Page 135 - e mushaf TR pdf
P. 135

131
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Enam /36 – Ancak                                                                           Enam /39 –
          kulak verenler bu   6-Enam Süresi                 Yaprak 06A  Cüz 07   Süre 06  Sayfa 131  Âyetlerimizi yalan
          dâveti kabul ederler.      Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  sayanlar, karanlıklar
          Ölüleri ise Allah                                                                        içinde olan birtakım
          diriltecek, sonra Onun                                                                  sağırlar ve dilsizlerdir.
                                                      ِ
          huzuruna          131            ﴾٦﴿        ماعن ع لا ةروس       ﴾٦﴿                   Allah dilediğini saptırır,
          çıkarılacaklardır.                            َ  ع َ  و  َ و                           dilediğini de doğru yola
          [36,70]                                                                                          koyar.
                                                                                                    Enam /40 – De ki:
            ب  ح ز           ة ي ة  ن                  ف   ة               ة ح                   “Söyleyin bakalım, eğer
                             هفيلا حم ث    م هث  ـ فب ـ ةع ـ  ةي ىنتفوةملا ةو  ۜن و عةم ف سي ةني ذلا   ي    بيج  ةي ـ ف س ـ ةت ـ ي  ة ي  size Allah’ın azabı gelir
                                                                    ة
                                                                                            حنا ـ اةم
                                                ح لا
                                                                                                    yahut kıyamet gelip
                                                                                                     çatarsa Allah’tan
                                                                                                       başkasına mı
                                                                                                   yalvarırsınız? Doğru
                            ة ح ي ف             ن   ة    ة               ة ة        ة              kimseler iseniz haydi
           ﴾٣﴿             نا ل       ق ــ  ۜ  ـ  فن   يه حبةر   م   ة ــ ةيا  ه  ـــ ل ـ في ــ  ةع ل ز     ن ـــ   لفو ــ  ةق ةو ــ ل ا ـ ل او  ﴾٣٦﴿ نو ع ــ  ف   ي ـ ةجر  söyleyin gerçeği!” [2,17-
                                                           ح
                                                                                                          18; 24,40]
                                                ذ                                                   Enam /41 – Hayır!
                                                                               ا
                                                                                                        Yalnız O’na
                                                                          ف ل ن
                                                                 ن ة
                                       ة
                            ة    ة  ـ فع ـ ل ـ  م ـ نو  ةي ل   ة فم ه  ك ــ ةث ــ  ر   ا حن ك  ن  ـ ىة   ل ةو  ـ  ةي ا ل ز  ـ ةن ــ   ي نا ىل ـ ةع  ر  د ا ةق ـ ة ح لا  yalvarırsınız. O da
                                                                                            ن
                                                   ل ة
                                                       ن
                                                                      ح
                                                                                                   dilerse duanıza sebep
             Enam /37 – “Ona                                                                      olan sıkıntıyı giderir ve
          bizim ısrarla                                                                           o zaman siz de Allah’a
          istediğimiz bambaşka   ا ة                   ا   ة ة     ة ف                            kattığınız o ortakları, o
                                ح ي
                                                                            حب اةد


          bir mûcize indirilse    مةما لا  هفيةحاةنةج ب ري       ط ـ  ئا ـ ةي ر ـ ي ط ـ  لةو ضفرلا   ي ف   ة ــ ة ا     م ـ  فن  اةمةو ﴾٣٧﴿  batıl mâbudları
          ya!” deyip duruyorlar.                                                                    unutursunuz. [17,67]
          De ki: “Şüphesiz Allah                                                                  Allah Teâla 2,186 ve 40,60
          öyle bir mûcize                                                                          âyetlerinde duaları kabul
          göndermeye kadirdir,                                                        م            buyuracağını bildirir. Bu
                                                                            ف
                                                                    ف
          fakat onların çoğu bunu ة نورۛشفح ي  فمه حبةر  ىلا حم ث   ءف يۛش فن م باةت كلا   ي ف اةنطةرةف اةم ك   لاةثفما ل  âyet ise onları ilahî meşiet
                                              ن ي ة
                                                                                    ف
                                                                                   م
                                                                              ح

          bilmezler. [10,20; 13,7.27;                                              ۜ                  ile kayıtlar. “Sizin
          17,90-59; 26,4] {KM, Matta                                                              istemeniz, ama Allahın da
          16,1; Markos 8,11}                                                                       dilemesi ile duanız kabul
          Enam /38 – Hem yerde                       ذ                       ة  ف     ة            edilir” mânası kastedilir.
                                                                             ح

          hareket eden hiç bir    ألۛشةي  فنةم    تام  ـ ل ـ ة  ح    ظلا ي ف  م ك ـ  ب ةو حم ص اةن ـ  ت اةيا ن  ـ  ب او بذ    ك ـ  ةنيذ ح لاةو ـ ي  ﴾٣٨﴿
          canlı, kanatlarıyla uçan   ۜ                                                                  Enam /42 –
          hiç bir kuş türü yoktur                                                                Senden önce de birtakım
          ki sizin gibi birer                                                                       ümmetlere resûller
          toplum teşkil                                              ف                                   gönderdik.
                                                                                                   Dinlemediler: Hakka
                                                               ــ
          etmesinler.      ﴾٣٩﴿ ـيـم      ـــ ف س ــ ةت ــ ي ق   م    ط ار ــ ص ىل ن  ةع هل ف  ـ ةي فن ـ ۛش ـ ةي أ ـ فج ـ ةع ـ  ةم ةو  هل ف    ح لا    ي  ــ ف ض ـ  ل ـ  ن  dönüş yapsın, suçlarının

                                                      ة
                                                                                 ۜ
          Biz o kitapta hiçbir şeyi                                                                affı için niyaz etsinler
          ihmal etmedik. Sonra                                                                      diye onları çetin bir
          hepsi Rab’lerinin                م                        م            م                 yoksulluk, hastalık ve
          huzuruna sevkedilip   ل    ة     ك     ل     ن ل    ة     ك        ف ي ل  ك  ل ل ف             sıkıntılarla
                            ة
          toplanacaklardır. [6,59;   رفيةغا  ةةعا ح سلا  م  فـتةتا فوا      ح لا     ب اذ ــ ةع فم    نتا ــ ـي  فم   نا    ةـتفي اةرا ل ق  cezalandırdık.
          10,61; 11,6; 29,60; 34,3; 36,12]
                                                                                                     Enam /43 – Bâri,
          Fikrî seviyeleri düşük   ذ                                                               kendilerine şiddetimiz
          müşriklerin, keyiflerine                                                                      geldiği vakit
                                       ة
                                                  ة ي ف
                                                                                            ن
                                                      ة
          göre mûcize          فش ك ةـيةف نو   ع د ـ ف ـ  ةت   هاحيا لب﴾٤٠﴿ يق  داـ ةني  ـ ۛص م ت  نا   ۛن و   ع د ةت  ـ ف ــ    ح لا  yalvarsaydılar, tövbe
                                                                                 ة ف ي  ك  ـ فن ـ ف
          istemelerine karşı,                                                                    etseydiler! Fakat heyhât!
          onların dikkatleri,                                                                     Onların kalpleri kaskatı
          geçici olmayan ve                                                                           olmuş, şeytan da
          kâinatın her tarafını                    م                                                yapmakta oldukları
          dolduran mûcizelere   ا ف  ل  ة      ة         ــ فش ــ ر   ك  ة   ف ي  ة ي ة            mâsiyet ve günahları
                                                                        ة ۛ
          çevriliyor. Bunların;   ـ ةنـل ا  ۛسفرا  لةو ـ ةق ـ فد    ﴾٤١﴿ ـ ۟نو      ت اةم نفوسفن    ةتةو ـ ۛ  ءااش     نا   هفيلا نو عفدةت اةم  kendilerine süslemiş,
          hem Yaratıcının                                                                            cazip göstermişti.
          kudretini gösterme,
          hem de başka                                                                           Enam /44 – Kendilerine
          yönleriyle de dikkate   ة  ة ح  ة ا       ف  ف             ة ف  ة                 ا  ن ي  verilen öğütleri terkedip
                                                  ۛ ـ
                                      ح
          değer oldukları         ـ ةع ـ ل ـ  ه ـ فم  ل  ءاةر ــ  ح ضلاةو  ءا  اس أةب  ةف  ـ ةخا ـ ةنذ ـ  ها ـ  فم  ب  ــ لا ـ  ك ل   م ـ فن   ةق ــ فب ــ  ــ م  ةما ى لا ـ  unutunca üzerlerine her
          hatırlatılıyor. Mesela:                                                                    şeyin, her zevk ve
          Kuş türlerinin, arıların,                                                               nimetin kapılarını açtık.
                                                                                                    Nihayet kendilerine
          karıncaların ve daha                                                                     verilen bu genişlik ve
          birçok canlıların toplum                    ف               ا                               serbestlikle tam
                                                                                   ة
                                                                    ي
                              ن فن
          hayatı yaşadıkları   ك ـــ ن لةو او ـ  ع ةر  ـ ةت اةن ـ ۛ ض ــ  ـ ةب فم ـ  س أ   ه ءا ـ ا ةج فذا ل فو ة ة  ةف ـــ ل ـ  ﴾٤٢﴿ نو ع  ةرضةت  ةي ـ ۛ    ferahlandıkları sırada,
                                                             ة
                                                                                        ح
                                          ح
          gerçeği bunlardandır.
                                                                                                  ansızın onları kıskıvrak
                                                                                                   yakaladık da bir anda
             Bu âyetteki kitap,                                                                       bütün ümitlerini
          müfessirlerin çoğuna   ة                     ة    ة       ة    ة                           kaybediverdiler!
          göre Levh-i Mahfuzdur.  ﴾٤٣﴿ نول     ـ  نا ـ ةي او ـ فع ـ ةم ـ  ةك اةم  نا  ـ حش ـ في ـ ط ـ  لا   م  ل ن ــ ة ـ  ه ـ  حي ةزةو  م   ق ت  ةق ـ ۛس ـ ف ـ  بول ـ  ه ـ ف
          Levh-i Mahfuz, ilâhi                                                                     Bu refah onlara istidrac
          ahkâma göre,                                                                              olarak verilmiştir. Hz.
          mahlukatın bütününün                                                                    Peygamber (a.s.), bu âyeti
                                                                                                    açıklamak üzere şöyle
          kaderlerinin       ا                                                                    buyurur: “İsyanına devam
                                          ح
                                                                                          ة ة
                                                    ل
                                                                             ب ـ ةف يه ـ ةت ـ
          kaydolunduğu âlem-i   ن  ــ ىحت  ةح  ءي ــ ف  ۛش ل ـ  ك  ۛ باةو فبا م     ة  ـ ل ـ في ـ ه ـ ف ـ  ةع اةنفح    اور  ح ــ  ك ذ اةم اوس ةن ـ   احمل  ةف ـ  ettiği halde, Allah’ın böyle
          gayba ait bir mahluktur.  ۜ                                                             bir kuluna dünyadan arzu
          “Kitab” ın her şeyi                                                                       ettiği şeyleri verdiğini
          ihata eden ilm-i ilahî                                                                  görürsen, bil ki bu sadece
          olduğu da söylenmiştir.                                                                 istidraçtan ibarettir. Sonra
                                ة
                                                                       ل
                                                                   ف
                                                                                                    da felemma nesû... (bu
                                                                  ة ـ فم ةب  ـ فغ ــ ةت ــ ةف ىة ــ اةذ ا
                           ﴾٤٤﴿ سـنو               ه ــ فم  م  ــ فب ــ  ل ـ     ه انذ ـ ةخا   ا   ا  ـ  ب او ـ ة     ـ  حر  ةف اةذا ي  âyeti) sonuna kadar tilavet
                                                                          ـ او
                                                                           تنوا ام
                                                                                                            etti.”
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          131
   130   131   132   133   134   135   136   137   138   139   140