unutmuşum!                                           ل ل ة               ة          koymayacağım.”
                                                ة
                                                                                   ى
                                                             ل ي
                              تيس ـ ةن ي  ـ يحن ا ـ  ةف  ةر  فخصلا   ح ــ  ـ ى ة ي ا  ــ فيةوا فذا ت ــ ۛ  فياةرا لاةق﴾٦٢﴿ اب ۛ ص ـ ةن اذ  نه ــ
                                                      لا اةن
                                           ة
                                ي
          Muhakkak ki onu sana                                                                     Kehf /70 – “O halde”
                                                                                                      dedi, “bana tâbi
          söylememi unutturan da                                                                   olduğuna göre, hangi
          şeytandan başkası                     م                                                  konuda olursa olsun,
          değildir.                                                 ة
                                                          ة
                            ة   ۛس ـ ييب ـ  هل  ة  ــ ةخ ــ ذ  ة حتاةو     ك ــ  هر  فذا نا  ناط  ة  ـ حش ـ في ــ  لالا  هي  يناس  ـ فنا ا ـ ۛ ــ  ا ل  ةمةو  ت و ح  لا ــ ف  ben onun hakkında sana
                                                   ل ف ل
                                                                    ح ي
          Doğrusu balık, çok                  ۛ ة                                         ۛ         söz açmadıkça, asla
                                                                                                         bana soru
          acayip bir şekilde                                                                      sormayacaksın tamam
          canlanıp sıyrıldı ve                                                                              mı?”
          denizde yolunu tutup        ا                 م
          gittiydi.”               ن ن    ة           ة       ة    ة        ى            ف
                           اةم هراةثا ىلةع احدةتفراةف ۗغ ــ فبةن احن ك ـ  اةم  ك ـ  لنذ لاةق ﴾٦٣﴿ ةجــاب  ـ ةعۗرفح    لا ـ ةب ـ  ي ف  Kehf /71 – Bunun


          Kehf /64 – “İşte                                                                        üzerine kalkıp gittiler.
          gözleyip durduğumuz                                                                       Nihayet bir gemiye
          da bu idi ya!” dedi.                                                                   rastlayıp ona bindiler ve
                                                                                                    o zat gemiyi deldi.
                                                                                      ى
                                                                  ى
          Derhal izlerini takip   اةن   دفن ع  فنم  ـ ةم ـ   ىة    فحةر  هاةن  ا ن  ةن ـ ةتا ا ـ في ـ   ع ن ـ ف ـ  داةب   م اد  ةع اد  ةجةو ـ ة ـ فب ـ  ةف ـــ ﴾٦٤﴿ۙاص ۛ ص  ةق ـ  Mûsâ duramayıp: “Ne
          ederek gerisin geri                                                                       yaptın öyle?” dedi
          dönüp kayanın yanına                                                                      “İçindeki yolcuları
          vardılar.                                                                              denizde boğmak için mi
                                                                                                   yaptın bunu? Vallahi
                                                           ة ة
                                     ة
                                                                     ى
          Kehf /65 – Orada bizim ف ل    نا  ا  ن  ــ ىل  ةع ك    ا   حت ـ  ب ـ  ع ـ  ف ل ة    لةه ى ن سو م  ه ل  ـ  لاةق ﴾٦٥﴿ امل ـ  عاحند ة ة ف   م   ه ـ ل فن ـ    اةنم ة ح  ةعةو ـ ل ـ ف  çok müthiş bir iş
          seçkin kullarımızdan                                                                            yaptın!”
          öyle bir has kulumuzu                                                                   Kehf /72 – Hızır: “Sen
          buldular ki                                                                               benimle beraberliğe
                                                                                          ح
                                                                                   ة
                                                        حنا لاةق ﴾٦٦﴿اد ف ش ر  ۛ تفم ل ع
                                            ة
                                                    ل ك
          Biz ona tarafımızdan   ى ارفبص   ۛ  ـ ة ي ع  ةم ةعي ي طتس     ـ فن ةت ـ ف  ة ة  ـ ة ي ة  ى  ح    احم م  نةم لةع  ت ـ  katlanamazsın dememiş
                                                                                                         miydim?
          lütf-u ihsanda                                                                           İşte sen de gördün!”
          bulunmuş, nezdimizden                                                                             dedi.
          rabbanî bir ilim
          öğretmiştik.                                                                             Kehf /73 – “Ne olur”
                                                                          ن
                                              ة
                                                      ى
                                                              ف
                           ءااش   ۛ  ف ي      نا  ن ي ي   د جةتس لاةق﴾٦٨﴿ارفب خ    يه ب طح ت      ة    فمل    اةم ىلةع ر بصةت   ف  ۛ ففيةكةو﴾٦٧﴿  dedi Mûsâ, “lütfen
                                               ۛ

                            ة
          Mûsâ (a.s.)’ın             ـ
          karşılaştığı zatın                                                                     unutarak söylediğim bu
          isminin Hızır (Hadır)                                                                      sözden ötürü beni
          olduğu hadis-i şerifte                                                                   azarlama, bu işimden
          bildirilmiştir. Bu zat   ف           ة     ة        ى     ة ة ل     ل  ا ة ى      ن     dolayı bana bir güçlük
                                                        ن اةف
                                                                          ي
          bazı âlimlere göre   يينلةـسةت   ف     ةف ـ ة ل    حتا ـ ةب ـ ةتفع ـ يين  لاةق﴾٦٩﴿ ارفما      كل يص    فعا ــ  لةو ار ــ  باۛص    ح لا  çıkarma!”
          peygamber, bazılarına
          göre büyük bir velî,                                                                        Kehf /74 – Yine
                                                                                                     yola koyuldular.
          salih bir zattır.      ا                      ذ                      ا                     Nihayet bir oğlan
                                                                  ة ة
                                                     ى
                              ي ن
          Onun, beşere     اةذا ىحت ـ ةح  اق  ة ة  فناةف ـ ط ـ ل ــ ة  ﴾٧٠﴿ كــ ۟ار   م  ــ فن ــ  ذ  ه  كل  ۛث دفحا    ن    ـ ىحت  ةح ءي    ۛش ـ ف  ةع ـ فن  çocuğuna rastladılar ve

          gönderilen, ilahî                                                                         Hızır onu öldürdü.
          şeriatlerde bildirilen                                                                     Mûsâ atılıp: “Ne
          hükümlere tâbi                                                                          yaptın?” dedi, “masum
          olmadığı gerçeğinden   ة     ل ة                                                         ve günahsız bir canı,
                                                               ة ل
                                                                      ة
          hareket eden ender bir   ل ـ فدةق اةه  ــ ل ـــ  فها قر  ـــ  ت ـ فغ ــ ة   ل اةه  ة  ــ فقر ــ ةت ــ  ةخا  لاةق  اةهةقر ـ ةخ  ة  ـ ي ف ـ ةني ـ  ة    ح سلا ي ف اةب  ةر نك ـ  kısas hükmü ile bir can

                                ۛ
          görüşe göre Hızır,                                      ۜ                               karşılığında olmaksızın
          melek veya başka bir                                                                         mı öldürdün?
          ruhanî olmalıdır.                                                                        Doğrusu görülmemiş
          Gerçekten, bu kıssa                                                                       derecede fena bir iş
                                                                    ة ة ل
                                                                                 ي ى
                                                                             ى
                                                                               ـ
                                                                             ار
                                             ة
          başından sonuna kadar   ى  ـ ارفب  ۛص يع ـ ة    ةم ةعي ي طتس    ةت ـ ف    فنل  ف ة ي ة ة  ل  ق ـ ل   حنا ـ ك    لا ـ ا فم  لاةق ﴾٧١﴿ فما اـفيۛش  ۛ تفئ ج  yaptın!”
          o zatın bir başka
          boyuttan olduğunun
          karineleriyle doludur.
                                                         ة
          Kehf /66 – “Üstadım”   ى ار ف س ع ير  ل  ــ فن   فما ـ   م ينف  ــ  هر ـ ي ق   تلةو    تيس ةن ام ـ ة ـ  ف  نؤ  خا ـ  ة ة
          dedi Mûsâ, “Sana           ي               ف          ي       ب يينذ    تل  لاةق﴾٧٢﴿
          öğretilen bu ilimden
          bana da bir şeyler
          öğretmen için sana tâbi
          olabilir miyim, beni   ف  ل ة     ة        ى    ـــ ة    ة ي ن ا         ة ة
          talebeliğe kabul eder       ةق ــ ةت ــ ل ــ ۛ ت  ا لا ةق   ه ـ  ۙ  ــــ ةق ــ ةت ــ ل ــ  ةف  ام ل   غ اةي  ــ  ق ــ  ل اةذا ىحت ــ ةح  اق  فناةف ـ ط ـ ل ــ ة  ﴾٧٣﴿

          misin?”
                                   ذ
                                ى
                                                                                       ى
                                        ى
                           ﴾٧٤﴿ كار     ـن اـ  ـ في ـــ  ۛش  ت  ــ فئ ــ ۛ   ج  د  ـــ ةق ـ ف  ة ل  س     ة    نك ــ حي ــ  ب  ىة ــ ةغ ـ في ـ ةن ر ــ فف ـ  ةز اس  ةن ــ فف ــ

                                                                 ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          300
   299   300   301   302   303   304   305   306   307   308   309