Page 324 - e mushaf TR pdf
P. 324

320
             Ta Ha /126 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Ta Ha /132 –
          Buyurur ki: “Bu                                                                          Ailene ve ümmetine
          böyledir. Nasıl   20-Ta Ha Süresi       /         Yaprak 10B  Cüz 16   Süre 20  Sayfa 320  namaz kılmalarını
          âyetlerimiz sana           Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  emret, kendin de
          geldiğinde sen onları                                                                     namaza devam et.
          unuttuysan, bu gün de
          sen öyle unutulur, bir          ﴾٢٠﴿          هىط ةروس           ﴾٢٠﴿          320          Biz senden rızık
                                                            و
                                                                                                    istemiyoruz, bilakis
          kenara atılırsın.”                            ى    َ و                                  senin rızkın Bize aittir.
             Ta Ha /127 – İşte
                                                                                                       Güzel âkıbet,
          inkârda ve günahta                                                            ف        takvâdadır, yani Allah’ı
          hadlerini aşanları ve                                                                     sayıp haramlardan
                                                                                           ة
                                                ة ن
                                                                                 ا ك لذ
          Rab’lerinin âyetlerine   ﴾١٢٦﴿ ى ن س  ـ فن ـ   ت ةمفو  ف    لا ـ ةي ـ  ك ل ذ ـ ةكةو  اةه  ـ ةت ـ  يسةنـ    ةي ـ ا    ت ـ ةف اةن ـ  ن ة    ةت ـ فت ـ  ل ة ن    ك  لاةق  korunmaktadır.
                                                                         ا ك
          inanmayanları böyle                            ۛ     ي
          cezalandırırız.                                                                             Razi’nin belirttiği
                                                                                                    üzere, Allah, kullarına
             Âhiret azabı ise                                                                    ihtiyacı olmadığını, namazı,
          elbette daha şiddetli  ve  ن ف  ة ة         ن         ة        ل             ة ن         ibadeti kullarının kendi
          daha devamlı olacaktır.   ةر خلا   باذةعلةو   يهـ حبةر     تاةيا ب فن مفؤـ ي ملةو   ف  ۛ فرسا   ف  فنةم  يزفجةن ك لذةكةو  faydaları için emrettiğini
                                                                      ة
                             ة
                                                                                 ي
                                                                                                      böylece belirtmiş
             Ta Ha /128 –                    ۜ                                                           olmaktadır.
          Bugün meskenlerinde                                                                        Tevrat’ın elimizdeki
          dolaştıkları, daha önce                        ف                                         muharref nüshasında sık

                                  ف
                                                                           ل ة
                                           ة
                                                  ة ل
                                                                                      ل
          yaşamış bunca nesilleri    ن ور قلا  ةن م فم هلفبةق اةنفكـلـفها فم ك  فم هـل ة   دـفهـةي ملـةف ﴾١٢٧﴿ىنقـفباةو حدـۛشا ل  rastlanan bir tanımlamaya
                                                                           ا   ف
          helâk edişimiz, onları                                                                   göre, namaz “kıskanç bir
          yola getirmedi mi?                                                                       Tanrıya ödenen bir vergi
                                                                                                   veya haraç olarak değil”,
             Elbette bunda                                                                          fakat sadece ifa edenin
          akıllı kimseler için   ة ة                        ة ن ة   ة                 ة           kendi yararına olan bir fiil

                                                                    ح ي
          alınacak dersler vardır.  لفولةو﴾١٢٨﴿ ىنهحنلا   ي للو   ل     تاةيل  ك لذ   ن  ييف نا فمه ن  اسةم   ۛ نك  ييف  نو شم ةي ـ ف  olarak anlaşılmalıdır.

          [22,46; 32,26]               ۟                               ۜ                                “Senden rızık
                                                                                                  istemiyoruz: Kendinin ve
             Ta Ha /129 – Eğer                                                                     ailenin rızkını temin için
          Rabbin tarafından daha                                                                   çalışmanı ve bu yüzden
                                                                      ة ة
                                                                ة
                                ن

                                                ى
          önce verilmiş bir söz ve    اةم ىلةع ر بصاةف﴾١٢٩﴿ىحمۛس م لةجاةو ى ل  اماز ل ناةكل كح بةر    فن م  ف تــةقةبـۛس  ةةمــ لـةك  risalet görevini ihmal
                                   ف ف
          tayin edilmiş bir vaade              ۜ              ة                                      etmeni istemiyoruz”
                                                                                                          demektir.
          olmasaydı, azap onlara
          çoktan gelmiş olurdu!                                                                      Ta Ha /133 – “O
                                                                                                       Resûl, gerçek
             Ta Ha /130 – O                ة                    ة      ة               ة
                                                                                                   peygamber olduğuna
                                                                                         ۛ


          halde onların        مةو ـ فن اةه ـ  بور     غ ـ    ةقةو ـ لفب  سم ـ ف  ة      حشلا عولط    ةق ـ لفب   ك حبةر    دفمةحب      فح حبسةو نولو قةي  dair Rabbinden bizim
                                 ۛ
          söylediklerine sabret.                                                                  istediğimiz bir mûcize
             Güneşin                                                                               getirse ya!” dediler.
          doğmasından ve    ة                         ة                                ة               Onlara önceki
                            ح ة
                                                                                       ح
                                   ة
                                                    ة ح ة
                                                              ة
                                                                      ف ل
                                                                                            ا ن
          batmasından önce   نحدـ مـةتلةو ﴾١٣٠﴿ى ن ضرةت كلةعـل راةهـحنـلا  ۛ فارطاةو فحــ حبـۛسـةف لـفيـلا ئاـةنا  semavi kitaplarda
          Rabbinin yüceliğini ilan              ف                    ة                               bulunan belgeler
          et, O’na hamdet.                                                                         deliller gelmedi mi?
             Gecenin bazı                                                                           Bu âyetten Kur’ân’ın,
          vakitlerinde, gündüzün          ف               ى      ل        ة       ن ي ة            önceki semavî kitaplarla
                                             ة
          bazı taraflarında da   اةيــفنحدلا  ةوـنيــةحــلا   ةةرـفهةز  فمــ هـفنـ م اجاةوفزا  ياهــ باةنـفعـحتـةماةم ىلا  كـفيـةنـفيــةع  aynı temel gerçekleri dile
          O’na ibadet et ki Allah                                                                 getirdiği anlaşılmaktadır. O
          rızasına eresin.                                                                        kitaplarda Hz. Peygamber
                                                                                                   (a.s.) ın geleceğine dair
             Burada beş vakit                                                                      haberlere de ima edildiği
                                                                     ة
                              ن ة
                                                            ل
                                      ة ة ل
          namaza işaret     ةولـ ح صـلا ب كلـفهارـ م ف أةو ﴾١٣١﴿ىنقـفباةو رـفيـةخ  ك حبةر   قفزرةو  هـييف فم هةن تففـةنـ ل  düşünülebilir. (Tesniye 18,
                                                                                                  15 ve 18; Yuhanna 14, 16
          edilmektedir. Âyette              ف                                    ۜ               ve 15, 26 ve 16,7). Böylece
          geçen hamd ile                                                                              Hz. Peygamberin
          tesbihten maksat                                                                            gelmesinin orada
          namazdır. Güneşin                                                                      bildirilenlerin bir beyyinesi,
          doğmasından önce          ف    ة   ق زر       ى       ة        ة     ة       ة          bir ispatı olduğu belirtilmiş

                                                                                                           oluyor.
                                                                           ۜ
          sabah namazı,         ق ــ ةب ـ  ة  ــ اةع  لاةو ك ــ ۜ  ف  ــ  ـ ةن  ۜا ـ فح ـ ةن  ن  قفزر  كل  ـ ف س ـ ةـ ـ  ةنل  اةه  ف  ـ ط ــ  ب ــ ةعر ــ ل ــ في ـ  ف صاةو
          batmasından önceki:                                                                          Ta Ha /134 –
          İkindi namazı, gecenin                                                                   Şayet Biz peygamber
          bir kısım saatleri:                                                                      gelmeden kendilerini
          akşam ile yatsı,      ف        ل ة            ن       ف   ة ة                    ة       azab ile helâk edecek

          gündüzün bazı     فمـهــ تأـةت  مـــل   ف    ا   ةو  يهـــ حبةر  فنـــ م   ةـةياـــ ب  اةنيــــيتأــةيلفوـــل اوـلاـةقةو ﴾١٣٢﴿ ىنوفق  ل ل ـ حت ـ  olsaydık onlar:
          taraflarındaki namaz ise         ۜ
          öğle namazıdır.                                                                                 “Ey Ulu
                                                                                                   Rabbimiz, ne olurdu
             Ta Ha /131 –                                                                               bize bir elçi
                                             ة ل ة
                               ة
                                                                ن   ف

          Onlardan bazı    باذـةعـ ب فمـ ه اةنـفكلــفها اـحن ل ة ا  افولةو ﴾١٣٣﴿ىلنولا    فــ حـ ح صلا  يـ ف  اـةم  ةـةنـ حيـةب  gönderseydin de, biz
          zümrelere, sırf                                                                           böyle rezil ve hakir
          kendilerini denemek                                                                       olmadan önce senin
          için verdiğimiz dünya                                                                    âyetlerine uysaydık!”
          hayatının süslerine                                                                     derlerdi. [10,97; 6,155-
                                                                ا
                                         ى
                                 ن ة
                             ة
                                                                      ة ة ة
                                                              ل
          gözünü dikme.    ك تاةيا ةع بحت  ـ ةن ـ  ةفلو  ة ي  ف  ـ ل ـ ۛ ـ في ـ اةن    سةر ـ  ۛسفرا لفو ل  ـ  اةنحبةر     ة  ةق ن   م ــــ ف ــــ فب ـ  ل ــ  يه ل ــ ةق ــ لا ـ  او  157; 10,110]
                                                    لا ت
             Rabbinin sana                                                                           Ta Ha /135 – De
          verdiği nimet, hem                                                                     ki: “Herkes beklemede!
          daha hayırlı ve değerli,                  م
          hem de daha                                                     ة                           Siz de gözleyin
                                                                          ح
                                 ة
                                                       ف
                                                                               ف ل
                                                   ح
          devamlıdır. [15,88;   اوـ   صـحبرـةتـةف    صـ حبرــةتــ م لـ    ك لـ ق ﴾١٣٤﴿ىزــفخــةنةو ل ذـةن نا  لـــفبـــةق فنــــ م  bakalım. Doğru yolu
          93,5]            ۛ      ة         ة                     ن                                 tutanların, hidâyete
                                                                                                  erenlerin kim olduğunu
                                                                                                          yakında
                                                                                                     anlayacaksınız!”
                                                    ة
                                                                                 ة
                                                                           ل
                                                                                     ة
                           ﴾١٣٥﴿ ىندـةتــفها   نـةمةو  ح يوـ ح سلا    طارـ ح صـلا    باةحـ ف صا   فنةم  نو مـلـفعـةتـۛسـةف  [25,42; 54,26]
                                                           ة


                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          320
   319   320   321   322   323   324   325   326   327   328   329