Page 294 - e mushaf TR pdf
P. 294

290
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
          İsra /87 – Ama böyle                                                                        İsra /93 – Yok,
          yapmayıp Kur’ân   17-İsra Süresi       /          Yaprak 05B  Cüz 15   Süre 17  Sayfa 290  yok! Bu da yetmez,
          âyetlerini muhafaza        Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  senin altundan bir evin
          etmesi, sırf Rabbinin                                                                      olmalı yahut göğe
          ihsanının sonucudur.                                                                          çıkmalısın.
                                                           ِ
                                                     ِ
          Gerçekten O’nun sana            ﴾١٧﴿       ءءارس ع لا ةروس       ﴾١٧﴿           290
          olan lütfu pek büyüktür.                            و
                                                       َ ع     َ و                                   Ama unutma! Sen
                                                                                                   bize oradan dönerken
          İsra /88 – De ki:                                                                       okuyacağımız bir kitap
          “Yemin ederim! Eğer              ف             ف                                         indirmedikçe yine de
          insanlar ve cinler, bu                                    ة                       ة      senin oraya çıktığına
                                                                    ح
                                     ى
                                                                                            ح ي
          Kur’ân’ın benzerini   ف   ق ـ ل ﴾٨٧﴿ يـار  ك ـ يب ـ  ة ة  ة  ة  ـــ ف ض ـ ل ــ   ه ك ـ نا   ةع ــ ل ـ في ـ  ك  ةف نا   ة ي   حبةر ــ ۜ ك  ــ ةم ــ  م ىة ــ  فن  فحةر  لا  inanmayız ha!”
          yapmak için bir araya
          toplansalar,
                                                                                                         De ki: “Fe
          hatta birbirlerine destek                       ا                                          Sübhanallah! Ben
                                                   ف
                                                      ف ل ن   ف
                                                                           ف
                             ن
          olup güçlerini     نار ق ف ة  ـ نه  لفثم  ب  او تأةي نا ىلةع حن جلاةو    سفن لا    تةعم  ـ ةت ـ ة  فجا ن  ة ل ـ  ئ ــ  sadece elçi olan bir
                                 لا ـ اذ
                                                                                                  insandan başka bir şey
          birleştirseler bile,   ف            ـ                                                   değilim.” [17,59; 25,7-
          yine de onun gibi bir                                                                         11; 26,187]
          Kitap meydana
          getiremezler.”              ة       ى   ة                   ة    ة         ة   ف   ة        Mûcize isteyen
                           اةنففةرۛص د  ةقلةو ـ ف  ﴾٨٨﴿اريهظ ضفعةب ل فم ه   ضفعةب ناةك فولةو يه لفث م ـ  ب نو    ل ةي ــ  تأ ــ  kâfirlerin dikkatleri,
                               ح
                                                  ي

             Bu âyet i’caz                                                                          daha önemli, çünkü
          konusunda meydan             ذ                                                             devamlı olan ilmî
          okumanın en kapsamlı                               م                                     mûcizeye çeviriliyor.
                                             ا
                                                                             ة ف
                                                           ح
                                                                                          ة
                                         ل
                               ة
                                                                      ن
          ifade edildiği âyettir.   ساحن لا ـ ــ    ك ـ ةث  ا  ىنب ة  ةف   ل  ــ ةث ـــ  ةم ل    ك ــ     م  ـــ فن   نار قلا  اذ ــــ نه ييف  ساحن  ل ل ــ  Kur’ân’ı anlamak
                                   ر
          Kısaca şunları ihtiva                ــ ا                    ف                           istemeyenlerin, tuhaf
          eder: 1.Üslubu,                                                                           bir psikoloji içinde
          delilleri, konuları,                                                                   inanıp dikkat etmek için
          öğretileri, muhtevasının                                                       م         değil de, alaya almak
          zenginliği, gaybe dair   ة       ن      ة ة              ة              ى         ة ح ي    veya imtihan edip
                                           ح
                                                                                  ار
                                                                                    و
          verdiği haberler gibi   ة   ــ فف ــ  ج ــ ل ر ــ اةن  ةت  ىت ـــ ةح  كل ن   م فؤ ــ ة  ــــ  ن فن ــــــــ ل  اولاةق ةو ﴾٨٩﴿ ـ  ك ــــ  ف   لا  sıkıştırmak için mûcize
          yönlerden mûcizedir.                                                                    istekleri devam ediyor.
          Değil bir insan, bütün                                                                   Allah, Resulüne: esas
          insanlar ve cinler bir                                                                      görevinin tebliğ
          araya toplansalar da                        ة ة ة  م                        ة ف          olduğunu, yoksa öbür
                                                                ل
                                                                       ى

          Kur’ân’ın benzerini      ــــ ي خ ـ لي  ةن  فن م   ة  ة  ـــ حن ـــ  ةج  ك  ل ــ   نو ك  فوا ةـت  ﴾٩٠﴿ ۙاعو  ـ فن ــ  ب ـ  ةي  ض فرلا ن   م ـــ ة  harikaları göstermenin
          yapamazlar. 2.Hz.                                                                            elçinin görevi
          Muhammed daha önce                                                                     olmadığını bildirmesini
          içinizde kırk yıl yaşadı,                                                                     emrediyor.
          bu misyonunun en ufak
                                                                        ة ف
                                              ى
                                                                           ة
          bir emaresi bile onda   ة   ت فوا ـ ف س ــ  ق ــ ط  ل  ﴾٩١﴿ ۙاري  ـ فف ـ ي ج ـ  ةت اةه  ة ل ل ـ ة ــ   خ  ةر اةه ــ فن لار  ـ  ت ـ ةف ــ  حج ـ  ةف  ب  ـ ةن ــ   ع ةو  İsra /94 – Zaten,

          görülmedi. 3.Vahiy hali                                                                 insanların ekserisinin,
          dışında söylediği                                                                         kendilerine hidâyet
          sözlerle vahiy olduğunu                                                  ف                geldiği halde iman
          bildirdiklerini             ف                                                           etmemelerinin başlıca
                                                                                        ا ة
                                            ل ى
                            ن
          kıyaslayın. Arapçaya     ح لا ب ة ي  ـــ  ت أ ـــ  ةت  فوا    اف  نك ـ ۛس ـــ  ة  ـــ ل ـ في ــــ  اةن  ةع   ت  ـــ فم ــــ ۛ  ةع ةز  ام     ك ـــ ة  ءاةم ح سلا  sebebi:
          vakıf olan herkes,                                                          ة
          hadîslerle Kur’ân’ın
          ayrı ayrı zatların sözleri                                                                 “Allah bula bula
          olduğunu kabul eder.                                   م                     ا         bir insan mı seçip halka
                                                                                                      elçi gönderdi?”
                                                          ة ة ة
                                      ل
                                                                       ل
                                                                                        ن ف

                                                                            ۙ
                                   ف
          İsra /89 – Bu    ي ف ىقرةت   ن  فوا    فرفخ ز نم   ف      تفيةب كل نو ك ةـيفوا﴾٩٢﴿ ىلييب ـ ةق   ةةك ئلةملا ةو  demeleridir.
          Kur’ân’da Biz her türlü
          mânayı, çeşitli tarzlarda                                                                    İsra /95 – De
          tekrar tekrar açıkladık.                                                                     onlara: “Eğer
          Ama insanların çoğu      ى          ة    ة       ن     ة                ة     ا ة        yeryüzünde uslu uslu
                                                           ح
          inkârcılıkta ısrar ettiler.   هل ؤر  ــ ل ـ في ـ اةن   نك ـــ باةت ـ ةن ا ـ فق ــ  ةع لز  ـ ةن ــ   ت ىت ــ ةح ك     ةنمفؤ  ل ةو ـ  فن  ن ــ    ل  ـ  قر ـ  حي ـ   ءاةم ح سلا  yürüyen melekler
                                                     ح
                           ۜ ة
                                                                                                      olsaydı, ancak o
          İsra /90 – Ve “Biz”                                                         ۜ             takdirde Biz onlara
          dediler; “Sana asla                                     م                                      melek elçi
          inanmayacağız. Ta ki            ى               ة                     ة                   gönderirdik.” [10,2;
                                                                                           ف
                                                  ى
                                                          ح ي
          yerden bir pınar     ـ ةن ــ ةع  ةم اةمةو ﴾٩٣﴿۟لو سةر ارۛش ــ ةب لا  ت  ف  ةه  ـــ ل   ك ــ فن ـ     ييحبةر    ناةح ــ فب س  ل   ق ــ  64,6; 14,10; 23,47]
          akıtasın.
          İsra /91 – Yahut senin                                                                     İsra /96 – De ki:
          hurma ve üzüm                  ا        ا ة  ا                                          “Sizinle benim aramda
                                           ل
                                                                                   ف ل
                            ن
                                              ف ل ح ي
          bağların olsun da     ح لا ــ ۛ ث  ةبا  ـ ةع  اولا  ةق ــ   نا لا ىد  ــ  ه ـ  ف ن  لا  م ـــ  هءا ـ ا ةج فذا ي  ا   ي  ــ  مفؤ ــ  ن ـ  او  نا   ۛ ساحن ة  لا ــــ  şahit olarak Allah yeter!
          aralarından gürül gürül                                 ة
          ırmaklar akıtasın.                                                                             Doğrusu O
          İsra /92 – Yahut iddia                  ا                 ف                                 kullarının bütün
                                                                                                       hallerini bilip
                                      ة
                                                                         ف ة
                                  ف
                                                          ة ف
                                                   ن
                                                                                 ى
                                                                 ة
          ettiğin gibi gökyüzünü   حن ئمط م نو شم ةي  ةةك ئلةم ضفرلا ي ف نا    ك ـ    فول ل ق ﴾٩٤﴿ لو سةر  ى ارۛشةب  görmektedir.” [6,19;
          parçalayıp üzerimize   ةنيي ة      ـ ف                                                         69,44-46]
          kısım kısım düşüresin,
          ya da Allah’ı ve
          melekleri karşımıza        ف
          getiresin de onlar senin   ن  ف       ى          ة ى       ة ا          ة     ف    ة
          söylediklerine şahitlik     ح لا ب    ك ــ نف ـ  ى   ق ــ ل ﴾٩٥﴿ ـلو   سةر اك  ـــ ل ــ  ةم  ءام ــ ة    ح سلا  ــ ةن     ـ فيل ـ ه ـ  م فم  ةع اةن  ح  ل ـ ةن ــ ل ةز ـ
          etsinler.
                                                                     م
                                                         ة
                                ى
                                        ى
                                                                                     ى
                           ﴾٩٦﴿اريص   ـ ةب ار  ـ ييب ـ  ةخ  يه داةب  ـ  ع ـ   ب  ناةك   ه ــ ة ي  ۜ  ك  ـ في ـ ةـن  ةبةو ين  ـ في ــ ي  ةب  اد  ي  ۛش ــ ه ـ ي ـ
                                                                حنا  فم
                                    ي
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          290
   289   290   291   292   293   294   295   296   297   298   299