Page 350 - e mushaf TR pdf
P. 350

346
             Müminun /75 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Müminun /81 –
          Eğer Biz onlara                                                                           Ama böyle yapmak
          merhamet edip,   23-Muminun Süresi       /        Yaprak 03B  Cüz 18   Süre 23  Sayfa 346  yerine, kendilerinden
          uğradıkları belayı         Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  önceki münkirlerin
          giderseydik, yine onlar                                                                   dediklerini dediler.
          azgınlıklarında devam
                                                         ِ
                                                     َ
          edip giderlerdi. [8,23;         ﴾٢٣﴿      نونمؤمعلا ةروس         ﴾٢٣﴿          346          Müminun /82-
                                                               و
          6,28-29]                                     و ع  و   َ و                               Müminun /83 – “Ölüp
                                                                                                  toprak ve kemik haline
             Müminun /76 –                                                                          geldikten sonra biz
          Biz onları çeşitli                                              ف                         dirilecekmişiz ha!
          azaplara da uğrattık.                                                                     Bize de, daha önce
             Buna rağmen yine  فمه ناةي    ط ــ فغ ـ  يفاو  ة ة     ح  ـ ل ر ـ ل ـــ حج ـ ي   ض ن ــ ف          اةم  ب ــ ه ـ  م فم  ـ اةن  ففۛش    ك ةو  م  ـ فم ـ  هاةن ـ ف   حةرفو ة لةو ـ  babalarımıza da bu

          de Rab’lerine boyun                                                                       vaad edilip durdu.
          eğip O’na yalvarıp
                                                                                                        Doğrusu bu
          yakarmadılar. [6,43]                                                                    dirilme işi, önceliklerin
                                                                                     ة
                                                                             ة
                                                         ة ف
                                                                     ف ل
                                                                             لةو ـ ف ة
                                                                   ة ـ ف
             Müminun /77 –   اةمةو  فمه حبر ل  او ناةكةـت ف سا اةمةف باذةعلا ب م   هانذةخا دق ﴾٧٥﴿ نو هةم  ةي ـ فع ـ  masallarından, başka
                                   ة
          Ama ne zaman onların                                                                    bir şey değil!” dediler.
          önüne ceza gününe                                                                        [79,11-14; 36,77-79]
          mahsus zorlu bir azap
          kapısını açarsak, işte o                                        ا
                                                                                   ة
                                              ة
                                                   ى
                                 ي
                                                                   ة
                                                                                            ة
          zaman birden bütün   ـ فم   هاةذا  ديد ـ ي  ۛش باذةعاةذ اباةب فمهفيل ة  ـ ةع اةنفحتةف اةذا  ن ي  ةح ـ ىحت ﴾٧٦﴿نو عةر ۛ ضتي ة  ب  ح ز
          ümitlerini yitiriverirler.                                                    ح
             İlk nesil için
          maksat, müşriklerin                      م
          başına Bedir             ة ف                             ة ح ي        ة
                                                       ل اۛش
                                                                                ۟نو
          bozgununun gelmesidir. ةرا  ـــ ۛ ص ـ  فبلاةو ةع  ة  ـ ح س ــ فم ــ  لا  م ك ـ ة ة  فنا ـــ  ل   ي ذ  ـــ لاةو   هةو﴾٧٧﴿ س لفب  يف ـ ي ـ  م  ه ــ  ﴾٢﴿
                                                                  ي
             Ayrıca ölüm veya
          kıyamet günü de                 م
          kasdedilmiş olabilir.   ة ف                ة ح         ة    م                   ة ف


             Müminun /78 –   ضفرلا   ي ف م  ك ـــ ف  ل اةرةذ يذ  ـــ لاةو ــ ي   هةو ﴾٧٨﴿نور ك  ـ ةتا ـ فش  ةمىلي  ةق ةةد ـ ة ـ يل ـ   ـففلاةو
                                                                                     ۜ
          Ey insanlar, Rabbinizin                                                                    Müminun /84 –
          buyruklarına kulak                                                                     De ki: “Bütün dünya ve
          verin.                                                                                     içinde yaşayanlar
                              ة
                                                                                                     kimindir söyleyin
                                                                               ة
                              ح
                                                                                           ة ي
             Çünkü sizde   لفيلا    فل  ـ  ت ـ ة  فخا  ه ة    لةو ـ     يةو ـ ي ي م ـ   ت  يـفح   ي  ــ  يذ ة ح   هةو ـ لاةو ـ ي  ﴾٧٩﴿نورۛشفح ت  هفيلاةو  bakalım, biliyorsanız.”

          işitme ve görmeyi                             ي
          sağlayan kulakları ve                                                                      Müminun /85 –
          gözleri, düşünüp                                                                         Elbette: “Allah’ındır”
          hissetmenizi sağlayan                                                                   diyeceklerdir. Öyleyse,
                                                           ف
                                             ة
                                                                     ة
                                                                                   ل ةف ــ ة ـ فع ـ  ق ــ
          kalbleri yaratan O’dur.   ة  ـ نو   ة ة ف ة  ـ ةقا ـ  ةم ل  ـ فث ــ   م  او     ـ لا ــ  ةق ل  ةب ــــــ ﴾٨٠﴿ نول  ةت ل    ا  را  ة  لاةو ـ حن ــ ةه ـ  sen de ki: “Neden
                               ل حولا  لا

                                                                                                      aklınızı başınıza
             Şükrünüz ne kadar                                                       ۜ            almıyorsunuz?” [39,3]
          da az! [12,103; 34,13]
                                                                                                     Müminun /86 –
             Müminun /79 –                                           م               ا             “Peki, yedi kat göğün

                                                           ى
                                                                   ة
                                                                                 ي
                                            حن اء اما
          Sizi çoğaltıp dünyaya   ة      ة  ـ ل ا ــ ةم ــ فب ــ  ع ـ  ث و ــ نو  ة ي  ة  ة ى  ـــ ظ ـ   عةو  ا بار ـ  ة  ـــ  ت احن    ك ــ  ـــ فت ـ ةو اةن   م اةذاء اولاةق ﴾٨١﴿  ve yüce Arşın Rabbi
                                                                                  ة
          yayan da O’dur,                                                                           kimdir?” diye sor.
          Muhakkak yine Onun
          huzuruna                                                                                   Müminun /87 –
          götürüleceksiniz.   ا ة ا                                                                 Elbette, “Allah’tır”,
                             ح ي ة
                                     ف ي
                                                    ة
                                                               ةباةو   ن
                                                               ـ
             Müminun /80 –   لا اذ ــ نه نا ل  ةق ن ـــ ف ـــ فب ــ   م اذ ـــ  ـ نه  ا ةن ل ؤ ا ا ن  ـــ فح ـ  ـــ ةنفد ـ ةن  ا   ع و  د  ة ل ـ ةق ـ ف  ﴾٨٢﴿  diyeceklerdir.
          Hayatı veren de,                                                                          Öyleyse, sen de ki:
          öldüren de Odur.                                                                         “İnandığınız Allah’a
                                                                                                      karşı gelmekten
             Gece ile gündüzü    م                                                                 sakınmaz mısınız?”
                                                                                 ة ة ف
                                                         ة ف
          peşpeşe getiren de     ك ـ فن ـــ  ت ـ فم   نا  ا ف ي  يف ن ــ ف ـــ ي ـــ  اةه  ةمةو    ضفرلا  ــ ةم ـ ن  ف   ق ـ  ل ل ﴾٨٣﴿ يــ ةن  ـ يل حولاري  ۛسا ـ ي طا ـ  ل

          Odur.                                                                                      Müminun /88 –
                                                                                                  De ki: “Peki her şeyin
             Öyleyse hâla                                                                            gerçek yönetimini
          aklınızı başınıza alıp                                                                       elinde tutan,
          bunları bir düşünmez   ة      ة ة           ل ف ةف ـــــــ    ة ن  ق  ـــــ  ة  ة

          misiniz? [36,40; 25,62]   ﴾٨٥﴿ن ور ــــــ حك ذ  ةت ـــــ     ة ل    ا ل  ۜ  ح   ل  ۛس ــــ ةي ـ  ق ــ ل و ـ  نو  ﴾٨٤﴿نو م  ةت ـــ فع ـــ ل ــ  Kendisi her şeyi
                                                                                                  koruyup gözeten, ama
                                                                                                  Kendisi himaye altında
                                                                                                     olmayan kimdir?
                                                                                                   Biliyorsanız söyleyin
                                                                                        ف
                           شرةع   ف      ةو  ع ــــــــ  ة  ــ ح س ــــ فب  لا     تاةو  ــــــ ن م ــــ  ة ح سلا      ح بةر    فن ــــــــــــ ةم  ل ـــــــــ  ق  bakalım! [36,83; 21,23;
                                  لا ـ ح بةر
                               ف

                                                                                                         15,92-93]
                                                                                                     Müminun /89 –
                                                                                                    Elbette, “Allah’tır”
                            ف
                                        ة
                           ل ـــــــــ  ق ﴾٨٧﴿ ن و ق  ة   ل ةت    ا ل   ۜ  ح   ل   نو    ة ن  ق  ـــ  ۛس ـــ ةي ـــ  ق ـــ ل و ـ  ﴾٨٦﴿ ي ي ظـم  لا ــ ةع ـ  ف  diyecekler.
                                                      ل ف ةف ــــ ة ـــ حت ــ

                                                                                                    Sen de ki: Öyleyse
                                                                                                      nasıl oluyor da
                               م                                       م      م                    büyülenip gerçekten
                                                                                                   uzaklaşıyorsunuz?”
                                                ة
                                  ف
                                       ة ي
                                   ا
                                 ن
                            فم تفن ك  هفيلةع راةج ـ  يلةوري  ـ  ي ةو ـ ي ج ـ   هةو ءي     ح      ك ـ ل ۛش ـ   ف    تو  ة  ــ ل ــ ك  ةم هد     ةم ــ فن  ب ـ ةي ــ ي    Cahiliye arapları,

                                                                                                   Allah’ın varlığına ve
                                                                                                  birliğine inanıyorlardı.
                                                                                                    Fakat Kur’âna, Hz.
                                 ة
                                                                                    ة
                                                                ن
                                                                   ة
                                                                                                  Peygamber (a.s.)’a ve
                           ﴾٨٩﴿ نور  ـــــ  ف س ـــ ةح  ـــــــ  ت  ى  ة ن    ل     ح    ق ـــ  ۜل   نول و  ۛس ـ ةي ــ  ق ـ  ﴾٨٨﴿نو م ة  ةت ــ فع ــ ل ـ  âhirete inanmıyorlardı.
                                                           ف ةف ــــ ا     حن ـ

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          346
   345   346   347   348   349   350   351   352   353   354   355