Page 282 - e mushaf TR pdf
P. 282

278
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Nahl /103 – Biz                                                                            Nahl /107 –
          onların, Peygamber   16-Nahl Süresi       /       Yaprak 09B  Cüz 14   Süre 16  Sayfa 278  Bunun sebebi şudur:
          hakkında: “Mutlaka ona     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  Çünkü onlar dünya
          öğreten bir insan                                                                        hayatını âhirete üstün
          vardır!” dediklerini pek                                                                 tutmuşlar, âhiretlerini
          iyi biliyoruz.                                                                             dünyalarına feda
                                          ﴾١٦﴿         ِ لحنلا ةروس        ﴾١٦﴿          278       etmişlerdir ve çünkü
                                                         ع ة و
             Hakikatten                                        َ و                                   onlar inkârı tercih
          uzaklaşarak tahminle                                                                   ettikleri müddetçe Allah
          kendisine yöneldikleri                                                                   kâfirler topluluğunu
          şahsın dili başkadır,           ح                    ة                 ة         ة        hidâyete erdirmez.
                                                      حن ا   نو
                                                                          حن ا ــ  ه ـــ ف ــ
          halbuki bu Kur’ân, açık ر  ةب   ه   ــــ ةع ــ  ل ــــ  م ـــــ   ي   ام ــــ ة  ة ي  ـ ل و ق  ةي   م  ة ل  ةن  د  ل ةو ـــ ةق ــ ف ـ فع ـ ل ــ  م
                                      ــ ۛش ـــ

                           ۜ
          bir Arapça ifadedir.                                                                          Nahl /108 –
                                                                                                  Bunlar o kimselerdir ki
                                                                                                 Allah onların kalplerini,
             Nahl /104 –
          Allah’ın âyetlerine        ة                 ل     ة ي ة         ف        ة ح           kulaklarını ve gözlerini
          iman etmeyenler var ya  ناۛس ــــ  ل  اذ ــ نه ةو   ي  ــ ةج ــ  م ــ ح  فع ا    ه  ــ في ــ  ل ا    نو  دح   ي ــــ ل ـــ    يذ ــ ي  لا نا   ل ــــ ۛس ـ  mühürlemiştir.
          (onlar inkârı, tercih
          ettikleri müddetçe)                                                                            İşte hakkı
                                                                                                    göremeyen gafiller
                                                                      ة ة
                                            ة
                                                                       ح ي ح
                                                          ة
                            ن

             Allah onları   ۙ لا    ح  ةي ا ـ   ت ا  ن  ـــــ  ب   نو  ـ  ن ــ   م  فؤ ــــــ  ي  ل   ةني ي ذ ــــــــ لا  نا ﴾١٠٣﴿  ني ـ يب م ي  ةع ـ  بر ــ ح  onlardır.
          hidâyete erdirmez.                                                              ة
                                                                                                      Nahl /109 – Hiç
             Onlara gayet acı                                                                    şüphe yok ki âhirette de
          bir azap vardır.                                                                          hüsrana uğrayanlar
                                                    ة
                                              ل
                                                                        ن
                                                                                                      onlar olacaktır.

                               حن ا ــ اةم  ة ي ﴾١٠٤﴿ ـــــــــم  ييلا     باذ ـــ ةع    م   ه ـــ ف  ـــــــــ ة لةو      ح لا    م ــــــــ     د ـــــــ ي ي ـــ ه  ــ فه  ةي ل ة
             Nahl /105 –
          Allah’ın âyetlerine                                                                           Nahl /110 –
          iman etmeyenlerdir ki                                               ف                   Bundan sonra şunu bil
          uydurdukları yalanı   ن     ن    ة             ة         ة ح           ف                 ki: Şüphesiz ki senin
                                                                                                          Rabbin,

          Allah’a mal ederler!   ۛ  ح لا   ت ا  ــــ ةي ا ـ     ب   نو  ـــــ  ن ــ  ـــ  م فؤ   ي  ل    ن  يذ ــــ ي ــ ة  لا      ۛ ب  ذ  لا ـ ك ـــ    ير  ةي ــ فف ـــ ةت ـ
                                                                                                         mihnet ve
             İşte yalancıların ta
          kendileri onlardır.         ف                                                 ا          işkenceye, zulme ve
                                                                                                    baskıya uğradıktan
                                                           ة
                                                                                   ة
                                                                         ف
                            ن
                                                                                         ن
                                   ة  ب ــ ح
                            ل ا     رةف ك     فن ــــــــــ ةم ﴾١٠٥﴿ نو ــــــــ  ب  ذ اةك ــــ لا   م ــــ  ه  ك  ــــــ  ئ ــ  ل لوا ةو  sonra
             Nahl /106 – Kalbi
          imanla dolu olarak
          mutmain iken, dini                                                                          mücahede edip
          inkâr etmeye mecbur                           ذ                                         sabreden, ardından da
          bırakılıp da yalnız      ف         ف                    ة ح ي                               hicret edenlerle
          dilleriyle inkâr sözünü  ن   م   ه  ـــ ل ــــ  ب ــــ  ةق ةو   ةهر  ك ـــ   ا  ن ـــ ف  ةم ل ا   اه   ن ام ــ ة ـــ ي  ييا    د  ةب ــ فع ــ     م ــــ فن  beraberdir.
                                          ـ ط ـ ةم ـ  ئ ـــ ح

          söyleyenler hariç, kim
          imanından sonra Allah’ı                                                                      Evet Rabbin,
          inkâr ederek gönlünü                   م                                                onların bütün bu güzel
          inkâra açar, göğsüne   ة   ى               ف                       ن            ف       hareketlerine karşılık
                                                                          ن فن   ةم  ــ ف
                                                             ة


          küfrü yerleştirirse,   فمهفيلةعةف   ار فدۛص   رفف ك  ـ ل ا ــ   ب  ةح ر ــ ۛش  ن  ك ل ةو  ن اةم ــــ ي يل ا   ب ــ
          onlara Allah tarafından                                                                      elbette onları
          bir gazap, hem de                                                                         bağışlayıp ihsanda
          müthiş bir azap vardır.                                                                 bulunacaktır. Çünkü O
                             ة                          ة         ة      ن                  ةغ ـــ ۛ ض  gafurdur, rahîmdir.
             Kureyş, Yasir      ل نذ ــ ك  ﴾١٠٦﴿ ــ  م  ــ ي ي ظ  ةع      ب اذ ــ ةع   م  ــ  ه ــ ف  ل  ةو     ۛ لا   ن ــــ ة ح   م   ب ـــــ
          ailesini dinden                                                                                Burada öncelikle
          dönmeye zorladılar.                                                                    Habeşistana hicret eden
          Kabul etmeyince Yasir                                                                      müminlere işaret
          ile Sümeyye’yi    ن ح ة  ل        ن ف  ة                    ف                  ة ة           edilmektedir.
                                       ة
          develerle parçalattılar.   ة ح لا ا ن    ةو    ةر     خ ــ    لا  ــ ىل  ةع  اةي  ـ حد   فن ــ  ل   ا ةةوني  ـ ةح ـ  لا  اوحب  ـ ةت ــ ةح ـ  ف سا   م   ب ـــ حن ا ـــ  ه ــ
                                      ۙ
          Babası ile annesinin bu
          durumunu gören
          Ammar (r.a.) dili ile
          onların istediğini   ن   ة         ة ح ة   ا  ن                                    ة
                                                                         ف ةك ـ  فا ــ
                                                                  ي
          söyledi. Peygamberimiz    ح لا  ط ن  يذ ـــــ ي ــ ة ــ ةب ــ  ةع  لا ك  ـــ  ئ ــ  للوا ﴾١٠٧﴿ ةنير  ــ لا ةمفو  لا   ــ ف ةق ـ  يد  ــ فه ـــ    ةي ل
          (a.s.) onun ruhsatı (izni)
          kullandığını bildirdi.
          Âyet bu ruhsatı beyan
          buyurmak üzere                       ا
                                     ف
                                            ة ن
                                                          ف
          indirilmiştir.        ة   ف ــ ل ـ نو اةغلا  م ـ  ه ك ئللواةو  م ـ  هراص  ل    ا   فب ـ ۛ  ةو  م     ـ فم ـ  ع ـ ه ـ ف  ۛسةو م        ــ ل ـ  بو ـ ه ــ ف   ق ىل ن  ةع ــ
                                                    ۛ
                                  ة
                                                                                        ة
                               ة ة  حبةر ــ ك   نا حم   ث ــ ﴾١٠٩﴿نورساةخ ــ ف لا  م ــ  ه  ةر ـ   خلا   ف م ه    حن ــ ف ـ ي    ل ة  ا ةمرةجل﴾١٠٨﴿
                                              ة
                                                                    ن ف
                                  ح ي ة
                                                                                    ة

                                                                ة
                                         ة
                           اود ــــــ    ـ ةه  ا  ةج  حم ـــــ  ث  او  ــــ  ت ـــــ  ن ـ  ةم  د  ـــــ فع ـــ   ــ  ف ا  ةب ن ــــــ ف   م   اور ـــ ةج اةه ةني ي ذ ة ح   ل ـ ل ـ

                                                                              ة
                                                                         ة ة
                                                                              ح ي
                                                                                    ا
                           ﴾١١٠﴿ يـ  م  ـــ  ي ح ةر  رو  ةغ ــــ  ف ــ  ـــــــ ة  ةه د  ةب ن   م   ـــ ف ــــ فع ـــ   ـ ل   ا  كحبةر  نا   اور  ــ ةب ــــــ  ۛص ةو
                                ۟

                                                                                 ۙ
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          278
   277   278   279   280   281   282   283   284   285   286   287