Page 298 - e mushaf TR pdf
P. 298

294
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Kehf /16 –                                                                                Dağ başında,
          “Madem ki onları ve    18-Kehf Süresi       /       Yaprak 07B  Cüz 15  Süre 18  Sayfa 294  uzanmış vaziyette iken
          onların Allah’tan başka    Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  sağa sola dönüp duran
          taptıkları putları                                                                        üç beş kişi... Onları
          terkettiniz,                                                                             koruyan korkunç bir
                                                       ِ
                                          ﴾١٨﴿       فهكعلا ةروس           ﴾١٨﴿          294          nöbetçi köpek...
          haydi öyleyse mağaraya                         ع  َ  و  َ و                             Öylesine ürkütücü bir
          çekilin ki Rabbiniz                                                                     manzara oluşturuyordu
          rahmetini üzerinize                                                                      ki oraya göz atan kişi
          yaysın,                                                                                     onların efsanevi
                                 ف                                                                    dehşetli caniler
                                                     ة
                                                     ح ي ة
                                          ا
                                        ة ي
                                                                                            ي
          işinizde size kolaylık ve  لا ـ ك ـ فه ـ   ف  ف  ىلا ان وأ ف   ة ح لا لا  نو  ــ فع ــ  ب ـــ  د    ةي اةمةو م ــ ف  ف  ة  ـــ ةت ــ ل ز ــ  ت ــ  م ـ  ه و  فعا ذاةو  olduğunu sanır derhal
                                                 ن ةف  ـــ
          fayda ihsan etsin.”                                                                     uzaklaşmaya çalışırdı.
                                                                                                  Bu da onların, yıllarca
          Kehf /17 – Onlara                                                                        dış dünyadan güven
          baksaydın görürdün ki   م         م                             م        م                 içinde olmalarını
          güneş doğunca             ل           ة                                     ة                   sağladı.
          mağaralarının sağından  فم كرفما فن ـ  م فم ك  ف  ــ ةه ـ  حي ـ ئ   ل ـ   ي ةو  يه تةمفحةر ن  فم  م  ــ ف  ك حـبةر  فم ك ل ر شفن ةي ـ
                                                                                        ف

          dolaşır,
                                                                                                     Kehf /19- Kehf /
                                                                                                   20 – İşte, onları nasıl
          batarken de sol taraftan                                                                 uyuttuysak öylece de
          onları makaslardı.                              ة ة         ة               ى
                                                               ي
                            ۛ تاةذ فمهففه  ةك ن ـ ف ـ    ةع رةواز ةت ت  ـ ل ـ ةع ـ ف ـ  طاةذا س    لا ـ حش ـ فم ـ ۛ  ىر ةتةو ـ ﴾١٦﴿ ةفرـقـا  ف   م ــ  uyandırdık.
                                                 ة
                                                                             ة

          Onlar da mağaranın                                                                         Derken aralarında
          genişçe dehlizinde                                                                      konuşmaya başladılar.
          bulunuyorlardı.
                                                                                            ف
                                                                                    ي
                                                                                                     Birisi: “Ne kadar
                                                                            ة
                                                                        ة
                                                                             ة


          İşte onların böylece   ۜ   م ـ  هفن  ةةوفج    ةف ـ  يف  م ـ ي ف   هةو    لام ـ ة  حشلا  ۛ تاةذ م ه ـ ف   ضرفقت  ف تبر ـ ةغ اةذاةو ني ـ  ي مةيلا  uykuda kaldınız?” diye
          uyumaları Allah’ın                                                                         sorunca bazıları:
          alâmetlerindendir.
                                                                                                    “Bir gün, belki bir
          Allah kime hidâyet                                                                       günden de az!” diye
                                                                                          ة
                                                                                 ن
                                                                         ن
                                                    ن ةف

          verirse odur doğru   ةم ةو ـ فن  ــ  م ـــ فه ـ ةت ــ  د  ف لا ةو   لا   د  ــــ فه ــــ   ح ــ  ه ــ  ةي   فن ـــــــ ةم    ۜ  ح لا      تاةيا ن ــــــ ف   م كلنذ  cevap verdiler.
          yolda olan; kimi de     ۛ
          hidâyetten mahrum                                                                       Diğerleri de: “Uykuda
          eder şaşırtırsa, artık                                                                 ne kadar kaldığınızı tam
          imkânı yok, ona yol                                                                     tamına ancak Rabbiniz
                                                                                        ف ة
                                                                           ة
                                                           ى
                                  ى
                                         ل
          gösterecek bir dost    ه ــ فم  ةو  اظ اةقفيا م ه  ـ  ب ـ ف  ۛسفح ةتةو ـ ﴾١٧﴿ شرــ ۟اد  ـ  ى ح  ـ  م اي  لةو   هل د  ةت نل ـ ف ــ  ج ـ ة  ةف ل ل ف ض ي  bilir” dediler.
          bulamazsın.                                            ف
                                                                                                   “Siz onu bırakın da,
          Mağaranın kapısının                                                                      açlığımızı gidermeye
          tam kuzeye baktığı     ف                                                                       bakalım.
          anlaşılıyor. İşte bundan   ف                          ف               ح           ق ر ـــ

          ötürü mağaraya güneş   فم ه بل  ةو   ك ــ  ۗ   ل ام     ـ حش ــ ة  لا  ۛ تاةذ ةو  ني  ــ ةي ـ ي م ــ  لا  ۛ تا ةذ  م  ـــ ةق ـــ  ل ــ  ب ــــ  ه ـ ف   نةو  ۗ دو  Şu akçeyi verip
          ışığı girmiyor ve                                                                        içinizden birini şehre
          yanından geçen biri                                                                           gönderin de
          içeride ne olduğunu
          göremiyordu.                ة  ة ح    ة          ة ح ة  ة      ف                         baksın hangi yiyecek
                                                                     ي   ـ
                                  م ـ فن ـ فم ه تفي  ل  م     ـ فيل ـ ه ـ ف ـ لةو ـ ۛ  ةع  ت  ـ ل ـ فع ــ ۛ  ـطاو    ل  دي ـ صةو  ــ في ــ  ب  ه ـ ل ا ـ  ةعاةر ذ  ط ــ ساةب

                                                                                                   daha hoş ve helâl ise
          Kehf /18 – Sen onları                                   ۜ                               ondan size azık tedarik
          uyanık sanırdın,                                                                                 etsin.”
          halbuki gerçekte onlar              ف
          uykuda idiler.                    ن ة                                                   “Bir de gayet nazik ve
                                                       ى
                            فم ه  اةنفث  ــ ةع ــ  ةب ك  ةو   ك ــ  ل ذ ـ  ﴾١٨﴿ ـــــاب  فع ر  م   م  ت  ــ  م ــــ  ل ـــ فئ ــ ۛ ـ فن ـ  ه ــ ف  ة ى  ة   ف ـــــ  tedbirli davransın,
                                                                                  لةو   ارار
          (Yanları ezilmesin diye)                                                                     varlığınızı ve
          Biz onları gâh sağa, gâh                                                                  bulunduğunuz yeri
          sola çevirirdik.                   ف                                                       sakın hiç kimseye
                                                                ا ة


          Köpekleri ise mağara   اولاةق  ت فم ـ ـ  ة ل فم ــ  ب ـــ فث ـــ  ك  ـ فن ــ  ه ــ   فم   م  ل ــــ  ئاةق لا ةق   م  ـ في ــ ةن ـ  ه ــ ف ـ  ةب  او ـ   لءااس   ل ــ ةي ــ ةت ــ ۛ  hissettirmesin.”
                                                                                    ة
          girişinde ön ayaklarını   ۜ                                  ۜ                             “Çünkü onlar sizi
          yaymış vaziyette                                                                        ellerine geçirirlerse ya
          duruyordu.                                                                               taşa tutar, ya da kendi
                                                   م

                                                                                ل ى
          Onları görseydin sen de  ة ل ـ  ب ـ فث ـ  ت ـ فم  ام ــــ ة  فعا  ـ ل ــ  ل ة   فم ك   حـبةر   اولا ـ ةق  مفو ـــ ةي  ض  ةب فوا  امفو ــ ةي اةن  ة ل ـ  ب ــ فث ــ  dinlerine döndürürler,
                                                                                                       bu takdirde de
          ürker, derhal dönüp           ب   م                    ۜ           ـ فع ــ ۛ                ebediyyen felah
          kaçardın, için korku ile                                                                    bulamazsınız.”
          dolardı.
                                                             م            م
                                                                                   ل ا

                                                 لا  اه ذ
                           رظفنةي ف  ةف ـ ل ـ  ة ةني د  ف    لا ـ ةم ـ ي ـ  ـ ى ة ي  ــ ي    نه  فم ك ـــ  قر ةو ـ  ب  فم ك  ــ  ةد  ةحا اوث  ةف ـ فبا ــ ةع ــ


                            ف
                                                           م
                               ة  ة ح  ف لةو ـــ ةي ــ ةت ــ ل ــ ط ـ ف ف  ــ فن ـــ  ه   م  قفزر ـ  ب  فم ك  ف  ف  ـــ ل ـ ةي ـ  ت أ ـــ  ةف   اماةع ــ ة ط  ىنك فزا  اةه  ل   ا  ا   حي ـــ
                                                                                       ل
                                                                        ى

                             م                                           م      ة
                                                                                ح
                                                                     ل
                                                                                            ة
                                                ف ي
                                                               ى
                            فم ك   ة  ـ ل ــ فـي  ةع اور  ف    ةي ـ ظ ـ ةه ـ  نا  م ه  ا   حن ـــ ف  ي ة  ﴾١٩﴿ ـــاد  ةحا  فم ك ــــ  ب نر  ـــ فش ـ  ع ـ   ي لةو

                                                                                  ة
                                                                 م
                                                                                 م
                                                         ة
                                           ا
                                                         ح
                                                                             ل
                                ى
                           ﴾٢٠﴿ادةبا    ى ي ل    اذا  او ح لف ت   ف  ة    فنلةو  فمه تل م يف  فم   ي  ك      و  ديع ـ ي   يفوا فم ك    ــ و م   جر  ةي ــ

                                                                                           ف
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          294
   293   294   295   296   297   298   299   300   301   302   303