Page 268 - e mushaf TR pdf
P. 268

264
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Hicr /52 – Onun                                                                          Bundan maksat:
          yanına girdiklerinde   15-Hicr Süresi       /       Yaprak 02B  Cüz 14  Süre 15  Sayfa 264  “Sakın arkana bakma,
          “Selam!” dediler.          Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  yoksa taş kesilirsin”
          İbrâhim: “Biz sizden                                                                    değildir. Maksat şudur:
          korkuyoruz” dedi.                                                                        “Arkanıza bakarsanız
                                                          ِ
                                          ﴾١٥﴿        ِرجحعلا ةروس         ﴾١٥﴿          264     felakette helâk olanların
                                                              و
             Misafirlere ikram                         ع       َ و                                   müthiş çığlıkları,
          ettiği yiyecekleri                                                                          manzaraları ile
          yemediklerini görünce                                                                  karşılaşırsınız. Şimdi ne
          böyle dedi.                      م                                                      onların lâyık oldukları
                                                                                                     cezayı bulmaları

                                ة
                           ﴾٥٢﴿ نول ــ  جةو فم ك    حنا  ـ  م ا ــ فن ــ  ة ة ي  ى  ـ م ة ل ـ   ۜا ةق ـ  لا  ۛس او   لاق ـــ ة ـ  ة  ـ ل ـ في ـ ةف   ه  ةع اول ـ ةخةد  فذا ي  sebebiyle sevinme, ne
             Hicr /53 –                                                                              de üzülme zamanı
          “Korkma!” dediler.                                                                       değildir. Oradan hızla
          “Biz sana akıllı, bilgin                                                                  uzaklaşmalısınız ki
          bir oğlunuzun dünyaya                                                                     azap yağmurundan
          geleceğini                 ة   ل ة                    ـ  غ ـ ة  ة  ة ي ف           ة  ةق ـ  etkilenmeyesiniz.”
                                                   م
                                                     ـ

          müjdeliyoruz.”   يينو م  ف      ةب ـ حش ـ  تر ـ  ا لاةق ﴾٥٣﴿ ييل ـ ةع مل   ب كرش     ن ـ ةب ـ ح  احنا لةج فو ـــ ةتل   اولا


                                                                                                     Hicr /66 – Ona şu
             Hicr /54 – “Beni                                                                      kesin emri vahyettik:
          mi müjdeliyorsunuz?”                                                            ا        “Sabaha çıkarlarken
                                                    ة

                                                                                      ف ل ن
          dedi. “Bana ihtiyarlık   ة  ة حش ـ ةن ر ــ كا  ــــــ ةب اولا  ةق ـ ﴾٥٤﴿ نور  ف لا ي  ة  ـ ح س ـ  ن ـ ة ـ نك ـ ةب ـ ةف ر ـ  ب ـ  ت ةم ــ ةب ــ حش ــ  ةم نا ىل  ةع ـ  onların kökü kesilmiş
          gelip çatmışken, artık   ف                                                                olacaktır!” [11,81]
          beni nasıl tebşir
          edersiniz?”                                                          م                     Hicr /67 – Şehir
                                                                                           ف

                                                     ة
                                                                      ف
                                                                                                      geldiğini duyup
             Hicr /55 – “Sana   ـ  ةةم  فحةر    م ـ فن   طةن  ةي ن ــ ف ـ فق ـ  ةمةو  لاةق﴾٥٥﴿ ةني ي ط ناةقلا  ـ ةن     م فن ك ةـت ة لةف   ح قةحلا ب  halkı da misafirlerin
          gerçeği müjdeledik,                                                                          eğlenmek için
          onun için ümit                                                                                gelmişlerdi.
          kesenlerden olma!”
          dediler.                                م                               ا    ة            Hicr /68- Hicr /69
                                ة
                                                                   ة
                                                                                  ة ح
                                                                             ة
                                                                                       ح ي
                           ﴾٥٧﴿نولۛسر م  ـ لااةه    حي ـ  ل   ف  ا فم ك  ف  ـ ط ـ  ـب  ةخ ام  ةف  ــــ ة  لاةق ﴾٥٦﴿ نول   ا ح ضلالا  ةر  حب ــ   ايه  – “Bunlar benim
                                      ف
             Hicr /56 – O da:                                                                       misafirlerim!” dedi,
          “Rabbinin rahmetinden,                                                                  “Ne olur beni mahcûp
          hak yoldan sapanlardan                                                                    etmeyin. Allah’tan
          başka kim ümit keser                     ا ة                                ا    ا      korkun da beni rüsvay
                                       ة ي ة
                                                                           ن
                                                                                      ة

                                                                                             ي
                                                 ن ح ي ﴾٥٨﴿ ةني ي مرفج
          ki?” dedi.        فم هوحجةن م    ل ـ  احنا طو   ة    ل ل ـ    الا  ۙ     ـ  م مفو ـ ةق ىلا اةن  ف ي ا  ـ ـل ـ  سفرا احنا  اولاةق  etmeyin.”

                                          ۜ

             Hicr /57 – Ve                                                                           Bu âyetler onların
          ilave etti: “Ey elçiler,                                                                  saldırganlıkta adeta
          bundan başka işiniz             ف      ة          ة        ل      ة ح ي            ل    gözlerinin döndüğünü
          nedir? sorabilir   ﴾٦٠﴿ يرـ ةن  ي ۟  ــ  باةغ ــ لا نم ل اةه ـ ة    ــ حنا  ا ا ة ي  ــ حد   فر   ةن ـ  ةق    ه  ة  ــ ر   ا   ةت ـــ  فمالا ﴾٥٩﴿ ـ ةني  فجا ـ ةم ـ ي ع  zarif bir üslûpla ifade
                                                        ۙ
                                                                                   ۙ
          miyim?”                                                                                 ediyor. Halkça sayılan
                                                                                                   birine, kısa süre için
             Hicr /58- Hicr /60  ف           م                                                   uğrayan bir misafir bile
          – “Haberin olsun”   ة                     ة ي ة     ة         ف       ة ن  ا     ة ة       emin olamıyordu.
                                                                                   ة


          dediler, “Biz suçlu bir   نور  ــ فـن ك   م  مفو ــ ةق فم ك  ا   حـن   لاةق ﴾٦١﴿ ۙنول ـ  ف  لا طو ـ   ـ  م ـ ۛسر  ل لا ءا ـ ةج ام  ةف ــ ل ـ ح  Talmudda bu
          topluluğu                                                                               çürümelerin çok somut
          cezalandırmak için                                                                     örnekleri rivâyet edilir.
          gönderildik.                                          ف
                            ة      ل       ة                           ة         ف                       Hicr /70 –

          Ancak eşi dışında         ةو   ا   ةت ــ في ـ اةن   ك  ﴾٦٣﴿نور  ةي   ه ـ فم ــ ةت ـ  ــ ي ــ    ك ـ  نا ـ يف او  ــ اةم   ب كاةن  ــ فئ ــ   ج ل  ةب  ــ  اولاةق ﴾٦٢﴿  Onlarsa: “Biz seni
          Lut’un ailesi müstesna.                                                                      elalemin işine
                                                                                                        karışmaktan
          Çünkü onların hepsini                                                                    menetmemiş miydik
          kurtaracağız. Eşinin   ة                                                                 (şunu bunu korumak
                                               ة
                                                                  ة
                                                          ة
                                       ف
                                                           ةف ـ ف
          suçlularla beraber   ح لا  ـ في ـ ل   م ـ ةن   عط  ــ  ق ــ   ب ك ل  ة  ـ فها ـ   ب رسا ﴾٦٤﴿  ق  د ا ۛ صـنو  ي ة ة        ف   ب ــ لا ــ ةح ــ ح ق ةو  ا   حن ــ ل ا ــــ  sana mı kalmış!)”
          kalmasını gerekli                                                                               dediler.
          gördük.”
          Hicr /61- Hicr /62 –                        م
                                                                         ة ف
                                                   ل
          Elçiler Lut’un evine   ــ في ــ   ث  ةح  او  ــ   ض ـ  فماةو   د ـ ةحا فم ك  ــ فـن   م  ت  ـ ل ـ ةت ـ  ف ـ ف  ةيلةو م ــ ف   هةر ا ةبفدا ـ  ل  ة حتاةو ــ  ب ـ فعـ
          gelince O: “Doğrusu,
          siz ürkülecek
          kimselersiniz” dedi.
                                          ة
                                                                                    ة
                                                 ة ف ة
                              ة
             Hicr /63- Hicr /65   ءلل ؤ ـــ ا ا  نه ر ـــ  باةد ن ل ح  ا ر ــــ فملا ك     ل ـ  نذ   ه  ا ي ة  ةقةو ـــ ۛ ض ــ في ـــ ةن ـ ا ا ل ـــ في ــ  ﴾٦٥﴿ نور   ت ـــ ةمفؤ ـــ
          – “Yok” dediler, “Biz     ة         ة
          sana, onların şüphe
          ettikleri cezayı getirdik
          ve sana emr-i Hak ile

                                                          ل
                            ة
                                                   ف
          geldik, emin ol bizler   نور            ــ ةم ـ ي ي د ـ ةن ـ  ة   ةي  ـ ف س ـ ةت ــ فب ـ ش ـ  لا ل  ا ءا ا ةجةو ـ  ﴾٦٦﴿ حـ ةني     م ـ ف ص ـ  ب ـ ي    ع وط  ةم ـ فق ــ
          sadık kimseleriz.                                  ة فه ــ
             Hemen gecenin
          sonunda aileni yola                                              ا   ا ة
                                                                           ة
          çıkar, sen de        ــ ة  ق ـ او  حت اةو ﴾٦٨﴿ ـ  نو  ةت ل ــــ ة ــــ فف ــ ۛ ض ــ  ح  ةف  يف  ــ في ــــ ي  ۛض   ءلل ؤ ـــ نه  نا  ة ح ي  ةق ــ لا ﴾٦٧﴿
          arkalarından git,               ۙ
          içinizden hiç kimse
          dönüp ardına bakmasın,
          size emredilen yere                                    ا
                                                                   ل
                                                                                            ن
                                                   ة
                                                                                       ة
                                           ف
          geçin gidin.” [15,8;   ﴾٧٠﴿ ي ي مــ ةن  ـ ة ل اةع ـ لا ن ــ ةع ك  ةن م ــ ف ـ فن ـ ةه ـ  ة لةوا  اولا  ةق ــ ﴾٦٩﴿  نوز  ـــــ فخ ــ   ت لةو   ة ح لا
          11,65]
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          264
   263   264   265   266   267   268   269   270   271   272   273