Page 436 - e mushaf TR pdf
P. 436

432
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Sebe /40 – Gün                                                                           Sebe /44 – Biz
          gelecek, hepsini   34-Sebe Süresi       /         Yaprak 06B  Cüz 22   Süre 34  Sayfa 432  onlara Kur’ân’dan
          mahşerde toplayacak,       Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  önce, okuyacakları
          sonra da melaikeye:                                                                    kitaplar vermedik, keza
          “Şunlar size mi                                                                           senden önce onları
          tapıyorlardı?” diye             ﴾٣٤﴿         ٍ أبس ةروس          ﴾٣٤﴿          432       uyarmakla görevli bir
                                                            و
          soracaktır. [5,116;                           َ َ َ و                                        peygamber de
          25,17]                                                                                       göndermedik.
             Sebe /41 – Onlar:                                                                           Sebe /45 –
          “Müşriklerin                      ة  ا ا  ل  ا     ف ن  ة ى                             Kendilerinden, Mekke
                                       ة ي ـك
                                                                                            ة
                                                                                   ف ـ ي م ـ ي ـ
          iddialarından Seni   او نا ـك ـ ــ فم   احيا  ءلل ؤ ـ نها  ة    ةمل ل ـ ةك ئل ـ  لو قةي حم ث اع  ةج م ـ  هر ش  ــ فح ـ  ةي ةمفويةو  müşriklerinden
          tenzih ederiz. Bizim                                                                      öncekiler de hakkı
          dostumuz,                                                                                 yalan saymışlardı.
          koruyucumuz onlar
          değil, sadece Sensin!   ف                            ل ة                   ة               Halbuki bunların
                           او نا    ـك ـ  لةب   م    ۛ  ــ ه ـ ف   نو د ن ــ ف        ل ــ حي ـ  م اةن  ةو  ت ـ ۛ  فنا كةناةحفب س اولاةق ﴾٤٠﴿نو د  ةي ـ فع ـ  ب ـ  güç ve kuvveti
             Hayır, onlar bize                                                                    onlarınkinin onda biri
          değil, cinlere tapıyor ve                                                                 kadar bile değildir.
          ekserisi onlara                                                   ذ
          inanıyorlardı.” diye              ة    ف       ة                    ل ة     ة ف              Buna rağmen
                                                                            فم ه
                                             ف

          cevap verirler. [4,117]   فم ك   ضفعةب ك لمةي ل ةمفوةيلاةف ﴾٤١﴿ نو ن مفؤ م فمه  ب  ـ  رةث ك ا ۛحن جلا  نو د بفعةي  azabı engelleyemediler.
             Sebe /42 – İşte
                                                                                                     Peygamberlerimi
          bugün kiminiz kiminize                                                                    yalan saydılar ama,
          ne fayda, ne de zarar   ة  ة             ة ة     ة ح       ۜح ى   ة ى                    redlerine karşı Benim

          vermeye güç          لا ـ راحن ۛ باذ ـ ةعاو قو ذاو مل ظ  ـ  ةنيذ ـ ي  ل ل لو ق ةنةو   ـ  ـ ار  ۛضلةو اع  ـ فف ــ  ةن ض   ل ـ ةب ـ فع ــ  reddedişim nasıl
          yetiremezsiniz.
                                                                                                 olurmuş, iyice gördüler!
                                                                                                      [46,26; 40,82]
             O kâfirlere de
                                                   ة
                                                                     ة ح

                                                        ن
                                                              ي
          diyeceğiz ki: “Yalan   اولاةق     تاةن  ــ  حي ـ  ن     تاةيا ـ ةب اةن  فمهفيلةع ىلفت ـ  ت اةذاةو ﴾٤٢﴿نوب ذ  ــ ةك ـ   ت اةه  ب م تفن     ك ـ ف ـ  ة ح لا ـ ييت  Sebe /46 – De ki:

          saydığınız o ateş                                                                        “Size bir tek nasihat
          azabını tadın da
                                                                                                  edeceğim: İkişer ikişer
                                                                                                     hakki için durup
             yalan mıymış           م                                                  ا ة        veya teker teker Allah
                                                               ة

                                                   ة

                                                                     ف ل
                                          ا ن
                                                        ة ةك ـ
                                ةو كم
          gerçek miymiş söyleyin  اولاةق ف   ل ؤاةبا  د بفعةي نا    احمةع فم كحد   صةي نا  دير ي ل جةر     لا  ة ح ي  ةم ـ نها ـ اذ  düşünmenizi,
                                                                           ي
          bakalım!”               ۛ
                                                                                                       hem sonra bu
             Aslında sadece fayda                                                                arkadaşınızda delilikten
          söz konusu olup, zarar                    ف       ة                       ا ة ا           eser olmadığını iyi
                                            ف
                                                                                     ح ي ة
                                                            ح ة
                                 ا
          rağmen böyle buyurulması  م هءاةج لـاحم ة ة    ح قةحل ل اورةف ك    ةني ي ذلا لاةقةو  ىر  ـ فف ـ ةت ــ   م ك  ففا  ـ  ي    لا اذنه اةم  anlamanızı istiyorum.
          bahis mevzuu olmamasına

                            ف ة
                                                                      ى

                           ۙ
          şöyle açıklanabilir:                                       ۜ
                                                                                                     O, ancak şiddetli
             1. Aczlerinin tam                  م                                                  bir azaptan önce sizi
                                                                                     ح ي ة
          olduğunu göstermek   ا                             ن ا                    ة ا     ف ي   sakındırmak için gelen




          2.Müşriklerin ibadet   اةمةو   ـ ةنو ـ اةه   س رد ـ ف  ةي بت    ك ـ  فن م  فم هاةنفي ـ ةتا اةمةو ﴾٤٣﴿  نييب م رفحس لا اذنه  نا  bir peygamberdir.”

          etmeleri halinde şeriklerin
          fayda, ibadeti terketmeleri
          halinde ise onlara zarar                                                                   Sebe /47 – De ki:
          veremeyeceklerini                            ف                                           “Sizden bu hizmetim
          bildirmek içindir.                     ة ح  ة ح                  ة ة               ل        için hiçbir ücret
                                                                                       ا ف ة ي
                               ۙ


          3.Ebussuûd gibi bazı   اةمةو  مه  ةق ن ــ ف ــ  لفب ــ ف   م ةنيذلا   ي  ۛ بذ  ةو ك ﴾٤٤﴿ ري ي ذ    ةن ــ  فن م كلفبةق فمهفي    لا ــ  اةنلۛسفرا  istemiyorum, ücret sizin
          müfessirlerin izahına göre                            ۜ
          fayda celbetme veya zararı                                                                       olsun!
          savma kasdedilmektedir.
          Yani zarar kelimesinin                                                                      Benim ücretim
          başında hazf-i muzaf vardır.  ة  ةك ف             ة ح  ةف  ــ ةك ـــ  ا ن        ة      yalnız Allah’a aittir ve

                                 ةن ــ يك ـ ي ـ ر   ــ يل ى ةف  ــ ةك ـ في ـ ۛ ـ نا   س ر اوبذ  فم ه    ةتا ـ في ـ  اةن  اةمةراۛش  ـ فع ـ   م او غ  ةب ــ ل ـ  O, her şeye şahittir.”
                           ۟
             Sebe /43 –
          Kendilerine parlak
          deliller halinde                                            م                              Sebe /48 – De ki:
                                                       ف ل
          âyetlerimiz                       ن        ةت نا   ةة      ك      ل ا    ة ي ف              “Rabbim hakkı,
                                ة
          okunduğunda o    ىندار فةو ىنن     ح ةم  ـ فث ـ  ـ  ق ـ  مو ـ  او   ل  ۛ  ـ د   حاةو   ب فم ــ  ـ ـظ عا امـ ـ ة  حنا ل   ق ــ ﴾٤٥﴿  gerçeği, yerli yerine
          zalimler:                                                                                         kor.
             “Bu, başka değil,                           م                                           O bütün gaybları,
                                   ة
                                         ف
                                                                                           ة
                                   ح ي
          sırf sizi atalarınızın   ريذ  ةن ــ ي لا ةو ه  نا  ة  ة ي  ـــــ حن ـ   ج   فنم   فم    ك  ــــ  ب ـ   ح اص ـــ ۛ   ب اةم   اور  ة  ـــ ةت ــ ةف ـــ حك ـــ  ةت  حم   ث ــ  bütün gizlileri bilir.”
          ibadet ettiği                    ۜ
          tanrılarınızdan
          uzaklaştırmak isteyen
          bir adam!” dediler.   م                                                       م
                                                                 ة
                                            ف
                            فم ك    ة ف  ـ ا   ل ــ  ت ـ  ۛس اةم ل   ق ـــ ﴾٤٦﴿ ي ي دـــ  د  ــ ۛش باذ ـــ ةع   ف يد ــــــ ة  ةي ن  ــــ في ـــ ة  ةب فم ك  ة ل ــــ

             Ve yine dediler ki:
          “Bu Kur’ân başka
          değil, sırf bir iftira!”                                     م
                                                      ة
                                                                                        ل
                                                      ح ي
                                                                ل ف ي
             Ve yine kâfirler,   ح  ـك ــ ل ىل ن   ةو   ه ــ ةو ةع ـ  ن    ۛ  ح لا  ة  ــ ىل  ةعلا  ة ير ـــــ فجا نا فم ك  ة     ــ ةف ر ــ  ه ـــ ةو   ل ـــــ  فجا ن   م ـــ ف

          gerçek kendilerine                                         ۜ
          geldiğinde “Bu besbelli
          bir büyüden başka
          birşey değil!” dediler.          ة                         ة
                                                                     ح ي ف
                                                     ف
                                       ف
                           ﴾٤٨﴿ بو ي غلا  م ح لةع    ۛ  ــ ةح ـ ح ق      لا ب ف   ةي  ـ فق ـ   ذ  ييحبةر  نا ل   ق ـــ ﴾٤٧﴿ ديه ي  ـ ۛش  ء ف يۛش

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          432
   431   432   433   434   435   436   437   438   439   440   441