Page 264 - e mushaf TR pdf
P. 264

260
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
          İbrahim /43 – O gün                                                                          İbrahim /47 –
          onlar başlarını dikmiş,   14-İbrahim Süresi       Yaprak 10B  Cüz 13   Süre 14  Sayfa 260   Sakın Allah’ın,
          gözleri donup kalmış,      Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  peygamberlerine
          kalpleri bomboş koşup                                                                       yaptığı vaadden
          dururlar. [54,8; 20,108-                                                                 cayacağını zannetme!
          111; 70,44]                                    ي ِ                                       Allah elbette mutlak
                                           ﴾١٤﴿       ميهربا ةروس          ﴾١٤﴿           260         galiptir, intikam
                                                              و
          İbrahim /44 – Hem,                          َ   ى  ع َ و                                       sahibidir.
          azabın geleceği günü
          hatırlatarak insanları                                                                       İbrahim /48 –
          uyar!                     ة          ي ة       ة                                       Gün gelir, yer başka bir
                                  ف

          O gün zalimler: “Ey   ۛ  ـــ  ه ــ فم   ف ر ــ ط  م       ا د  ف  ــ ةتر ـــ ح ل ــ في ــ ه ـــ ف  ةيل   م  ـ ه ــ ف  س ن ؤ  ر  يع   م ـــ فق ـ  ن ـ ي   م ــ فه ــ  ط ـ ي ع ـ ي ـ ةن  yere, gökler de başka
                                                                                                     göklere çevrilir.
          bizim Rabbimiz!
          diyecekler, ne olur, bize
          kısa bir süre ver de                                                                        Bütün insanlar
                                          ف
                                ة ف
                                                                          ا
          senin çağrına uyma     ب اذةعلا   مهييت أي ةم فوي   ۛ س ا ة  ـ حن ـ  لار ذ  ل  ﴾٤٣﴿ ءاةو ــــ ةه  م   ت د  ل  ةو   ا   فف ـ  ـ ـــ ة ـ  ه ــ ف  kabirlerinden kalkıp tek
                                           ة
                                                ة
          imkânı bulalım ve   ۙ                                  ةو   ا   فن ــ    ۜ               hâkim olan Allah’ın
          peygamberlerin izince                                                                      huzuruna çıkarlar.
          gidelim.”                                                                              {KM, Vahiy 21. bölüm;
                                                                                                       İşaya 65,17}
          Peki, önceleri hiç zeval                 ا   ا ي ن ل  ا ة ل     ة ة      ة ح
          bulmayıp sürekli       ـ  ج ـ ف ب   ن  ب    ي      ا   ةج ـ ل   ةق ـ ير ـ    ىل  ف  ا     حخ ـ ةن ر ـ ا ا  اةنـحبةر   او م  ـــ ل ــ  ظ ن  لا ــ ي ي ذ ـ ة  ةف ـــ ةي ــ  ق ـ لو  Tebdil ya özde
          yaşayacağınıza dair       ۙ                                                                olan bir değişiklik
          yemin eden siz değil                                                                   [4,56] veya vasıfta olan
          miydiniz? [23,99-100;                                                                    bir değişiklik [25,70]
          6,27-28]                          ا   م        ة  ل ة             ة        ة             anlamlarına gelebilir.
                                       ل فق ــ ۛس ـ فم ــ  ت ــــ فم
                                                                    ح
                                         ا   او  ــ  ن و ــ  ك ةـت م    ةو   ل ـــ ف  ا  ل ـــ ۜ   س  رلا ع  ـــــــ حت ـــ ـ ب ــ  ةن ةو ك  ـــ ةتةو ــ  فعةد  Bundan ötürü gerek
          İbrahim /45 – Sizden                                                                       eski, gerek yakın
          önce, kendilerine                                                                          dönemde yaşamış
          zulmetmiş olanların                   ف                                                  müfessirler ve kelam
          diyarlarına yerleştiniz.                                       م                        alimleri her iki mânaya

                           ن ك    اسةم   ۛ    يف  ك ـ  تفن ـ  فم ي  ۛس ةو ﴾٤٤﴿ اةو ةز فن    ل  ـ  م فم ك  ة  ـ ل ا ـــ  ةم ل  ةق ن   م ـــ ف ــ فب ـــ  göre de tefsir
                              ن
                                                            ۙ
          Onlara neler                                                                                  etmişlerdir.
          yaptıklarımız da size
          iyice belli oldu ve size           ف
          meseller getirerek                      م                                         ة          İbrahim /49-
                                                          ة
                                                                           ل  ف ـ ۛس ـ  ه ـ ف
          gerçekleri anlattık.     ف  ةف ف   ك ــ في ـ ۛ ـ ةع ـ ل ـ  ب اةن ـ ه ـ فم   فم ك ة ل  نحي  ـ ةب ـ ة ـ  ةت ةو  م    فن ـــ  ا  او  ة ة ا  ظ ــ ل ــ  م ـ  ح لا ــ ي ي ذ ـ ةن  İbrahim /50 – O gün
                                                                                                   mücrimlerin birbirine
          İbrahim /46 – Onlar                                                                          yaklaştırılarak
          tuzaklar kurdular, ama                                                                     kelepçelendiğini
          Allah nezdinde de            ذ         ف                            م                    görürsün. Gömlekleri
          onlara tuzak var,                                        ة    ة ف       ة               katrandandır, yüzlerini
                            ةدفن عةو  فم هر  ــ ك  ةم  اور  ةم  د ـــ ف ــ ك ـ  ةق ةو ﴾٤٥﴿ ل اةث ــ فملا  م ك  ة  ــ فبر ــ ل اةن ــ  ۛض ةو  ise ateş kaplar. [37,22;

                                      ة
          isterse onların tuzakları                                                              25,3; 38,37-38; 23,104]
          dağları yerinden
          oynatacak olsun!                             ذ          ف                                    İbrahim /51 –
                                   ة
                                                              ة
                                                                                            ن
                                                                     ف ي
                                                                                                     Allah her insana
                              ــ فن ــ  ه   م   ل وز  ـــ ةت ـــ   ل    م ـــ ف   ه ر ـــــ  ــــ ك  ةم    ن ا ك ـ   ن ا ةو   م ــــ ف   ه ر  ةم ــــــ فك ــــ    ح لا  kazandığının karşılığını



                                                                           ۜ
                                                                                                   vermek için (diriltir).
                                                                                                 Allah, hesabı çok çabuk
                                                                                                   görür. [53,31; 21,1]
                            ة    ة
                            ح ي
                                                                              ةف ـ ة ـ
                           نا  ۜ  ــ ل ـــ    ه   س  ر   ه د ـــ ي      ف   م   ــ فخ ـ  ل ـ ۛ   فع ةو  ة ح لا  ة ن  ــ  حن  ةبۛسفح ةت ل ﴾٤٦﴿ ل اةب  لا ــ  ج ــ  ف  İbrahim /52 – İşte
                                                                                                    bu Kur’ân insanlara
                                                                                                 beliğ bir tebliğdir,  ta ki
                                                                                                  onunla uyarılsınlar,  ta
                                         ة ف   ة
                                                                                            ن
                                                                                                    ki Allah’ın tek İlah
                            ة  ــ في ــ ر  ةغ      ض فر لا  ل د  ــ ةب ــــ ح   ت   ةمفو  ةي ــــ ﴾٤٧﴿ قـم ا  ــ  ت ـــ ة  فن او  ذ ز ـــ ي ز ـــــ ةع    ة ح لا  olduğunu bilsinler.  Ve
                                                                                    ي

                                                                  ۜ
                                                                                                    ta ki aklı ve vicdanı
                                                                                                  temiz olanlar,  düşünüp
                                                                                                   ders alsınlar... [6,19]
                                                    ة ف
                                     ف
                                                                                 ة
                                                                                           ة ف
                                                                                        لاةو ـ ن ح
                            ةني ي مرفج ملا   ىرةتةو ﴾٤٨﴿راحهةقلا    د حاةولا    ن ف      ح   ل او زرةبةو      تاةومس  ضفرلا
                                                                      ة
                                         ة




                                                                       ة ف
                           ى ن شفغةتةو  نارطةق      فن م م هل  ة  ۛس ـ يبار ـ ي ـ ف  ﴾٤٩﴿ ة  ـ  داف  ف صلا   ي ف ني  ينةرق م   ة ـ ة  ةمفوي ـ  ذ ئ  ة
                                                                                   ح
                                       ة
                                                                 ۛ
                                         ف
                            ة                           ة
                                                        ح
                                                                                 ة
                            ح ي
                                                              ن  ك  ــــ
                           نا    ۜ          ـ  ا ك ـــ ۛس ـــ ةب ـــ ف ت  ةم  س  ــ فف ـــ  ةن ل    ح لا   ة يزفجةي ل ﴾٥٠﴿  راحنلا  م هةه و ج و


                                                                              ۙ
                               ة
                                             ة
                                                                                            ن
                                                          ة
                           او ر ذ     ــ  ي ـــ فن ــــ   لةو ساحن  ــ ل ــ   ل  غ ل ـــ ة  ةب اذ  نه ــــ ﴾٥١﴿ باۛس  ــ  ح ــــ  ف لا  ع  ي  ۛس   ـ ي ر ــ  ة ح لا


                                                 ة
                                               ة ح
                                     فة ف
                           ﴾٥٢﴿باةبللا اوللوارحك ذةي لةو   د حاةو   ن ي  ــــ ةو    هلا   ه ام    حن ـــ ة  ة ا ل ة     ل ــ ةي ــ فع ــ ل ـــ  م ـ ا او  ةو  ه   ب ـــ ي

                                              ة
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          260
   259   260   261   262   263   264   265   266   267   268   269