Page 136 - e mushaf TR pdf
P. 136

132
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Enam /45 –                                                                             Enam /50 – De ki:
          Alemlerin Rabbi   6-Enam Süresi                   Yaprak 06B  Cüz 07   Süre 06  Sayfa 132  “Ben, size Allah’ın
          Allah’a hamd olsun ki      Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  hazîneleri benim
          böylece, zulmedip                                                                             yanımdadır”
          duran o gürûhun arkası                                                                  demiyorum. Yok, “Ben
          kesildi.                                    ِ                                            gaybı bilirim.”  Yok,
                                           ﴾٦﴿        ماعن ع لا ةروس       ﴾٦﴿           132        “Ben meleğim” de
                                                         ع َ
                                                              و
                                                        َ
             Enam /46 – De ki:                                 َ و                                      demiyorum.
          “Söyleyin bakalım:
          Eğer Allah işitme ve                                                                            Bana ne
          görme duyunuzu alır,   ف      ة ف                ف      ة ة     ة ح                       vahyediliyorsa, ben
                                                   ن
          kalplerinizin üstüne bir  ل ق ﴾٤٥﴿ ةني ي ملاةعلا    ح بةر  ل     ح     دفمـةحـلاةو    او ملظ    ةنيذلا   ي  مفوقلا   ة ف  ر باةد   ةعـ طـ قـةف  ancak ona tabi olurum”


          de mühür vurursa                                    ۜ                                  De ki: “Kör, görenle bir
          Allah’tan başka hangi                                                                        olur mu? Hiç
          tanrı onları size geri                                                                  düşünmüyor musunuz?
          getirebilir?”      م         ن            م                                                     [13,19]
                                                                              ة ن
                                                                                           ل ل
                                                              ل
                                                                                  ل ف ي
                            فم ك  بول ق   ىلـةع ةمـةتـةخةو   فم ك   ةرا ۛ صفباةو   فم كـةعفمۛس    ح لا  ذـةخا نا فمـ تـفياةرا
             Bak, âyetlerimizi                                                                          Enam /51 –
          nasıl türlü türlü                                                                           Allah’tan başka
          açıklıyoruz da, sonra                                                                     birtakım tanrıların,
          onlar nasıl                   ن ف                             ف                           Allah’ın huzurunda
                                ة

                                                                                       ن ي
          yüzçeviriyorlar! [67,23; فمــ ه حمـ ث    تاةيلا      فرـصـ ن   ۛ  ۛ ففيةك   رظفنا  ه ب فم كـييتأةي   ن      ح لا  رـــفيــغ   ة   هـــلا فنـــةم  toplandıklarında
                                                          ف

                                               ح
          8,24; 10,31]                                          ۜ                                        kendilerini
                                                                                                 kurtaracaklarına inanan
                                                                                                      o kimseleri sen
             Enam /47 – De ki!
          “Söylesenize bana:          ل          ن     ة          ف ي ل       ف ل ل  ة               Kur’ân’la uyar ki,
                             ة
          Eğer Allah’ın azabı,   ىةرــفهــــةج    فو    ا ىةــــةتــــفغـــةب        ح لا    باذةع    فم كـينتا      نا فم كةـتفياةرا   ل ق﴾٤٦﴿نو ف د ف صةي  Onun huzurunda
          ansızın yahut göz göre                                                                  kendilerini savunacak
          göre size gelirse zalim                                                                  ne bir hamileri, ne de
          topluluktan başkası mı                                                                       bir şefaatçileri
          helâk olacak?” [6,82]          ف                   ة     ة ح          ة ح ي   ة  ف      olmayacaktır. Böylece
                            ةنـيــيلــۛس رــ مــلا لــسرــ ــ  ناةمةو ﴾٤٧﴿ نو م لاظلا   مفوــقــلا   ة ف  لا كلفهــ ي لـةه  umulur ki bu şirkten
                                                ف
                                    ف
                                                                                                     sakınırlar. [23,57;
             Enam /48 – Biz                                                                                13,21]
          peygamberleri sadece
          müjdeci ve uyarıcı
                                            ة
                                                 ل
                                                        ن
          olarak gönderiyoruz. O     ففوــــةخ  ة لــةف ةحـــلـــ ف ص اةو ةنــةما فنــةمـــةف  نـي  ة ح ي  Meallerin çoğunda
                                                                                   ي
          halde kim iman eder,                                   ۛ   ي    ر   ة   ذــفنــ م ةو ةني   رـحشــةبـ م لا  net mânanın pek
          kendini ve işlerini                                                                      verilmediği bu âyete,
          düzeltirse onlara asla                                                                     çeşitli tefsirlerden
                                                                                                   yararlandıktan sonra,
          korku yoktur. Onlar              ف                                                      özellikle Ebussuud’un
          hiçbir üzüntüye de     ن      ة ح        ة ح      ة                   ة         ة         tercihine göre mâna
                                                                        ة

                                                                  ة

          mâruz            اةن ت اةي ا ب  اوـ ب ذـــ    ك  ةنـي  ي ذـلاةو ﴾٤٨﴿ ن وـــن زـــفحـــي  فمـــ ه ل ةو  فمــهــفيــلــةع  verdik. Burada
          kalmayacaklardır.
                                                                                                   günâhkar müminlerin
                                                                                                    mahşerdeki durumu
             Enam /49 –      م                                                                       değil, müşriklerin
          Âyetlerimizi yalan     ة      ل  ا  ف ة      ة                       ة ف                        durumu
          sayanlar ise isyan edip  م ك ل  ل وــ قا  ل  ل ق ﴾٤٩﴿ نو ق سففـةي او ناـةك اةم ب    باذةعـلا  مـ هـ ح سةمـةي  vurgulanmaktadır.
                            ف
          yoldan çıkmalarından
          ötürü azaba                                                                               Enam /52 – Sabah
          uğrayacaklardır.   م                                                                    akşam Rab’lerine, sırf
                                                                       ا
                                                                ة
                                                                     ل ة
                                                         ف
                                 ل  ل وــ قا  ل
                            فم ك ة      ل ة ا   ةو    ۛ بـــفيـــةغـــلا   مـــــلـــــــفعا ل ةو   ن      ح لا   ن ئاازةخي ي دـفنــ ع  O’nun cemaline ve
                                                                                  ة
             “Yoldan çıkma,”                                                                      rızasına müştak olarak
          âyetin aslında fısk                                                                    niyaz edenleri yanından
          kelimesi ile ifade                                                                          kovma. Ne sen
          edilmiştir. Fısk: İtaat                                                                  onlardan, ne de onlar
          dışına çıkmak demek    ة ف            ف    ف    ة    ا ة ي    ة ح ي  ة ل ف ي ۛ  ة  ي        senden sorumlu
          olup küfr kavramından  ى ن مـفعلا يوــةتــ ف ســةي   لــةه لـ ق  يـلا   ح  ىنحوـ ي اةملا  عـ بـحتا نا كلـةميــيحنا  değilsiniz ki onları
                                                          ۜ

          daha geneldir. Fısk                                                                      kovup da zalimlerden
          genellikle çok günah                                                                    olasın. [18,28; 26,112-
          için kullanılır. Fâsık:                                                                           114]
          dinin hükümlerini kabul  ف ل ة      ة ح        ل      ة     ة          ل ة ــ ةت ـ ةف ـ حك ـ  ف

                                                                ۟
          ettikten sonra bütün   نا نو ـ  ف اةخ ــ  لا  ه ـ ي ي ذ ـ ةي ةن  ــ  ذ   فر    ب ــ  فن اةو ﴾٥٠﴿ن ور  ةت ل ـــ ةفا  ر  ي  لاةو ـ ةب ـ ص ـ ي ـ  İlk müslüman
                                                                                   ۜ
          veya bir kısım                                                                              cemaat arasında
          hükümlerine aykırı                                                                      Habbab, Bilal, Ammar,
          davranan kimseye                                                                        Suheyb (r.anhum) gibi
          denilir. Âyette ise                                                                        köleler ve fakirler
                                                                ة
                                                                                 ن ي ا
                                      ة


          münkirlerin, kâfirlerin    عـيـــ ي فـــۛش لةو  ح يـــ لةو يهـــ ن و د   فنـــم      فمـــ هـــل  ۛ ســفيــل ة       فمه حبةر   ىلا اورـۛشـفحـ ي  vardı. Kureyşin ileri
          fısklarından söz                                                                             gelenleri Hz.
          edilmektedir.
                                                                                                 Peygamber (a.s.)’a: “Ne
                                                                                                     o, kavmine bedel
                                                                                         ة
                                                         ة
                                                                                                 bunlara mı razı oldun?”
                                                                ف
                                                                     ة
                                                         ح
                                 ف
                                           ة ة
                                                                            ة
                                و    ة  ندةغل ا ب  فم هحبةر   نوـ ع فدـةي ةنـي ي ذـلا  د رــطــةت لةو﴾٥١﴿ نو ق  ة  ةي م  ة ح  ل ـ ةع ــ ل ــ  ه ــ ف ـــ حت ــ  Biz onların mı peşinden

                                                                                                     gideceğiz! Onları
                                                                                                          yanından
                                                                                                 uzaklaştırırsan belki biz
                                                                                                  de sana tabi olabiliriz”
                                                             ة ة
                                                                                           ف
                                                                             ة
                            فن م اةمةو  ء ف يـۛش   فن م  فمهـ باۛسح        فن م  كفيلةع   اةم  هةهفجةو نو دير ي ح يشةعلاةو  demeleri üzerine 52-53.
                                                                                  ي

                                                                     ۜ
                                                                                                    âyetler indirildi. 54.
                                                                                                   âyet, gerekli tutumu
                                                  م                                                   bildirmektedir.
                                       ة
                                                                                      ة
                                                              ف
                                                                                 ة
                                       ح
                           ﴾٥٢﴿ ةني ي م لاظلا    ة   ةتةف م ه   ف ــ ك ـ نو   ةن م  ةدرط ـ ةتةف  ء ف يۛش فن م فمهفيلةع ك باۛس ح


                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          132
   131   132   133   134   135   136   137   138   139   140   141