Page 299 - e mushaf TR pdf
P. 299

295
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Kehf /21 – Fakat                                                                            Kehf /22 –
          Bizim takdirimiz başka   18-Kehf Süresi       /       Yaprak 08A  Cüz 15  Süre 18  Sayfa 295  İnsanların kimi: “Onlar,
          idi. Nasıl onları uyutup   Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  üç kişi idi, dördüncüleri
          sonra uyandırdıksa,                                                                        de köpekleri idi”
          aynı şekilde öbür                                                                             diyecekler.
                                                       ِ
          kullarımızı da Ashab-ı   295    ﴾١٨﴿       فهكعلا ةروس           ﴾١٨﴿                   Bazıları da: “Beş kişi,
          kehfin durumundan                              ع  َ  و  َ و                               idiler, altıncıları da
          haberdar ettik ki,                                                                           köpekleri idi”
                                                                                                        diyecekler.
             Allah’ın haşir                                                                ف      Bunlar, gayb hakkında
          vaadinin gerçeğin ta   ة   ة ح    ل   ن        ة ح ل ا ة       ة         ل ة ن           tahmin yürütmekten
                                                                              ة ـ
                                                                               ف

          kendisi olup hakkında   ـــ ةة  ةع ا ح سلاناةو  ةح  ــ ح ق      ح لا  ــ  ةد  فعةو نا او مل  ـ فع ـ  ةي ل فمهفيل  ةع انرةث ـ فعا ك لذ    ةو ك ـ  ibarettir.
          hiçbir şüphe                                                                              Kimileri de: “Onlar
          olmayacağını onlar da                                                                        yedi kişi olup
                                                                                                      sekizincileri de
          anlasınlar.                                                                              köpekleri idi” derler.
                                                              ة

                                                                               ۛ
             Derken onları     فبا ـ او ن اولاةق  ة    فم ـــ ر    ه ـــ فم ةف  ـ  ل  ــــ في ــ ةن ــ  ه ــ ا فم  ةب  نو ـــ  عةز اةن    ةي فذ ـــ ةت ـــ  ي ا  اةهي  يف ب  فيةر  ــ ۛ ـــ  ل ة  De ki: “Onların sayısını
                                                                                                    tamtamına Rabbim
          bulan halk, kendi                                                                        bilir” Onlar hakkında
          aralarında onlar                                                                        bilgisi olan çok az kişi
          hakkında ne                                                                                      vardır.
          yapacaklarını           ل ن ا     ة        ة  ة ح           ل ة     ى           ة            Öyleyse onlar
                                                         لا ـ ي


          tartışmaya giriştiler.   ـ فم   هرفما ــىل  ــ ل ـ  ب ـ ةعاو  ةغ ةنيذ  لاةق مه  فعا  ـ ل ـ   م  ب ـــ ف  حبةر ـ فم ه   ۜاناةي     ةع ــ ل ـ في ـ ه ـ  ب فم ــ فن ــ  hakkında, sathî tartışma
                                                           ۜ
                                                                                                     dışında kimse ile
             Bazıları: “Onların                                                                    münakaşa etme ve bu
          anısına bir anıt dikin,   ف                                                                konuda ileri geri
          biz gerçek durumlarını   ف            ن  ة              ى             ة   ة ح ة    ة ة   konuşanlardan da hiç

          anlayamadık, onların   ۛ       ـ  ع ـ  ه ـ فم   ك ــ ل ـ  ب ـ فم ه   باةر  ة  ـ ل ـ ةث ـ  ةث نولو ق  ۛس ـ ةي ـ  ﴾٢١﴿اد ج ف س  ةم مه  ـ فيل ـ ف ـ  ةع نذ  ل ـ ةن ــ حت ـ  خ ـ  bir bilgi isteme.
          Rabbi hallerini pek iyi
                                                                                                   Kur’ân, onların sayıları,
          bilir” derken,                                                                         hangi şehirde oldukları gibi
                                                            ف                                     konuları teferruat sayıp asıl
                            ة
                                           ف ى
             görüşleri ağır   نولو ق ةيةو ـ بفي  ـ ةغ ـ  لا ب ام ـ فجةر م  ف  ك ـ ل ـ  ب ـ  ه ـ ف  ـ  ه ـ  فم   س  دا ـ  ــ فم ـ ۛس ـ ۛس  ة  ةخ نو   ة  ةيةو ـ  ق ـ لو ـ  çıkarılması gereken derslere
          basan müminler ise:         ۛ                                                             dikkat çeker. Şöyle ki:
                                                                                                      1. Mümin, haktan
          “Mutlaka onların                                                                           dönmemeli 2. Maddî
          yanıbaşlarına bir                                                                        imkânlardan çok, Allah’a
          mescid yapacağız”                                           ف                             dayanmalı. 3. Allah’ın
          dediler.              ة         ة      ا ل   ف   ق   م    ف                               ölüleri diriltmeye kadir
                                      ب ــ  ع ـ  ت حد ـ فمه  ـــــ ل ـــ  م  فعا  يي ح بةر   ل ـــ  ۜ  ك ــ ل ــــ  ب ـــــ  ه ـ ف  ـ  م ا ـــ  ن ــــ  ه ــ  فم  ةثةو   ة  ۛس ـ فب ـ ةع ـــ  olduğuna kesinlikle
                                                                                                          inanmalı.
             Rivayete göre,                                                                        Kehf /23- Kehf /24 –
          şehre gönderdikleri                                                                    Hiçbir konuda: Allah’ın
          arkadaşları üç asır önce          ة                              ة                             dilemesine
                                 ة
                                                                           ح ي
                                            ح ي
          müşrik Decius devrinin   ى  ــ   ار   ه اظ ءاار ـــ  ملا  م  ـ ه ـــ ف  ييف  رام ــــ ة   ت ل ـــ ة  ةف      لي  ـ يل ـــ  ةق لا  م  ة  ــــ فع ــ ل ـــ  م ـ  ه ــ ف  ةي اةم  bağlamaksızın, “Ben
          parası, o zamanın         ى ة                                                             yarın mutlaka şöyle
          kıyafeti ve konuşma                                                                        şöyle yapacağım”
          tarzı ile dikkat çekti.                                                                          deme!
          Onu görenler, hazine                                                                        Bunu unuttuğun
          bulduğu zannı ile              ة ة     ة        ى    ل                            ة     takdirde Allah’ı zikret
          kendisini yöneticilere    ءف ياۛش    ةت  ـــــ  ق ـ لو ــــ حن  ل  ــــ  لةو ﴾٢٢﴿ ـ ۟اد  ةحا م  ـــ فن ـ  ه ـ ف     يف ت  ةت ــ ف س ـ ةت ــ فف ـ   ـ هي ـ  م فم   لةو  ve: “Umarım ki
          götürdüler. İfadesini                                                                    Rabbim, doğru olma
          alınca, halkın çoğu da                                                                   yönünden beni daha
          onların dinini              م                                                              isabetli davranışa
                                                             ا
                                                             ة
          benimsediğinden kitle   ة ة         ن           ف ل ح ي    ى      ة                ي      muvaffak kılar” de.
                                                                     ۙ
                                                 ة ۛ
                                 ف
          halinde mağaraya   كحبةر  ر ــــــــ ك  فذاةو       ح لا  ءااش ـــــــ ةي نالا ﴾٢٣﴿ ـــاد  ةغ ك ــ  لنذ ل ــ  ع اةف ي  يحنا ــ  [18,63]
          vardılar. Ashab-ı kehf                                                                         Kehf /25 –
          din kardeşlerini                                                                        Mağaralarında üç yüz
          selamlayıp ruhlarını o                                                                    yıl kaldılar. Bazıları
          sırada teslim ettiler.   ة          ة                      ا                             buna dokuz yıl daha
                                                                           ف
                                                                ف ل
                                          ة
                                                                                      ي
          Böylece haşrin ispatına   نه ـــ اذ ن ـــ ف   م   ۛ بر       ل  فق ــ  ييحبةر  ـــ فه ـ ةي  د ـ  ن  ةي نا    ىس ــ ن  ةع ل ـــ  ق ةو   ۛ تيس ــــ ةن اةذا ي  ilave ettiler.
          canlı bir delil teşkil                                                                   Kehf /26 – Sen şöyle
          ettiler.                                                                                   söyle: “Ne kadar
                                                                   ف                               kaldıklarını asıl Allah
             Müfessirlerin                             ن                       ة                            bilir.
                                                                                       ى
          çoğunluğu oraya mescit او داةدفزاةو  ةني  ـ ين ـ  س  ة  ـ ةئا ـــ   م   ۛ ثل  ةث  م       ك ـ ـ فه ــ  ف ـ ه ـ ف ـــ  ـ ي  يف او ث  لةو ـــ  ب ــ  ﴾٢٤﴿ ـــاد  ۛشةر  Zira göklerin ve yerin

          yapma fikrinin                                                                           gaybını bilmek O’na
          müminlere ait olduğunu                                                                        mahsustur.
          söylerken, Mevdudî                                                                        O öyle güzel görür,
          tam tersine, bu fikrin                                                                    öyle güzel işitir ki!
                                                                            ن ل ة
                                             ة
                                ة ف
                                                                                        ى
          şirk uygulamasını   ضفرلاةو     تاةو ن م ح سلا ب  ـ ةغ  ه ـ في ـ    ة ل او ث  ة   ب  ـ لاةم ـ  ب ـ  فعا  ـ  مل    ح لا   ق ــ  ل ﴾٢٥﴿ اع ف س ت  Oysa onların O’ndan

          devam ettirmek isteyen   ۜ                      ۛ                                       başka hâmileri yoktur.
          müşriklere ait olduğunu                                                                   O, kendi hükmüne
          ileri sürer. Fakat                                                                     kimseyi ortak yapmaz.”
          mescid, bu önemli                                                                                  de.
                                      ة
          hadiseyi ebedileştirme      ــــ فش ـ كر   ي لةو  لةو ـ ح ي  ــــ  يه  م ــــ فن   ن و  د ن   م  م  ـ  ه ــ ف ـ ف  ة ل اةم  فع  ل    ف س ا ـ ـ م ـ  فبا ــ ص ـ  بر ــ ةو يه  ل
          vesilesi olup şirke yer                                        ۜ                 ف         Kehf /27 – Sana
          vermemesi itibariyle,                                                                    vahyedilen Rabbinin
          ekseriyetin haklı                                                                         kitabını oku. O’nun
          olduğunu düşünebiliriz.                                                     ذ            sözlerini değiştirecek
                             ة   حبةر ـ ۛ ك    باةت    نك ــ  ــ فن   م ك    ي ة ة  ا ي ــ ة ل ــ في ـ   حنوا اةم ل  فتاةو ــ  ﴾٢٦﴿ ةحا ايه مـاد  ل  ك  ح ييف  güç yoktur ve Ondan
                                                               ا
                                                                            ى

                                                                                                   başka sığınak bulman
                                                                                                   da mümkün değildir.
                                                                                                       [5,67; 33,39]
                                                                                    ة
                                 ى
                           ﴾٢٧﴿ ادةح    ف         ن ـــ يه    م  ـــ ل ـ ةت ــ  و د   فنم  ةت ن ــــ ف ــ  ج ــ   ةد    ة ل ةو   ه   ت ام  ــ ةك ـ  ل ــ ة ـــ ي   ل  ل ح   ل  م ــ ةب ــ  د  ة
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          295
   294   295   296   297   298   299   300   301   302   303   304