Page 284 - e mushaf TR pdf
P. 284

280
                         Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30
             Nahl /119 –                                                                             Nahl /125 – Sen
          Bundan sonra şunu bil   16-Nahl Süresi       /       Yaprak 10B  Cüz 14  Süre 16  Sayfa 280  insanları Allah yoluna
          ki: Rabbin, cahillik       Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  hikmetle, güzel ve
          sebebiyle fenalık                                                                       makul öğütlerle dâvet
          yapan,                                                                                  et, gerektiği zaman da
                                          ﴾١٦﴿         ِ لحنلا ةروس        ﴾١٦﴿          280      onlarla en güzel tarzda
             peşinden tövbe                              ع ة و  َ و                                    mücadele et.
          edip halini ve işini
          düzeltenleri bağışlar.                                                                      Rabbin, elbette,
                                                                                                  yolundan sapanları en
                                                                                       ة
                                                                                       ح ي ة
                                                                                  ة ة
                                                                                                   doğru yola geleceğini
             Rabbin, onların bu  فنم   ة  ـــ  ث   ة ــــ ة ل اةه  ــ ةج ــ   ب ءو  ا    ـ ح س ـ  لا او    ةع ن  ة ح   ل  ـ ل ــ ي ي ذ ـ ة ـــ  م ـ ل ـ   كحبةر  نا  ث حم ـــ  iyi bildiği gibi kimlerin
          hallerinden sonra          ةت حم ـ  ب ا ــ  او    ة                                     de pek iyi bilir. [29,46;
          elbette gafur ve rahîm                                                                           20,44]
          olduğunu gösterir.
                                                                                                       Bu âyet, İslâm
                                                                                ل ة
                                                                                                       tebliğinin esas
                                                                ة ة
             Nahl /120 –   ﴾١١٩﴿ يـ  م  ـ  ي حةر  ر و ف  ـ ةغ ــ  ة ل اةه  ةب ن   م  ــ ف ـ فع ـ  د    كحبةر  ة ح ي  ا ة  ـ  حل ـ  او   نا  ف صاةو ك لنذ د  ةب ـ فع ــ    metodunu tesbit
                                 ۟
          Gerçekten İbrâhim, hak                                       ۙ                            etmektedir. İnsanlar
          dine yönelen,                                                                             başlıca üç kısımdır.
                                                                                                    Birinci kısım aklını
             Allah’a itaat üzere                                                            ة      kullanmasını bilenler

                                                    ة ى
                                                                                          ي ح ي
          bulunan tek başına bir   يك ــ ي ـ ةن  رش م ـ ف  ف لا ةن م كةي فملةو ۜافي  ةح  ـ ين ـ  ن  ى  ل    حم ــ    ة ة ةق ىة ـ  نا ــ  ات ح    ا نا ـ  ن  ــ يهر ـ ي ـ ةك ةم  فبا نا  olup bunlara gerçeği

          ümmet,            ۙ                                                                       anlatmak hikmetle,
                                                                                                    delilleri bildirmekle
                                                                                                  olur. İkinci kısım daha
             bütün hayırlı
          halleri kendinde                        ن ي                ي       ة ى                  geniş kitle olup bunlar
                                               ة   ـ ف س ـ ةت ـ ي ق ـ مي

                                                                                                    akli delillerden çok,
          toplayan bir önder idi.     م ط    ــ ار  ص ىلا  هيد ـــ ن  ةهةو  هي  ــ ةت ـ نب ـ  فجا   ه  ـ  ع ـ  م ـ  فن    ل ار    نك ـ  اۛش ﴾١٢٠﴿
                                                                      ۜ                              koruyan fayda ve
                                                                                                      selim fıtratlarını
             Hiçbir zaman                                                                            zararını düşünen
          müşriklerden olmadı O.                                                                   kimselerdir. Bu gruba

                                 ة ل ــ  م ـــ ةن     ةر ـــ   خلا ي  ف   ه ـ  ي ة    ا   حن ــ  ــ ۛس ــ ةن ـ ةو  ىة  ةح اةي ـــ فن حدلا ي ـ  ف   هاةن  ـــ في ـــ  ةت ا ةو ﴾١٢١﴿  güzel öğüt vererek,
                                         ن ف
                                                                                      ن
             Yaşadığı dönemde       ة                   ۜ                                             hakka uymakla
          dünyada tevhid                                                                               sağlayacakları
          sancağını taşıyan tek                                                                   faydaları, uymamakla
          müslüman idi.                ة                                                             mâruz kalacakları
                                                   ل ة
                                                                     ل ة
                                                                                          ة
                                                          لا اةن
          Normalde bir ümmet     ن  ــ يهر ــ ي ـ ةم  فبا ةة  ح ي  ـ ل ــ   م  فع  ــ ـ ب ـ  ة حتا  نا  كفي ــ ة ي ا    فو   ةح ـــ في ــ  ا  حم   ث ــــ ﴾١٢٢﴿ حـ ةني   ل اص لا ـ ح ـ ي  zararları anlatmak
          tarafından yürütülen bir                                               ۜ                        gerekir.
          görevi yaptığı için, bir
          ümmet sayılırdı.                                                                       Bu ikisinden anlamayıp
                                                                                                  muhalif olan kâfirlere
                             ة        ة    ة                           ف     ة        ى               de, şartlara göre
             Nahl /121 –       ةع ت  ـ فب ـ   ـ ىل  ح سلا لع ـ     ج ام حنا ـ ة  ة ي ﴾١٢٣﴿ ـ ةني  يكرش م  ـ ةن   لا ـ ف   م نا  ـ ةك ا ـ  ةمةو ۜاف  ةح ـ يين ـ  tartışmanın en verimli

          Allah’ın nimetlerine                                                                    şekli ile gerçeği anlatıp
          şükreden bir zat idi.                                                                     savunmak gerekir.
          Çünkü Allah onu                                                                          Unutmamalı ki Allah
          seçmiş ve doğru yola                 م                   ة                        ة      Firavun’a gönderdiği
                                                                                            ح
                                                              ة ة
                                                                   ح ي
          iletmişti. [4,125; 21,51;   ةي ــ ةمفو فم  ــ في ــ ةن ـــ  ه ـــــ  ةب   م ك  ةي ــ فح ـــ  ــــــــ ة ل   كحبةر  نا  ةو   ه  ـ ي ـ  يف  او ف ة  ــ ةت ـ ل ـ  فخا  ةني ي ذلا  Hz. Mûsa ile Hz.
          53,37]                                                        ۜ                         Harun’a da: “Ona tatlı,
                                                                                                    yumuşak bir tarzda
             Nahl /122 – Biz                                                                        hitab edin. Olur ki
          ona dünyada iyilik                 ة                                                    aklını başına alır, yahut

                              ن ي
          verdik. Elbette o,   ىل ا    ع فد ا ﴾١٢٤﴿ ن  و ف  ـــــــ ةت ـ  ل ـــ  فخ ــــــــ ةي   ه  ــــ ي ــ  يف او ناةك امي ــــ ة  يف    ة  لا ــــ  ق ـ ني ـ ةم ــ  ف  hiç değilse biraz
          âhirette de salihlerden                                                                     çekinir” (20,44)
          olacaktır.                                                                                talimatını vermişti.
                                                                        ذ                            Nahl /126 – Ceza
             Nahl /123 – Sonra  ف                    ة ف       ف             ف    ة               verecek olursanız, size
          da sana vahyettik ki:   ل  د ــ فم ه  اةج ةو  ــ ةح ـ ۛس ـ ةن ــ   ة    ـــ ةم ـــ  عفو ـ ظ ـ لا  ة  لاةو   ة  ك ــ ةم ـــ   ب ـ ل ا ـ  ح   ك حبةر  لي  ۛس ـ يب ــ  yapılan azap ve cezanın

          Doğru yola yönelerek                                                                    misliyle cezalandırın.
          İbrâhim’in dinine tâbi
          ol; zira o müşriklerden                                                                  Ama eğer bu hususta
          değildi.                      ة ح            ل ة         ة                       ة ح    sabrederseniz, bilin ki
                                                              ة ة
                                                                   ح ي
                                ۛس ـ ييب ـ يه ل  ـ ل   فنةع  ۛض نم ـ ف ة   ب  مل ـ فعا ةو  ه ـ    كحبةر  نا     ن    فح ــ ۛس ــ  ل ا ي   ه  ـــ ة   ي   ب ـ لا ـ يت  bu, sabredenler için
                                                                       ۜ
             Nahl /124 – Sebt                                                                      daha hayırlıdır. [5,45;
          (cumartesi) tatili, ancak                                                                       42, 40]
          onda ihtilaf edenlere
          farz edilmişti.                                                        ف    ة ل               Nahl /127 –
                                                               ف ي
                            فم تفب قو ع اةم لفث م ب او ب قاةع ةف  م  ـ فب ـ  ت ـ ف ـ  ةقاةع ناةو ﴾١٢٥﴿ ةني ي دةتفه ملا ب  ملفعا ةو هةو  Sabret! Senin sabrın da

             Rabbin kıyamet                                                                       ancak Allah’ın yardımı
          günü ihtilaf ettikleri                                                                           iledir.
          hususlarda onlar
                            ة
          hakkında elbette   ك ر  ـ فب ـ  ۛص ا ـ ةمةو ر ب ـ  ف صاةو ﴾١٢٦﴿ ةنير  ة  ـ ح ـ   ل رفي  ة  ـ  ترةب ـ ل فم ـ  ه ـ ةو   ةخ ـ  ۛص ن ئ ة لةو ه  Kâfirlerin yüz
          hükmünü verecektir.            ف                ي   باصل             ف           ۜ   ب ــ ي ـ ف  çevirmesinden mahzun
                                                                                                      olma, yaptıkları
                                                                                                    hilelerden dolayı da
             (Krş. Tevrat, Çıkış                                                                   telaş edip darlanma.
          20,8-11; 23,12-13;    م                                                         ة                [9,40]
                                                            ة
                                                                               ة
                                                                                   ن
                                                                    ة ف
                            ة
                                                                                          ح ي
          Sayılar 15,32-36)   نور    ةي ـ فم ــ ك  ة  ـ احم    ۛض ـ في ـ  م ق    يف ـ ي       ةت ـ ك  لةو  فمهفيلةع نزفحةت لةو    ل   ب   ـ   ا ح  ل  ا
          Aslında kendilerinin                                           ة
          cuma gününü ibadete                                                                           Nahl /128 –
          tahsis etmeleri istenmiş,                                                               Çünkü Allah fenalıktan
          muhalefet etmeleri                                                                     korunanlar ve hep güzel
                                                                                      ة
                                 ة
                                                                                   ن
          üzerine, sıkı bir tatille   ﴾١٢٨﴿ ن و ن   م  م ــ ف ــ فح ـ س ــ   ه  ةنيذ  ة ح لاةو  افو  ـــ ة ةق ــ  حتا  ةنيذ  ة ح لا ةع  ةم  ـــ  ة ح لا  نا  davrananlarla
                                                                                      ح ي ﴾١٢٧﴿
          cumartesi gününe riayet                       ـــ ي             ــ ي                           beraberdir
          hükmü getirilmişti.
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          280
   279   280   281   282   283   284   285   286   287   288   289