Page 413 - e mushaf TR pdf
P. 413

409
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
          Rum /51 – Eğer Biz   30-Rum Süresi       /        Yaprak 05A  Cüz 21   Süre 30  Sayfa 409  Rum /56 – Kendilerine
          onlara sıcak, kavurucu     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  ilim ve iman nasib
          bir rüzgâr göndersek,                                                                   edilenler ise derler ki:
          onlar da o yeşillikleri                                                                 “Siz Allah’ın kitabınca
                                                       ِ
          sararmış, kavrulmuş   409       ﴾٣٠﴿        مورلا ةروس           ﴾٣٠﴿                    ba’s (dirilme) gününe
          görseler, ondan sonra                           ح  و  َ و                                   kadar durdunuz.
          nankörlük etmeye                                                                          İşte bugün dirilme
          koyulurlar. [56,63-67;                                                                  günüdür, fakat siz bunu
          68,19-20]                                                                                  Rum /57 – O gün
                                                                                                     bilmiyordunuz.”

                                                            ى
                                ة
                                                                                   ف
                                                                                            ة ل
                                                                        ل
                                                                            ى
          Daha önce Allah’ın   ﴾٥١﴿نور ف  ــــ كك  ةي يهدفع  ـــ فن ةب ـ     ماول  ـ ظ ـ  ة ح ة ح  ل ارف  ـ ف ص ـ ة   م  هفوار ـ ةف احير ي  اةنلۛسفرا  فن ئلةو  zalimlere, mazeretleri

                                                                         ة
          kendilerine ihsan ettiği                                                               fayda vermeyeceği gibi,
          sayısız nimetleri                                                                            onlardan özür
          unuturlar.                                                                                   dilemeleri de
          Menfaatlerinin                                                                                 istenilmez.
                                                                                      ة
                                                                            ف
                                                                   ة
          zedelendiğini görünce   ةنير بفد م لةو اةذا ءاةعحدلا حمـافو ة ح  ي ا     ـ    ة    ح صلا  ع م ف ست لةو  ىنتفوملا   ة   ع مس ـ ف   تل ك ة ة  ةف ـ حن ا ـ  Dünyaya gönderilip

          hemen o yüce         ي             ة                                                    tarziye verme (Allah’ı
          Yaratıcı'yı itham                                                                        razı etme), imanlı bir
          etmeye kalkışırlar.                                                                       hayat sürme fırsatı
                                                                                                         tanınmaz.
          Rum /52 – Şunu bil ki:   ن        ة ح ي    ف ي   ة               ف          ا ل             Rum /58 – Biz
                                                                       فنةع


                                                        ۜ
          Sen ne ölülere sesini   اةن تاةيا ب    نمفؤي           فنةم لا  ع مس ت   ف  نا فمه تللۛ    ة ض  يفم علا    داةهب       ۛ تـفنا اةمةو ﴾٥٢﴿  gerçekten bu Kur’ân’da

          duyurabilirsin, ne de                                                                      insanlar için nice
          arkasını dönüp                                                                             meseller getirdik.
          uzaklaşan sağırlara bu                                                                  Eğer sen onlara mûcize
          dâveti işittirebilirsin!   ة                     ة      ة ح        ة                   de göstersen, o kâfirler:
                                                                     ن ل
          [63,36; 67,10]                ة     ث ــ حم ةج ـ ةع ـ ل  م ـ فن    ۛض ـ   ففع  فن م فم كةقلةخ  يذلا   ي    ح لا﴾٥٣﴿  ۟نو م  ـ ف س ـ  ل ــ  ةف ـــ  ه ـ  م فم  “Siz ancak, batıl
                                                                                                   iddialar peşindesiniz”
          Rum /53 – Sen, körleri                                                                 derler. [10,96-97; 6,111;
          de şaşkınlıktan, yanlış                                                                        15,14-15]
          yola girmekten            ى         ة               ة      ة     ة                      Rum /59 – İşte Allah,
          kurtaramazsın!
          Sen ancak, âyetlerimize ۜ  ۛشةو ـ في ـ ةب ـ ىة    ۛض ـ فع ــ اف    ةحو        ـــ فن ةب ــ فع ــ  د  ق ــــ   م ل  ـ ةع ــ  ةج حم ـــ  ث  ىةحو ـــ  ق  ف  ـ فع ــ    ۛض د  ةب ــ فع ـ    ilim peşinde olmayan,
                                                                                                  gerçeği aramayanların
          iman etmeye yatkın                                                                          kalplerini böyle
          kimselere çağrını                                                                              mühürler.
          duyurabilirsin. Çünkü                                                                     Rum /60 – O halde
                                ة
          onlar hakka teslim   ــ  ة  ةعاس    لا ـ ح  ــ  ق ـ  مو  ةت ةمفو  ةيةو ـــ ﴾٥٤﴿ ي ي دـر  ف  ف   ه ــ ةو   لا ـ ةع ـ ييل ـ  م لا ـ ةق ـ  ةو ءا    ةي ــ اش ـ  اةم ق     ةي ــ فخ ــ ل ــ    sabret!
          olurlar.                                                          ۛ  ۛ                   Çünkü Allah’ın vâdi
                                                                                                          kesindir.
          Rum /54 – Allah o                                                                              Sakın ona
          kadirdir ki sizi bir                                                                      inanmayanlar, seni
          zaaftan yaratmakta,      ة ن                    ةغ  او  ة     ة           ف             dayanıksız bulmasın ve
                                                     ة

          sonra zaafın ardından   او نا  ـك ــ ك لذ  ـك ـــ      ة ــــ  ـ ةعا  ۛس ر  ـــــ في ــ  ـ ل ا ــ  ب ــ  ث ـ  ةم  ۙنو     ـ  م ــ فج ـــ  مر ـ  لا  مس   ي ــ فق ـ  seni gevşekliğe
                                            ۜ
          bir kuvvet yaratmakta,                                                                       düşürmesinler
          müteakiben kuvvetten
          sonra bir zaaf ve                                                           م
          ihtiyarlık yapmaktadır.  ة ة     ف      ف    ف             ة  ة ح        ة
          O dilediğini yaratır. Her فد  ـــ ةق ـــ  ل  نام ـــــ ة  ييلاةو  ةم  ــــ  ع ــ ل ـــ  لا او ــ  تنوا   ةنيذ لا ـ ي    لا  ةقةو ـ ﴾٥٥﴿ كـنو  ةف فؤ ـ   ي ــــ
          şeyi bilen, her şeye
          kadir olan, yalnız
          O’dur.
                                          ة
                                                                      ن ن ي
          Rum /55 – Kıyamet       ف    لا ـ ةب ـ فع ـ   ث  ةي ــــ  مفو اذ  ــــ نه ــــ  ةف ث  ــ ةب ــ فع ــ    ف لا مفو ــ ةي ىلا    ح لا  باةت    نك ـ  يف  ة ل ــ  ب ــ فث ــ  ت ـــ  فم ي

          (duruşma) saati gelip
          çattığında suçlu kâfirler
          yemin ederek dünyada                                                 م
          sadece bir saat        ة                                                  م
                                                              ة
                                                                  ة
                                                                       ة
                                           ة
          kaldıklarını ileri   ةنيذ ــ ي  ح لا  ع  ـ فن ـ ةف ـــ  ةيل  ذ  ـــ  ئ ــ    ةف ــ ةي ـ ةم فو  ﴾٥٦﴿ نو ملفعةت ل  م  ك ـ فن ــ  ت ــ ف    فم ك ة  ن لةو ــ نك حـن
          sürerler.
          Onlar (dünyada iken de
          doğruluktan) işte böyle
          döndürülüyorlardı.
                                                                    ة
                                                   ة
          Duruşma için kabirden  اةن  ة  ــ فب ر ـ  ۛض  د  ة لةو ـــ ةق ـــ ف  ﴾٥٧﴿ نو بةتفع   ي  م   ه ــ ف ـ ةت ف س ـ  لةو    تةر ذ  ـ فع ــ   ـ  ه ــ  فم  ةم  او م  ة ة  ظ ــ ل ــ
          kalkıp mahşere sevk
          edilen kâfirler, dünyada
          veya kabirde ancak bir
          saat kadar kaldıklarını         ة           ح           ن        ة ف  ق ـــ     ة

                                                                   ف
          söylerler. Burada şu     ج ـ فئ ـ فم هةت  ــ  ئ ــــ فن  لةو  ل  ـــ ةث ــــ  ةم  ل    ن   م   ـــ ف ـك ــ   نار  لا ـــ   اذ  يف ــ ي نه  ــــ    ساحن  ل ل ــــ
                                              ۜ

          ihtimaller vardır: 1-
          Yalan söylemeleri 2-
          Dünya hayatının
          süresini unutmuş              ة                               ة
          olmaları 3- Kendilerine  ة       م ــــ فب ـ  ط ــ  لا ــــ فم  ـــــ  ت  فنا نا  اور    ن  ـــ ي ي ذ ــ ة ـك ــــ ةف ــــ  ح لا  ن  ة ة  ــــ ةي ــ  ق ــ ل و ـــ ح  ة ل   ة  ن   ب ــ ةيا ـــ
                                        ح ي
                                                  ل ف ي ا
                           نول

          yeterli ömür süresi
          verilmediği iddiasıyla
          mazeret kapısı
          aralamaya girişmeleri.                     ة
                                             ة
                                                                                   ة ن
                                ة
                                                                       ن
                           ﴾٥٩﴿نو م   ة  ــــ فع ــ ل ـــ  ةي ل  ةنيذ ــ ي  ح لا بو    ــــ ل ـ   ق ىل ن  ةع  ــ    ح لا  ف  ــ ط ـ ةب ـ   ع  ةي  ك ل ذ ـك ـ ﴾٥٨﴿

                                                                                 ة
                                               ة
                                                     ة
                                                              ة
                                                                       ن
                                ة
                                               ح ة ة
                                                                                 ح ي
                           ﴾٦٠﴿ نو نـ قوـ يل ة    ةني ي ذلا كحنحف خت ف سـيلةو  ح قةح    ح لا  ةدــــفعةو نا رــــ بـــ ف صاـةف
                                                         ة
                                                            ة
                                                                                    ف
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          409
   408   409   410   411   412   413   414   415   416   417   418