Page 140 - e mushaf TR pdf
P. 140

136
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Enam /74 – Bir                                                                             Enam /80 –
          zaman İbrâhim, atası   6-Enam Süresi              Yaprak 08B  Cüz 07   Süre 06  Sayfa 136  Kavmi kendisi ile
          Azer’e: “Ne! Sen           Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  tartışmaya girişti: O
          putları tanrı mı                                                                         dedi ki: “Allah, bana
          ediniyorsun?                                                                                   doğru yolu
                                                      ِ
              Doğrusu ben seni de          ﴾٦﴿        ماعن ع لا ةروس       ﴾٦﴿           136      göstermişken, siz hâla
          kavmini de besbelli bir                       َ  ع َ  و  َ و                                benimle O’nun
          sapıklık içinde                                                                           hakkında tartışıyor
          görüyorum” demişti.                                                                      musunuz? Sizin O’na
          [19,41-48] {KM, Tekvin 11,27}                                                               ortak saydığınız
                                                                                                   şeylerden ben hiç bir
                                 ى ا ي
              Gelecek bölümde Hz.      ن ى     ل       ة ل     ن      ة             ة ي
          İbrâhim (a.s.)’ın Allah’ın  يـي ح نا   ۛةــةهـــ     ل ـ  ا اماـةنـ ف صا  ذــ خــحتـــةتا ةر ةز ا   هــيـــيب   ل  مـيـــيهرـــفبا   لاــةق ا فذ   ي  ةو    zaman korkmam.
                                                                               ن
                                                                                                   Rabbim ne dilerse o
          varlığını ve birliğini                                                                  olur. Rabbimin ilmi her
          delillere dayanarak ortaya                                                                 şeyi kapsar. Hâla
          koyması anlatılmaktadır.       ف
          Müfessirlerin çoğuna                                                                     kendinize gelip ders
                                                                           ة
                                                                                       ة
                                   ة ن
          göre, Hz. İbrâhim,   يارــــ ن ك ل ذــ  ةو   ك ﴾٧٤﴿ نــيــيبـــ م    ل  ة لـــۛض يــيف  كـــةم فوـــةق ةو  كـــي نرا ل  almayacak mısınız?”
          muhataplarını irşad ve   ي
          onlara istidlâl, yani
          delillere dayanarak                                                                           ب  ح ز
          tahkikî imana ulaşma      م                                        م
          yolunu göstermek için bu  ة              ة ف             ة            ة            ي
                                                                                          ن

          diyaloğa girmiştir. 78.   ةن م  ن وــ ك ـــةيــ ل ةو   ض فرلا ةو      ت اةوـ ن مـ ح سلا   ۛ ت وــ ك ــلــةم ةمـيـيه رــفبا
          âyette nakledilen ve onun
          şirkten berî olduğunu
          bildiren sözü de buna          ف    ف
          delildir.                                    ة                                               ﴾٤﴿
                            ة
                                                             ة
                                                                        ة ة
                                 ة
                                                ن   ح
                                      ى
                                                                 ة
                           اذــنه لاــةق  ۛابـ ك  فوــ ك  اةر لـــفيـلا   هـفيـلـةع  حنـــةج احمـلـةف ﴾٧٥﴿ ةنيين ق و  لا ـ  م ـ  ف
             Enam /75 – Biz
          İbrâhim’e (şirkin
          çirkinliğini
          gösterdiğimiz gibi)                                          ا           ا
                                     ل ة ة
                                                                              ة ل ة ة
                                   ف
                                                                      ة ة
                                                           ن ف
          imanında yakîne,   رـةمـــةقــــلا  اةر احمــلـــةف ﴾٧٦﴿ ةنــيـيلــ فلا  ح بـ حا ل لاـةق لــةفا احمـلــــةف  ييحبةر
                            ة
          kesinliğe ulaşması için                                                         ۛ         Enam /81 – “Hem
          göklerin ve yerin                                                                       siz, Allah’ın size tanrı
          muhteşem                                                                                  oldukları hakkında
          hükümranlığını da                                  ا                                    hiçbir delil indirmediği
                                                                             ة
                                                ة ة
                                                        ة ل ة ة
                                          ة
                                                                                   ة
                                                                                       ى
          [3,190-191; 7,185; 10,101; 23,88; يــين     دـــفهـــةي  فمـــل فنـ ئـــل  لاـةق  لـةفا  احمــلـــــــةف     ييحب ةر  اذـــنه لاـةق اـغ  زاةب  şeyleri Ona ortak
          öylece gösteriyorduk.
          34,9; 36,83]                                                 ۛ                                 saymaktan
                                                                                                   korkmuyorsunuz da,
             Enam /76 – Gece                                                       م                nasıl ben sizin O’na
                                                                                                     ortak koştuğunuz
          bastırınca İbrâhim bir   ة  ل ة ة              ح ا ة      ف        ة                    şeylerden korkarım?”
          yıldız gördü,     ۛ سـفمــحشلا   اةر احمــلــةف ﴾٧٧﴿ ةنييل ا ح ضلا  مفوةقلا  ةنـ م  حنــــةن وـ  َ َ ل    ك  يــيحبةر  Şimdi biliyorsanız

          “(İddianıza göre)                                                                      söyleyin, bu iki taraftan
          Rabbim budur!” dedi.                                                                    hangisi korkudan emin
                                                            ذ                                       olmakta haklıdır?”
                                                                 ا
                                                   ا
                                                                                ة
                                              ة ل ة ة
                                       ة
                                                               ل ة
                                                                           ة
             Yıldız sönünce de   ييحنا ي   مفوـةق اةي لاةق  ف تـلـةفا احمـلــةف  رـةبـ    ك ا  اذـه   ن  ييحبةراذـــنه لاــةق ىةــــةغ  ز اةب  [53,23; 42,21]
          “Ben öyle sönüp                                ۛ
          batanları Tanrı diye                                                                      Hz. İbrâhim putlara
                                                                                                   ve yıldızlara tapmanın
          sevmem” dedi.                                                      م                    aklen tutarsız olduğunu
                                               ة
                                                                                                      ispatlayınca, öyle
                                        ة
                                                                         ة
                                               ح
                                   ة
                                                            ة
                                                                                    ة
                                                                   ي
                                                                         ن
                                                                           و
                                                                            ـ
             Enam /77 – Sonra    تاةو ن مسلا   ح  رطةف يذل ل   ي  ة يهفجةو    تفهحجةو ييحنا ﴾٧٨﴿ ك رفش ت احم م ءيارةب  anlaşılıyor ki, müşrikler
          ayı, dolunay halinde        ة                                                     ي      bu sefer, onların Allah
          doğmuş vaziyette                                                                            nezdinde şefaatçi
          görünce “(İddianıza                                                                          olabileceklerini
          göre) Rabbim budur!”                                                                   söylediler. Bu ancak nakil
          dedi. Sonra o da           ة ا                     ف         ل ل  ا ى           ة ف     yolu ile bilinecek bir şey
          batınca: “Rabbim bana   هــ م فوـةق  هــحجاـةحةو ﴾٧٩﴿ ــ ةني     لا ن ــ ة ــ  م ـ فش ـ يكر  ـ ةنا ا ـ  م  ا  ةمةو اف     ةح ــ يين ـ  ۛ ضفرلاةو  olunca Hz. İbrâhim:
                           ۜ
                                                 ۛ
                                                                                                    “Onların şefaatçiliği
          doğru yolu                                                                              hakkında Allah’ın hiçbir
          göstermeseydi, mutlaka                                                                    delil bildirmediğini”
          sapmışlardan olurdum”   م                                                                  söyledi. Son olarak
          dedi.             ة                   ل ة ا                ن           ا      ل ا    ة
           Enam /78- Enam /79  نو     ـ فش ـ ر   ك ـ   ت اةم     فاةخا لةو  نيد  ةه  د     ةقةو ــ ف ــ ن    ي ف     ح لا  ييحن و    حج ــ   تا ـ اةح لا  ةق ـ  hürafeci müşrikler,

                                                                                                     “bizim bu gizemli
          – Daha sonra güneşi                          ۜ                                               ilahlarımız seni
          doğarken görünce                                                                            çarparlar” deyip,
          “Rabbim, herhalde                                                                       psikolojik bir yaklaşımla
          budur, bu hepsinden   ل ى ف          ة ح                                      ا ة             insanın zaaf
                                                               ى
                                                                                     ف ل ح ي
                                                                           ة ۛ

          daha büyük!” Batıp   ة لــةفا  ۜامـلـ ع ء ف يـۛش لــ ك   ييحبةر   ةعسةو  ۜاـفيۛش  ييحبةر ءاـاشــــــــةي نا لا ي اهـــ ب  damarlarından biri olan
          kaybolunca da: “Ey                                                                        korkusunu harekete
          halkım, ben sizin                                                                      geçirmeye çalıştılar. O da
          Allah’a şerik                         ذ                       ف                          pek kuvvetli ilzamî bir
          koştuğunuz şeylerden                                                          ة ة        delille onları susturdu:
                            ة
                                        ة
                                                                                  ة
                                                                 ل
                                                       ل ا
                                                                                                    “Allah’ın kudreti ve
          berîyim.” “Ben batıl   نوـــ ف اةخـــةت لةو  فمــ تــ ك  رــ ف شا اـةم    فاةخا  ۛ فــفيــ   ةو ك ﴾٨٠﴿ ن ور ــ  ةت ـ ةت ـ حك ذ  birliği kesin. Sizin
                                                  ة

          dinlerden uzaklaşarak,                                                                      tanrılarınızın ise
          yüzümü, gökleri ve yeri                                                                 zihninizden başka yerde
          yaratan Rabbülâlemin’e                                             ذ                      varlıkları yok. Allaha
          yönelttim, ben asla         م                                                 م          şirkiniz sebebiyle, asıl
                                           ة
                                                              ة
                                                                                    ل
                                                                                            ة ل
                           ى ة ف
                                                                    ن
                                                   ف
                                                                                      م
          sizin gibi müşrik   ۜان اطل س فم ك  فـيلةع  يهــ ب ل زــةنـــ ي  فمـــل اـةم     ح لا ب    فمــ تــ ك  رــ ف شا ك ــحنا  korkması gereken siz
                                                                                      ف
          değilim!” dedi. [6,19;                      ح                         ة                iken,  benim ise korkacak
          7,54]                                                                                  hiç bir yanlışım yok iken,
                                                   م                                               ne diye ben korkayım?
                                                                                                     İyi düşünün: güven

                                                             ة ف
                                                                        ل
                                       ة
                                 ة
                                                                                                    istiyorsanız, o sadece
                                                      ف ي
                                                                                      ف   ة
                           ﴾٨١﴿ نوـ مـــلــفعـــةت  فمــ تــفنـ ك  نا  نــفمل اـ ب  ح قـــةحا  نـــفيــةقـيرــةفــلا  ح ياـــةف  tevhid inancındadır.”
                                 ۢ
                                                                                  ي


                                                          ۛ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          136
   135   136   137   138   139   140   141   142   143   144   145