Page 433 - e mushaf TR pdf
P. 433

429
             Sebe /15 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Biz de onları
          Gerçekten Sebe’   34-Sebe Süresi       /          Yaprak 05A  Cüz 22   Süre 34  Sayfa 429  dillere destan olan,
          halkına oturdukları        Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  hayret ve ibretle
          diyarda bir ibret dersi                                                                bahsedilen masal haline
          vardı. Onların                                                                          getirdik, başka yerlere
          meskenleri sağdan   429         ﴾٣٤﴿         ٍ أبس ةروس          ﴾٣٤﴿                   göç etmeleri  suretiyle
                                                            و
          soldan iki bahçe ile                          َ َ َ و                                      darmadağın ettik.
          çevrili idi.                                                                               Bunda elbette çok
          Peygamberleri                                                                          sabırlı, çok şükürlü olan
          kendilerine dedi ki:                                       ف                             kimselerin alacakları
          “Allah’ın nimetlerinden                                                                   hayli ibretler vardır.
                                                                                     ة
                                                               ن
                                                         ة
          yiyiniz, içiniz, O’na       ك ـ اول   لاةمشةو ني  ةي نةع   ف ــ ي م ـ   ناةتحنةج  ة ةيا مه  ك ـ  ن ـ ف ـ ۛ  ف سةم  ييف   أةبۛس ل نا ـك ـ   فدةقل ة  [28,581; 16,112]
          şükrediniz. Ne hoş bir   ۜ
          diyar! Ne iyi, ne                                                                        Onlar kazanç hırsıyla,
          müsamahalı ve                                                                              fakirleri daha çok
          bağışlayıcı bir Rab!”                                     م        م                        soymak için yol

                            رو ف  ةغ ـــ ح بةر  ةو   ة  ـــ  حي ــــ ةب ـــ  ة    ط  ة  ف  ةب  ه ـــ ة ل اور  ـ ك ــ  ف شاةو  فم ك  حبةر  قفزر    م ــــ فن  konaklarının aralarının
                                                             ـــ ل ــ ةد
          Sebe’: Yemende yerleşmiş                         ۜ                                      uzaklaştırılmasını bilfiil
          bir kabile adı olup                                                                         temenni ettiler.
          başkentleri Ma’rib, bu
          günkü San’a civarında yer                                                                Muir, o zaman Yemen
          alıyordu. Kurdukları üstün
          medeniyet dillere destan   ة      ف ة          ة ف       ة    ف   ة          ة              ile Şam arasında
                                                                                    ة


          idi. Hz. Süleyman (a.s.)       ب  ـ ةج ـ حن ـ ةت ـ فمهفي  فم ه  اةنلد ــ ح  ةبةو مرةعلا    ـ ل  فيۛس مهفي  ـ ةعاةن ـ ل ـ ف  لۛسفرا ـ ةفاوضر  ةف ـ فعا ـ    ﴾١٥﴿  ticaretin çok mühim
          vesilesiyle mânen de                                                                        olup iki tarafı da
          yükselen bu millet, daha                                                                   zenginleştirdiğini
          sonra şirke ve tefrikaya                                                                    anlattıktan sonra
          mâruz kaldı. M.Ö. 5. asırda                                                                Hadramut ile Eyle
          ünlü Ma’rib barajının   ة                              ل                         ة       arasında yetmiş konak

          çöküşü ile bu ülkenin    لنذ ـ ك  ﴾١٦﴿ لييلةق رفدس    ـ فن   م  ء ف يۛشةو ل ـ فثاةو طم    ةخ ـ   ف    ل ك ا  ف يةتاةوةذ نفيةتحنةج
          yıldızı da söndü.                                                                          bulunduğunu, bu
                                                                                                    konakların bugünkü
                  Sebe /16 – Fakat                                                                  konaklara uyduğunu
          onlar bu dâvete                     ف    ة                     ف                                belirtir.
                                                ف ح ي
          sırtlarını döndüler, Biz   ف  ةجةو ـ ةع ـ اةنل  ﴾١٧﴿  فـ ةرو  ك ـ  لالا ييازاةج  ف  ـ ل  ن ــ  ةهةو اورةف ك  اةم ب   ةج ـ فيز ــ  اةن  ه ــ فم
          de onların üzerlerine                                     ۜ                     ة       Sebe’lilerin darmadağın
          kükremiş, hırçın mı                                                                       olmaları darbımesel
          hırçın, bendleri yıkan                                                                    haline geldi. Öyle ki
                                                                                                  bugün bile Araplar, bir
          bir sel gönderdik.                                   ذ        ة                         topluluğun darmadağın
                                    ة
                                              ة
          O güzelim bahçelerini,  اةه اةنفرحد ــ ةقةو ىةر هاظ ىر    ك ــ  اةن يف ـ ي ـ اةه  ق  ــ  ةراب ي  ح    لا ـ يت  ىر  ف    لا ـ  ق ـ  ةنفيبةو  فم هةنفيةب  olmasından
                                                                                     ة
                                                                   ة
                              ييف ـ
                                                                             ة
                                          ة
                                                   ى
          içinde sadece buruk                                                                     bahsederken: “Sebeliler
                                                                                                  gibi darmadağın oldu”
          yemişli, ılgınlık, biraz                                                                         derler.
          da dikeni çok, meyvesi
          az ağaçlardan ibaret      ة        ةف ـــ ة     ن ى  ة ل       ة                 ة
                                                                                     ي ة
          bozulmuş bahçelere        حبةر ـ اةن ةب  ـ  عا ــ فد  اولاق  ﴾١٨﴿ يينـ ةن     م ـ  ا اما ـ حياةو ي    يف  ـ ي ـ اةه ل ـ  لاةي ــ ة  ـ اور يس ر  ـ في ـ  ح سلا  Sebe /20 –
          çevirdik. [27,22;24]                                                         ۜ           Hakikaten İblis onlar
                                                                                                     hakkındaki zan ve
          Sebe /17 – Biz inkâr ve                                                                       temennisini
          nankörlükleri sebebiyle                                          ة ة ا                       gerçekleştirdi,
                                    ل
                                                                   ل  ف ــ ۛس ـــ  ه ـــ ف ــ ةج ــــ ةع ـ ل ــــ اةن
                                      م
                                       ـــ ف

          onları böylece      ــ ۛ ث  يي داةحا  ه  ف  ةف م       ـــ فنا او م  ــ ل ـــ  ظةو اةنراف  ف سا  ـ ة  ل  ةب ــــ في ـ ةن  muradına erdi.
          cezalandırdık. Zaten                                                                    Müminlerden bir kısmı
          nankörlükte çok ileri                                                                     hariç, onun peşine
          gidenden başkasını                                                                      düştüler. [7,17; 17,62]
          cezalandırır mıyız?       ح           ن ة ة        ة            ة ح
                                                             ح ي
                                                                   ح
                              ة  ۛص ــ راحب  ــــ  ك ـ ل   ل    تاةي ل ك   لنذ  ــ  ييف  نا قةز  ــ ةم ــــ   م ل   ك   ــ  ح  ـــ فقةز ــ  اةن  ه ــــ فم  ةم ةو  Yemende tevhide inanan
          Sebe /18 – Onların                                    ۜ                                   bir cemaatin devam
          diyarlarıyla, feyz ve                                                                       ettiği, bu âyetten
          bereket verdiğimiz                                                                      anlaşılmakta olup, tarihi
          kutlu beldeler arasında                                                                ve arkeolojik  bulgular da
                                                                    ة
                                                                                                  bunu desteklemektedir.
                                                      ي
          sırt sırta vermiş, biri   ة  ةف   ه ـ ا   حت ــــ ةب ـ  ع ـ  هو  ــ حن ــــ  ة ة  ظ س  ـــ ييل ــ    فبا  م  ة  ةع  ةقد ـــ ح  ۛص  دق  ة لةو ـــ ف ة  ﴾١٩﴿  كـرو  ۛش ـ
          birinden görülebilen                                 ـ ل ـ في ـ ه ــ ف                    Sebe /21 – Aslında
          nice kasabalar var ettik                                                               Şeytanın onlar üzerinde
          ve bunlar arasında                                                                        bir sultası, zorlayıcı
          düzenli ulaşım                                                                            gücü yoktu. Ancak
          imkânları sağladık.          ة      ة ة                           ف     ى         ة ح ي

                               م  م     ــــ ل ــ في ــ ه ــ ف ـ فن  ةع  ه ـــ ل نا  ـك ــ   اةمةو ﴾٢٠﴿ ي ةن ـ  ـــ ين ــ     ــ ةن لا ـــ  م ــ  م فؤ   م اق ي ر ـ  ي  ـــ ةف لا  âhirete iman edeni, o
                                                                                                    konuda şüphe eden
          “Oralarda geceler ve                                                                    kimselerden ayırt edip
          gündüzler boyunca,                                                                       ortaya çıkaralım diye
          güven içinde gezin                                                                       ona bu fırsatı verdik.
          dolaşın!” dedik.                                                         ة
                                                     ن ف
                                                                                   ح ي
                                 م ـ فن ـ اةه ةو   ه ن  ة  ــ حم ـــ ف ــ   م   ةر ـــــ  خ لاب   ن   ي ن ـــ ف ــــ  مفؤ ـــ  ةم ةم  ة  ــ ةن ــ فع ـ ل ـــ   ل لا   ناط ف ة   س ـ ل ـ  Rabbin her şeyi

                                               ة
          Meskûn yerlerin birbirine                                                                       hakkıyla
          yakınlığı, ülkenin refah ve                                                                gözetlemektedir.
          bereketini gösteriyordu.
          Feyz ve bereket verilen                                                                    Sebe /22 – De ki:
          şehirler ise Şam şehirleridir.  ة ح           ۟              ح   ن    ة      ح             “Allah’tan başka,
                                                        ظ
                                                          ـ
                            فم تفمةعةز  ةني ي ذلا او عفدا ل ق ﴾٢١﴿ ي ي ف ـ ةح ءيش   ف ۛ    ل ك  ةع  ـ ىل  كحبةر    ةو   ۜ كش   ۛ  ييف  tanrılığını iddia
          Sebe /19 – Fakat onlar:                                                                     ettiğiniz şeylere
          “Ya Rabbena,                                                                               istediğiniz kadar
          seferlerimizin arasını                                   م                             yalvarın durun bakalım,
          uzaklaştır (şehirlerimiz                                                                ele ne geçireceksiniz?
                                                                                ن ة
                             ة
                                                               ة
                                                   ة ة
          birbirine çok yakın,   لةو   تاةو  ة    لا ــ ح س ـ ن م ـــ  ــ ي   ف  ةحرةذ لاق  ـــ فث ـــ ة   م نو  ـــ فم ــ  ل ـــ ك ـ  ةي ل  ۛ  ح لا   نو د   فن ــــــــ  م  Onların ne göklerde ne
          bunların arasını uzat,                                                                  yerde, size verecekleri
          daha uzun mesafelere                                                                     zerre kadar bir fayda
          gidelim, ülkemizi                                                                               yoktur.
          genişlet) diye dua                                                                        Onların oralarda en
                                                                                       ة ف
                                    ة
                                                 ة
                                                                             ة
          ettiler ve böylece   ﴾٢٢﴿ريهظ فن م فم هفن م  هل اةمةو    كرش فن م اةمــهيـيف فمــ هـل اةمةو ضفرلا  ي ف  ufak bir ortaklıkları
          kendilerine yazık       ي                      ف                                            yoktur. Allah’ın
          ettiler.                                                                                onlardan bir yardımcısı
                                                                                                    da yoktur. [35,13]
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          429
   428   429   430   431   432   433   434   435   436   437   438