Page 317 - e mushaf TR pdf
P. 317
313
Ta Ha /38– O Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Ta Ha /46 –
vakit annene ilham edip “Korkmayın! buyurdu.
dedik ki: 20-Ta Ha Süresi / Yaprak 07A Cüz 16 Süre 20 Sayfa 313 Ben sizinle beraberim,
Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 her şeyi işitir ve
Ta Ha /39 – “Onu
bir sandığa yerleştirip görürüm.”
denize bırak. Deniz onu 313 ﴾٢٠﴿ ﴾٢٠﴿ Ta Ha /47 –
و
sahile atsın. Bana da هىط ةروس “Haydi varın da şöyle
ى
َ و
ona da düşman olan biri deyin ona:
onu alsın” ve Ey Mûsâ!
nezaretim altında Rabbin tarafından
yetiştirilmen için sana ا gönderilen elçileriz biz
sana!”
ل
ن ي ا
ة
ة
ل ي
karşı insanların
gönüllerinde tarafımdan هييف ذفقاةف تو باحتلا ي ف هيـيف ذــفقا نا﴾٣٨﴿ىنحو ياةم كـ حما ىلا اةنفيـةحفوا فذا İsrailoğullarını
ۙ
bir sevgi bıraktım. bizimle gönder ve
[28,7-9] işkence etme onlara.
Eski Ahid Çıkış ف Rabbinden bir
ف
ف
ف
ف ف
ة
göre Nil nehrinden onu alan هـل ة حو دـةعةو ييلحو دــةع ه ذـــ خأــةي ــ لــ حا ح سلاـب حمـةيــلا هـ قـلـ يـلـةف حمـةيـلا يـ ف belge ile geldik biz
kitabında yer alan kıssaya
ۜ
Firavun’un kızı, İslâmi sana.
geleneğe göre ise hanımıdır.
Kurtuluş hastır bu
Hz. Mûsâ’nın annesi, doğru yolu tutanlara!
ي
oğlunun da diğer yeni ة ن ة ة ة ف ل
doğan İsrail çocukları gibi ك تفخا ياشفمةت فذا﴾٣٩﴿يينفيةع ىلةع ةعةن ف صت لةو ييحن م ىةحبةحةم كفيلةع تفيةقلاةو
ي
öldürüleceği korkusuyla, ۢ ۛ Son cümleden
onu Nil nehrine bıraktı. Eşi maksat, “selam olsun”
Asiye, kocası ile sarayının anlamında bir dilek
bahçesinde gezinirken ا ذ م değil, haber kipi olarak
farkedip ırmaktan sandığı ة ة ن ف ل ح bir hüküm bildirmektir.
çıkarttı. Kalbi çocuğa sevgi ك ي ن ا ىل ا حم ــ كاةن ــ فع ـ ۜ ة ف ـ ل ـ ةف ه ـ ةجر ك ةم ــ فن ةـي ـ ىل ةع فم ك ةه ــ ل ا ل د ـــ لو قةتةف
ile doldu. Mûsâ’nın ablası
onu izlerken, çocuk için süt Ta Ha /48 – “İnan
annesi aradıklarını ki: “Dini yalan sayıp
öğrenince, gelecek âyetteki ف ondan yüzçeviren,
ف
ة
ة
ة
ى
teklifi yaptı. حمةغلا ةن م كاةن ة ـ ةن ـ حج ـ في ـ ةف اس ةن ت ف ــ ةت ـ ل ـ ۛ ــ فف ـ ةقةو ۜنز ـ فح ـ ةتلةو اةه ـ ةع ةرق ك ـ ف ي ةت ــ ة mutlaka azaba
ح في ـ ن ـ
Ta Ha /40 – ة uğrayacaktır” diye
vahyedildi bize.”
Kızkardeşin, denizden [79,37-39; 92,14-16;
seni alanların yanına 75,31-32]
varıp: “Ona iyi bakacak
ن
ة ة
birini size buluvereyim ردةق ة ىلةع فئ ۛ ت ـ ة ث ن ل فها ـ ل ةم ـ ةيفد ـ ة ـــ حم ج ـ يياف ةنيينس ۛ تفث بل ةف ـ ى ة ـ ت ـ انو ف كاحن ةفةو ـ ةت ـ
mi?” diyordu. Böylece Ta Ha /49 –
seni annene “Hele, dedi,
kavuşturduk ki gözü Firavun,“Sizin
aydın olsun, üzülmesin. Rabbiniz de kim
ة
ن ة
ة
ل
ي
ي
Derken sen ييتاةيا ب كو خاةو ل ۛ تفنا ف بةهفذا ﴾٤١﴿يسففةن ل ك تفعةنط ـ ف صاةو﴾٤٠﴿ى ن سو اةي م ـ Mûsâ!”
büyüdün, bir adam ۛ Ta Ha /50 –
öldürdün de seni “Rabbimiz, dedi, her
kederden biz kurtardık. ذ şeyi yaratan, sonra da
ة ة
ة
Seni, ey Musâ,
حنا نفوةعر
türlü türlü imtihanlarla هل لو قةف ﴾٤٣﴿ ىنغ ـ ة ط ه ـ ة ي ة ف ـ ف ىل ي ا ن فذا ةه ـ ااةب ي ﴾٤٢﴿ير ك ذ ييف اةي نةتلةو onu yaratılış gayesine
ي
uygun yola koyan,
sınayıp yetiştirdik. ۛ ۛ
Yüce Yaradandır,
Bu yüzden de
yıllarca Medyen halkı ة (buna iyice inan)”
ح
ـ ةت ـ حكذ ـ ا ر
içinde kaldın. Sonra da فاةخ ــ ةن اةنـ حنا ـــ ـحبةر ــ اةن ة ة ا ة ي ةق ـ لا ﴾٤٤﴿ ىن ش ةيفو ـــ فخ ـ ل ة ة ةي هل ة ى ل ــ حي ـ ل ان ـ ةع ـ ى ة ةق ــ لفو
takdirimizle, buraya Allah her şeyi yaratıp
şekil ve özelliklerini,
geldin! [28,12] varlığını sürdürme yollarını
Hz. Mûsâ, kasıtlı م gösterendir. 1. Mesela
ا
olmaksızın kazaen bir insanlara yapacakları işlere
ة ة
ف ل
ف ل ل
ف
ة ة ا
ا
ة ي
ة
kıbtinin ölümüne sebeb اةمـ ك ـةعــةم ى ينـــحنا اةفاـةخـــةتل لاــةق ﴾٤٥﴿ىنغط ــ ةي نافوا اةن ـ ل ـ في ـ ةع طرففي نا en uygun olacak el ve ayak
olmuştu. [28,15-16] vermiştir. 2. İnsana,
hayvanlara, bitkilere,
Ta Ha /41 – “Seni madenlere, havaya, suya vs.
Ben seçip işlevleri için en uygun
Peygamberliğime ة ة ة ي ة ا ف durumları vermiştir. 3. Her
ف
ل
ة
şeye, işlevini, gereği gibi
hazırladım.” [7,144] اةنـةعـةم لــسفراــةف كــ حبةر لوــ سةراــحنا لوـ قــةف هاةيـ تأـةف﴾٤٦﴿ ىنراةو عةم ف سا ل yerine getirmesine elverişli
Ta Ha /42 – imkânlar vermiştir, o yola
koymuştur. Kulağa
“Haydi kardeşinle işitmeyi, göze görmeyi,
birlikte âyetlerimle balığa yüzmeyi, kuşlara
ة ة
ن
ح
ن ة
gidiniz, sakın Beni ىلةع م ة ل ة لاةو ـ ح س ــ ة فن م ةةيا ب كاةن ـ فد ج ـ فئ ـ ةق فم هفب ذةع ت لةو ليـياارسا ي ةب ــ ييان uçmayı, toprağa bitki
anmakta gevşeklik ۜ ك حبةر ۜ ة ف çıkarmayı, ağaca çiçek açıp
göstermeyiniz.” meyve vermeyi öğreten
O’dur. Hz. Mûsa, Allah’ı
Ta Ha /43 – tanıtmak için, işte öyle kısa,
Gidin. Firavun’a, zira o ة ف ة fakat yoğun bir cümle
ۛ بذ ةم ـ فن ىلةع ۛ باذةعلا نا اةنفيلا ة ي حنوا دةق احنا ﴾٤٧﴿ىند هلا ـحتا ـ ةعةب ةم ـ ن yazılsa yine onun mânasını
iyice azdı. ح ك ن ة ف ح ل ا ة ي ف ة ي ف ة söyledi ki yığınlarla kitap
Ta Ha /44 – Ona ihata edemez.
tatlı, yumuşak bir
tarzda hitab edin. Olur Ta Ha /51 –
ki aklını başına alır, ن ل ة ة ح ي ة ن ح Firavun dedi ki: “Peki o
yahut hiç değilse biraz ىطـ ـ فعا ي ي لا ذ اةنـحبةر لاةق ﴾٤٩﴿ى ن سو م اةي اةم كحـبةر فنةمةف لاةق ﴾٤٨﴿ىلةوةتةو zaman, önceki
çekinir.” [16,125] nesillerin durum ve
Ta Ha /45 – “Ya akıbeti ne olur?”
Rabbî” dediler, م
ن ف
ة
ة
ف
ف
doğrusu, korkarız ki o ﴾٥١﴿ ىلنولا نورـ قــلا لاـةب اةمـةف لاـةق﴾٥٠﴿ىند ــ ةه حم ــ ث هةقلةخ ءيش ف ة ح ك ـ ل ۛ
bize son derece kötü
davranır, hatta ileri
gidip daha da azar.
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
313

