Page 475 - e mushaf TR pdf
P. 475

471
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Mümin /41 – “Ey                                                                           Mümin /45 –
          benim sevgili halkım,   40-Mumin Süresi       /             Yaprak 06A  Cüz 24  Süre 40  Sayfa 471  Allah onu, o kâfirlerin
          nedir bu başıma gelen?     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  tuzaklarının şerrinden
                                                                                                          korudu.
                                                                                                  Firavun hanedanını da
             Ben sizi kurtuluşa
                                                        ِ
          dâvet ederken, siz tutup  471   ﴾٤٠﴿        ِ نمؤمعلا ةروس       ﴾٤٠﴿                   kötü azap kuşatıverdi.
                                                              و
                                                         ع
                                                                                                   Öyle anlaşılıyor ki bu zat
          beni ateşe                                      و    َ و                                 çok muteber bir mevkide
          çağırıyorsunuz!”                                                                          olduğundan, bu sözlere
                                                                                                   rağmen Firavun ona ilk
                                                                                                     merhalede bir zarar
            ب  ح ز         ﴾٤١﴿ راحن ــ لا ى ـ ة ي  ا   ع د ـــ ف ــ ةنو ــ ي  ةتةو   ةوج  ة    حنلا ــ ن  ىلا فم كو ع فدا  ييلاةم مفو ـ ةق اةيةو  veremedi. Fakat en yakın
                                   ة
                                                                                  ا ل
                                                                     ة ي
                                          لا ين
                                                                                                    çevresinin bile Mûsâyı


                                                                                                    kabul ettiğini görerek,
                                 ۜ
                                                                                                  ondan etkilenenleri tasfiye
                                                                                                   etme planlarına girdi. Bu
                                                                        ذ                          arada Hz. Mûsâ’ya hicret
                                                                                                   emri geldi. Peşine düşen
           ﴾٣﴿                ب ـ يه ييل   ۛ س  ة  ةم ه ـــــــ ي ـ لا ــــ في ـــــ   ب ك ر       ةو  ا   ف ش ـــ      ح لا ب  ر ف ك   ة    ل   ين ـــــ ي   عد  ةت ــــ ف ــ ةن و  Firavun suda boğuldu.
                                                     ة
                                                                 ن
                                                                     ة

                                                                                                    Mümin /46 – Onlar
                                                                                                    sabah akşam ateşin
                                                                        م                          Kıyamet koptuğunda
                                                                                                   karşısına getirilirler.
                                                    ة ف
                                           ة
                                                                                   ل ل ل
                                                                   ة ي
                           ام     حن ــــ ة  ل ة  ا ةمر ــــــ ةج ل ﴾٤٢﴿راحفةغلا زيز  ف    لا ــ ةع ـ  ىلا  فم    ك  ا   فد    ع ـ  و    اةناةو    م  ف   ع ـ ل ـــ  da: “Haydi, Firavun
                                    ة

             Mümin /42 –                                    ي
                                                                                                  hanedanını en şiddetli
          “Çünkü benim, Allah’ı                                                                   azaba sokun!” denilir.
          inkâr etmemi ve O’nun
          ortağı olduğuna dair
                                 ن ف
                                         ة
          hiçbir bilgim olmayan   ــ  ةر   خلاي ف لةو اةي     ـ ي لا ـ حد   فن ــــ   ف   ةةو    فع ــــ  ةد  ه  ة ل س  ة  ة ي  يان  Âyet kabir azabına
                                                                               لا   ـ في ــ ل  ه ـــ في ـ ۛ ــ

          şeyleri,           ة                                                               ةت ــ فد  ع ـ و ةن ـــ ي  işaret eder. Kabirde azap
                                                                                                    ruhlaradır. İbn Mes’ud
                                                                                                  (r.a)’dan rivayet edildiğine
             Kendisine şerik                                                                     göre kâfirlerin ruhları siyah
                                                                                                    kuşların bedenine girip
          yapmamı teklif                                   ة                              ة        sabah akşam cehenneme
                                                                 ن
                                     ل
                                                         ف ح ل
                                                                            ةن حد ر
          ediyorsunuz.        باةح ــ  ف صا ــ فم   ه  ن     ـ  م ـ ف س ـ يف ر ـ ي ـ ة  لا  ناةو     ح لا   ى    ل ــ  ي ة  ــ ا  ا ا ة  ة  ـــــــــــــ ةم   ن ل ح    ةو ا    karşı tutulurlar, bu iş
                                                                                                     böylece devam eder.
             Bense sizi (üstün                                                                      kıyamet gününe kadar
          kudret sahibi ve                                         م
          mağfireti pek bol olan)        م                                                            Buharî ve Müslim
                                                     ل ا ة
                                                                     ف

                                             ل   ل
          o azîz ve gaffâr’ın     ضحو ــ ةفا ةو   فم ك ــ ة          ق ـ و  ا  اةم   نور ـــــــــ ك  ذ  ــــــ ةت ـــــــ  ةف ـــــ ۛس  ﴾٤٣﴿ ــراحن ة  لا  tarafından nakledilen bir



                                                                                                      hadis-i şerifte Hz.
          yoluna dâvet                ۜ                                                             Peygamber (a.s.) ister
          ediyorum.”
                                                                                                 cennetlik, ister cehennemlik
                                                                                                  olsun, ölen kişiye kabirde,
             “Rububiyette değilde,                                   ة                            sabah akşam gideceği yer
                            ن
                                                                     ح ن
                                                                          ن ي
                                                                                لا يار
                                                             ي

          mâbudiyette şerik olduğuna    ح لا  نق ةو ــ ي ــ    ه  ةف ــــ ﴾٤٤﴿ ـــداةب  ف  ـ  ب ر ـ لا ــ  ع  يص ةب  ـ  ة ح لا   نا   ۜ  ح لا  ـــ  ى  ة ي  ـــــــــــــــ فما ل  gösterilip “İşte dirildikten
          dair hakkında hiçbir ilmim                                                 ي              sonra gideceğin yer!”
          olmayan şeyler” demektir.                                                                denileceğini bildirmiştir.
          Burada ilmi nefyetmekten
          maksat, mâlumu                                                      ف
          reddetmektir. Ve bir de şuna                                                                 Mümin /47 –
                                    ة
                                         ف
                                               س  نفو


          işaret vardır: Uluhiyyet,   ﴾٤٥﴿باذ  ـ ةع ـــ  لا ءو ـ ا ة  ةعر ــ  ــــ  ن   ب قا ـ ة ـ ا    ف    ل  ةحةو  اور  ـ ك ــــ  ةم اةم    تاةـ  ۛس ـ  حي ــ  Ateşin içinde bir
          yani İlah olmak için,   ۛ                    ف                                          birleriyle tartışırlarken
          mutlaka onun hakkında                                                                      zayıflar, dünyada
          bilgi sahibi olmayı                                                                     büyüklük taslayanlara:
          icabettirecek delil lâzımdır.
                                                            ى
                                                   ى
                                                                            ة ة
                                 ة
                                                                                           ة ل
                                                   ۛح
                                                             ح
                                   لا ـ ح
                                                                                   ة
             Mümin /43 – “Hiç    ـــ  ة  ةعاس  مو  ـــ  ق ـ  ةت ةمفو ــ ةيةو  اي     ـ ش ــ  ةع ةو اود ـــ     غ اةه  ـ ل ـ في ــ  ةع نو ــ  ض ر     ي ـــ فع ــ   راحنلا  “Biz bunca zaman
          şüphe yok ki sizin beni                                                                size tâbi olduk, bari ateş
                                                                                                   azabının bir kısmını
          tapmaya dâvet ettiğiniz                                                                    olsun kaldırabilir
          putların,                                                                    ا                 misiniz?”
                                                                                  ة
                               ة
                                                           ة
                                                               لا د
                           ي ف نو ـــ   ا      ي  ةو   ا   ةي فذ ــ ةت ــــ  ﴾٤٦﴿باذ  ف ة    ۛش ـــ ح ـ ةع ــ  ل ة  ـــ  ــ ةعر   ف لا او   ن  ـــ ل ـ   خفدا ل
                                    حجاةح
                                                                       ا نفو
             ne dünyada, ne de                                                ف                        Mümin /48 –
          âhirette, asla                                                                           Büyüklük taslayanlar
          kendilerine ibadete                                                                       da: “Bizim hepimiz
          dâvet yetkileri yoktur.”   م      ذ                                                        ateşin içindeyiz.

                            ة  ك ـ حن ا  ــ ا  ة ي ا    ف سا ــ ةت ـــ ك ــ ـ ـ ةب ــ  ة ح  ــ ل ـ ي ي ذ ـ  ةن   ل  ال ؤ  ا     ـ ح ض ـــ ةع ــ نف ــــ  لا  لو  ةف   ــــ ةي ــــ  ق ـ  راحن ة  لا ـــ
                                  حنا  اور
             “Şu kesin ki:                                                                              Allah kulları
          hepimizin dönüp                                                                            arasında vereceği
          varacağı yer Allah’ın                                                                   hükmü verdi, iş bitti!”
          huzurudur                                                                     م
                                           ة
                                                 ة
                                                                             ى
                                م ـــ ةن  ى  ي  ــ ص ـ ي ــ اب  ةن احن ــ ةع   ن ون  ـــ فغ ـــ   م   م    فن ــــ  ت ــ ف  ل ف  ــ ةه ــــ  ةف   اع  ـــــ ةب ــــ  ةت  فم ك  ة ل ـــ
                                                                   ا  ل

             ve haddi aşanlar                                                                          Mümin /49 –
          cehennemi                                                                               Ateşte olanlar bu sefer,
                                                                                                  cehennem bekçilerine:
          boylayacaklardır.”                   م              ذ
          [46,5-6; 35,14]      ة                                            ة
                                             ح
                               ح ن
                                                   حنا  اور
                                                                            لا لا
                           ة ح لا  نا  ا ا ي  ـــ ي ـــــــ ةه ـ  يف ل  ـ  ا ك ـــ  ة ي ا    ـــــ ةب ـــ  ــ ةت ــ ك  ف سا ن  ـــ ي ي ذ ـ ة  ح ة  ةق ـ ﴾٤٧﴿ ــراحن ة  لا  “Ne olur,

             Mümin /44 –                                                                           Rabbinize bizim için
          “Size söylediğim şu                                                                    yalvarın. Bir gün olsun,
                                                                                                  azabımızı hafifletsin!”
          sözleri yakında                                                            ف                     derler.
          hatırlayacaksınız.                             ة
                                                           ة ح
                                            ة
                             ة
                            ةمحنةهةج  ةنزةخ ـ  ل راحن    لا ـ   ف ن    لا ــ ي ي ذ ــ ة ـ ي  لاةقةو ﴾٤٨﴿ ـ  داةب  ف     ةب ةم ـ في ـ ةن لا ـ  ع  ك ـ  ةق ـ ةحفد
                                   ة

                                    ة
          Artık ben işimi Allah’a
          bırakıyorum.
          Çünkü Allah kullarını
          pek iyi görmektedir.”                                                م
                                                          ة
                                           ف
                                     ة
                                                   ى
                           ﴾٤٩﴿ باذ      ـــــ ةع ـــ  لا ن ـــ ة   م  ام فو ــ ةي احن ـــ ةع  ف  ح  ةخ ــ  ف ـــ ف  ــــــــ  فم  ي    ك ـــ ة حبةر    او عفدا

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          471
   470   471   472   473   474   475   476   477   478   479   480