Page 322 - e mushaf TR pdf
P. 322

318
             Ta Ha /99 – İşte   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Ta Ha /108 – O
          böylece sana geçmiş                                                                      gün insanlar, Hakkın
          mühim olaylardan bir   20-Ta Ha Süresi       /       Yaprak 09B  Cüz 16  Süre 20  Sayfa 318  dâvetçisine hiç bir
          kısmını anlatıyoruz.       Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  tarafa sapmadan
                                                                                                          uyarlar.
             Tarafımızdan sana
          da bir zikir verdik.            ﴾٢٠﴿          هىط ةروس           ﴾٢٠﴿          318             Rahmanın
          [41,41; 15,9; 21,50]                          ى   و  َ و                                  azametinden dolayı
             Zikr: Tevhid ve                                                                         sesler kısılmıştır.
          tebliğ tarihindeki birçok                                                                  Artık bir fısıltıdan
          ibretli hadiseyi,                                                                 ف           başka bir ses
          peygamberlerin örnek   ة  ن ةقةو   ةقــ فد  ةق اةم ءاةب  ل ا    ة ة             ن ة       işitemezsin. [19,38;
          davranışlarını,   ك اةن  ا   ةت ــ في ــ  ۛ  ۛس د ـ ف ـ ةب ـ     ــ فن ا   ـفن ــ     م  ك  ـ ل ــ في ـ  ةع ص  ــ  ق ـ ح  ةن ك ل    ك ــ ذ  54,8]
          halklarını eğiten
          irşadlarını, birçok                                                                         Ta Ha /109 – O
          mûcizeyi hatırlatarak                                                                    gün, Rahmanın şefaat
          Hz. Peygambere de bu               ة                  ل          ى            ة ة      izni verip sözünden razı
          özelliklerin verildiğine  ةم فو ــ   ـــ  ا   حن ــــ   ه ةي  ـ فح ــ  م ـ ةي ل  ةف   ه  ــ فن ـــ  ةع  ۛ ضر    فع ـ  ا فنةم ﴾٩٩﴿ ــ ۛار  فك ذ  ا  ل ن   م ـــ ف ــ حن  د ـ    olduğu kimselerden
                                                             ة
          delâlet eden Kur’ân-ı                                                                  başkasının şefaati fayda
          Kerimdir. Kur’ân’ın,                                                                    vermez. [2,255; 53,26;
          bunların yanında insanı                                                                      21,28; 78,38]
          eğiten, yetiştiren,             ف          ة                                      ف        Ta Ha /110 – O,
                                                                                 ى
                                                         ۛ ـ
                                                      ة

          uyaran, yönlendiren   ۙ  ــ فم ـ ىل  ـ ني ق ـ ةم ـ  ح  ة  لا ةمفو  ــ  ه ـ ةي فم ـ  ل ءا  اسةو   ةخ ـ ا    ل ـ ي ي د ـ ةن   يف ـ   هي  ﴾١٠٠﴿ۙارفزو  ةةمني قلا  onların geleceklerini de
          ilahî direktifler                                  ۜ                                     geçmişlerini de bilir.
          (buyruklar) ihtiva                                                                      Kulların ilmi ise bunu
          ettiğini de ifade eder.                                                                    asla kavrayamaz.
             Ta Ha /100 – Kim  ى                     ف                                                    [2,255]
                                                                                        ة



          ona sırtını çevirirse,   ۛاـقفر ز    ذـ ئـةمفوـةي  ةنيـ ي مرـفجـ مـلارـ شـفحـةنةو  رو ح صـلا   يـ ف   خـةفـفنـ ي   ةمفوـي ﴾١٠١﴿  Son cümle şu
          muhakkak ki o, kıyamet                                                                   mânaya da gelebilir:
          günü büyük bir vebal                                                                        “Onlar ise bilgi
          yüklenecektir. [11,17]                    ة                                             kapasiteleri ile Allah’ı
                                                                             ة
                                            ى
                             ة ل
                                                    ح ي
                                                              ل نا  م
             Ta Ha /101 – O    ملفعا   نفح ةن ـ ﴾١٠٣﴿ فشـار  ـ ةعلا  م  ــ  ب ـ فث ــ  ت ـ ف  ة ف ي  ـ في ـ ةن ــ  ه ــ ف  ةب  نو  ـ  ت ـ  ةف اةخ  ةي ـ ةت ـ ﴾١٠٢﴿  kavrayamazlar”
          yükün altında daimî                                                                          Ta Ha /111 –
          olarak kalacaklardır.                                                                    Bütün yüzler, hayatın
          Kıyamet günü bu yük,                                                                      ve hakimiyetin tam
          onlar için ne ağır bir   ة                                                               mânasıyla sahibi olan
                                   ح ي
                                              ل نا
                                                                     ا  لو ق
          yük olacak!      ى    ةي  ــ مفو ـ ۟ا  لا  ت فم ـ  ــ  ب ــ فث ــــــ  ة ف ي  ي  ة ط م       فم ـ ةث ـ ل ـ  ه ـ ف ـ ير ــ ةق ـــ ىة     ل      ةي فذ ـ  ي ا  نو   ة  ةي ام   ب ــ ة ـ  ق ـ لو ـ  Hayy-u Kayyum’a baş
             Ta Ha /102 – Sûra                                                                           eğmiştir.
          üfleneceği gün, Biz                                                                       Zulüm yüklenerek
          suçlu kâfirleri, gözleri                                                               gelen, gerçekten perişan
          (korku ve heyecandan)   ة     ى                   ف          ف      ة                      olmuştur. [31,13]
                                                                                       ةيةو ـ ف

          gömgök vaziyette   اةه رذةيةف﴾١٠٥﴿ۙاف ف س    ةن ـ  يحيبةر  اةه فسفن    ةي ـ    ةف ـ ل ق    لاةبج    لا ـ    نةع   كةنولةـس ﴾١٠٤﴿

          haşredip toplayacağız.                                                                       Ta Ha /112 –
                                                                                                  Mümin olarak güzel ve
             Mahşer                                                                              makbul işler işleyen ise,
          meydanında gözleri                        ا                                               ne zulümden, ne de
                            ة
                                                     ة ى
                                                                                         ى
                                                                               ى
                                 ة
          gömgök, yüzleri   نو ع بحتةي   ذ ئةمفوةي ﴾١٠٧﴿ اتفم ل ى  لةو اجةو ع   ىر ةتل ـ  ة  ﴾١٠٦﴿ۙاف ۛ صففۛص اعاةق  haklarının
                                                                      ن يف ـ اةهي
          kapkara, velhasıl pek                      ا                                                çiğnenmesinden
          çirkin vaziyette                                                                               korkmaz.
          toplanmaları
          kasdedilmiştir.          ة                                                                 Ta Ha /113 – İşte
                           ى       ح ي                         ة ف           ة      ة      ة         böylece bu kitabı
                                          ة
                                                     ح
             Ta Ha /103 –   اسمةه   ف  لا   عةمست   ف    ة لةف ن ن مفحةرل ل      تاةو ف صلا      تةعۛشةخةو ۛ        هل  ةجةو ع ل ة ي عاحدلا  Arapça bir Kur’ân


          Kendi aralarında                                                                        olarak indirdik ve onda
          sessizce konuşurken:                                                                    uyarı ve tehditlerimizi
             “Dünyada, olsa                                                                           farklı üsluplarla
                                   ة
                                                                         ة
          olsa on gün kadar bir   ى لفوـــةق  هــل  ة يــضةرةو   نـ ن مفحةرلا  ة     هل ة ل    ن ذا    فنةم  ة ح ي    لا  ةةعاةفشلا   ح   عةففنتل ة  anlattık.
                                                                                 ة
          şey kaldınız” derler.                     ح                                 ذ ئةمفوةي﴾١٠٨﴿   Ta ki insanlar
             Ta Ha /104 –                                                                        Allah’a karşı gelmekten
          Aralarında konuştukları                                                                 korunsunlar ve ta ki o,
          konuyu Biz pek iyi    ى ف   ة         ة        ف               ل          ة             kendilerine bir ibret ve
                                                                              ة
                                                                                        ة

          biliriz.         املــ ع  يهــ ب نوطيـ ي حـ يلةو فمـ هـةفـلـةخاـةمةو فمـهـيدــفي    ا   ي  ةنـفيـــباةم  مـلـفعـــي﴾١٠٩﴿  uyanış versin.
             Onların en mûtedil                                                                      İbret verecek şey,
          ve en makul olanı, o                                                                     Kur’ân veya yapılan
          zaman “Siz bir günden                                                                      tehditler olabilir.
          diyecek. [30,55; 79,46;  املظ   لةمةح  ةم با  ةخ د ـ ف ـ ۛ ـ  فن  ةقةو  مو    لا ــ ةق ـ حي ـ     ـ ل ـ ةح ـ ح ي   ل   هو  لا ت ـ   ـ  ج و ـ  ةنةعةو ﴾١١٠﴿
          daha fazla kalmadınız.”  ى  ة ف                      ف      ف         ف
                                                         ۜ
          35,37; 23,112-114]
             Ta Ha /105- Ta
          Ha /106 – Bir de sana o
                                                                            ف
                                                                  ة
          gün, dağların durumunu ى ف        فاةخـةي ة لـةف  نـ مفؤـ مةوـ هةو    تاـةحــ لا ح صــلا   ةنــ م لةمـفعــي فنـــةمةو﴾١١١﴿
                           املظ
                                                                                  ة
          sorarlar. De ki:
             “Rabbim onları
          darmadağın edecek,                                             ف
                                        ى
                                                                                            ة
                                                                    ة ن
                                                            ف
                                                                                 ى
                                        ح
          ufalayıp savuracak,   اةنــــففةرـــۛصةو  ايـــ برـةع  ى ن       هاةنـــلزـــفن ل   ك لذــ  ةو   ك ﴾١١٢﴿ ـــام  ـــ ف ض  ةهلةو
                                                اـــنارـــ ق
          yerlerini dümdüz, boş   ح         ة       ف        ة     ا
          vaziyette bırakacak”
             Ta Ha /107 –           ذ
          “Orada artık ne iniş, ne            ة            ل ة   ة     ة   ة ح     ف
                                 ى
          yokuş göremeyeceksin”  ﴾١١٣﴿ ـــار    ك  ذ  م  ل  ث     ـــ  ه ـــ ف       فو  ي ـ فح ــ  د  ا نو ق     ل دي     يف ـ ي ـ  م  ه ــ ةن لا ـ يع ةو ـ   ــ ةع ـ ل ـ  ه ـ فم ةي ـ حت ـ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          318
   317   318   319   320   321   322   323   324   325   326   327