Page 328 - e mushaf TR pdf
P. 328

324
          Enbiya /36 – Kâfirler   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Enbiya /41 –
          seni görünce: “Bu mu                                                                     Senden önce de nice
          sizin ilahlarınızı diline   21-Enbiya Süresi       /        Yaprak 02B  Cüz 17  Süre 21  Sayfa 324  peygamberlerle böyle
          dolayan adam!” diye        Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  alay edilmişti.
          alay etmekten başka bir                                                                    Ama alay konusu
          şey yapmazlar.                              ِ                                           yaptıkları o azap, alay
          Ama bütün kâinatı               ﴾٢١﴿        ءايِبن ع لا ةروس     ﴾٢١﴿          324       edenleri her taraftan
                                                         ع َ
                                                              و
          yaratan Rahman’a                              َ      َ و                                  sarıvermişti. [6,34;
          gelince Onun                                                                                     3,195]
          anılmasını
          reddediyorlar.                                            ف                              Enbiya /42 – De ki:
          (Böylece, asıl             ة ح ي ة                                    ة ح  ن ة             “Geceleyin veya
                           ى
                                                           ف ي
                                                                 ا


          kendilerinin alay   ۜاوز ـــــــ  ه لا ك ــــ ةنوذ  ة  ـــــ حت ـــــ  خ ــــ  ةي نا   اورةف ك    ن يذ ــــ ي ـ ة  لا  ك    ا    ةر  اةذ ي  ةو   ا    gündüzün gelecek
          edilmeye müstahak                                                                          tehlikelere karşı o
          olduklarını                                                                             Rahman’dan başka sizi
          düşünmüyorlar!)                ذ                                 م                        kim koruyabilir?”
          [25,41-42]                                        م                        ة
                                                                                         ة ح
          Müşrikler kendi âciz, cansız ن  ــ ن م ــ  فح ةرلا كر   ب  ــــ   ذ  ــ   فم   ه ةو     فم ك  ن     ف  ـ ذ ك ــ ر ا      ل ــــ ةه ـــ ةـت  ةي  يذ  لا ــ ي    اذ  ل ا   نه ــ  Ama bunu bilip
                                    ح
                                                          ۛ

          putlarına toz kondurmak                                                                Kendisine yönelecekleri
          istemezken, bütün kâinatı                                                               yerde, onlar Rab’lerini
          bunca hikmet, sanat, kudret                                                   ف                anmaktan
          ve rahmetiyle yaratıp     م                                                                yüzçevirmekteler.
          varlıkta tutan Rahmanın   ن  ك                          ف      خ ـــ ة  ة                       [19,45]

                                         ي
                                               ۜ
          birliğinin anılmasına   ييتاةيا فم  ـي راۛس لةج ــ ةع فن م ناس ــ ۛ  فن  لا ق ل  ﴾٣٦﴿نور  ك ـ  ف ا ـــ   فم ه
          tahammül edemiyorlar.                                                                      Bu mâna üzerinde
          Böylece asıl kendilerinin ne                                                              duran İbn Kesir, bu
          kadar akıldan uzak, alay                                                                  âyette min edatının
          edilmeye müstehak      م
          olduklarını düşünmüyorlar.   ي ف    ف ة                 ة                                    gayr anlamına
                                 ك ـ فن ـ  ت ــ فم  ا د ـــ      ن  فعةو ــــ لا  اذ ـــ نه ىنت ــ ةم نو  ةو   ةي ــ  ق ـ ل و ــ  ﴾٣٧﴿  نول جفعةت ف سةت   ة لةف  geldiğine delil getirir.
          Bu âyette, Allah’ın Rahman
          vasfı ile anılmasına karşı                                                                 Enbiya /43 – Ne
          Mekke müşriklerinin                                                                      o, yoksa, akılları sıra,
          diretmesine işaret         م                   ف                                         onların Bizden başka
          edilmektedir. Az sonra   ة        ة                     ة   ة ح   ة                     kendilerini savunacak

          gelecek 42. âyet de bu   ـ فن  ةع  نوحف ك    ةـي ل ةني ي ح  اورةف ك  ةنيذلا  ل ـ فو   ةي ـ فع ـ ل ـ  م   ي  ﴾٣٨﴿ يــ ةن  ـ يق  د اۛص  tanrıları mı var?
          mânayı teyid eder. Zira o
          âyet, Rahman sıfatını                                                                          (Nerde?)
          zihinlere yerleştirme
          gayesine matuftur. (Anlam                                                                 O tanrılaştırdıkları
          böyle verilmezse diğer   ة              ة                      ة     ة                       nesneler kendi

          meallerde düşülen boşluğa   ﴾٣٩﴿ نور   ي م ـــ ف ــ فن ــ ۛ ص ـــ   هلةو  م ـــ ف     ــــ  ه ـ و    هر  ظ ن ــــ ف  ةعلةو  ةرا  ـ حن ـ  لا  م      ج و ـ  هو ـ ه ــ  kendilerini bile
          düşülür.)                                                                                   koruyamazlar.
          Enbiya /37 – İnsan,                                                                            Öyleyse, o
          yaratılışça çok                                                                          müşrikleri Bize karşı
                                  ة
          acelecidir. (Bunu pek   ة  ةر   حد   اةه  نو ع  ةي ل  ةف  م  ـــ ةت ــ فب ــ ةه ــ  ت ــ  ه ـ ف ـــ ة ـــ ف س ــ ةت ـــ ي ط ـ ي ـ  ةف  ىة  ةب  م  ف  ف  ةب ـــ ل   ةت  ـــ يت أ ـ ي ـ ه ــ ف ــ فغ ـ ةت ـــ  hiç mi hiç
          iyi biliyorum. Onun                                                                      koruyamazlar. Onlar
          için, kendisini                                                                           Bizim tarafımızdan
          uyardığın azabın                                                                            zaten bir destek
          çarçabuk gelmeyişini                                                                          görmezler.
          alay konusu ediyor.)   ة                                  ة       ة   ة           ة
          Hele durun biraz, Beni  ك ل   م ـــ فن ةق  ــ فب ـــ     ـ   ل   س ر ــــ  ب  ةئز  ـ  ت ـــ فه ــ  ف سا د  ةو   ل ــ ةق ـ    ﴾٤٠﴿نورظ   ي   ــ فن ــ  فم ه لةو  Enbiya /44 –



          de aceleye getirmeyin,                                                                  Kaldı ki Biz onlara da,
          yakında âyetlerimi size                                                                   babalarına da nimet
          göstereceğim! [17,11]                  ف                                                verdik, öyle ki uzayan
                                                                                                     ömürlerinin tadını
          Enbiya /38 – Ama yine ة ۟ن ن ؤ زفه  ةي ـ ةت ف س ـ  ــــ يه    ك ـ  نا ـ  ب او  اةم  م  ـــ فن ـــ  ه ــ ف   م  اور  ــــ  خ ــ  ۛس    ة ح   ب ـ لا ــ ي ي ذ ــ ةن    ةقاةح  ةف ــــ  çıkarıp avundular.


          de onlar: “Gerçeği                                                                     Ama görmüyorlar mı ki
          söylüyorsanız, gösterin                                                                  Biz yere vaziyet edip
          artık bu azabı, bu                                               ذ                       onu bir taraftan yavaş
          vaadin gerçekleşmesini                            ة      م                                yavaş eksiltiyoruz.
                                                                                      ف
                                                م  ــــ ةن   لا ـ فحةر
          daha ne kadar         ــ ن م ــ ن  ح   ر اةه ـ ة حنلا ةو   ل  ـــ في ـ  ح ل ا ب   فم ك  ة  ةي  ن ــ ف ـ ك ــ ل ــ  ل ؤ  ةم ل   ق ــ  ﴾٤١﴿  Durum böyle iken onlar
          bekleyeceğiz!” diye   ۜ                                                                 nasıl galip gelebilirler?
                                                                                                         [46,27; 13,41]
          söyleniyorlar.
                                                                          ذ                          Bu âyetin mânası,
          Enbiya /39 – Dini                                                                      etraf kelimesine verilecek
                                                  ة
                                                                                           ف
                                 ن
          olduğu gibi, bu azabı da  ا  م  ـــ  ه ـــ ف  ل ــــ ةه ــ  ة  ة ل  ن و ـ      م  ــ فع ـ  ك ــ ر    حبةر ـــ ه ــ   فم    ذ    ةع ـــ فن  ــ   فم   ه ل  ةب ـــ  mânaya göre değişir. Bu
                                         ل فما ﴾٤٢﴿ ض ر
          böyle inkâr edenler,                                                                        kelime ise birçok
          onun tepelerine                                                                            anlamda kullanılır.
                                                                                                    Coğrafi veya küresel
          ineceğini, o ateşin                                                                    anlam gibi, mecazî anlam
          yüzlerini ve sırtlarını                                                                da mümkündür. Şu halde:
                                                 ة
                                                                  ة
          yalamasını                  ا   فن ـ ر  ـــــ ف ص ــ  ةن   ن و ع  ــ ف س ــ ةت ــ ي ي ط ــ  ةي ل  اةن ــــ  ن و  د   ةت ـ فم ـ ةن ـ  ع ـ  ه ــ   فم  م ـــ  فن  1.Müslümanların kuvvet
                                      ل  ف ــ س ـ ه ــ فم
          önleyemeyeceklerini,          ة                           ۜ                                kazanıp kâfirlerin
          kendilerine yardım                                                                        topraklarını elde edip
          edecek hiç kimsenin                                                                       fetihler yapmaları. 2.
          bulunmayacağını bir                                                                    Yerin ileri gelen insanları,
          bilselerdi! [39,16; 7,41;  ن ا  ة  ا ا    ة    ف        ة            ة            ة        alimleri veya en iyi
                                ة فم ه

          14,50; 13,34]         ءاةب    ا    ةو  ءل ل ؤ ــ نه اةن  ـــ حت ـــ فع ــ  ةم ل ةب ـ ﴾٤٣﴿ نوب  ـــــ حن ـ  ا  ي  ـ ف ص ـ ةح ـــ   م   م ـــ ف   ه لةو  insanları gittikçe
                                                                                                   azalmaktadır. 3. Fenni
          Enbiya /40 – Onların                                                                     yönden tefsir eden bazı
          beklentilerinin hilafına,                                                                 zatlar; yağmurların,
          o ateş öyle apansız   ف                                                                    sellerin, rüzgarların
                                                                 ف
                                                       ل
                                                                                ة ة
                                      ا   حن ــ ةن ا ـــ  تأ ــ ي
                                                                                         ح
          gelecek ki, kendileri       ل ة ة  ر   ة فو   ن  ـــــــ ةي  ل ــــ ة  ةف ا  ر  ـــ  ع ــ  م ـــ  لا   م     ة  ـــ ل ـــ في ـــ ه ــ  ةع  ل اط   ىت ن  ةح ــــ  etkisiyle dağların

          birden dona kalacaklar.                        ۜ                                         aşınmasını veya kutup
          Artık ne onu geri                                                                        bölgelerinin basıklığını
                                                                                                     düşünmektedirler.
          çevirecek güçleri
          olacak, ne de
                                                                                           ة ف
                                ة
                                                    ل ةف ــــ  ه ـ  م
          kendilerine süre   ﴾٤٤﴿ن و ب ـــ  ل اةغ  ف لا   ـــ   ا  اةه ـــ  فا ر  ل ف  ا ن ـــ ف   ط ــ   م  اةهص  ــ فن ــــ  ق ــ    ةن    ۛ ض فر لا
          verilecek!                                  ۜ     ة
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          324
   323   324   325   326   327   328   329   330   331   332   333