Page 511 - e mushaf TR pdf
P. 511
507
Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Muhammed /12 – Muhammed /17 –
Muhakkak ki Allah iman 47-Muhammed Süresi / Yaprak 04A Cüz 26 Süre 47 Sayfa 507 Hidâyeti kabul
edip, makbul ve güzel işler edenlerin ise Allah
yapanları, içinden ırmaklar Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 hidâyette yakînlerini
akan cennetlere
yerleştirecektir. artırır ve kendilerine
ٍ
507 ﴾٤٧﴿ دمحم ةروس ﴾٤٧﴿ haramlardan ve
و
Kâfirler ise dünyada َ و َ و cehennemden
zevklerini yaşamak ister, ة korunmayı nasib eder.
davarlar gibi yerler. İşte
onların barınağı ateştir.
Hayvanlar rızkın kim Muhammed /18 –
ح
tarafından yaratıldığını, bu ة ة Yoksa onlar, kıyametin
ة
ة
ح ي
ةو
ح
nimetler karşılğında اةه تفحةت فن م يرفجةت تاحنةج تاةحلاصلا اول مةع او نةما ن ةني ي ذلال خفدي ن ة ح لا نا kendilerine ansızın
kendisinden ne beklendiğini ي gelmesini mi
düşünmezler. Çünkü bunlar
yükümlü değildirler. gözlüyorlar?
Muhammed /13 – Nice م ف م ف
şehirler vardı ki, halkı, ة ف ف ة ف ة ة ة ح ة ف Zaten alâmetleri
لاةو ـ ي
seni süren Mekke ماةع ــ فنلا ةتام ك ـ ة ــ أ ك ـ ل ـ أ ك ــ ل ـ نو ةيةو نو عحت ـ ةت ـ ةم ـ ةياورةف ك ةنيذ راةهفنلا geldi bile!
ۜ
şehri’nin halkından
daha kuvvetli idiler.
Ama kıyamet gelip
çattıktan sonra, ibret
İşte Biz, onları imha ة ة almaları neye yarar ki!
ة
ة
ف
ettik ve kendilerine ف ةق ــ ةير ـ ت ـ ك فن م ىةحو ق حدشا ل ۛ ة ي ه ةيرةق فن م ة ةو ـك ـ فن حيا ﴾١٢﴿ ـــ هـ فم ل ىىو ة ةو حنلا ـ را ةم ـــ فث ــ [53,56-57; 54,1; 16,1; 21,1;
yardım edecek kimse 89,23; 34,52]
çıkmadı.
Müşrikler, Hz. Peygamberi
hicrete mecbur etmekle Kur’ân’ın mûcizeli
rahata kavuştuklarını ة ن ل ة ة ة ل ل ة ح beyanı, Hz. Peygamberin
ة
ة
sanmışlardı. Oysa bu لةع ـ ى ةب ـ ةةن حي ـك ـ نا فنةمةفا ﴾١٣﴿ لـ فم ه رصاةن ة لةف فم ه اةنفكلفها ۛ كفتةجرفخا لا ــ يايت tertemiz hayatı ve eğittiği
hareketleri ile kendilerinin ashabı ile sürdürdükleri
felâketlerini yaşama tarzı ortada iken,
hazırlamışlardı. hâla iman etmeyen
Muhammed /14 – kimsenin beklediği tek şey
ة ح
ف
kıyamettir. Kıyametin
ا ة
ا ل
Rabbi tarafından apaçık ي ة يتلا ةحنةجلا لةثةم﴾١٤﴿ فم هءاةوفها او عةبحتاةو يه لمةع ءوس ة ا هل ةن حي ز فنمةك ة يه حبةر فن م başlıca alâmeti, âhir zaman
ة
bir delile tâbi olan ة Peygamberinin gelmesidir.
kimse hiç, yaptığı işler Nitekim o, şehadet ve orta
kendisine süslenen ve parmağını göstererek:
hevâ ve heveslerinin “Benimle kıyametin
peşinden giden kimse ة ل ن ةغ ءا ا ا ل ة ف ة durumu, bunların yakınlığı
gibidir” buyurmuştur.
gibi olur mu? [13,19; ـ فن ل ـــ ةب ـ ن م راةه ـــ فناةو نسا ر ـــ في ـــ ةم ـ فن م راةه يف ـ ةهي ـ فناا ـ ع و ـ ةد لا ـ م ـ حت ـ ق ـ ۜنو Maksat, kendisinden sonra
ۛ
59,20] kıyamete kadar başka bir
Muhammed /15 – peygamber gelmeyeceğini
Allah’a karşı gelmekten bildirmektir.
sakınanlara vaad edilen ة
ة ة
ة
cennetin durumu ise şudur: لس ــ فن ةع ـ ۛ ةهفنا ـ م را ل ةو ةنييبراش ـ ح ل ل ةذ ة ح ل ـ ةخ ـ رفم فن م راةهفنا ل ةو ـ ه م ط ـ فع رحيةغةتةي فمل ة Muhammed /19 – O
Orada bozulmayan su ۛ ۛ ف halde şu gerçeği hiç
ırmakları, tadı değişmeyen unutma ki:
süt ırmakları, içerken lezzet
veren şarap ırmakları ve ف
süzme bal ırmakları vardır. ى Allah’tan başka
ة
د لاةخ ةو ه فنم ك ة فمه حبةر ةر ففغةمةو تارةمحثلا ح ة ل ك فن ماةهييف فم هلةو ىحف ۛ ص م ilah yoktur.
ة م ـ فن
Onlara orada her türlü ۜ ة
meyve ile bir de Rableri ۜ
tarafından bir mağfiret Sen hem kendi
vardır. günahından, hem
Bu nimetlere erişenler hiç, ة
ة
ateşte devamlı kalıp, kaynar ح ل ا ى ة ا ة mümin erkeklerin ve
sulardan içirilip bununla عــ متسي ة ف فنةم فم هفن مةو﴾١٥﴿ هءاةعـ فم ة فما ـ ةعطقةف اميمةح ى ي ءاةم او قسةو راحنلا ي ف mümin kadınların
bağırsakları lime lime olan günahlarından ötürü
kimseler gibi olur mu? Allah’tan af dile.
[55,52; 2,25; 56,20] {KM,
ة
Tekvin 2,11-14; Tesniye ا
ة
ف ف
ة ة ي
ن ي
فن م
8,7-10} لاةق اةذاةم ةملعلا تنوا ـ او ةنيذل ح ة فن ع ـ د ك اةق او جرـ ةخ ـ اةذا ىحتـةح ۛ كفيلا Allah, (dünyada)
Muhammed /16 – اول ل ـ ي ة dönüp dolaştığınız yeri
Onlardan seni de, (âhirette) varıp
dinlemeye gelen de duracağınız yeri de pek
vardır. iyi bilir. [6,59-60; 11,6]
Ama ne zaman ki senin ة ا ل ا ن ن ة ة ح ة ا ن ن ى
ة
İslâm’ın insana
yanından çıkarlar, o ـــ فم هءاةو فها ــ او ع ــ ةب ـ حتاةو م ـــ ه ـ ف ق ـ بول ىل ةع ـــ ح لا ةبط ـ ةع لا ــ ي ي ذ ـ ةن ك ئ ــ للوا اف نا ـ kazandırdığı ahlâki
vakit sana kulak verip faziletlerden biri de şudur:
meseleleri öğrenenlere: Mümin, ibadet ve cihad
görevini yerine getirecek,
“Sahi, az önce o, neler ة hizmete devam edecek,
söylüyordu?” diye ف ةف ـ ةه ـ ل ﴾١٧﴿ هــ فم م ه ن ةو ا نت ـ ي ـ ف ةت ـ فق ـ ينو ـ ه ــ فم ه ــ ىد ى ةداةز فها ــ ةت ـ ةد افو ح لاةو ـ ي ي ذ ـ ةن ﴾١٦﴿ fakat asla yaptıklarını
sorarlar. gözünde büyütmeyecek,
Bir kısım münafıklar “üzerime düşeni yaptım”
müminler arasında diye durumunu yeterli
bulunduklarından Hz. görmeyecektir. Aksine:
ل ا
ن ة
Peygamber’e muhatap ة ف ف ل ة ة ح ي ة “Rabbimin benden
ى
ة
ة
olup, onlarla beraber onun فم هل ىحناةف اةهطار ف شاءاةج فدةقةف ۛةةتفغةب فم هةي ةع ـ ةة نا ةت ــ تأ ــ ا ح سلالا نور ةي ـ فن ـ ظ ـ istediklerini hakkıyla yerine
sözlerini dinliyorlardı. ۛ getiremedim. Bilerek veya
bilmeyerek hangi
Fakat kalpleri onun ihmallerim oldu?” diye bir
mübarek dilinde ifadesini şuur kontrolü, bir tevazu ve
bulan gerçeklerden uzak ذ istiğfar halet-i ruhiyesi
ة
olduğundan cankulağıyla ة ة ن ح ي ن ي ة ا ة ة ل taşıyacaktır. Âyet Hz.
ا
ة
ن
dinlemiyorlar, dışarı çıkınca ف ـ فغ ـ ف ـ ر ل ـ بفنذ ـ ك ةت ف ساةو ح لالا ةهلال هحنا فملفعاةف ﴾١٨﴿ فم هير ذ ك فم هفتءاةج اةذا ي
“Sahi! demin ne demişti?” Peygamber (a.s.)’a bile
diye sorma ihtiyacını böyle buyurarak, aslında
duyuyorlardı. Onların hâlet- müminlere ders
i rûhiyelerini açığa çıkaran م م vermektedir. Bundan
ن
ح
ne mükemmel bir ifade! ة ötürüdür ki Hz. Peygamber:
“Ben her gün Allah’tan yüz
ة
ف
İşte Allah onların kalplerini ﴾١٩﴿ كم ـ ـينوفث ةمةو فم ك ةـبلقت م ة ة ةي ـ فع ـ مل ح لا ةو تاةن ــ مفؤ م ف لاةو ـ ف ل لةو ـ م ـ مفؤ ـ ين ـ ةني kere mağfiret dilerim”
mühürlemiş ve onlar da ۟ ۜ buyurmuştur.
hevalarına uymuşlardır.
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
507

