Page 532 - e mushaf TR pdf
P. 532

528
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
          Kamer/7 – Gözleri                                                                          Öte yandan bu âyet,
          korkudan önlerine   54-Kamer Süresi       /             Yaprak 04B  Cüz 27  Süre 54  Sayfa 528  Kur’ân’ın hafızlarının çok
          eğildikçe eğilmiş,         Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  olacağını bildirir. 600
                                                                                                     sayfalık çok uzun bir
          dehşet içinde                                                                               Kitabın her nesilde
          mezarlarından çıkar,                                                                      milyonlarca hafızının
          yayılmış çekirgeler gibi        ﴾٥٤﴿         ِرمقعلا ةروس        ﴾٥٤﴿          528         bulunması, bu âyetin
          her tarafı dalga dalga                        َ  َ و  َ و                                 müjdelediği mûcizeyi,
          kaplarlar.                                                                             kıyamete kadar imzalamaya
                                                                                                   devam etmektedir. Başka
          Kamer/8 –                                                                                    hiçbir kitap için
          Boyunlarını, çağıran                                                                   bulunmayan bu özellik şunu
          münâdîye doğru                                                                             ispatlar: İnsanı kim
                                                                   ة
                                                           ة ف
                                                 ة ة
                                                                    ةن م
          uzatmış vaziyette,   ﴾٧﴿رشةتفن     م ـ    دارةج فم هحناةك    ثاةدفجلا   نو جرفخةي  فم ه راصفبا ى ة ل  اعحش خ  yaratmışsa Kur’ân’ı
                                                                                         ۛ

                                          ة
          kâfirler: “Bugün çok   ۙ                                                                 gönderen de O’dur. O da
          zorlu bir gün, işimiz                                                                     kitabını korumak için,
          bitik” derler.                                                                                insanların onu
                                                                                                        ezberlemesini
          Kamer/9 –                                                                                   kolaylaştırmıştır.
                                     ة
                                                                             ة
                              ة
                                     ح
                                                       ة ة
                                                                       ف
                                                                                  ة ي
          Kendilerinden önce   فم هلفبةق  ف تةبذةك﴾٨﴿رسةع     مفوةي اذنه نور فاةكـلا لو قةي عادلا   ح  ىلا ةني ي ع طفه م
          Nûh kavmi de                                                     ۜ                      Kamer/18 – Âd halkı
          Peygamberi yalancı                                                                        da Peygamberlerini
          saydı ve: “Bu delinin                                                                   yalancı saydı. Nasılmış
          teki!” dediler. Onu                                                   ف                 Benim cezalandırmam
          incittiler, tebliğini   ة ا  ةف ـ ة                                 ة ح                 ve tehdidim! Görsünler
                                           ر
                                            ـ
                                               ة
          engellediler.      حبةر ــ  ه   اةعد ﴾٩﴿ ج  دفزاةو نو ن  ةم  ـ فج ـ  اولاةقةو اةندفب ـ ة  ةع او  ك ـ  بذ ـ  ـةف حو ـ  ن  مفو  ةق ــ  bakalım!
          Kamer/10 – O da: “Ya
          Rabbî, ben mağlubum,
          artık Sen bana yardım                                                                      Kamer/19 – Biz
          et!” dedi.                                                                             onların üstüne o talihsiz
                                                            ا ل
                                               ةمسلا
          Kamer/11 – Biz de   ﴾١١﴿ر مةهفن م  ا  ا ة    ح ا  ء  ب ـ ةم ا  ء  ۛ باةوفبا    اةنفحةت  ةفةف ـ  ﴾١٠﴿ رص  ـ ةت ـ  فناةف    بولفغةم   ييحنا ل  mi talihsiz günde, her
                                                                        ف

          derhal, boşalan bir su                                                                    şeyi söküp atan bir
          ile göğün kapılarını                                                                      kasırga gönderdik.
          açtık.
          Kamer/12 – Yeri pınar                 ا                                                    Kamer/20 – Öyle
                                                                                 ة ف
                                                                                      ة
          pınar fışkırttık. Öyle ki   ﴾١٢﴿ د  ةر       فما ــ ةق ر ـ  ق فد ـ    ن ل    ةع ـ ىل   ءام  ف ا    لا ـ ة  ىق  ى ف  ـــ  ي ـ نو ـ ةف ا ـ لا ــ ةت ــ ة   ع  ۛ ضفرلا انر  ة  ةفةو ـ حج ــ  ki insanları, kökü
                                                                                       ف

          her iki su kütlesi, takdir  ۛ                                                              sökülmüş, içi boş
          edilen o işin olması için                                                                hurma kütükleri gibi
          birleşti.                                                                                  fırlatıp atıyordu.
          Kamer/13 – Biz
                                                                        ف ل
          Nuh’u, levha halindeki   فنةم لءااز ـ ةج اةن  ة  ـ فعا ـ  ي ـ  ن ــ   ب يرفج ةت ـ ﴾١٣﴿  سدةوـر     حاةولا      تاةذ  ن  ـ ىل  ةع  هاةنل ف  ـ  ةمةحةو  Kamer/21 –
          tahtalar ve çivilerle   ى ة  ۛ            ي        ۙ                                        Nasılmış Benim
          yapılmış gemiye                                                                           cezalandırmam ve
          bindirdik. [7,64] {KM,                                                                    tehdidim görsünler
          Tekvin 6,14}                                             ذ                  م                  bakalım!
          Kamer/14 – O kadri       ةف ـ ةكـ ـ ۛ ففي    نك ة  ف  ن ا         ة لةو ـ ف ة   ة
                                                                                   ة

          bilinmemiş değerli        ﴾١٥﴿ر        حد م  ـ فن   م لةه  ــ ةف ىة ـ  ةيا اةه اةن    ة  ــ ر ك ـ  ةت دق ﴾١٤﴿ كر ف  ناةك

          insana, bir mükâfat                                                                           Kamer/22 –
          olarak gemi, Bizim                                                                      Yemin olsun: Biz ders
          inayetimiz altında akıp               ذ                                                 alınsın diye Kur’ân’ın
          gidiyordu.               ة       ف      ح  ة ن   ف     ة    ة                   ة ة          anlaşılmasını
                                                        ذل ل

                                                        ف

                                                               ف

          Kamer/15 – Biz bir   ﴾١٧﴿ حد نكر     م ـ    فن م لةهةفر ك  نار ق    لا ـ  اةنرسةي   ح  فدةقلةو﴾١٦﴿  نةوـرذ    ييباذةع   ناةك  kolaylaştırdık. Haydi
          ibret olsun diye, o                                                                    var mı düşünen ve ibret
          gemiyi geriye bıraktık.                                                                          alan?
          Haydi, var mı ibret
          alan? [36,41-42]                  ة         ا                                    ة ح          Kamer/23-
                                                       ة ي ل
                                                 ف

                                     ۛ
                                ف
          Kamer/16 – Nasılmış   ى ارۛصرص ى احير فمهفيلةع اةنلسفرا   ۛ  احنا﴾١٨﴿رذ نةو ييباذةع ة ة    ناةك  ۛ ففيةكـةف       داةع  ف تةبذةك  Kamer/25 – Semûd
                                            ي

          Benim cezalandırmam                                                                             halkı da
          ve tehdidim! Görsünler                                                                     Peygamberlerini
          bakalım!                                                                                  yalancı saydılar ve:
          Kamer/17 – Yemin                                                                           “Yani biz, dediler,
                                                                ة
                                                         ة ة
                                                                      ة
          olsun: Biz, ders alınsın   ۛ ففيةكـةف﴾٢٠﴿ر عةقفن م لفخةن  زاةجفعا ل  فم هحناةك  ۛ ساحنلا  عزفنت﴾١٩﴿ر مةت ف س م سفحةن    مفوةي ييف  içimizden bir adamın
          diye Kur’ân’ın                                       ۙ          ۙ  ح                    peşinden mi gideceğiz?
          anlaşılmasını                                                                          Böyle yaparsak doğrusu
          kolaylaştırdık. Haydi                                                                    sapıtmış ve çıldırmış
          var mı düşünen ve ibret               ذ                                                  oluruz! Ne o, yani bu
          alan? [38,29; 19,97]      ة    ح  ف     ح   ة ن ف     ة     ة                   ة ة      kitap, içimizden bula

                                                        ف
                                                              ف
          Bu âyeti yanlış anlayanlar,   ﴾٢٢﴿ د مكر ن      فن م لةهةف      ك ر     ذل ل    نار قلا اةنرسةي   ح  فدةقلةو﴾٢١﴿  نةوـرذ       ييب اذةع ناةك


          Kur’ân’ın bütün mânalarını   ۟                                                           bula onu mu buldu, o
          herkesin kolaylıkla                                                                          mu buna lâyık
          anlayacağını iddia ederler.                                                             görülmüş? Hiç de öyle
          Sathî bir şekilde okumakla                                                        ف         değil, bilakis o,
                                                              ل
          anlaşılır, diye onu anlamak   ا                  ا                              ة
                                    ى ة
                                                 ى

          için öğrenime gerek     ــ حت ـ  ب ـ  ع ــ ۙ  ه  ةن اد ـــ   حاةو احن ة  ـــ  م ارۛش  ا    ةب ـــ  اولا  ةف ــ ةق ـ  ﴾٢٣﴿ ـرذ      ـ لا ـ حن   ب  دو م     ةث ــ  ح  ك ـ ةبذ ـ ف ت  yalancının, küstahın
          olmadığını ve tefsir, hadis,                                                                    tekidir!”
          fıkıh ilimlerini dikkate
          almaksızın açıklanabileceğini
          ileri sürerler. Halbuki bu               ذ                                                 Kamer/26 – Biz
          âyetin yerleştiği muhtevaya                                                                de Peygamberleri
          bakacak olursak şu mâna   ف         ة   ك  ح        ف                         ى   ا ة ي ي ة  Salih’e dedik ki: “Sen
                                                                    ر
                                                                     ـ
                                                             ة

          anlaşılır: “İnsanlara gerçeği        ةب ـ في ـ  ن ـ ةباةن ـ ل  ه ـ ةو    فن م  ةعر ـ  هفيل        ذلا    ة يقل اء﴾٢٤﴿  ع سةو    ل ة ل    ۛض ـ  يف        اذا ل ــ ي  احنا
          anlatmanın bir yolu da,                                                                 hiç üzülme! Asıl kimin
          inkârda direten geçmiş                                                                     yalancı ve küstah
          ümmetlerin başlarına gelen                                                                  olduğunu yarın
          kötü âkıbetleri bildirmektir.                                                     ف           öğrenirler!”
          Bir diğer vasıta ise Kur’ân’ın     ة                                            ة
                                                                                          ح
                                                              ة
                                                         ى
          doğru yolu gösteren delilleri,   ﴾٢٦﴿ شلا    با ذـــر       ة ف  ح  ف    ـلا ــ ةك ــ  ــــ ن  ةم اد ـ ةغ نو  ة  ۛس ــ ةي ــ فع ـ ل ــ  م ـ  ﴾٢٥﴿ شا ـر       ل    باذ  ك ــ  Kamer/27 – “Biz
          öğüt ve telkinleridir. Biz o                                                              imtihan etmek için
          kötü akıbet tehlikesiyle karşı                                                              onlara bir deve
          karşıya gelmenizi                                                                        göndereceğiz. Şimdi
          istemiyoruz. Onun için, size
          kolay olan tarafı gösteriyoruz.                                                              sen onların ne
          Kur’ân’ın dâvetine uyar,   ة                        ة             ة               ة ي     yapacağını bekle ve
                                 ف
                                                                                      ف

          âyetlerini düşünürseniz   ﴾٢٧﴿ ــر  ــ ط ـ  ب  ف صاةو  م  ــ  ق ــ فب ــ  ه ــ ف  ةتفراةف م  ــ فت ــ ةن ـــ ل ىة ـ  ه ــ ف   ف   ة ـــ  ـ ةقاحن لا او  ـ ل ــ  سر  حنا ـ ا  م  ــــ  eziyetlerine sabret.”
          kolayca doğru yolu
          bulursunuz.”
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          528
   527   528   529   530   531   532   533   534   535   536   537