Page 280 - e mushaf TR pdf
P. 280

276
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Nahl /88 – Onlar                                                                        Nahl /91 – Bir de
          ki kendileri kâfir   16-Nahl Süresi       /       Yaprak 08B  Cüz 14   Süre 16  Sayfa 276  sözleşme yaptığınızda
          oldukları gibi             Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  Allah’ın huzurunda
          başkalarını da Allah                                                                    verdiğiniz sözü yerine
          yolundan çevirirler...                                                                          getirin.
                                          ﴾١٦﴿         ِ لحنلا ةروس        ﴾١٦﴿          276
             İşte başka                                  ع ة و  َ و                                     Allah’ı kefil
          insanları da ifsad                                                                       ederek bağlandığınız
          ettikleri için, onların                                                                yeminleri te’kid ettikten
          cezalarını kat kat                                                      ف                  sonra bozmayın.

                           ى ة   ةع ـــ فم ــــــ     ز   فد   ةن ـ ا    ه    ح لا  ــ يب ـ ي ـ  ل  ۛس ن ــــ ف  ةع اود ـــ ح  ۛص ةو  اورةف ك  ةنيذ  ل ح  ا   ل ــ ي
          artırırız.                                                                        ة
                                                 ن
                           اباذ

                                                                                                     Hiç şüphe yok ki
             Nahl /89 – Gün                                                                        Allah yaptığınız her
          gelir, her ümmetten                                                                    şeyi bilir. [2,224; 5,89]
          kendilerine birer şahit                                       ف
                                                                                  ة
                                                       ة
          getiririz.        ح  ـ ل  ك ي  يف ث  ـ فب ـ ةع ـ   ـ  ةن ةمفو  ةيةو ــ ﴾٨٨﴿ د نو  ــ فف ـ س ـ      ك ـ  نا ـ  ي او  ــ اةم   ب باذ  ف  ةف ــ فو   ةق لا ـ ةع ـ
                                                                                                        ب  ح ز
             Seni de ümmetin
          üzerine bir şahit olarak
          getirip dinleriz.
                                           ة
                                                                                ى ة
                                 ى ن
                              ـ ىل  ةع اد  ي  ــ يه ـ  ۛش ك     ــ فئ ــ اةن  ب ـ   جةو  م       ل     ـ فن فنا ــ  ف ـ س ـ ه ـ ف     ــ ل ــ في ـ ه ـ  م فم  ةع اد  ي  ۛش ـــ يه ـ  ة   حما ـــ  ة
             Ey Resulüm, işte                                                                          ﴾٤﴿
          sana bu kutlu kitabı
          indirdik ki her şeyi                                   ذ
          açıklasın, doğru yolu                                                             ا ا
                                            ح
                                                                                         ة
          göstersin,       ىد    هةو ــ ى   ءي ــ ف  ۛش ل  ى  ــ فب ـ ناةي ـ  ل ا ـ  ك ــ   ت  ۛ باةت  ل ـ نك ـ  ا ك  ة ة  ــ ل ــ في ـ  ةع اةن  ل ةز ــ ف  ح  ـــ ةنةو   ءلل ؤ  نه ـــ

             Allah’a                                                                  ۜ               Nahl /92 – Bir
          teslimiyetle itaat edecek                                                                  topluluk, diğer bir
          olanlara, rahmetin ve    ف         ف    ن  ة ح ي              ف                           topluluktan sayıca,
                                                                ـ
                                                               ي
                                                             ن

                                                                             ن
          müjdenin ta kendisi        ـــ لا ـــــ ةع ـ   ل فد   ب  ر  ةي ــ  م أ ـــ    ة ح لا  نا ﴾٨٩﴿ م    ل ل ـ  م ـ ف س ـ  ل ـ ي ة  ىرش ــ ف   بةو  ىة  ـ ةم ـ  فحةر ةو  nüfuzca veya malca
                                                             ۟
          olsun. [7,6; 5,109; 4,41]                                                                daha çok olduğu için,
                                                                                                  yeminlerinizi aranızda
             Kur’ân-ı Kerim                                                                          bir aldatma ve işi
          hidâyet ve dalâletin,                                                            ف      bozma sebebi kılıp da
                                                                           ا

          âhiretteki kurtuluş veya ءااش  ـــ لا ن ــ ةع  ىه  ـ فن ـــ ن  ةيةو  ىنبر  ــ لا ي    ذ  ئ اةت    يا   ي ــ  ةو   ناس  لاةو  ipliğini sağlamca büküp
                                                                ف  ق ــ
                                                                                       فح ـ ۛ
                                       ف ةف ـــ فح ــ ۛ
                                                            ف


          azabın sebeplerini                                                                      eğirdikten sonra çözen,
          bildirmiş, dinin                                                                        böylece bütün emeğini
          hükümlerini ayrıntılı                     م         م                      ف              boşa çıkaran ahmak
          veya mücmel olarak    ل        ة   ة ة        ة  ة ح                 ف           ف        kadının durumuna

          ihtiva etmiştir. Mücmel   او ف فوا ةو ﴾٩٠﴿ نورحك ذةت فم ك  ل فم ـ لةع  ك  ــ  ع ــ ظ  ةي ي  ـ ةب ـ فغ ـ  لا ةو ر  لاةو ــ  م ـ فن ـ ك  düşmeyin.


          (çok özlü) hükümleri                                           ۛ
          ise Hz. Peygamber                                                                           Gerçekten Allah
          sallallahu aleyhi ve                                                                    sizi bununla (sözünüzü
          sellem’in sünneti                                                                       yerine getirmekle veya
                                                                   ة
                                                ة
                                                     ة ف
                                                                                   ن ي

                                              ة
          açıklamıştır.      ةقةو ـ فد اةه  دييك فو ـ ةت ةدفعب نام ـ ة  فيلا او   ض قفن ـ ةت لةو فمتفدةهاةع اةذا    ح لا   ب ـــ ةع ـ فه ــ   د  nüfuz ve servet çokluğu
                                                                                                     ile) imtihan eder.
             Nahl /90 – Allah
          başkalarına adaleti,                                   ف   م                               Kıyamet günü de
          hatta adaletten de fazla   ة      ة     ن  ة ح ي                 ة       ن    ف            hakkında ihtilafa
          olarak ihsanı, en güzel   نول  ـــ فف ـ ةع ــ  ةت اةم  م  ةي  ــ فع ــ ل ـــ  نا   ة ح لا  ۜ  فم   ك ـــــ ي ف ــ ي ـ   ىل  ك  ـــــــ ل ـــ في ـ  ةع   ة ح لا  م تلةع  ةج ــ  düşmüş olduğunuz
          davranışı ve muhtaç                                                                           şeyleri size
          oldukları şeyleri                                                                           açıklayacaktır.
          yakınlara vermeyi                                             ف
          emreder.                                                    ة         م
                                                                      ح
                                                                                       ة
                            ة   ق د   ةب ن ــ ف ـــ فع ــ   ــــ  ةحو   م  اةه  ة  ف  ـــ لز ــــ  ةغ  ت  ـــ ةق ـــ ۛ ض ـ ف  ةن  ييتلا ك ـ    او ن و ك ةـت لةو ﴾٩١﴿  dileseydi sizin hepinizi
                                                                                                     Nahl /93 – Allah
             Hayasızlığı, çirkin                                                                  bir tek ümmet yapardı.
          işleri, zulüm ve
          tecavüzü yasaklar.   م          م                  م                                      Lâkin O, dilediğini
                                                                        ل ة
          size öğüt verir. [16,126; ة نو ك ةـت نا  فم ك  ــ في ــ ةـن  ةب ىل ــ ةخ ةد  فم ك  ةن ام ــــ ة ــ  فيا   نوذ  ة ى ۜاث اةك  فنا ـــ  ل  şaşırtır, dilediğini doğru
          Düşünüp tutasınız diye
                                    ف ل
                                                                                    ةت ــ حت ـ  خ ــ
          5,8; 17,26; 7,33]                                                                              yola iletir.
             Bu âyet, iyiliğin   م                     م                                             Şu kesin ki sizler
          ve fenalığın çeşitli     ة ة     ة      ن                  ي ة    ة       ل             bütün yaptıklarınızdan
          derecelerini göstererek  م ك     لةو ه   ب  ــ ي ــ  ي ـ ةب ـ  حي ـ ةن ـ حن   ل ــ    ح لا   م ك  ةي ام    حن ـ ة ــ فب ـ  ول  ا   ةحم    ا    فن م ىنبفرا    ة ي ه حماـــ  ة  ة    sorguya çekileceksiniz.
                            ف
          sağlıklı bir toplumun               ۜ                        ۜ                           [10,99; 11,118-119]
          başlıca dayanaklarını
          zihinlere                                                 م                                Diğer dinleri yok
          yerleştirmektedir.   ة     ة                                                ف           etmeyi mübah saymak
          Dolayısıyla Cuma    لةو ـــ فو  ﴾٩٢﴿ ن و ف  ــ فخ ــ ةت ــ  ل ــــ  ةت    ه  ـــ ي ـــ  يف   م    ك ــــ فن ـــ  ت ــــ ف  اةم    ة  ــــــ  ق ــــ ني ـــ ةم ــ  لا  ةمفو  ةي ـــــ  yanlıştır. Zira aksi halde
          namazında hutbenin                                                                      Allah, insanlara seçme
          sonunda okunup bu                                                                          hürriyeti vermez,
          esasların hatırlatılması                                                               hepsini mümin ve itaatli
          pek isabetlidir.                                                م                      yaratırdı. Allah kullarını
                                                                                    ن ة
                                          ح
                                                   ن ف ــ ض ـ
                                                                                         ة ۛ
                              ۛ    ةي ن ــــ ف ـــ اش ـ ءا  ةم ل      ي  ن ك ن  ــ ةد   ىة   لةو    حاةو  ىة    ة  فم   ا    حم ـ  ك ة لةعةجل    ح لا ء ااش  imtihan etmektedir.
                                                 م
                                                     ة
                           ﴾٩٣﴿ لـنو   ة  ةت  م     ام ــ ح ك ـ فن ــ  ت ـ ف ــ فع ـ ةم ـ  ةع  ن    ة  ـــ  ت ـ ف س ـ ةـ ــ ل ــ ح  ة لةو  ءاا  ةي ن ــ ف ـــ ۛش  ةم  يد  ةيةو ــ فه ـــ ي

                                                                        ۜ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          276
   275   276   277   278   279   280   281   282   283   284   285