Page 321 - e mushaf TR pdf
P. 321

317
             Ta Ha /88 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Ta Ha /96 – “Ben,
          Derken o, ahali için                                                                       dedi, ben onların
          böğürme marifeti olan   20-Ta Ha Süresi       /       Yaprak 09A  Cüz 16  Süre 20  Sayfa 317  görmedikleri bir şeyi
          bir buzağı heykeli         Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04   gördüm.
          döküp çıkardı. Samiri
          ve arkadaşları: “İşte bu,                                                                     O Resûl’ün
          sizin de, Mûsâ’nın da   317     ﴾٢٠﴿          هىط ةروس           ﴾٢٠﴿                   izinden bir avuç toprak
                                                            و
          tanrısıdır, ama Mûsâ                          ى    َ و                                   alıp onu potanın içine
          bunu unuttu” dediler.                                                                     attım. İşte böylece
                                                                                                  nefsim böyle yapmayı
             Son cümlede, Hz.                                                                       bana hoş gösterdi.”
          Mûsâ’nın unuttuğunu iddia   م
          ettikleri söz ile, şu iki şey   ن ي ة ا                                  ة                  Samirî bu sözü ile
                                                            ل  ادس
                            ف
          kasdedilmiş olabilir: Samirî م ك  هلا اذ  نه ـــ اولا  ةف ـ ةق ـ     راةو   خ ه ــ ة ى  ـ ۛ  ةج ىل  ــ فج ـ   ع  م ه  ل جر ــ ة ـــ ف  ة  ةف ـ فخ ا  şunu demek istemişti: “Ben
                                                            ـــ
                                                                                       ة
          ve taraftarları: “Bu buzağı                                                              onların göremediklerini,
          tanrıdır, fakat Mûsâ bunu                                                               yani Hayat bineği üzerinde
          unutup gitti.” yahut “Mûsâ,                                                             sana gelen Cebrail (a.s.)’ı,
          onun tanrı olduğunu                                                                    gördüm. Kalbime bu duygu
          unuttu” demek istemişlerdi.  ــ في ــ ه ــ فم  ة ي  ـــ  جر ـــ ةي  ل ة  ل ة ح  ا  ن فور  ةي ل  ل ةف ــــ ة ـــ  ا   ﴾٨٨﴿ ة يسةن ــ ةف  ىس و ــ ن  ي ن  ةو   ا   ل ـ  م   ه  geldi, onun izlerinden bir
                                  ل ا   ع
                                                                                                   avuç toprak aldım, onun
             Burada bu halkın             ف            ة               ۜ                          bereketinden yararlanmak
          maddeciliğine de ayrıca                                                                         istedim.”
          işaret edilmiş olabilir: Som
          altın buzağı heykeli                                                                          Ta Ha /97 –
          karşısında akılları                                ى                                     “Defol!” dedi Mûsâ,
                                                                                        ى ة
                                                         ة ح
                                               ى
                                                                         ل  ك ل
          başlarından gitti. “Bu   ة  ة ل ةو ـــ ةق ـــ   فد ةق ــ لا  ﴾٨٩﴿ ــ ۟اع  ـــــ فف  ةن لةو   ار ــ ۛض  م  ــــ  ه ـ ف  ة    ــ فم ـــ  ةي لةو   ۙلفو  ةق ـــ
          dururken insan başka şeyin                                                             artık ömür boyunca sen:
          ardına düşer mi?” demek                                                                  “Bana dokunmayın,
          istediler, vallahu a’lem.                                                                benden uzak durun!”
                                                                                                     diyeceksin, yalnız
             Ta Ha /89 – Onlar  ة                                                                   yaşamaya mahkûm


                                                     ي ة
          görmüyorlar mıydı ki o  ح ي   ب  م  ـــ  ت ــ فن ــ  ت ــ ف   ف ام    حن ـــ ة  ا   مفو  ـ ةق ا ـــ  ةي   ل  ةق  ن ـــ ف ــ فب ـــ   م   نور ــــ نه  م  ة ل ـــــ  ه ــ ف  olacaksın.
                           ناةو ــــ يه

          heykel, kendilerine    ۛ
          mukabele edecek bir                                                                        Ayrıca senin asla
          çift laf söyleyemiyor.                                                        م          kurtulamayacağın bir
                                                                                                      ceza günü var.
                                                       ل ا
                                           ة
                                                               ل
                                                                        ة
             Kendilerinden ne
          bir zararı önleyebiliyor, ح ر  ةن ن  ل  ــ ف ــ فب ــ  اولا  ةق ـ ﴾٩٠﴿ يرفما او عي ي طاةو يينو ع بحتاةف   ن ن مفحةرلا  م ك ة حـبةر  Şimdi tapınıp
                            ة
                                                                                  ح
                              ة
                                                     ي
          ne de bir fayda                                                                         durduğun tanrına bak!
          sağlayabiliyordu.                                                                         Biz onu yakacağız,
                                                                                                     sonra da ufalayıp
             Ta Ha /90 –
                                        ة
          Doğrusu, Harun onlara,   نورـــــــنه اــةي  لاـــةق ﴾٩١﴿ ى ن سو    ل ـ في ــ  ماةن ــ  ي ة  ـ ا ةع  ـ  جر ةي ىت  ةح ـ    نك ي ف ـ ي ـ  ةن  اةع  هفيلةع  denize savuracağız.”
                                                                                           ة
                                                                          ن
                                                                          ح
                                                                                                   {KM, Tesniye 9,21}
          bundan önce: “Ey                                           ف
          milletim! dedi, siz bu                                                                     Samirî’nin bundan
          heykel ile imtihana tâbi                                                                 sonra ağır bir bulaşıcı
          tutuldunuz.                                     ة                                        hastalığa yakalanması
                                                                  ح
                                                                                  ي ة
                                     ل
                                                                                                    sebebiyle yalnızlığa
                                                       ة ح ل
                                                                   ـ
                                                 ل ةف ـ
                           ﴾٩٣﴿يرفما  ۛ تفي ۛ صةع  ا نةع بحتةتلا ﴾٩٢﴿ ض      ل    ا   في ـ ةت ـ  ه ـ فم   ۛ  ةر فذا كةع  ـ ةن ــ  ةم اةم
                                                                  ل
                                                                او
             Şu kesindir ki        ي                            ۙ                                    terkedilmiş olması
          sizin Rabbiniz                           ۜ                                               mümkündür. Bir kısım
          Rahmandır (çok şefkatli                                                                 oryantalistler Samiri’yi,
                                                                                                  Hz. Mûsâdan birkaç asır
          ve merhametlidir).                                                                     sonra kurulan Sameriyye
                                                      ف
                                                           ة
                                                                                           ة
                            ة
                                                                                ة ة
                                  ف ل
                                                 ي
             O halde beni   لو قةت  نا   تي ـ شةخ ييحنا يسأر ـ  بلةو ي  ف   ف  ــ  خأ ـ  ب ذ ـ  ل ـ فح ـ يتةي  ةتل  حمل ؤ  ةي  ــ فب ـ ةن ــ   لاةق  şehrinden sanıp,
                                                     ي ة
          izleyin ve emrime itaat         ي        ۛ                                                 Kur’ân’ın tarihi bir
          edin!”                                                                                 noksanlık yaptığını, iddia
                                                                                                  ederler. Onlara kalsa Hz.
             Ta Ha /91 – Onlar                                                                    Peygamber (a.s.) (haşa)
          ise: “Mûsâ yanımıza   ة                           ة   ة      ي                            Yahudi kaynağından
          dönünceye kadar ona   اةمةف لاةق ﴾٩٤﴿ييلفو  ةق  ــ   ب  ف  ةت  م ـ ف ــ  قر ـــ ف  لةو  ل  ة  ـ يـياار  ف سا  يان  ةب  ن  ةب  ت  فق ةر ــ ۛ ــ في ـ ة ــ ي  ح  ةف ـــ  aldığı bilgiyi böyle
          tapmaya devam                                                                             anlatmış olmaktadır.
          edeceğiz” diye karşılık                                                                     Oysa Samiri özel
          vermişlerdi.                                                                            isim olmayıp, Samiri ırk
                                                                  ة
                                                                                       ة ف

                                               ة
             Ta Ha /92- Ta     ت ف ضةبةقـةف يهــ باور   صفبي مــل ة    ف  اةم ب    تر   صـةب لاةق ﴾٩٥﴿ ح ير ماۛس اةي ك بطةخ  ve bölgesine mensubiyet
                                                                                                           bildirir.
          Ha /93 – Mûsâ                                     ف                                      Mezepotamya’nın en
          döndüğünde bu durumu                                                                   meşhur halklarından olan
          bilmediğinden:                                                                              Sümerler vardı.
          “Harun!, dedi, onların                         ف                                       Mısırlıların, bu konumda
          saptığını gördüğünde   ﴾٩٦﴿يسفف    ةن ـ  ييل ت ـ ف  ة ة  ة ن    ك ـ  ةو اةه  ف  ـ ةبةن ـ  تذ ـ  ةف    لو سةرلار  ل  ـ فن ا   ةث ـ   م ىةض  ةق ـ فب ـ ۛ  olan şahıslara Samiri
                                              لحوۛس ك لذ
          benim izimce gelmene     ي                                        ح                        veya Sameri demiş
          ne mani oldu, yoksa                                                                        olmaları rahatlıkla
          emrime karşı mı                                                                         düşünülebilir. (Mevdudî,
          geldin?” deyip onu                                                                      Tefhim) Mevcut Tevrat
          sakalından tutarak   ة ح ي       ة ة     ف ل        ف         ة ح ة  ة           ة       nüshalarında bu konu
          çekmeye başladı.   ناةو ۛ ساۛس ــ     مل  ةت ـــ  ق ـ لو    نا   ةو     ــ ي لا ــ ةح ــ ني ـ   ف  ك ـ ل ن ا ــ ةف  ب ــ ف  ةه فذا ةف  ـ   لاةق  “Çıkış” kitabı boyunca

          [7,142]                                                                                    anlatılır. Bu arada,
                                                                                                  peygamberlik hakkında
             Ta Ha /94 – “Ey                                                                        iftiralara da rastlanır
          anamın oğlu!” dedi           ة           ا                                                (Mesela; güya Harun
                                                ي ن
                                       لا ك
                                                                             ل  اد
          Harun. “lütfen        ة ف  ظ ــ ل ـ ۛ ت  يذ ـ ي  ح ة       ل ـ ه ـ  ا ىلار   ن ي  ـ ظ ـ  فناةو    ه  ة   ت ن ــ ف ــــ فخ ـــ ل ــ ةف ـــ  ة ى  ـــ  ع فو ـــ ةم  ك ة ة  ل ـ  (a.s.) buzağı heykelini
                                                     ف
          sakalımdan, saçımdan                                ۛ                                  yapıp İsrailoğullarını ona
          beni çekiştirip durma.                                                                    tapmaya çağırmıştır.
          Ben, senin “İsrail                                                                     (Çıkış, 32, 1-6). Bunların
                                                                                                     tahrifat kabilinden
          oğullarının içine ayrılık                                                                 olduğunu söylemeye
                                ي ا ة
                                                                     ة
                                      ى
          soktun, sözümü
          dinlemedin” demenden  اةمــحن ﴾٩٧﴿اف ف س ـ ةن حمةي ف    لا ـ  ي ف  ه ة  ـ حن ـ  ةفسفنةن ة ة  ــ ل حم ـ   ث  هحن ـ ةقرةح ن ل   ـ  ى ة  ة  ةع ـ ل ــ في ـ ةع  ه ـ ا نك ــ ۜاف  gerek yoktur.

                                                                         ح
                                ا

          endişe ettim.”                                                                             Ta Ha /98 – Sizin
             Ta Ha /95 – Bu                        م                                               İlahınız yalnız Allah.
                                                                                                   Ondan başka yoktur
          sefer Samirî’ye                       ة ح              ة   ن ي ة ا   ة  ن ح  م          ilah. O herşeyi ilmi ile
                                                                 ح ي

          dönerek: “Samirî! peki   ﴾٩٨﴿ ــام  ف ى  ــ ل   ع  ءي ــ ف  ۛش ل  ك ـــ  ــــ  ةع  سةو    ةو ه لا ةه ـ لال     يذ لا  ـ ي    ح لا  م ك  لا ـ  ه  ن ي  ihata etmiştir.
          senin derdin nedir?”                               ۜ
          dedi.
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          317
   316   317   318   319   320   321   322   323   324   325   326