Page 351 - e mushaf TR pdf
P. 351

347
             Müminun /90 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Müminun /99-
          Hayır, Biz onlara                                                                          Müminun /100 –
          gerçeği getirdik; fakat   23-Muminun Süresi       /       Yaprak 04A  Cüz 18  Süre 23  Sayfa 347  Âhireti inkâr
          buna rağmen onlar          Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  edenlerden  birine ölüm
          yalanı tercih ediyorlar.                                                                  gelip çatınca, işte o
          İşte gerçek:                                                                                    zaman:
                                                         ِ
                            347           ﴾٢٣﴿      نونمؤمعلا ةروس         ﴾٢٣﴿
             Müminun /91 –                           َ  و ع  و  و  َ و                              “Ya Rabbî, der, ne
          “Allah asla evlat                                                                       olur beni dünyaya geri
          edinmedi. O’nun                                                                           gönderin, ta ki zayi
          yanısıra hiçbir tanrı da                                                                ettiğim ömrümü telafi
          yoktur.                 ة                        ة       ة   ة ي ح ف                   edip iyi işler yapayım.”


             Öyle olsaydı her     ةمةو ـ ا    لةو ــ  د    لا ة ن  ـــ ةخ ــ ذ ح  م ـ فن  ة حتااةم ﴾٩٠﴿نوب ذا     ـ فم ه ل ـ ةك ـ  حناةو قةحلا ب فم هاةن    لةب ا   ةت ـ في ـ  ف ل  Hayır, hayır! Bu
          tanrı kendi                                                                            onun söylediği mânasız
          yarattıklarını yanına alır                                                                 bir sözdür. Çünkü
          ve onlardan biri                                   م                                    dünyadan ayrılanların
          diğerine üstün gelmeye      ة ة     ة              ح ن ي    ة ى ة   ي ن ي       ة            önünde, artık,
                                   ةب ـ فع ـ
          çalışırdı.        فم هض لةعلةو ةق    ةخام             ك ـ ل لا ــ  ب  ه ــ ة ـ ل ـ     ــ ذ ةه ــ ۛ ب  ل اذا  ه    ل ــ  ــ ةع ـ  م  ه ـ ا فن  ةم ناةك  diriltilecekleri güne
                                                                                                  kadar bir berzah vardır.
             Allah o                                                                              [32,12; 6,27 63,10-11;
          müşriklerin isnat ve                                                                      14,44; 7,53; 42,44;
          nitelendirmelerinden                                                                             40,11]
                                   ف
                                                                                           ن
                                                  ة
                                                                ة
                                                                          ة ن
          münezzehtir.” [21,22]   ــ ةغ ــ في ـ ب  لا م  ةع ـ  لا ـــــ  ﴾٩١﴿ ۙنو ف ـــــ ص ــــــ ةي ام ــــ ح  ةع     ح لا  ن اةحفب س ضفعةب ىلةع
                                                                                                    Öleceği sırada, her
             Öyle olsaydı, öbür                                                     ۜ               biri cehennemdeki
          tanrıların                                                                               yerini ve iman etmiş
          hâkimiyetlerini                                                                         olması halinde gireceği
          menetmeye çalışırdı.          ي ة     ف       ة            ة     ن             ة           cenneti görünce o

          Bu yüzden aralarında          ا    حم ــ  ت ا ــــ ةير ــ يحن ـ ي    ح بةر   ق ــ  ل ﴾٩٢﴿ ــ ۟نو      ي ام    ةع ـ ح ــ فش ــ ر ـك  ىلاةع     ـ اةه ةد   ةف   ة ـ ةت ــ  ةو   حشلا  zaman bu temennide
          savaşırlardı.                                                                                bulunacaktır.
             Müminun /92 –                                                                             Berzah: Kabir
          Görünmeyen ve                    ة                                                               hayatı.
                                           ح
                                                                                  ة
          görünen, gizli ve âşikâr   حناةو ـ ا  ة ي ﴾٩٤﴿ ةني ي م لاظلا مفو  ف    ةقلا ـ  ي ف ينل ف  ةف  ـ ة ل ةت ــ فج ـ ةع ـ ي  ح بةر ﴾٩٣﴿ۙنو د  ــ ةعو ـ   ي اةم
          herşeyi bilen Allah,                                                                       Müminun /101 –
          onların iddia ettikleri                                                                Sûra üflendiği zaman, o
          şerikleri olmaktan                                                                            gün artık ne
          yücedir. [10,18]                  ة                                              ا        aralarındaki akraba
                                                          ة
                                                                                       ف
                                                                                ة
                                                                                           ن ل
             Müminun /93-    نس   ل    فحا ـ ۛ   ه ـ ة ي   ييت  ح     ةففدا ـ فع  ب ـ لا ــ  ي ﴾٩٥﴿ نو ر داةق ة   ه  ـ ل فم ـ  ـ د ع ةناةم  ك     ـ ةير ـ   ن نا   ىلةع  tutkunluğu bir fayda
                                                                                                           verir,
          Müminun /94 – De ki:
          “Ya Rabbî, eğer onlara                                                                       ne de kişi bir
          vaad edilen o azabı                                                                        başkasının halini
          bana göstereceksen,                                                                       sormayı hatırından
                             ة
                                                                             ل ة
                                                         ة
          beni o zalimler güruhu   ك ـــ  ب   ذو  ل      ا    ع ــ    ح بةر  ف   ةو  ق ــ  ل  ﴾٩٦﴿نو ف     ةي ام  ــ ل ــ  ب  م ــ ة ــ ص ـ  فعا  ن  ـ  حي ـ ةئ ـ ةن  ةة ـ فح ـ  ة ح سلا  geçirir.

          içinde bırakma!”                                                           ۜ
                                                                                                        Âhirette tek
             Müminun /95 –                                                                         konum yoktur; çeşitli
          Biz onlara vaad                                                                         safhalar vardır. Hesap
          ettiğimiz azabı sana         ف ل      ة        ل                ة                        ve hüküm zamanında

                                                                                   ة


          göstermeye elbette    نور   ضفح ـ ةي نا   ح بةر  ك ــــ  ب  ذو ع    ةو ا   ﴾٩٧﴿ ـيـن  ي طاةي ــــ حشلا    ت از  ةه  ـــ ةم ـــ  فن م  sorma yoktur. Ama
                                                                 ۙ
          kadiriz.                                                                                    cennetlikler ve
                                                                                                      cehennemlikler
             Müminun /96 –                                                                          yerlerine girdikten
          Fakat onlar ne                                                            ا             sonra birbirlerine soru
                                               ة
                                                                        ل
                                                                                 ي ن
                                                                         ة
          yaparlarsa yapsınlar,   ﴾٩٩﴿  نو ع ـ  جفرا   ح بةر  لاةق        تفو  ــ ةم ـــ  ف لا  م   ه د ــ ة ـــ  ةحا ءا ـ ا ةج اةذا ىحت  ةح ــــ ﴾٩٨﴿  sorup konuşurlar.
                                ۙ

          sen yine de kötülüğü en
          iyi tarzda sav.                                                                            Müminun /102 –
             Biz onların, senin             ف          ف    ذ                                     O gün kimin iyilikleri
                                                                                                   mizanda ağır basarsa
          hakkındaki asılsız     ا               ة ي  ة    ك ـــ ح  ك   ى             ل      ة ـ   onlar kurtulacaklar.
          iddialarını pek iyi   ۜ    ةق ـ  ئا ــ ل ـ اةه  ةو ه  ةةم ل  ك ـــ   اةهحنا ل    ت  ة  ةتام  ـ ي ــ ة ــ  ر  يف اح   لاص   ۛ ــ  لم    فعا ــ ة  ةعل ــل ــ ى
                                                   ۜ
          biliriz.                                                                                   Müminun /103 –
                                                                                                  Kimin iyilikleri tartıda
             Müminun /97-                                                                            hafif kalırsa, işte
          Müminun /98 – “Ya                                                                          kendilerini ziyana
                                                         ة
                                                                       ن ي
                                                                                     ا
                                     ح صلا
          Rabbî, de, şeytanların      ـ رو     ي ف  خـ  ـــ  ف ــــ ة   ن اةذ ا  ةف ــ ﴾١٠٠﴿ نو ثةعفب ي مفو    ةي ـ  ىلا  خةزر     ـ ه ـ ةب فم ـ   ئاةرةو    مةو ــ فن  sokanlar,
                                                                             ف
          vesveselerinden,
          onların yanımda                                                                           cehennemde ebedî
          bulunmalarından Sana                                                                         kalanlar onlar
          sığınırım!”                                                                                  olacaklardır.
                                                          ة
                              ة
                            ف تل قةث ن  ةف ـ ةم ـ ف  ﴾١٠١﴿ لءااسـنو   ة  ة  ـ ةت ـ ۛ  ةيلةو ذ  ةب با    فنا ــــ ۛس ـ ۛ ــ في ـــ ةن ـــ  ه ــ ةي فم ــ ةمفو ــ  ئ ـ    ا ل  ةف ــ ة ل  Müminun /104 –
                                                                                                  Orada yüzlerini alevler
                                                                                                       yalar da, ateş
                                                                                                  dudaklarını yaktığında,
                              ة
                                              ة
                                                                     ة
                            ف تحفةخ ن  ةمةو ــ ف  ﴾١٠٢﴿ ـنو  ــــ  م ــــ فف ـ  ل ـــ  ح  ف لا   م   ه   ــ  ك  ا للوا ـ  ئ ـــ  ن    ـــــ ةف   ه  ــ  ن ـــــ  ييز  اةو  ةم ــــ  dişleri açıkta kalıverir.
                                                                                                      [14,50; 21,39]
                                                                  ة
                             ة   ةج ــ ةه ـ حن ـ ةم  يف    فن ـ  ف ــ ۛس ـ  ه ــ  فم ي  ا اور       ةخ ن ـ ة ـ س ـ  ي ي ذلا   ة ح  ــــ  ئ ــ ك  ا للوا ـــ ةف   ه  ـــ  ن ــــ  ييز  اةو  ةم ــــ
                                                                          ن
                                                  ل ا
                                          ف
                                                                                     ة
                                                          ة
                                 ة
                           ﴾١٠٤﴿ ـنو               ــ يف فم ـ ي ـ اةه   ك ــ  لا ـــ  ح   هةو  راحن ــ لا  م  ـ ةهو ـ  ه ـ   ج و   ح  ف ةف ـ  لةت ـ ﴾١٠٣﴿ۛنو د ــ  لاةخ
                         Önceki Sayfa   Öncek Cüzi Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          347
   346   347   348   349   350   351   352   353   354   355   356