Page 370 - e mushaf TR pdf
P. 370

366
          26-   ŞUARA SÜRESİ   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Şuara /10,
                                                                                                 Şuara /11 – Bir vakit de
          227 âyettir. Mekkî olup son   26-Şuara Süresi       /        Yaprak 03B  Cüz 19  Süre 26  Sayfa 366  Rabbin Mûsâ’ya:
          dört âyeti Medine’de       Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  “Haydi! o zulme batmış
          inmiştir. 224. âyette                                                                      olan topluma, yani
          şairlerden bahsolunup
          Kur’ân’ın bir şair eseri                   ِ                                             Firavunun halkına git.
          olduğunu iddia eden             ﴾٢٦﴿       ءارع ح شلا ةروس       ﴾٢٦﴿          366      Onlar küfür ve isyandan
          muhalifler reddolunup,                         َ    و  َ و                                       hâla mı
          bununla beraber şairlerin                    َ                                          sakınmayacaklar?” diye
          makbul kısmının da                                                                          nida etti. [20,47]
          bulunduğu kabul edilir. Bu                                                               Hz. Mûsâ (a.s.)’ın durumu
          yön üzerinde durularak                                                                    Hz. Muhammed (a.s.)’ın
          sûreye Şuâra adı verilmiştir.                                                           durumundan daha çetin idi.
                                                        ِ ن
                                                ح
                                      ح
          Hz. Peygamberi takviye için   مي ي حةرلا ن ن مفحةرلا   ح لا  مــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــــسِب  Zira o Firavunun
          Hz. Mûsa, Hz. İbrahim, Hz.   ۛ                                              ع             köleleştirdiği bir millete
          Nûh, Hz. Hûd, Hz. Salih,                                                                   mensup idi. Hz. Mûsâ
          Hz. Lût, Hz. Şuayb                                                                         Firavunun sarayında
          (aleyhimü’s-selam) gibi                                                                 büyütülmüştü. Dünyanın en
          peygamberlerin tebliğleri   ة         ة                                                 güçlü bir hükümdarını hakka
                                                              ف
                                                                      ف
                                                                                ة ف
                             ح ل ة
                                              ة ح ة
                                                                                            ن
                                                                            ة
          nakledilir. Bunlar A’raf   لا كۛسففةن  ع خاةب كلةعل﴾٢﴿نييب ملا باةت كلا     تايا ن   كل  ت ـ ﴾١﴿ اماسط  dâvet etmekle görevli idi. Hz.
          sûresinde daha tafsilatlı                                                     ۜ        Peygamber ise muhataplarına
          geçen kıssalardır. Yalnız                                                                 göre eşit konumda olup,
          orada tarihî sıraya göre                                                                 Kureyş’in dünyevi güçleri,
                                                                                                   Firavun sultanlığı ile kıyas
          anılırlarken burada hikmet                                                              bile edilemezdi. İşte bu kıssa
          ve ibret icabı sıra değiştirilir.
          Böylece Kur’ân’ın, bazan   ة  ة ح    ة ا ن          ف ة  ف                                ile Kur’ân Kureyş’e ve
          kasden tarihî gaye değil, dinî ت     ـ ةم ا  ء ةيا ـــ ةف ىة ـــ ظ ــ ل ـ ف    ح سلا  ةن م  فمهفيلةع   لزةن ن   أۛشةن   نا     ـ او  نو ك ةي ـ  herkese şu dersi vermek
                                                                       ف ي ﴾٣﴿ ةنيين مفؤ م
                                                                ح

          gaye gözettiğine dikkat                                                                 istiyor: “O zor şartlarda bile
                                                                                                   hak din galip geldi. Mekke
          çekilmiş olur.                                                                             kâfirlerinin bu dâveti
          Bismillâhirrahmânirrahîm                                                                   engellemesi mümkün
          Şuara /1 – Tâ Sîn Mîm                                                                           değildir.”
          Şuara /2 – Şunlar   ة ح ي                           ف                     ة        ل


                                            ح


          gerçekleri açıklayan     لا    ثةدفح م نن مفحةرلا      ةن م رفكذ نم   ف  فمهييتأةي   اةمةو ﴾٤﴿ةني ي عضاةخ      اةهل  فم ه قاةنفعا

          kitabın âyetleridir.
          Mübin: Açık, gerçekleri                                                                       ب  ح ز
          açıklayan, Allah’tan geldiği  ف                   ف
          âşikâr ve kesin, hak ile               ف        ة
                                         ا
                                                          ح
                                           ل
          batılı kesin olarak
          birbirinden ayıran anlamına ه     ب ـ ي  او نا    ك ـ  اةم ال ؤنبفنا فمهييتأةيۛسةف او بذ    ك  فدةقةف ﴾٥﴿ ـيـ ةن  ضر   ناةك ـ او ةع ـ فن ــ  م  ه ـ فع ـ
                                                                            ي

          gelir.
          Şuara /3 – Onlar iman                                                                        ﴾٢﴿
          etmiyor diye üzüntüden   م
          nerdeyse kendini yiyip                   ف
                                                                                   ة
                                                            ة ف
                                                ل
                                                                 ة ي
                                                                           لةوا ـ فم ةي ــ
                                                                      ة
          tüketeceksin. [35,8; 18,6]  ح    ك ـ ل  ـ فن   م اةهي     ــ ةب ـ فت ـ اةن يف ــ  فنا فم ك   ضفرلا ىلا افور     ة ل  ﴾٦﴿نن ؤزفه  ةي ـ ف س ـ ةت ـ


          Şuara /4 – Eğer
          dileseydik onlara gökten
          öyle bir mûcize indirirdik                                                                Şuara /12- Şuara /
          ki, onun karşısında ister           ذ      ف                                             13– “Ya Rabbi” dedi,
          istemez boyun                          ل ة          ن ة ة  نذ ي  ة ح ي       ةك جفوةز  “korkarım ki beni yalancı
                                                           ۜ
          bükerlerdi.                 م م         ك ــ ةث ـ  هر ــ ف ـــ فؤ    م ـ يين ــ ةن  ا نا    ك ـ  اةمةو ىة ـــ ةيل ك ل    ـ  يف نا﴾٧﴿ يرـم  ي  ــ  sayarlar, benim de
          Allah dileseydi İnkâr                                                                    göğsüm daralır, dilim
          edenlerin, imana girmelerini                                                               tutulur. Onun için
          gerektirecek mûcizeler                                                                  Harun’a da risalet ver.”
          gösterirdi. Fakat Onun
                                                                          ف
          hikmeti, insana verdiği akıl,   ا    ة                               ة      ة           [28,34; 20,29] {KM, Çıkış 4,10-
                                                                                 ة ة
                                                                                      ح ي
                                                    ي
                                                                       ي   ح
          irade gibi kabiliyetlere göre   ل     نا ىسو   م  ـــ ن  حبةر ــ ك   ىنداةن   فذاةو ﴾٩﴿ حةرلاـيـ  م  ي  ـ ز    يزةعلا  ل  ـ  ه ـ ةو  كحبةر  ناةو﴾٨﴿  14}
          insanlık şahsiyetine yaraşan                     ۟                                      Şuara /14 – “Hem sonra
          bir hürriyet vermeyi                                                                     onların benim üstümde
          dilemiştir. Allah insanın,                                                                 bir hakları da var.
          gerek tekvinî kainat kitabına,                                                             Bundan ötürü beni
          gerek tenzilî kitabına                                                ة                 öldürmelerinden endişe
                                                 ة
                                          ة
                                                                                ح
                                                     ة
                                            ح بةر
          yerleştirdiği âyetleri     فاةخا ل  ا ي    يي ح نا  لاةق﴾١١﴿نو قحتةي    لا ة ة ل  ةمفوةق ﴾١٠﴿ ةني ي م لاظلا ةمفوقلا   ة ف    تفئا  ediyorum.” [28,15] {KM,
                                                               ف
          inceleyerek hidâyeti kabul                      ۜنفوةعر ف       ۙ                              Çıkış 2,11-15}
          etmesini beklemektedir. İnsan                                                            Şuara /15 – “Hayır!”
          bu imtihan dünyasında
          gerçeğe yönelmekle gelişme                                                                  buyurdu, “Benim
          ve yükselme imkânı                                                                      âyetlerimle gidin, Biz de
                                                                                            ف ل
          bulmaktadır.                          ة      ة                              ح            sizinle beraberiz, olup
                            ف
                                                            ي

          Şuara /5 – (Fakat Biz bunu   لسفرا ة  ــ ةف ييناس  ـــ فن ــ ط ـ  ل ـ  ل  ق ـ ۛ  ةيلةو يرد ـــ ف  ۛص قي  ي  ةيةو ــ ض ـ    ﴾١٢﴿  ب  ذةكـ  نو  ــ  ي نا  bitenleri işitiriz.” [28,35;
          istemedik.) O sebeple, ne                                              ۜ                          20,46]
          zaman onlara Rahman’dan                                                                 Şuara /16- Şuara /17 –
          yeni bir mesaj gelse,                                                                   Gidin o Firavun’a: “Biz
          mutlaka ona arkalarını                                                                  Rabbülâlemin tarafından
          dönüp uzaklaşırlar. [12,103;  ة                                  ة      ة               sana gönderilen elçiyiz,
                                                      ة
                                             ف ل

                                     ۛ
          36,30; 23,44]        ةق ــ لا ﴾١٤﴿  نول تفقةي نا    فاةخا  ةف ب ــ   ـــ  فنةذ ي  ة ة  ةع م  لةو ـ  ه ــ ف ـ ل ــ ح  ﴾١٣﴿ نور     لا ــ ى نه ــ  ن ي  O’ndan sana mesaj
          Şuara /6 – Nitekim işte bu
          mesajı da yalan saydılar,                                                               getirdik: İsrailoğullarını
          ama alay edip durdukları                                                                  serbest bırakacaksın,
          Kur’ân’ın bildirdiği olaylar,                                                             bizimle gelecekler!”
          yakında başlarına gelince,   ا     ف                    م                        ة           deyin. [20,46]
                             ة
                                                    ة
                                  ة
                                                                          ة ي
                                                                             ا ن
                                                           ة
          alay etmenin ne demek   لو ق ةف ـ   نفوةعر ف اةي  ةف ـ  تأ ـ  ﴾١٥﴿ ـنو   ع مت ف س م فم ك    ةعةم احنا  اةن تاةيا ب  اةبةهفذاةف  ح لةك  Hz. Mûsâ ile Harun’un
          olduğunu anlayacaklardır.    ف                                                  ۛ        başlıca iki görevleri vardı.
          Şuara /7 – Peki bunlar                                                                   1.Firavun’u ve halkını bir
          yeryüzüne, orada her güzel                                                               Allah’a kulluğa çağırmak.
          çiftten nice nebatlar                                                                   2.İsrailoğullarını, Firavun’un
          yetiştirdiğimize hiç                                                                      esaretinden kurtarmak.
                                                                          ة ف

                                     ة
                                                        ف
                                                            ل ف ل
                            ة
                                            ي
                                                                                            ة ي
          bakmıyorlar mı?   لاةق ﴾١٧﴿ليـياار ف سا ييان    ةب ــ  اةنةعةم لسفرا نا﴾١٦﴿ ةني ي ملاةعلا   ح بةر  لو سةر احنا  Kur’ân bazan her ikisinden
                                                                                                   (Naziat sûresinde), bazen
          Aynı su ile sulanan, aynı   ۜ ة                            ۙ
          toprakta binlerce çeşit                                                                     birinden bahseder.
          ürünün yetişmesine dikkat                                                               Şuara /18 – “A!” dedi,
          edip, tesadüfe en ufak bir                                                               “Sen şu bebekken alıp
          yer olmadığını bilmek                                                                  yanımızda büyüttüğümüz
                                                                                  ة
                                        ة
                                                                  لةو ادي
          gerekir.         ﴾١٨﴿ نـ ةني  ـ ي  س كر م       يف ت   ـ  ب ـ فث ــ ۛ ـــ ي ـ  اةن  م ـــ فن    ع ـــ  ة ى  ـ يل ةو اةني ـ  يف  ك   ن م  ة ل لا ـــ ف ــ  حب ر ـ  çocuk değil misin? Sonra
          Şuara /8 – Elbette bunda                                                    ة            da bizim sarayımızda
          alınacak ibret vardır; fakat                                                                senelerce kalmış,
          onların ekserisi ibret alıp da                                                            ömrünün bir kısmını
          iman etmezler.                                                                           bizimle geçirmiştin?”
          Şuara /9 – Ama senin                                       ة
                                                     ل
                                                                     لا ك
          Rabbin azîz ve rahîmdir   ﴾١٩﴿ يرـ ةن  ف لا ن   م ت ـ ۛ ـ ة ـ ةك ـ  فا ـ  فناةو  ت  ف  ةف  ي  ـ يت ـ  ح ة  ة  ةف  ت  ف  ـــ ةع ـ ل ــ ۛ ـ فع ـــ ل ـــ ةت ـ  ةف ةو  Şuara /19 – “Sonunda da
          (mutlak galiptir, geniş   ي                         ـ ةع ـ ل ــ ۛ                       bildiğin o işi yapmıştın.
          merhamet sahibidir).                                                                     Sen doğrusu nankörün
          [10,74]                                                                                 tekisin!” {KM, Sayılar 12,1}
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          366
   365   366   367   368   369   370   371   372   373   374   375