Page 469 - e mushaf TR pdf
P. 469

465
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Zümer /68 – Sûra                                                                             Buradan,
          üflenir; Allah’ın   39-Zümer Süresi       /             Yaprak 03A  Cüz 24  Süre 39  Sayfa 465  yükümlülüğün vahiy ile
          diledikleri dışında,       Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  başladığı anlaşılır. Zira
          göklerde ve yerde kim                                                                          meleklerin
          varsa çarpılıp cansız                                                                   azarlamasına esas olan
          yere düşer.                                                                               şey, peygamber ve
                            465           ﴾٣٩﴿         ِرمزلا ةروس         ﴾٣٩﴿                      kitapların gelmesi
                                                         ح و
          Sonra ona bir daha                            َ     َ و                                        olmuştur.
          üflenir: Bir de bakarsın
          bütün insanlar,                                                                              Zümer /72 –
                                                                                                       “Cehennemin
                                ة ف
                                                      ة
          kabirlerinden ayağa   ضفرلاي ف فن ـــ ةمةو    تاةو  ن مسلا   ح ـ  ي ف  ـ  فن  ةم ق   ـــ ۛ ص ـ ة ع  ةف رو       لا ـ ح ص ـ  ي ف  خ   نةو ـ ـ ف ـ ة  kapılarından orada

          kalkmış, etrafa bakınıp                                                                  ebedi kalmak üzere,
          duruyorlar! [79,13-14;                                                                           girin!”
          17,52; 30,25]
          Bu âyette sûra iki kere                                     ة     ن               ة ح ي      Allah’a karşı
                                                                                   ۛ ــ  ءا
                                                 ن
          üfleneceği bildirilmiştir.    ق ـــ ةي ـ  ما  ـــ فم   ه اةذ ا ـــ ةف  ىر ـــــ فخا   ــــ ـ ف ـ   ةخ يف ـ ي ــــ   ه   ن حم   ث   ــــ  ۛ   ح لا  ة  اش ن ـــــ ف  ةم لا  büyüklük taslayanların
          Neml, 87. âyetinde bu                                                                   barınakları ne fena bir
          ikisinden önce bir kere daha                                                                 yer!” denilir.
          üfleneceğinden söz
          edilmiştir. Onun için Hz.
          Peygamber (a.s.) sûra üç                         ة ف             ل       ة                   Zümer /73 –

                                                                      ة


          üfleme bildirmiştir.   ــــ ةع  ض وةو   اةه   حبةر ــــ     ر و  ـــــــ  ن ـ   ب     ضفرلا   ت ـــــ    ةق ر  ةو   ا   ف ش ــــ  ﴾٦٨﴿نور  ةي ــ فن ــ ظ ــ
          1.Nefhatü’l feza’ (dehşetli                                                                 Rab’lerine karşı
          bir ses) 2.Nefhatu’s-sa’k                                                                gelmekten sakınanlar
          (öldüren ses) 3.Nefhatu’l                                                              ise bölük bölük cennete
          kıyame (diriliş üflemesi)                                                                   sevkolunurlar.
                                                 ا
          İstisna edilenler: En büyük   ةب ـــ في ــ ةن ـ فم ه     ـــ ض ـــ ة ي   قةو   ءاد  ـــ ةه ــــ ة    حشلاةو  ن  ة  ـ حنلا ـ  ب ــ يحي ـــ ة  ة     ب  ء  ــ ي  ي اجةو      باةت  لا ـــ  ك ــــ  ف
          dört melektir. Bazı                                                                          Nihayet oraya
          müfessirler ayrıca, Hamele-                                                                 varıp da kapıları
          i Arş, yahut rıdvan                                                                         açılınca cennet
          melekleri, huriler, Malik                م                                              bekçileri “Selam olsun
          (cehennem sorumlusu) ve   ة             ح                  ة    ة ف  ة           ف


          Zebanileri de sayarlar.    ـ ةعا ـ  م ـ ل ــ ف ت  ةم  س     ك ـــ ل ةن ــ فف ــ    ت  ح ــ ةي ــــ ف   ف وةو ﴾٦٩﴿نو ملظ ـ  يل م ـ ف   هةو ق ــ ح   ب ـ ةحلا  sizlere, ne mutlu size!
                                                                                                     Haydi, ebediyyen
          Zümer /69 – Mahşer                                                                       kalmak üzere, giriniz
          yeri Rabbinin nûru ile                                                                      oraya!” derler.
          ışıl ışıl aydınlanır. Amel           ف        ة
                                                                                        ل ة
                                                                      ة
                                           ا ي
          defterleri, hesap kitap   ة  ةج  ـ ةه ـ حن ــ ةم  ن لا ــ ى    اورةف ك  ةنيذ ح لا ق ـ ة ـ ي  يسةو﴾٧٠﴿ ۟نولةع  ـ ل ـ  ب  م ـ ةياةم ـ فف ـ  فعاةو   هةو ــ  Takvâ din dilinde:
          ortaya konur, derken...                             ي                                       Kişinin, âhirette
          peygamberler ve                                                                        kendisine zarar verecek
          şahitler getirilir.                                                                     şeylerden sakınmasıdır.
          Haklarında tam adaletle  ا        ة ة  ةقةو  اةه  ل             ا  ؤا  ي ن ا  ى         Başta şirk ve küfürden,
                                                                                                  haram ve günahlardan,
          hükmedilir ve onlara   ة  ةخ ـ ةنز ـ ـ ت ــ اةه     ـ لا ل ـ  ه ـ فم  ــ  باةو ــ  فبا   ف تةح  ـ ةهن ـ  ف  ا ــ  ت ـ  ةجاةذا ىحت ـــ ةح  ۜار  ةم ز ـــ  hatta tenzihen mekruh
          asla haksızlık yapılmaz.                                                                  şeylerden sakınma,
          [21,47; 4,40]                                                                                buna dahildir.
                                                      م                             م
                                                           ة ة
          Şahitler: ilk hatıra gelenler:                                                ف
                                                   ن
                                                                                            ة ل

          Allah’ın buyruklarını   فم كةـنو ر ذفن يةو فم ك حبةر     تاةيا فم ك  فـيلةع نولفت ـ ةي فم كفـن م ل س ر فم ك  تأةي فملا  Zümer /74 –
          getiren peygamberlerdir.                                                                  Onlar şöyle karşılık
          Hafaza melekleri, veya                                                                     verirler: “Hamd-ü
          diğer salih insanlar da                                                                 senalar olsun o Allah’a
          olabilirler.                     ف                                    م                            ki
                                                                           ة
                                                                                           ا

                                   ف ة
                                                                                         ة  مفو ـ
                                                        ن ف

          Zümer /70 – Herkese,   باذةع لا ـ م  ة ـ  ك ـــ  ل ـ ة  ة  ــ حق ـ   ف ت  ةح ن ك ــ ن لةو ى ن  ةب  ـ ل ـ  اولاةق  اذنه فم ك    ةي ـ  ءاق   ل ــ ة
          yaptığının karşılığı tam                                       ۜ                           sözünde durdu ve
          tamına ödenir. Zaten                                                                      dilediğimiz yerinde
          Allah, onların                                                                           oturacağımız şekilde
          yaptıklarını pek iyi                               ا                                   bizi cennete yerleştirdi.
                                                                ل
          bilmektedir.         يف  ـ اةهي  ةنيد ــ ي   لاةخ  ة  ةج  ــ ةه ــ حن ــ  ةم  ۛ باةو  فبا ـــ   اول ــ  خفدا  ة  ييق ـ ل ﴾٧١﴿ ةنير فا    لا ــ  ة ف ةك ـ  ةع ـ ىل
                           ۛ                                                     ي
          Zümer /71 – Kâfirler                                                                          Çalışanların
          bölük bölük cehenneme                                                                        mükafatları ne
          sürülür.                                    ة                                          güzelmiş! [3, 194; 7,43;
                                                                                                    35,34-35; 21,105]
                                                      ح
                             ة ف
                                                                              ف
                                         ة
                                    ة ي
          Nihayet oraya varıp da   ةحنةجلا   ىلا   فم هحبةر    ة ة  حتا  ـ افوق  ةنيذلا   ي  سةو ـ ةقي  ي  ﴾٧٢﴿ ةنير حبةكةـت ملا   ىةوفث    ةم ـ  ةف ـ  ب ـ ۛ سفئ
                                                                       ي
          kapılar açılınca
          cehennem bekçileri
          onlara şöyle sorar:                                                      ا
                                                                                ي ن
                                           ة ة
                                                          ل
                                                                                        ى
          “Size Rabbinizin      ة  ةخ ــ ةنز ـ اةه ت    ل ــ  ه ــ فم  لاةقةو اةه ـــــ  باةو ـــ فبا ت  ــ  ت ـ ةح ــ ف   فةو ا  ـ ةهن ـ  ا  ؤا  ةجاةذا ىت ح  ــ ةح  ۜار  ةم ز ـ
          âyetlerini okuyan
          ve Allah’ın huzuruna                                           م
          çıkacağınız bu günü                                                   ة
          bildirerek       ﴾٧٣﴿ ي ي دـ ةن  ةخ ـ  لا ــ  ـــــــ ل ـ ةهو ـ   ا   خ  فدا ةف  م  ـــ فب ــــ  ت ـــ ف ـ   ط  فم ك  ـــــ ل ــــــ فـي  ةع   مل ـــــ ة  ۛس
          sizi uyaran
          peygamberleriniz
          gelmedi mi?”                                                   ة
                                                                                     ف
                                ة ف
                                            ل
                            ۛ ضفرلا ــــــاةن  ةثةرفواةو   هد ــــ ة  فعةو اةن ـــــــ ةق د ـــ ة  ۛص  يذ    ح   لا ــ ي  ن ح  ـ ةح ـ فم ـ    د   ل  لا اولا ةقةو ـ
          “Evet geldiler” derler,
          fakat kâfirler hakkında
          azap hükmü kesinleşti,
          şimdi ne desek boş!
                                                                            ة
                                                  ل
                                                                                       ل  ة
          [52,13; 19,85-86;   ﴾٧٤﴿ ييلــ ةن  ـــ ةع ـ  م ا ـ  ف لا ر ــ فجا  ةم  ـ ةف  ءاا  ةن ث  ـ في ـ   ــ ۛش  ةح  ةحن  ف  ــ ةن لا ــ ةج ـ   م احو  ةن ــ ةت ـ ةب ــ
          17,97; 67,8-10]                                    ۛ    ن ـــ فع ـ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          465
   464   465   466   467   468   469   470   471   472   473   474