Page 320 - e mushaf TR pdf
P. 320

316
          Ta Ha /77 – Biz   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Ta Ha /84 –
          Mûsâ’ya şöyle                                                                              “Onlar, dedi, beni
          vahyettik. Kullarımla   20-Ta Ha Süresi       /       Yaprak 08B  Cüz 16  Süre 20  Sayfa 316  izliyorlar. Benden daha
          geceleyin Mısır’dan        Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  çok razı olman için
          yola çık. Asanı vurarak                                                                 sana kavuşmakta acele
          denizde onlara kuru bir                                                                 davrandım ya Rabbî!”
          yol aç. Firavun’un size         ﴾٢٠﴿          هىط ةروس           ﴾٢٠﴿          316
                                                            و
          ulaşmasından ve                               ى    َ و
          boğulmanızdan endişe                                                                          ب  ح ز
          edip korkmayın. [26,52;
          44,23]
                                                                      ا
                                ة
                                                               ل ف ل
                                                                                       ل
                                                                             ن ي ا
          Ta Ha /78 – Firavun da  ى اقيرط  ه فم ـ  ة ل بر  ـ ف ضا ـ ف ـ  ةف يداةب  ــ  ع ـ ي   بر ف سا نا ىسو     م ــ ن  ىلا اةن  ـ في ــ  ةحفوا دق ة لةو ـ ف ة
          askerleriyle onun    ي
          peşine düştü. Deniz                                                                          ﴾٤﴿
          onları öyle bir sardı ki
          birden yutuverdi. [26,60-
          66]                              ة                ة ى        فاةخ  ة ى        ف
                                ف

          Ta Ha /79 – Böylece   نفوةعر   ف  ـ  فم هةع  فتاةف ـ ةب ـ  ﴾٧٧﴿ى ن ش  ـ فخ ـ  ةتلةو اكةر    ةد    ـ ةتل ۛاس  ـ ةب ـ  ةيرفحةبلا     ف ـ ي
          Firavun halkını                                                                           Ta Ha /85 – Allah
          kurtuluşa değil, yanlış                                                                   buyurdu: “Sen öyle
          yola, çıkmaza götürdü.
          [11,98]                    ة                                                            biliyorsun amma onlar
                                     ح  ـ  ل  ف ـ ةعر ـ نفو  ۛضاةو ﴾٧٨﴿  هــ فم  ــ ش ــ ةي ـ  ةغاةم حم  ف   م م    ةف يه ـ ةغ ـ ش ـ ةي ـ  ه ــ ف ــ ةن لا ـ ةي ــ   د و ن   ب ـ  ج ـ  senin izinde değiller,
                                         ل
          Ta Ha /80 – Ey İsrail   ف              ۜ                                                     Zira Biz senin
          evlatları! Sizi                                                                           ayrılmandan sonra
          düşmanlarınızdan                                                                           halkını sınadık ve
          kurtardık. Tur’un sağ   م         م                                                      Samirî onları yoldan
                                                           ة
                                                      ل
          tarafında (Mûsâ ile   فم ك  حودةع      فن م فم ك  اةنفيةجفنا     فدةق ليـياارسا ي    ف  يانــةب   ي  اةي ﴾٧٩﴿ىندةه اةمةو   هةمفوةق  çıkardı.” [17,138] {KM,
          konuşmayı) size vaad                                ة                                  Çıkış 32,4.24; Hoşea 8,5-6;
          ettik. Size çölde kudret                                                                     I Krallar 1,28}
          helvasıyla bıldırcın                                                                       Tevrat’a göre (Çıkış,
          lütfettik. [2,51]                  م                                    م               32, 4 ve 24) bu altın buzağı
                                                       ف
                                                                ة ف
                                                                     ح
                                                  ة
                               ف ة
                                                                                                    heykelini yapan bizzat
                                      حنملا


             Onları orada bırakıp,   ىنول ح سلاةو    ة ف   م   ة  ك  فـيلةعاةنلةزةنةو  ةنةمفيلاروطلا  ۛ بناةج  فم كاةنفدةعنوةو  Harun (a.s.) dir. Halbuki
                                                        ح
          Allah Teâla İsrailoğullarına,                                                              Kur’ân-ı Kerim işin
          bu büyük lütfunu                                                                        doğrusunu bildirerek bunu
          hatırlatıyor. Zira kesin olan                                                            yapanın Samirî olduğunu
          toptan yok edilmekten,                                                                    bildirip, Hz. Harunun
          Allah kendilerini   م       ة                      م                                    bundan beri olduğunu ilan
                                      ح ة
                                                        ة

                                                    ف
                                                                               ة
          kurtarmıştı.      فم ك       فـيلةع ل حةيةف  هييف افوةغطـةتلةو فم ك اةنـفقةزةراةم      تاةبـ حيط    فن م اول ك﴾٨٠﴿  eder.
             Dünya hayatlarını
          kurtarmadan sonra, daha da                                                                Ta Ha /86 – Mûsâ
          önemli olan ebedi                                                                          derhal son derece
          hayatlarını kurtarma                                                                    kızgın ve üzgün olarak
          vesilesi olan Tevrat nimeti   ة ة  ي                      ة    ف                          halkına döndü: “Ey
          hatırlatılıyor. Tevrat’ın    رافةغ ـ ح  ل ييحناةو ﴾٨١﴿ىنو  ةه  ــ  ةف ـ فدةق   يب           ـ فن ةي ــ فح ـ  ل ـ ل ةع ــ فيل ـ  ه ةغ ــ ۛ ض ـ ي  ةمةو يب  ةغ ــ ۛ ض ـ ي  milletim, Rabbiniz size
          verilmesi için yapılan vaad                                                 ۛ              güzel bir vaadde
          Hz. Mûsâya yapıldığı
          halde, bütün o insanlara                                                                    bulunmadı mı?
          yapılmış olarak ifade                                                                  Verilen sözün üzerinden
          buyuruluyor. Zira dünya ve   ة  ة ة  ا ل               ى ة     ة        ن               çok uzun süre mi geçti,
                                        فنةع
                                                                          ۛ
          âhiret mutluluklarına vesile   كمفوةق      كلةجفعا اةمةو ﴾٨٢﴿ ىندةتفها    حم ث اح لاص ل مةعةو ةنةماةو    ۛ باةت  فنةم ل  yoksa Rabbinizin
          olan bir kitaptan istifade                                                                gazabının tepenize
          edenler onlar olacaklardı.                                                                    inmesini mi
          Ta Ha /81 – O halde                                 ا                                    istiyorsunuz ki bana
                                                                    ا
                                                                            ة
                                                               ن ل
                                                                    ة
                                                 ف ي
          size verdiğimiz   ى ن ضرةت ل  بةر   ح  كفي ة ة    لا ـ    تل جةعةو يرةثا ىلةع   ءللوا       ه ـ فم  لاةق﴾٨٣﴿ى ن سو  اةي  م ـ  olan vaadinizden
          rızıkların en hoş ve   ف                        ي                                              caydınız?
          temiz olanlarından
          yeyin, ama bu hususta                                                                      Ta Ha /87 – “Biz,
          taşkınlık yapmayın,                                                                      dediler, kendi güç ve
          yoksa gazabım tepenize  ة ح  ل ة              ة         ة            ة     ة             irademizle sana olan
          iniverir. Kimi de    مـــ هـــلــض   ۛ  اةو  ك  دـفعـــةب فنــ م  كـــةمفوــــةق احنـــةتــــةف فدـــــ ــ ةق اـحن اــةف  لاـةق ﴾٨٤﴿  vaadimizden dönmedik.
          gazabım çarparsa artık                                                                    Fakat biz o halkın,
          o uçuruma düşmüştür.                                                                       Mısırlıların zinet
                                                                                                   eşyalarından birtakım
          Ta Ha /82 – Şu da   ة       ل ة                        ا                               ağırlıklar yüklenmiştik.

                                                                                           ة
                                 ى
                                                            ن ي
                                                                           ة
          muhakkak ki inkârdan   لاـةق  ۛافـسا ناةبــ ف ضــةغ  يهــ م فوــةق ىـلا ىـ ن سوــ م ةعــةجرـةف ﴾٨٥﴿ ح ير ما ح سلا  Onları ateşe attık.


          dönüş yapan, iman                                                                           Samiri de kendi
          eden, güzel ve makbul                                                                  mücevheratını atıverdi.
          işler yapan,  böylece                                                                         İsrailoğulları
          doğru yola giren   م                                 م         م                         Mısırdan çıkmadan önce
                             م    فـيلةع  لاط ــ ةفا ۜان  ــ ۛس ــ  ةح اد ـــ فعةو  فم  حـبةر   فم  ةي  م مفو  ةي ـ ةق ا ـ  altın ve zinet eşyaları ödünç
                                                                                     لا ـ ف ـ  ع ـ فد
          kimseyi de affederim.   ك  ة  ة ة  ل ى      ى        ك        ك            ة ل           Mısırlılardan bir miktar

                                                                                                   almışlardı. Hz. Mûsâ’nın
          Ta Ha /83 – Hem seni                                                                    dönüşü gecikince Samirî:
          halkından çabucak                                                                        “Onun engellenmesinin
          ayrılıp gelmeye              م                    م       ة                                 sebebi, sizdeki bu
                                                                          ف ل
                                                                                            ف
                                                                                   ل ل
                                                                ة
                                                                    ح
                               ة ة
          sevkeden sebep ne ey   فم تففلفخاةف  فم ك  حبةر  فن م    ب ۛ ضةغ فم ك  فـيلةع ل حـةي نا فمــ ت فدةرا فما  دفهـةعلا  emanetlerdir.” dedi. Bunun
          Mûsâ?                                                                                    üzerine, altınları getirip
                                                                                                   onun önünde topladılar.
          Hz. Mûsâ, ümmetinden                                                                      Samirî de eritip buzağı
                                                                                                     şekline koydu. Sonra
          70 kişi seçerek Tevratı                                                                 Cebrail (a.s.) ın bineğinin
          almak üzere onlarla   ا ف  ة ن        ف    ة             ة ل         ا                  izinden avuçladığı bir avuç
          Tûr’a gidiyordu.   اةنــلـ حمـ ح احنـ كـلةو اةنـ كـلـةمـ ب ك ةدـ ع فوـةم اةنـففـلـفخا اةم  اولاـةق ﴾٨٦﴿ي ي د عفو  ةم ـ  bereketli toprağı sürünce,
          Kendisi, Rabbine olan                                                                   buzağı ses çıkardı. Razî’ye
          şevkinden ötürü                                                                           göre bunun sebebi ona
          ilerleyip o yetmiş                           ف                                         hayat girmesi değil, heykele
                                                                                                     konulmuş olan bazı
          nakibi geride                ة       ف ل ة ن           ة                           ل      deliklere hava girmesi
                                                                                       ى
                                                                           ف ةق ـ

          bırakmıştı.      ﴾٨٧﴿ ۙح ير   ماسلا   ح ـ  ىق ــ ة  لا ك لذ ك  ةـف اةهاةن  فف ذق ـ ة ـ  ةف مفو  ـ لا  ةةن يز    م ــ فن ي ـ   اراةزفوا  sonucunda buzağı heykeli

                                                                                                       ses çıkarmıştır.
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          316
   315   316   317   318   319   320   321   322   323   324   325