Page 618 - e mushaf TR pdf
P. 618

SUNUM Sayfa-4
           Cüz'e Git  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
            Sunum Bölümü      /                                                                   Sunum sayfa 4
                             Önsözü bitirmeden önce mutlaka yerine getirmem gereken bir vecibe kalıyor. O da beni 1978 yılından beri bir meal hazırlamaya tekrar
              tekrar teşvik etmiş olan Fethullah Gülen Hoca Efendi’ye şükranlarımı sunmak olacaktır. Onun teşviklerine başka temenniler de su çalışmayı
              hazırladım. Fakat muhterem Hoca Efendinin şartları müsait olmadığından inceleme fırsatı bulamadı. Bu sebeple maalesef onun görüşlerinden
              yararlanamadım.

                         Cenab-ı Allah’tan bu çalışmayı makbul ve bana ahiret azığı kılmasını diler, bu eseri hazırlamaya muvaffak ettiğinden dolayı O’na sonsuz
              hamd-ü sena ile, eseri okuyup yararlanan değerli okurların dualarını riva eder; feyiz ve bereket bulmalarını, iki cihanda aziz olmalarını Cenab-ı
              Allah’tan niyaz ederim.
                       Suat Yıldırım

              KURANLA SÜNNET AYRILMAZ BİR BÜTÜNDÜR
                     Kur'an-ı Kerim'i anlama konusunda, İslâm tarihi boyunca farklı yaklaşımlar olmuştur. Asırlar boyunca meydana gelmiş olan çeşitli tefsir
              tarzları, bunun neticesidir.
                    Tefsir ilminin yapacağı ilk iş, Kur'an'ın açıklanmasında, Hz. Peygamber aleyhisselamın işlevini gözönünde bulundurmaktır. Allah Tealâ
              gönderdiği Kitabın tefsirini birinci derecede Resulüne havale etmiştir. Ezcümle şöyle buyurmuştur:
              "Biz sana zikri indirdik. Tâ ki kendileri için indirilen Kur'an'ı insanlara açıklayasın ve tâ ki onlar da iyice fikirlerini kullansınlar" (Nahl, 44).
              İndirilen zikr, vahy-i gayr-i metlüv olarak sünnettir. Kur'an'ı tefsir edip açıklamak üzere Peygamberimize bildirilmiştir. Bu âyetle bu manayı ifade
              eden birçok âyete dayanarak müslümanlar, Kur'ân tefsirinde Hz. Peygamber'in açıklamalarına birinci derecede yer verme konusunda ittifak
              etmişlerdir.

                       Allah Tealâ kitabını, insanların elleriyle tutacakları kağıtlar şeklinde değil, aramızdan seçtiği Resulünün kalbine vahiy yolu ile indirdi. O da
              kitabın metnini tebliğ etmekle yetinmedi, sözleriyle ve davranışlarıyla onu açıkladı ve uyguladı.
              Demek ki Hz. Peygamberin Kur'an'la ilgili başlıca üç görevi vardı:
              1- Tebliğ
              2- Tebyin (açıklama)
              3- Tatbik.
              O'nun bütün hayatı bu işlerle doludur. Vahiy met¬ninin ulaştırılması, izhar edilmesi işi için Kur'an, belağ ve tebliğ kelimelerini kullanmıştır.
              Mesela;
                         "Ey Resul, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, sana verdiği risaleti (mesajı) tebliğ etmemiş olursun" (Mâide, 67). Kur'ân
              mesajı ulaştırmak hakkında tebliğ kelimesini defalarca kullanırken, demin zikrettiğimiz Nahl, 44 âyetinde tebyin kelimesinin tebliğ, ulaştırma,
              açığa vurma manasında kullanıldığını iddia etmenin hiçbir değeri olamaz.

              Diğer taraftan bir âyette de şöyle buyurulmuştur:
                    "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Resule ve sizden olan ulü’l-emre de itaat edin. Eğer herhangi bir hususta tartışıp ihtilaf ederseniz onu
              Allah'a ve Resulüne irca edin" (Nisa, 59).
                    Allah'a irca etmek O'nun kitabına götürmek, Resulüne irca etmek ise hayatta iken kendisine, vefatından sonra da O'nun hadislerine irca
              ederek, hadisleri hakem kılarak konuyu vuzuha kavuşturmak manasına gelir.
                    Sahabe neslinin sonlarında, dinin tek kaynağının Kur'an olduğunu iddia eden tek tük insan ortaya çıkmış, sahabiler bunlara karşı çok net bir
              tavır takınmışlardır. Bunlardan bildiğimiz iki hadiseyi nakledelim:

                     İmran İbn Husayn'ın (r.a) (öl. 52/672) bulunduğu bir mecliste adamın biri: "Kur'an'da bulunmayan şeyden bahsetmeyin" deyince İmran: "Sen
              ahmak bir adamsın! Öğle namazının dört rek'at olduğunu, onda kıraatin cehredilmeyeceğini Kitabullah’ta gördün mü?" Sonra namazı, zekâtı ve
              emsali hükümleri sıraladı ve ilave etti: "Bütün bunları Allah'ın Kitabında tefsir edilmiş olarak buluyor musun? Kitabullah bunları mübhem
              bırakmış, sünnet de tefsir etmiştir"

                          Sahabenin en ileri gelen müfessirlerinden İbn Mes'ud'a göre, sünnetin öngördüğü bütün davranışlar, temelde Kur'an'ın istediklerini yerine
              getirmektir. Haşr suresinin 7. âyeti, Hz. Peygamber'in sünnetine bu işlevi vermiştir. Nisa, 119. âyeti, Allah'ın yarattığını değiştirmeyi yasaklar.
              Fakat bu âyetin maksat ve kapsamını ancak Resulullah'ın anlayışı ve uygulamasıyla öğrenebiliriz.

                       Abdullah İbn Mes'ud'a (r.a) Beni Esed kabilesinden bir kadın gelip şöyle dedi: "Ey Eba Abdirrahman! Senin dövme yaptırana ve yapana,
              yüzündeki kılları aldırana ve dişlerini güzellik için birbirinden ayırana lanet ettiğini duydum?" Abdullah İbn Mes'ud ona şu cevabı verdi: "Ben
              kim oluyorum ki, Resulullah (a.s)'in lanet ettiğine ve Kur'an'da belirtilene lanet etmeyeyim?" Kadın cevaben; "İki kapak arasındaki Kur'ân'ı
              (Kur'ân'ın tamamını) okudum. Fakat böyle bir şeye rastlamadım?" deyince İbn Mes'ud'un cevabı şöyle oldu: "Eğer layık-i veçhile okumuş
              olsaydın bulurdun. Zira Allah Tealâ buyuruyor ki: "Peygamberin size bildirdiği her şeyi alıp kabul edin, O'nun menettiği her şeyden vazgeçin"
              dedi.
                  Hicri ikinci asrın son çeyreğinde Basra'da bir grubun, hadislerin sübutu meselesinde şüpheye düştüklerinden sünneti ihmal ettiklerini
              görüyoruz.

           Önceki Sayfa                                                                             Sonraki Sayfa

                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          SUNUM Sayfa-4
   613   614   615   616   617   618   619   620   621   622   623