Page 323 - e mushaf TR pdf
P. 323

319
             Ta Ha /114 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Ta Ha /120 – Ama
          Demek ki gerçek                                                                           şeytan ona vesvese
          Hükümdar olan Allah   20-Ta Ha Süresi       /       Yaprak 10A  Cüz 16  Süre 20  Sayfa 319  verip: “Adem!, dedi,
          çok Yücedir.               Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  ister misin sana
          Sana vahyedilmesi                                                                       ebediyet (ölümsüzlük)
          henüz tamamlanmadan                                                                        ağacını, zamanın
          unutma endişesi ile   319       ﴾٢٠﴿          هىط ةروس           ﴾٢٠﴿                      geçmesiyle zeval
                                                            و
          Kur’ân’ı okumada                              ى    َ و                                  bulmayan bir devlet ve
          acele etme ve: “Ya                                                                      saltanatı göstereyim?”
          Rabbi! benim ilmimi                                                                      [2,35] {KM, Tekvin
          artır” de. [23, 116; 75,16-                                                               3,22; Vahiy 22,14}
                                                          ة
          19; 114,2] {KM, Çıkış
                                                                                      ة
                                               ف
                                                                   ف
                                                                                 ن ف
                                    ن
                                    ف
          15,18; İşaya 24,23}    م ـــ فن ن ار  ف   ب ـــ لا ــ  ق ـــ    ل  ـــ فع ــ ةج ـــ  ةت لةو  ۛق  ـــ ةح ــ ح  لا  ك ل  لا  ــ ةم ـــ    ح لا  ىل اةع  ةف ــ ةت ـــ  Ta Ha /121 –
             Vahyin başlangıcında                                                                    Derken ikisi de o
          Peygamber Efendimiz,                                                                     ağacın meyvesinden
          vahyedilen âyetleri                                                                     yediler. Bunun üzerine
          unutmamak için gayri                                                                      edep yerlerinin açık
          ihtiyari içinden dilini   ف ى               ف                    ي ة ة  ا   ف ل          olduğunu farkettiler.


          kıpırdatarak tekrarlıyordu.   ﴾١١٤﴿ ــام  ـــ ل   ع ي ــ ينفد ز    ح بةر   ل ــــ  قةو    ه  ــ  ي ـــ  فحةو ك    ل ـ في ـ  ا ىض  ـ فق ــ ن   ي نا ل  ةق ـ فب ــ  Derhal cennet
          Bu, müteakip âyetleri de                                                                yapraklarıyla üzerlerini
          bellemesine engel                                                                         örtmeye başladılar.
          olabilirdi. Allah Teâla
          Kıyame, 16-18 âyetleriyle                                                                   Böylece Adem
          unutturmama garantisi   ى     ة         ة                      ن  ا  ن ي ا       ة      Rabbine karşı geldi de
                                         ـ
                                   ف

          verince, Hz. Peygamber   ﴾١١٥﴿ ۟امز  ةع هل د  ـ ةن فم ــ  ج ـ ف  لةو  ة يسةن ـ ةف ل  ةق ن ــ ف ـ فب ـ   م ةمةدا   ىلا اةن د     ةع  د  ةو   ل ـ ةق ـ ف ـ ه ـ ف
          rahatladı.                                                                                    şaştı kaldı.
                                                                                                       Ta Ha /122 –
             Allah, Resul-i
          Ekremine ilmini                                                  ف                      Sonra Rabbi onu seçti,
          artırmasından başka bir şey        ا ة                              ا                   tövbesini kabul etti ve
                                                  ا
                                                             ن
                                   ل
                                                                                            ي
                                            ي ح ي
          artırmayı istemesini   ﴾١١٦﴿ ىنبا  ۛ سي  ـ يل ـ  فبالا او دةجس  ةف ةمةد   ل اود ـ     ج ف سا  ة  ف ن  ف  ـــ ةنل ـ  ل ا ـ ل ـ ةم ـ ل ـ  ئ ك ـ   ق فذاةو  onu hidâyetine mazhar
          emretmemiştir. İbn Mes’ud   ۜ                 ـ ۛ                                                 etti.
          (r.a) bu âyeti okuduğunda:
          “Ya Rabbî, benim ilmimi,                                                                     Ta Ha /123 –
          imanımı ve yakinimi (kesin
          inancımı) artır” diye dua   م                                                          Onlara hitaben buyurdu
          ederdi.                ة                ة                 ة ة  ة    ة ح    ا ن ي  ف      ki: Kiminiz kiminize
          Ta Ha /115 – Doğrusu  اةم  ةج ــ حـن ك  رفخ   ي ل    ةف  ـــ ة ــ  ك ـــ  جفو ز  لةو  ـ  كل  ــ  د    حو  ةع اذ ــ نه نا      مةدا اةي  ةف ــ  ق ـ ل ــ  اةن  düşman olarak
                                                         ة

          Biz daha önce Adem’e                                                                    cennetten yere ininiz.
          de vahiy ve emir                                                                       Sonra ne zaman Benden
          vermiştik, ne var ki o                                                                  bir rehber gelir de, kim
          ahdi unuttu, onda bir          ة                ة       ة ح ي ة ة ح ل     ة    ف        ona tâbi olursa, artık o
                                   ن
          azim bulamadık.   ﴾١١٨﴿ ــىر  ــ فع  ةتلةو اةه  ـ ي ـ  يف ةعو  ــ  ج ــ  ةتلا  ك   نا ل ــ  ﴾١١٧﴿ىنق  ـ ةت ـ فش ـ  ةف  ةحن    لا ــ ةج ـ  ةن م  ne yolu şaşırır, ne de
                                 ۙ
             Bir zelle sebebiyle                                                                       bedbaht olur.
          Hz. Adem’in cennetten                                                                     122 ve 123. âyetler
          çıkarılmasının, hikmeti tek                                                              bu konu bakımından
          kelime ile “ilahî
                                                                   ة
                                                                                     ة
                              ة ة
                                        ة ي
                                                  ةف ـ ف
          görevlendirme” dir.   ناطفيحشلا  هفيلا  ۛ سةوسةو ﴾١١٩﴿ىنح  ــ ف ض ــ  ةتلةو اةه  ـ ي ـ  ف  ـــ ظ ـ ةم ـ يف ال ؤ  ةتل  ك  ة ل ة  حناةو ــ  çok önemlidir. (Krş.
          Beşeriyetin bütün fikri ve                                                               2,37 - 38) Allah Hz.
          manevî terakkileri ve her                                                                    Adem ile Hz.
          türlü kabiliyetlerinin                                                                  Havva’nın tövbelerini
          gelişmesi ve insanlığın                                                                   kabul ettikten sonra
          mahiyetinin Allah’ın                                                                     dünyaya gönderiyor.
                                       ة
                                                                                      ن
                                                        ف
          isimlerine mükemmel bir   ﴾١٢٠﴿ ـىل ن  ـ فب ةيل ك ف  ـــ ل ـ     مةو  دل ف  ــ  خ ـ    لا  ةر  ۛش  ـ ةج ـ  ن  ةع ـ ىل     دا   ل ـ  ك  ف ل ح ة  ةه ــ ل    مةدا اةي  ة ا  ةق ـ  لا
          ayna olması, o görevin                           ة                                        Demek ki dünyaya
          sonuçlarındandır. Şayet                                                                       göndermek
          cennette kalsaydı, melekler                                                             cezalandırma değil, bir
          gibi makamı sabit kalırdı.                                                     ف         taltiftir. Allah insanı,
          Çok sayıda melâike zaten                                                               böylece dünyaya, kendi
          dünyanın mamur edilmesini ناةف     ةي ــ فخ ــ ص ـ    ــ  ف ــــ اةق  ة طةو  ام    ن  ـ ا فو  ت ـــ  ه ـــ ة  ۛس  ام  ــ  ه ــ ة  ة ل  ف ت د  ـ ةب ـ ة  ةف  اةه  ة  ةف ــ  ا ك ـ  م ة ل ـ فن ــ  halifesi olarak
          vardı. Allah’ın hikmeti,
          ve nihayetsiz makamlara                                                                   gönderiyor (2, 30)
          çıkabilecek insanın                                                                      dünyayı mâmur etme
          istidatlarını geliştirmeye                                                             yetkisi ile donatıyor. Bu
          elverişli bir imtihan diyarı                                                               görevlendirme de
          gerektiriyordu.   ة                  ة     ن   ا         ة   ف                  ة         gerekçesiz değildir.
          Ta Ha /116 – Düşünün  حمـ ث ﴾١٢١﴿ ىنو  حبةر ــــ   ه   ةف ـــ ةغ ـ     مةدا ىص ـــ ن  ةعةو   ة  ــ ةج ـ حن ــ  لا قةرةو ن ــ ف   م ام     ةع ــ ل ــ في ــ ه ـ ة


          ki Biz, bir vakit                                                                        Gök, yer, dağlar gibi
                                                                                                    diğer yaratıklar bu
          meleklere: “Adem’in                                                                           görevi kabul
          önünde (Allah’a) secde                                                                    etmemişler (33, 72)
          edin” dedik, hepsi       ة       ة                       ة                                    sadece insan
          secde ettiler, yalnız   اةهــفنــ م اطـــ بــفها لاـةق ﴾١٢٢﴿ ىند ــــ ةهةو       با  حبةر ـــ  ه ةف   ـــ ةت ـ ۛ ةع ـ ل ــ في ــ  ه  فجا ـ ةت ـ نب ـ ي ـ    ه  yüklenmiştir. Hz.
          İblis diretti.                                                                              Adem’in ömrü,
          Ta Ha /117 – Biz de                                                                     dünyanın ömrüne göre
          dedik ki: “Âdem!, iyi           م                                م                       çok kısa olduğundan,
          bil ki bu, sana da eşine            ة    ف   ة                                         onun evlatları kendisine
                                                                                     ى
                                 ه ـ ى

          de tam bir düşmandır.   ىد ييحن ــ  م فم ك        ۛ  حودةع       ةف ــ  ا   احم ةي ـ  ت أ ــ ةي ــ حـن  ضفعةب ل فم ك  ــ فع ـ   ض  ةب اعي  ةج ـ ي م ـ  halef olmuşlardır.
          Sakın sizi cennetten
          çıkarmasın, sonra                                                                         Ta Ha /124 – Ama
          perişan olur, helâke                                                                    kim Benim zikrimden
          sürüklenirsin.”                                                                         yüz çevirirse kitabımı
                                                           ة
                                       ل
                                   ة
             Perişanlık “geçim   فنةع  ۛ ضرفعا فنةمةو ﴾١٢٣﴿ىنق  ـ فش ــ  ةيلةو    ح     ـ ةي ة ل ــ ض ـ  ل  ةف  ة ياد ــ ة   ه ةع  ة    حتا ـ ةبـ ــ     ةف ــ ةم ــ ن  dinlemez ve Beni
          derdine düşmek” diye tefsir                                                            anmaktan gaflet ederse,
          edilir.                                                                                ona dar bir geçim vardır
          Ta Ha /118- Ta Ha /                                                              ذ        ve Biz onu kıyamet
          119 – “Sen cennette                                                    ة                günü kör olarak diriltir,
                                 ل
                                          ف
                                                            ى
                                    ـ
                                    ة
          asla açlık çekmeyecek,   ى ن مـفعا ـ ةم  ــ  ق ـ ني  لا ةمفو ــ ةي  هر  ـ فح ـ  ش ـ  ةنةو اك  ـ فن ـ  ۛض ىة ــ ۛشيع ـ ي  ـ ةم   ه ة ح  ــ ةف  ير   ذ ك ــ  duruşmaya getiririz.
                                                                               ل ن ا
          asla çıplak                                                                    ي
          kalmayacaksın.                                                                             Ta Ha /125 – “Ya
          Orada asla susuzluk                                                                     Rabbî, der, ben gözleri
          çekmeyecek ve güneşin               م                                                     gören biri olduğum
                                                            ل
                                 ى
          kavurucu sıcağına   ﴾١٢٥﴿ اري  ةب ت  ك ـ فن ـ   ــ ص ـ  ـ  فد ةقةو ىم  فعا يانـ  ـ ۛش ـ ةت ر  ةح ةم   ل  ــ    ح بةر  ة  ةق ـ  لا ﴾١٢٤﴿  halde neden beni kör
          mâruz kalmayacak.          ي                    ــ ن   ـــ ي  ف                        olarak haşrettin?” [17,97]
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          319
   318   319   320   321   322   323   324   325   326   327   328