Page 496 - e mushaf TR pdf
P. 496
492
Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Zuhruf /48 – Hz. Mûsâ (a.s.)’da
Onlara hep birbirinden 43-Zuhruf Süresi / Yaprak 06B Cüz 25 Süre 43 Sayfa 492 risaletten sonra kekemelik
yoktu. Zira Taha, 27-36
büyük mûcizeler Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 âyetlerinde nakledilen
gösterdik. Belki dönüş “Dilimdeki tutukluğu çöz”
yaparlar diye azaplarla duası, elbette kabul
sarstık. ِ edilmişti. Firavun’un böyle
﴾٤٣﴿ فرخزلا ةروس ﴾٤٣﴿ 492 demesi, ilahî mesajı
ع ح و
anlamama konusundaki
Hz. Mûsâ (a.s.)’ın و َ و inadından ileri geliyordu.
gösterdiği mûcizelerden Kasden önemsemiyor veya
burada kasdedilenler: ذ önemsemez görünüyordu.
1.Büyücülerin yenilip O dönemde, bir elçi
müslüman olmaları. 2.Hz. ف ل ل ة ح ي ن gönderen hükümdar, önce
Mûsâ’nın duası üzerine ةن ذ ـ ا ه ـ فم ـــ ةخاةو ا ــــ ت ـــ ةه ـ فخا ن ه ــ ة ي ا ك ــ ةب ـ م ر ـ ف لا ة ةيا ـــ فن م فم ي ـــ ير ـ ه ـ ن اةمةو onu, üzerinde ve çevresinde
kıtlık olması ve Firavun’un bütün ihtişam ve
bile Hz. Mûsâ’dan dua rica zenginliğini ispatlayacak
etmesi ve onun da bunu eşyalarla donatırdı. Firavun,
kabul etmesi. 3.Hz. Mûsâ (a.s.)’da bundan bir
Mûsâ’nın haber verdiği sel ة ة ا ل ة ة ة ح ة ف eser göremeyince, onun
ف
ve dolu sebebiyle görülen ــ اةن ل عفدا ـ حا ــ ر ةقةو ـ لا ـ ةي او ـ حياا ــ ةه ح سلا ﴾٤٨﴿ نو ع جرةي فم ـ ةع ـ ل ـ ه ـ ل باذ ب ـ لا ـ ةع ـ sadeliğini, elçi olmayışının
zarar sonucunda Firavunun delili saymak istemişti.
yine dua rica etmesi.
4.Çekirge afeti ve Hz. Zuhruf /54 – O halkını
Mûsâ’nın duası üzerine ف
onların dağılmaları ة ة ة ة ة ة ي ة ة küçümsedi, onlar da
5.Ülkeyi kaplayan haşerat ةف ــ ل ــ احم ك ـ ۛش ـ فف ــ اةن ﴾٤٩﴿نو د ك حنا ــ ـ ــ اةن ل ــ م ــ فه ـ ةت ــ ع د ـ ه ــ ة ـ فن ــ ةد ةع ام ب ـ ة كحبةر ona itaat ettiler.
ve kımılın Hz. Mûsâ’nın Doğrusu onlar yoldan
duası ile kalkması iyice çıkmış bir toplum
6.Kurbağaların hücumu idi.
7.Su kaynakları kanla Bir dikta yönetimi hukuku
dolmuşken Hz. Mûsâ’nın ة ة ف çiğner, çevresindeki
ي
ن
و
duası bereketiyle bunların ةق ـ مفو ـ يه ييف نفوةع ف ر ف ىنداةنةو ﴾٥٠﴿ ــ ه ـ فم ةي ـ فن ـ ك ـ ث اةذا ۛ ب اذ ـ ةع ــ لا م ةع ـ فن ـ ه ــ menfaatçi dalkavuklarla bir
zail olması. (krş. KM, oligarşi kurar, dürüst ve
Çıkış, 7-12) erdemli insanları susturursa,
açıkça söylemese bile
halkını hiçe saymış
Zuhruf /49 – demektir. Halk da fâsık ise;
ة
ة
Azabı tadınca Mûsâ’ya: فن م ير ي ــ فج ــ ةت راةه ــ ة ف فنلا ـــ ه ذ نهةو رص ـــ ف م ك ف ــ ل ـ م ييل س ا ل ــ في ـــ ۛ ل ة ـ ةقا ـــ مفو ةي لاةق hak, batıl, erdem onlar için
“Haydi büyücü! Sana önemsiz olduğundan sürü
verdiği sözünün gereği gibi ona uyarlar. Zulme,
olarak bizim için şahsiyetsizliğe boyun eğer,
Rabbine dua et, bizi ة ses çıkarmazken, hakkı
ة
ل ل
ل
لا اذ
bağışlasın, zira artık ــــــ ةو ه يذ ـ ي ح ة نه ن ـ في ـ م ر ـ ف ــ ل ـ ةخ ا ةنا فما ﴾٥١﴿نور ت ل ــــ ة ـــ فب ـــ ص ـــ ةفا ي ةت ــــ فح ــ يت tutan bir ses yükselirse, onu
ۜ
sustururken sesleri yüksek
yola geleceğiz” dediler. ۛ çıkar. İşte bunlar zilleti
kabul ettiklerinden, hiç
Zuhruf /50 – sayılmaz müstehak
Fakat Biz, onlardan ا olmuşlardır.
ة
ل
azabı giderince, hemen م ــ فن ة ةرو ـــ ف سا ه ة ةع ي ل ـــ ق ـ ة ـ ل ـــ في ـ ا ل فو ة ة ف ةف ـ ل ــ ﴾٥٢﴿ ــ ني ــ يب ي د ا ـ ةك ـ ةي لةو ن ي ةم ــ ه ـ ي ــ Zuhruf /55 – Onlar bizi
sözlerinden caydılar. gazaba dâvet edince,
[7,133-135] Biz de onların hepsini
suda boğarak, onlardan
Zuhruf /51- ا müminlerin intikamını
ة
ل
Zuhruf /53 – Firavun ف ـ ةت ـ ةخ ـ ح ةق ـ ةم فو ــ ه ف س اةف ﴾٥٣﴿ ةنيينرةتفق ةملا ـ ل ـ ئ ـ ـك ة م ـ ف ن ـ ةع ـ ه ةم ءا ـ ا ةج فوا ب ةهةذ ــ aldık.
ة
halkına duyuru yapıp
dedi ki: “Ey benim Zuhruf /56 – Onları
halkım! geçmiş bir ibret ve
sonraki nesillere,
ة ة
ة ن
ى ةف ـ س ا
حنا هو
Mısır’ın yönetimi ـــ ف ـ اةن و ۛسا ام ة ا ةف ــــ ل ــــ ح ﴾٥٤﴿ ي ةن ـ ـ ـ ي ق ـ امفو ةق ـــ او نا ةك م ـــ ه ــ ف ـ ة ي ــ ع اطا ةف ــ misal yaptık.
benim elimde değil mi? ۜ
Zuhruf /57- Zuhruf /
58 – Vakta ki
Ayaklarımın
altından akan şu Meryem’in oğlu Îsâ
ة
ل
nehirler, kanallar benim ى ة ۛس م ــ ف ـ ل ـ اف ه اةن ف ةف ــ ةج ـ ةع ـ ل ـ ﴾٥٥﴿ ةني ي عةمفج ا فم ه اةنفق رفغاةف م ه فنم اةن فنا ــ ةت ـ ةق ـ فم ـ ـ ف misal verildi, derhal
ة
değil mi? ۙ halkın keyiflenerek
haykıra haykıra
gülmeye koyuldu ve
Görmüyor “Bizim tanrılarımız mı
musunuz? Yoksa ben, ة ة ة üstün, dediler, yoksa o
ي ةق ـ مفو ــ ك
şu aşağılık, meramını اةذا ىل ـ ةث ـ ف ـ ةير ـ ةم ةم ةم ن ـ فبا ۛ ب ر ـ ض ام لةو ـ ح ﴾٥٦﴿ ةنير ـ خن ف ل ل ىل ةمةو ـ ةث ـ mu?”
۟ ي
bile neredeyse
anlatamayan adamdan Bunu, sırf bir
daha üstün değil münâkaşa olsun diye
miyim? ا sana misal verdiler.
ة
ل
ن
ه و ب ر ــ ۛض اةم ةو ه فما ر ــ في ـ ةخ اةن ـــ ةه ـــ ت ـ لاء او ةق ةو ـ ل ا ـ ﴾٥٧﴿ نوحد ةي ه ـ ص ـــ م ـ فن ــ Zaten onlar kavgacı bir
ة
ة
Eğer o dediği gibi ۜ toplumdur.
ise, üstüne gökten altın
bilezikler atılmalı, Zuhruf /59- Zuhruf /
yahut beraberinde ة ة 60 – Hayır, o bir tanrı
ى ف
ة
ح ي ة ة
melaikeler gelmeli ـــ فب ــــ د ةع ل ي ح ا ن ه ــــــ ةو ا ي ف ﴾٥٨﴿ ـنو ص ــ م ــــ ةخ ــ مفو ه ـ ةق فم ـ ل ةب ۜلد ــ ة ةج لا كل değil, nimetimize
değil miydi?” [26,29; mazhar ettiğimiz ve
28,38] {KM, Hezekiel İsrailoğulları için bir
29,3} örnek yaptığmız bir has
kulumuzdu. Şayet
ة
ي
ۛش
ۜ
O devirde mesaj ilan ءاا ـــــ ة لةو ــ ةن فو ﴾٥٩﴿لـيـي اار ـ ف سا يان ــ ي ةب ل ىلةث ـ ةم هاةن ف ـ ةع ـ ل ــ ةجةو ه ة ـ ل ـ في ــ ةع اةن فنا ـ ةع ـ فم ــ ل yapmak isteseydik,
etme yöntemi, burada ة sizin yerinize geçmek
bildirildiği üzere dellal üzere melekler
çağırtmaktı. Bu dellallar
şehir, köy ve kasabalarda ف yaratırdık. Ama bu,
konuyu halka duyururlardı. ا م Allah’ın hikmetine
ة ف
ة
Zavallı Firavun’un elinde ﴾٦٠﴿ نو ف ـــــ فخ ــ ل ـــ ةي ضفرلا ي ف ن ةم ــــ ل ــ ئ ـ ك ــــ ىة فم ك ــ فن ـ م اةن ف ة ل ـــ ةج ــ ةع ـ ل ـــ aykırıdır.
dalkavuk bir medya, haber
ajansları veya devlet radyo
ve TV’leri yoktu.
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
492

