Page 349 - e mushaf TR pdf
P. 349

345
             Müminun /60 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Müminun /69 –
          Rab’lerine                                                                                Yoksa şu aralarında
          döneceklerine   23-Muminun Süresi       /         Yaprak 03A  Cüz 18   Süre 23  Sayfa 345  yaşamış olan Resulü,
          inandıklarından kalpleri   Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  tanıdıkları biri olmadığı
          titreyenler, O’nun                                                                      için mi reddediyorlar?
          yolunda mallarını                                                                             Tanımamaları
                                                         ِ
                                                     َ
          harcayanlar.      345           ﴾٢٣﴿      نونمؤمعلا ةروس         ﴾٢٣﴿                    mümkün değildi. Bilakis
                                                               و
                                                       و ع
             Müminun /61 –                                 و    َ و                                ona çocukluğundan beri
          Evet, işte onlardır                                                                      “el-Emin” derlerdi. Hiç
                                                                                                     yalan söylemediğini,
          hayırlara koşanlar ve o                                                                    mükemmel ahlâkını,
          işlerde öne geçenler.                                                            ة            kimseden ilim
                                                                          ن ا ة
                            ة
                                             ن ي


             Müminun /62 –   ۙنو ع ـ  جاةر فمهحبةر   ىلا م  ة ة ل  ـ ل ـ حنا  ة ـ  ه ـ ف   جةو م     ــ  بول ــ  ه ـ ف   قةو افو ـ ةتا اةم نو  ح لاةو ـ ي ي ذ ـ  ي ةن ـ  تفؤ ـ  öğrenmediğini, iddiacı,
                                                                                                      şöhret peşinde biri
          Biz hiç kimseye                                                                             olmadığını pek iyi
          takatinin üstünde yük                                                                          biliyorlardı.
          yüklemeyiz.
                                                                                      ا
                                                                                                  Müminun /70 – Ne o,
                               ح
             Nezdimizde        ف لةك ـن  ة  ة        ة             ف    ة           ة ن           yoksa “Onda bir delilik

                                                               ة
          gerçeği bildiren,       لةو﴾٦١﴿نو ق باۛس      ل ـ اةه  فم هةو      تارفيةخلا      ي ف نو عراۛس ي ك ئللوا﴾٦٠﴿  var!” mı diyorlar?

          insanların yaptıklarını                                                                 Oysa o onlara gerçeğin
          tam tamına tesbit eden                                                                   ta kendisini getirdi,
          bir kitap vardır.                                                                         ama gerçek onların
                                                                                     ة
                                      ة
             Bundan ötürü asla  ة نو ملظ ي ل فم   هةو ـ  ف  ـ فن ـ  ط ـ  ق  ب  ـ لا ـ ةح ـ   ح ق  ةي    بات     ـ فيةد ـ  اةن ك ــ  ة لةو اةهةع ـ  ف س و لا اس  ةن ـ فف ـ  çoğunun işine gelmiyor.
                                ة ف
                                                                                     ح ي ى
                                                                ة
          haksızlığa                                                                                    Müşrikler, Hz.
          uğratılmazlar. [17,13;                                                                  Peygamber (a.s.)’ın akılca
          18,49]                                                                                      pek üstün, fikir ve
                                                                                                  tefekkürünün gayet sağlam
             Kitaptan maksat:    ة                       ة ة                          ف          olduğunu pek iyi bilirlerdi.
                                                    ل
                                                                     ة
          Levh-i mahfuz veya   فم ه   لنذ نو د     ـ  ك  ـ فن   م لاةمفعا فم هلةو اذنه ن ـ ف   م  ةرم    ةغ ـ ف  ييف فم ه بول ق لةب﴾٦٢﴿
          hesap defterleridir.                                                                       Müminun /71 –
                                                                                                   Fakat gerçek onların
             Müminun /63 –                                                                       keyiflerine tâbi olsaydı
          Fakat onların kalbleri                                        ا                          göklerin de, yerin de,
                                                                                  ة
                                       ة
                                                                  ل ا
                                  ي
          bundan gafildir.     ه ــ فم  اةذا باذ  ف   ة       ف  ــ ذ ةن ـ  م ا ــ فت ـ يف ر ــ هي ـ  ب فم ـ لا ــ ةع ـ  ةخا اةذا  ن ي  ةح ــ ىحت  ﴾٦٣﴿نول  ـ  ما ـ  ةع اةهل ة  oralarda yaşayanların
             Ayrıca onların                                                                        da düzenleri bozulur,
                                                                                                     yıkılıp giderlerdi.
          bundan başka birtakım                                                                   Halbuki Biz onlara şan
          pis işleri daha var ki                                                                   ve şeref getiren, öğüt
          onları işler dururlar.          ة         ة ة             ف          ة     ة           veren kitap verdik ama,
                                                              ة ي



                                                                                     ۜ
             Müminun /64 –    ـ ف ت ةناةك فدةق﴾٦٥﴿ نور ۛ صفنت   ل احن ـ  م فم كحـنا ةمفوةيلا اورةـفجةت ل ﴾٦٤﴿نورةـفج ةي ـ  ne var ki onlar bu
          En nihâyet onların                                                                     dersten yüz çeviriyorlar.
          refaha dalıp gitmiş                                                                        [43,31; 44; 21,50;
          olanlarını azapla                  م                     م      م                            17,100; 4,53]
          kıskıvrak             ة                         ا                   ة     ن        ن
                                                                                            ة
          yakaladığımızda birden   ﴾٦٦﴿ ۙنو   ص نك  فـنةت فم ك   ب اق    فعا ـ  ن ل ة ــ  ةع م  ك ـ فن ـ  ت ـ ف ـ ىل  ةـف فم ك  ـ فـيل  ةع ىل  ـ فت ـ   ت ييتايا  Şan ve şeref
          feryadı basarlar.                                                                        getiren “Kur’ân” dır.
                                                                                                    Gerçekten Kur’ân-ı
             Allah Mekke                                                                             Kerim ve Resul-i
          müşriklerini yedi sene                                                                      Ekrem (a.s.) bu
                                                  ة
                                     ل ة
                                                               ة
                                           ف
                                                      ة ل
                                                 ة
                                 ا
          kıtlıkla imtihan etti. Bu   ءاةج فما لفوةقلا اورحبحدةي فملةفا﴾٦٧﴿ نور جفهةت ى ار ماس ۗه      ümmetin adını
                                                                                     ي
          âyette geçen azaptan   ة فم ه                                         ـ ۛ ي   ب ةنير بفكةـت ف س م  ebedîleştirmiştir.
          maksat, bu kıtlık, yahut
          Bedir’de bozguna                                                                           Müminun /72 –
          uğramalarıdır.                                                                          Ey Resulüm, yoksa bu
                                                                                                   hizmetlerine karşılık
                                                                      ة ة ف
                                                                                ا ن
                                                          ل فما ـ ةي فم ــ فع ـ  فر ـ
                                                                                ة
                                                                              ة
             Müminun /65 –   ة ل م ه  ةف م ه  ة  ـ لو ــ ف ـــ ف ـ  ه   سةر او  ة ل  ﴾٦٨﴿ ةنييلحولا  م هءابا تأ ف  ة ل اةم ـ ةي فم ـ    sen onlardan bir karşılık
          Fakat onlara şöyle                                                                           istiyorsun da
          denilecektir: “Hiç                                                                        bu, kendilerine ağır
          boşuna sızlanmayın       ذ                                                              geldiği için mi senden
          bugün!                                                                                     uzak duruyorlar?
                                                                                    ة
                                                   ة ف  ب ـ ةحلا

             Zira siz Bizden         ل        ـ ح ق ةو  ا   ك ـ رةث  ه ــ فم  ف  ـ  م   هءاةج    ف ا     ة       ــ يه  ج ـ حن ـ  ۜة ةب ـ ل   ب نو   ة  ةي فما ـ لو ق ـ  ل  ﴾٦٩﴿ نور   م ـ فـن نك  Fakat bilsinler ki en iyi
          hiçbir surette yardıma                                                                  karşılık, sana Rabbinin
          mazhar                                                                                    vereceği karşılıktır.
          olmayacaksınız.”                                                                       Çünkü O, rızık ve nimet
                                                                                                       verenlerin en
             Müminun /66-          ة           ة         ل ا    ف      ة ة     ة            ف        hayırlısıdır. [6,90;
                                                                                و
                                                                                  ـ
                                                                               ن



          Müminun /67 –       تاةو ن م ح سلا    تةدۛسةفل   ة فم ه  ـ ءاةو  فها  ح قةحلا ةع    حتا ـ ةب ـ  ولةو ﴾٧٠﴿  هراةك  ح ق ـ ةحل ل  42,23; 34,47; 38,86;
          “Âyetlerim size                                                                                  36,21]
          okunduğunda, siz
          kibirlenerek sırtınızı   ذ                  ذ                                              Müminun /73 –
                                                                                          ة ف
          çevirirdiniz,        ه ـ فم ر ك ـ   ذ  ن  ةع م     ـ  ب فم ــ  ذ ك ـ ر  ه ـ فم ةف  ـ  ه ـ ف ـ ف   ه اةن  ـ ل ةتا ـ في ـ  ةب حنهي ـ يف فنةمةو    ضفرلاةو  Sen gerçekten onları
                                                                          ة ف ل
                                                                                                     dosdoğru bir yola
             geceleyin onun                                              ۜ                             çağırıyorsun.
          aleyhinde ileri geri
          konuşarak                                                                                  Müminun /74 –
          şaçmalıyordunuz.”                                                                        Ama şu da gerçek ki
                                    ة
                                                                                   ة
                                                                            ل
                                                      ى
          [40,12]              ـــ في ــ ۗر  ةخ   ك   حبةر ــــ     جار  ـــ ةخ ــ  ةف  اجر ـــ ةخ  م     ــ ف س ـ ةـ ـ ل ـــ  ه ـ ف  ةت فما ﴾٧١﴿ ـ ۜنو   ضرفع   م ــ  âhirete inanmayanlar,
                                                         ف
                                              ة
             Müminun /68 –                                                                          yoldan sapıyorlar.
          Peki onlar Allah’ın
          sözünü anlamaya
          çalışmadılar mı?
                                                ن ي
             Yoksa önce geçip  مي   ـ ف س ـ ةت ـ ي ق ـ   م    طارص   ىلا م  ـ ةت ـ  عفد ـ  هو ـ ف  ة ل ك ة ي ة  حناةو ـ  ﴾٧٢﴿ ق زاةرلا رفيـ ةني  ي ح    ـ ةخ ةو هةو
                                          ة
          gitmiş babalarına hiç
          gelmemiş olan,
          ömürlerinde ilk defa
                                                                                   ح ح ي
          duydukları bir şeyle mi   ة    ة                    ن    ة ف       ة     ة ة
                                                  ة
                                                          ة

          karşılaştılar?   ﴾٧٤﴿نو ب     ــ اةن نك ـ  ل    طار ـ  ح صلا ن ـ ةع  ةر ـ  خلا ـ  ب نو  ــ  مفؤ ـ  ن ـ   يل ن  ـ ي ي ذ ـ ة  لا ناةو﴾٧٣﴿
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          345
   344   345   346   347   348   349   350   351   352   353   354