Page 384 - e mushaf TR pdf
P. 384

380
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Neml /45 – Bir                                                                          Neml /50 – Onlar
          vakit Biz Semud   27-Neml Süresi       /          Yaprak 10B  Cüz 19   Süre 27  Sayfa 380  bir tuzak kurdular, ama
          halkına da, yalnız         Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  tuzaklarına karşı Biz de
          Allah’a ibadet edin diye                                                                     tuzak kurduk,
          çağrıda bulunmak için
          kardeşleri Salih’i              ﴾٢٧﴿         ِ لمنلا ةروس        ﴾٢٧﴿          380         kendileri farkında
          gönderdik.                                      ة و
                                                         ع    َ و                                     olmadan onların
                                                                                                    tuzaklarını bozduk,
             Çok geçmeden                                                                         onların planlarını altüst
          onlar birbiriyle çekişen                                                                         ettik.
          iki bölük oluverdiler.        ل ى                ل                  ف ا ن  ل      ة
                                                                         ي
          [7,73-77; 11,61-68;   اودـ  فعا ــ  ب ــ       ن ا اح ـــــ  لاۛص  م     ه ـــ ف  اةخا  ةدو م    ةث ــــــ    ىل ا  اةن    فر   ۛس ـــ ـل ـــ  ا  د  لةو ـــ ةق ــــ ف  Neml /51 – Bak
          26,141-159]
                                                                                                 işte onların tuzaklarının
                                                                                                    âkıbeti nasıl oldu!
             Neml /46 – “Ey
                                            ة
                                                      ة
          halkım!” dedi, “İyiliği      ةق اةي  لا ةق ـ ﴾٤٥﴿ نو م           ـــ ير ــ ة  ةف   م  ن ةف ــ  Biz onları da
          bırakıp da neden   ةم   مفو    ل ـــــــ     ــــــ     ـ فخ ـ ةت ـ ص ـ  ةي   ناق  ي  ــ ف   ه اةذ  ا     ة ح لا  kendilerine uyan
          kötülüğün çarçabuk                                                                       toplumlarını da imha
          gelmesini istiyorsunuz.
                                                                                                           ettik!
                                                                                ة
                            ة
             Niçin,        نور          ةت ـ ف س ـ ةت ـ فغ ـ  ف ـ  ــ لفو  ة ة  ل    ة  ة ف  ةق   ة ـ فب ـــ ل   لا ـ ةح ـ ۛس ـ ةن ـــ  ة  ـ ح س ــ  حي ـ ةئ ــــ  ل ا ب   نول  ةت ـ ف س ـ ةت ـ فع ـ  ج ـــ  Neml /52 – İşte
          merhametine nail                      ۛ                                                    onların, zulümleri
          olmak ümidiyle                                                                          sebebiyle ıssız kalmış,
          Allah’tan af                                                                               çökmüş evleri...
          dilemiyorsunuz?”                                                        م

                                                                      ة
                                             ة
                             ة   ةم ن       ب ـــ ةم ــ ف ـ ةع ـ ۜ ك  ةو  ك  ــــ حي ـ ةنر ــ ا    ب ــ  ة طا اولاةق ﴾٤٦﴿ نو مةحر  ت فم ـ  ك ة  ة ح لا   ل ـ ةع ـ ل  ن ة ح
                                                        ح ة
                                                                                                       Elbette bunda
             Neml /47 – “Biz”                       ف                        ف                        bilen ve anlayan
          dediler, “senin ve sana                                                                    kimseler için ibret
          bağlı olanların      ف                                                                           vardır.
          yüzünden uğursuzluğa                                                م
                                                                                      ا
                                                                                      ة ة
                                         ة
                                                                   ن ف ل
          uğradık.”         ة     ةو   ك ـــ نا  ﴾٤٧﴿ نو ن  ـ فف ـ ةت ــ   ت   مفو  ةق  م     ةب  ـ ل فنا ـ  ت ــ ف ــ    ح لا  ــ  ةدفن   ع  فم ك       ئ ــــ ر  اط  ل اةق  Neml /53 – İman
                                                                                                     edip Allah’a karşı
             Salih:                                                                               gelmekten sakınanları
          “Uğursuzluk dediğiniz                                                                        ise kurtardık.
          şey Allah katında takdir
                            ة
                                              ة ف
                                      ة
                                                      ة
          edilmiştir.      نو ح ل ف ص يلةو ضفرلا    ـ ي   ف  نود سف   ي ط ــ   ـــ ف ـ    فهةر  ة   ت   ة ـ ف س ـ ةع ـ  ةني د  ف    لا ـ ةم ـ ي ــ  ي ف  Neml /54 – Lût’u


                                                                                                  da halkına resul olarak
             Doğrusu siz                                                                                gönderdik.
          imtihana tutulan bir
          toplumsunuz” diye   ة ة    ة ة        ل ة   ة           ن ة

          cevap verdi. [7,131;   ــ حن  ل و ق   ث   ه ــ ل حم ـ ةن ـــ    ا   فه ــ ل ــ  ةو   ه    ل ـــ  ن ــ ةب ــ  حي ـ ةت ـــ حن ـ     ح لا ب  ـــ  م ـ  او  ۛس اق ــــ ة  ةق ـ لا ـ ةت او  ﴾٤٨﴿  O da onlara dedi
          4,78; 36,19]                                                                            ki: “Siz göz göre göre
                                                                                                   pek çirkin ve hayasız
             Neml /48 –        ف                                                                 bir iş yapıyorsunuz ha!”
          Şehirde dokuz çete              ة              ي ة ة   ل ة                                [7,80-84; 11,74-83;
                                                                            ة ـ فه ــ
                                                                                                         15,57-77]

          vardı ki bunlar ülkede   اور  ةم ةو ـ ك  ﴾٤٩﴿  ق  داــنو    ا   حن ـ ا   ل ـ ۛ ص ـ  ةو  ه  ــ  ل ــ ي  فها ك ل  ةم اند       ۛش ــ ه ــ ف  اةم ه   ل ــ  ل ةو ــ  حي ـ ي
          hep bozgunculuk yapar,
                                                                                                      Neml /55 – Siz
             iyileştirme ve                                           ذ        ف         ذ           kadınları bırakıp
                                           ة
                                                                                      ى
          düzeltme adına hiç bir      ــ ظ ـــ ر  فن اةف ﴾٥٠﴿ نور  ـــ فش ـــ  ع ـــــ  ة  ــ  فم   ةيل   ه ةو   ى  ــ ك ـ ةنر ـ ةم  ا ـ ك ـ ار  ةمةو  ار  ةم ـــ ك ــ  şehvetle erkeklere mi
                                                                                                     yaklaşıyorsunuz?
          şey yapmazlardı.   ف                                               ف
                                                                                                     Siz gerçekten ne
             Neml /49 –                                           ذ
          Allah’a yemin ederek                                                              ف      cahil bir güruhsunuz
                                                                                                   öyle!” [26,165-166]
          aralarında şöyle     ــ  ه ـ فم  ةم فوةق  ةو ــــ فم  ةنر ـ  ه ا  ـــــــــ ة حم ةد ا  ل ة   ر  ه ـ   فم ا   حن ـ  ك ةم   ة  ــ ةب ـــ   ق اةع  ة  ـك ـ نا       ۛ ف  ك ــ في ـــــ
          anlaştılar:                          ف            ۙ
             “Geceleyin ona ve
          yakınlarına baskın   ة     ة ة                                ف ة
                            ح ي

          yapıp hepsini öldürür,   نا او م  ــــ ل ـ  ظ ام ــــ ة   ب  ىة ــــــــ ةي واةخ  ـ  ي ــ  و  ت ــــ  ه ـ  فم     ب ك  ةف ــــ  ت ـ ل ـ  ﴾٥١﴿ ــيـ ةن  ـ ةم ـ ي ع  فج ا ل
                              ۜ
             sonra da sahip
          çıkan akrabalarına
          yakınlarının            ة ح      ل        ة     ة                  ن ة ة
          öldürülmesi esnasında   ـ ي  ي ذ ــ ةن  لا اةن  ةو   ا   فن ـ ةج ـ في ــ  ﴾٥٢﴿ ن و م  ــ فع ـ ل ــ  ةي  مفو  ـــ ةق ــــ   ل  ىة ـــــ ةي ل   ك   ي    ل نذ ـــ  يف ــــ
          hazır bulunmadığımızı
          bildirir ve biz gerçekten
          doğru söylüyoruz
          deriz.”               ف
                                                                    ة
                                               ة
                            ة       ل       ـــ ةق ـــ  مفو ــ ياه   ا     ةت ــ  ت أ ــ نو   ل لا    ي ى فذ ةق  ـ  ـ ا  ا ط و   لةو ـ ﴾٥٣﴿ ـ  ة  ةك ـــ  نا ــ او ةي  ـــ حت ـــ  ق  ةو او  ةما ــ  ن ـــ  ن
                                                                      و
                                                                    ن
                                                 م
                                     ة
                                                               ة
                            ة  ـ لا   ح  ـ ةجر لا ن و  ف  ــ ةت ـ  ت أ ــ  ة ل  فم ك   ئا ـــ حن ـــ  ل ة  ﴾٥٤﴿نور       ل    ا   فن ـ  ت ـ  ت فم ــ فب ـ ص ـ  ــ ۛش ـ ةو  ةة   حاف لا ـ ف ة
                                                           ل ف
                                 ة
                           ﴾٥٥﴿ نول       ــ فج ـــ ةه ــ  ةت    مفو ــــ ةق  م    فن ـــــ  ت ـــ ف  ا ل ــــ ةب  ء  ۛ  لا نو     ــ  حن ـــ اس ا     د ن ــ ف  ۛش ـــ فه ــ ةو    م  ىة
                                                                  ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          380
   379   380   381   382   383   384   385   386   387   388   389