Page 474 - e mushaf TR pdf
P. 474

470
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Mümin /34 –                                                                                Mümin /36-
          Daha önce Yusuf da   40-Mumin Süresi       /             Yaprak 05B  Cüz 24  Süre 40  Sayfa 470  Mümin /37 – Firavun:
          size açık açık delillerle   Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  “Haman! benim için bir
          gelmiş,                                                                                    kule inşa et, dedi,
                                                        ِ
             siz onun getirdiği           ﴾٤٠﴿        ِ نمؤمعلا ةروس       ﴾٤٠﴿          470        Umarım ki böylece
                                                              و
          gerçek hakkında da                             ع  و  َ و                                 yükselebillir, göklere
          şüphe edip                                                                              yol bulur da Mûsâ’nın
          durmuştunuz.                                                                              Tanrısına ulaşırım.
                                                                                م                 Gerçi ben onun yalancı
                             ح
                                                                                      ا
             Nihayet vefat     كش ييف ــ  ت فم ـ  ف ل زام ـ ة  ةف    تاةن  ف      م ف  فم  ي  ــ  سو ـ   ـ فن ةق ـ فب ـ  ب ل ـ لا ـ ةب ــ  حي ـ  ك ءاةج  ة لةو ـ فدةق  olduğunu
          edince: “Ondan sonra     ۛ                                                ة                zannediyorum ya,
          Allah artık hiçbir                                                                              neyse!”
          peygamber göndermez”
          demiştiniz.                                                 ا         م                       İşte böylece,
                                                   ة
                                                            ة ة
                                                                                      ا
                                        ن
                                 ةب ــ فع ـ يه د    لا   ح  م  ـ فن  ۛ ثةعفبةي نل  ف     ق ــ ل ـ  ت ـ فم   ف  كل ــ ةهاةذا    ن ي  ــ ىحت  ةح ه   فم  ب ـ ي  ك ءاةج  ة   م ــ حم ـ ا  Firavun’un kötü gidişatı
                                                                                    ة
             İşte Allah haddi                                              ۜ                          kendisine cazip
          aşan, şüpheci kimseleri                                                                   göründü ve yoldan
          böyle şaşırtır.                                                          ف                     çıkarıldı.
                                ة                                                ن ة  ى               Sonuç itibariyle
                                ح ل
                                                                     ح ن
                                           ة
                                لا ـ ي
                                        ۛ
                                            ف

             Bundan maksat   ةنيذ ﴾٣٤﴿   باتر ـ  م    فرس   ه ن  ةم  ــ ف ـ  مةو ـ ف      ح لا لض ــــــ  ي ك  ك ـ  لذ ـ   ۜلو ــــ   سةر  Firavunun hilesi ve

          şudur:                                                                                    düzeni de tamamen
                                                                                                     boşa çıktı [28,38]
             “Sizin selefleriniz      ف                                                             Firavun bir gözetleme
                                                                                                  kulesi yaptırarak teknik bir
          de vaktiyle Mûsâ’nın   ى             ل      ف ة         ن       ن          ة            teşebbüste bulunmak ve bu
          ecdadından Yusuf’u    ةم ــ فق ـ ات  ة  ك ـ  ب ـ ر  ۜ    نت ــ ي ـ  ه ــ  فم  ا  ناط  ـ ل ـــ      لا  تا     ياف ــ ي ا   ةي ـ   ح  ب  ـ ةغ ـ في ــ  سر    نو         د ل ـ   اج   ي ـــــــ  şekilde Hz. Mûsâ’yı güya
          reddetmişlerdi. Fakat                                                                    yalancı çıkarmak için bir
          sonra onun faziletini                                                                       şarlatanlık yapmak
          kabule mecbur kaldılar   م                       ف                                        istiyordu. Bunda şu iki
          ve onun ülkeye büyük   ح  ن   ن      ف        ن ة        ن       ة ح       ن            düşünceden biri vardı: Ya
                                                                                                   halka diyecekti ki, “İşte
          faydasını gördüler. Ona      ك ـ ل ىل      ةي ـــ ط ــ ةب ـــ  ع     ح لا     ةع ـ  ك ــــ  لذ ـ ك  ۜ  ـــ  ن ــ  او  ةما ن      عةو ـ فن ــ ةد لا ـــ ي ي ذ ـ ة     ح لا   ع ـــ فن ـ  ةد  gökleri gözetledik, orada
          o derece makam                                                                            Mûsâ’nın dediği İlahı
          verdiniz ki “Artık onun                                                                    göremedik, olsaydı
          üzerine peygamber                                                      ف                görünmesi gerekirdi” veya
          olamaz!” diye başka                                                                     diyecekti ki: “Bakınız! Biz


                                                                                                        bu kadar malî
          peygamberleri       ــ ي  يل ن ـــ فبا نا  ــ ةها ــ ةما ــ  ةي نفو ـــ ةعر   ف  ـــ  ة  ةقةو ــ لا  ﴾٣٥﴿ حبـرا  ة  ــ ةج ر  ـــ ةت ـ ك ـ  حب ـ   م  ب  ف  ةق ـ ل ــ  imkânlarımızla göklere
                                                      ف



          reddetmeye bile bahane                                                                       çıkmanın yolunu
          yaptınız. Öyleyse                                                                        bulamadık, o halde Mûsâ
          dikkat edin, bu sefer                                                                      nereden çıktı da bize
          göz göre göre yanlış bir  ة                                                              onların Rabbi tarafından
                                                                                      ى ة ـ
                                                                     ة ف
          iş yapmayın!”        ح ة  ــ طا ـ  ل ــ ةع  ةف    تاةو  ـ ن م ـ  ة ح سلا  ۛ باةب  ف سا ـ  ل  ﴾٣٦﴿ ۛ باةب ــ  ف سلا  غ  ل      فبا ـ ل ــ  ةعل ـ ــل ــ ى   احر  ۛص ــ  görevli olduğunu
                                                                                         ف
                                                                                                         söylüyor?”
                                                              ۙ
             Mümin /35 –
                                                                                                       Müteakip âyet,
          Kendilerine ulaşmış              ف          ف                                            Firavun’un bu husustaki
          hiçbir delile                                                                     ا         aptallığına ve kötü
                                    ة
                                                              ظ ل  ي
          dayanmaksızın      ـــــ ةن   حي ز ك  ن    ك ـــ  لذ ــــ   ةو   ۜا ى  ك ـ ب ذا ـ     ــــ حن ــــ    ه    ة ة  ي    ا   يحن ـ  ةو  ى ــ  لا ـــــ  ه  م   ـ ن سو  ن ي  لا ـ   ى  ن ي  tutumuna işaret eder: Zira
                                                                                                   Allah’ın varlığını gökler,
                                                                                                  yer ve yerdeki bunca varlık
             Allah’ın âyetleri                                                                   gösterirken, gökte bir yıldız
          hakkında ileri geri   ف                                                                 arar gibi O’nu aramak akıl
          tartışanların bu                  ة         ة                          ة ا                    kârı değildir.

                                                                                       ف
          hareketleri,             ةمةو ـ  ا ك ـ في ـ  د  لي  ـ يب ـــ     ـــ ن   ح سلا  ةع  د ــ ح   صةو   ه  ــ ةم ــ  ل ـــــ ي  ةع  ءو ــــ   س   نفو ــــ ةعر   ل ـــــ  ف ــــ
                                       ۜ
                                                                                                       Mümin /38 –
             hem Allah indinde,                                                                     İman eden zat şöyle
          hem de iman edenler                                                                           devam etti:
          yanında pek büyük bir              ن      ة لا  ذ  ة ح ي  ةقةو﴾٣٧﴿باةب  ة  ة ح ي
                                                                                           ف
          gazaba yol açar.   مفو ـــــــ  ةي  ن  ــــ ـ ـ ـ ـ ـ ـ ة ــ ةق ا  ةما   ي ي    لا ـــــ       ةت ـــ  يف ـ  ي    لا   نفو ــ ةع ر   ف ــ
                                                                     ۟                              “Ey benim halkım,
                                                                                                  gelin bana uyun ki size
             İşte Allah, her                                                                     doğru yolu göstereyim.
          kibirli ve zorbanın                                          م
                                                          ة
                                                                                 ل
          kalbini böylece     ـــ اةم  ة ي  ــــ       ـ لا لي  ــــــ يب ـــــ  ۛس  فم ك   د  فها نو  ة حتا  Mümin /39 – “Ey
                                                   داشةر
                               حنا  م فو
          mühürler.                       ةي ــ ةق ا ﴾٣٨﴿ ۛ ح                 ـــ        ـــــــ  ب ـــ  ع ــ    benim halkım! Bu
                                                 ۛ
                                                                                                  dünya hayatı, basit bir
                                                                                                    metâ’dan, geçici bir
                                                                                                   eğlenceden ibarettir.
                                                        ة
                                                    ن ف ح ي
                                 ف ةق ـ
                           رار   لا ـ  راةد  ة ي ـــ  ه   ةةر ــــ  خلا ناةو     عا  ـــ ةت ـ  ةم  اةي ــــ     ــ فنحد  لا   ةو  ــ ةح ــ ني ــ  ف    لا   ه  نه ــ  ذ
                                               ة
                             ة
                                                                                                    Âhiret ise, işte asıl
                                                                                                 yerleşecek yer orasıdır.”
                                                    ة
                            ة    ةع ن ـ ف ـ  م ــــ ل  ةمةو  اةه  ة  ـــ فث ــ ل ــــ   ملا  ىز   يل ــ ة ـــ فج ــــ  ــ  حي ــ ةئ ـ ةف  ىة  ۛس  لم  ةع ن ﴾٣٩﴿  “Kim bir kötülük
                                                                               ة
                                                         ا
                                                    ح ي
                                                                                                       Mümin /40 –
                                                                                        ةم ـــ ف ـ
                                                         ن
                                         ۛ
                                                                                                  işlerse, sadece o kadar
                                                                                                       cezalandırılır.
                               ا                                         ف
                                                                   ل
                                                                                    ى
                             ة ن
                           ك ئللوا ةف ـ  ن ـــــ  مفؤ ـــــ  م   ةو ـــــــ  هةو   ىنث       ا فو فن ــــــ  ا  ر ــــــ    ك ةذ ن ـــــ ف   م  اح  ۛص ـــ  لا ــــ  olarak, ister erkek ister
                                                                                                       Ama, mümin

                                                                                                  kadın, kim makbul ve
                                                                                                 güzel bir iş yaparsa, işte
                                                                                                   onlar cennete girer ve
                                                                              ف
                                                           ة
                                                                                                      orada hesapsız
                           ﴾٤٠﴿ باۛس  ـ   ح ر   ــ ةغ ــ في ــــ   ب  اةه  ـــ ي ــ  يف   نو ـ  ق ةز ر ــــ  ي  ةة  ة  ـــ ةج ــ حن ـــ  لا  نو   ة  ــــ ل ـ   خ د  ةي ـــــ ف  nimetlere nail olurlar.”

                                                                  ف

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          470
   469   470   471   472   473   474   475   476   477   478   479