Page 203 - e mushaf TR pdf
P. 203

199
             Tövbe /80 – Onlar  Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Tövbe /82 –
          için sen ister Allah’tan                                                                 Öyleyse kazandıkları
          af dile, ister dileme.   9-Tevbe Süresi           Yaprak 10A  Cüz 10   Süre 09  Sayfa 199  günahların cezası
                                     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  olarak az gülsün, çok
             Yetmiş kere bile
          istiğfar etsen, Allah                                                                        ağlasınlar!...
          onları asla       199            ﴾٩﴿         ِ                   ﴾٩﴿                       Tövbe /83 – Eğer
                                                             و
                                                          ة
          affetmeyecektir.                            ةبوتلا ةروس                                 Allah seni bu seferden
                                                              َ و
                                                        َ ع
             Evet, böyle!                                                                          (Tebük’ten) döndürür
                                                                                                    de, sen onlardan bir
          Çünkü onlar Allah’ı ve                                                                  toplulukla karşılaşırsan
          Resulünü tanımayıp                                                                         ve onlar başka bir
          karşı geldiler. Allah da   ة          ة                ة                  ة               gazaya çıkmak için
                                                                             ة ل
                                                           ف ي
                                                  ف
                                                                   ف
                                 ح
          böylesi fâsıklar   فنلةف ىةةر    ةم ــ  ةني ي عفبس   ۛ  ــ فم ه  لر ففغةت ف سةت نا م ه    رففغ  ـ ف س ـ ةت ـ   ل ـ ف  ةتلفوا لر ففغـ فم ه  ف  ـ ةت ف سا ي  senden izin isterlerse
          güruhunu hidâyet                                    ۜ                                        onlara de ki:
          etmez, emellerine
          kavuşturmaz. {KM,                                                                          “Benimle beraber
          Matta 18,22}      ن                 ن        ف         ة ة  ة            ن ة                   asla sefere

                                                                            ۜ
             Fısk, her türlü     ح لا  ةو  ه  ـــ و    ل ــ ي   سةرةو         ح لا ب  اورةف ك   ب ـ ا   حن ـ  ه ــ  فم   ك   لنذ ــــ م   لا ة  ةي ــ فغ ـــ  ف ــ ر ح   ل ــــ  ه ـ ف  çıkmayacaksınız, asla
          hususta diretmek ve     ۜ                                                                 benim maiyetimde
                                                                                                         düşmanla
          hududun dışına çıkmak                                                                     savaşmayacaksınız.
          demektir. “Lâ yehdî’l-                                                                  Madem ki önce oturup
          kavme’l-fâsikîn”                     ة   ة ح  ف                    ف               ة    seferden geri kaldınız,

          demek, Allah onları   ۛ ف ة ل خ فم ه دةعفقةم ب نو فلةخ ملا   ةحرةف﴾٨٠﴿ ةني ي قساةف ـ لا ةمفوقلا   ة ف  يد  ةيل ــ فه ـ    haydi şimdi de geri
                                                                    ۟
          emellerine ulaştırmaz                                                                      kalanlarla birlikte
          demektir. Zira bu tekvin                                                                        oturun!”
          ve teşri çarkının                                                    ف
          üzerinde döndüğü                                               ا                              Tövbe /84 –
                                                                   ف ل
                                         ل  ف ـ س ـ ه ـ يف فم ـ ي
          hikmete aykırıdır.             ـ فناةو م     ة  ــ فما ـ  لاةو ـ ه ـ ف   ب اود     ه ــ    ــ اةج   ي نا  هرـــاو       ك ـــــ  ةو   ن  ـــ   لو     ح لا   سةر  Onlardan ölen hiçbir
          Hidâyeti, “matlub olan                                                                     kimsenin cenaze
          hidâyete ulaştıran yolu                                                                namazını kılma ve kabri
          gösterme” mânasına                                                                        başında dua etmek
          alırsak, bellidir ki, bu                                                                     üzere durma.
          hidâyet gerçekleşmiştir.    ـــ حد  ۛشا ةم  ة ل    ةن ـ ا   ةج ر ـ ةه ــ حن ــ  ل ق  ــ ةح ــ  ر  لا ي ـ  فاور  ةت ـ ـ فن ـ ـ  ف ــ  ل او   ة  ةقةو   ـ لا ـ  ن  ۛس ــ يب ــ ي ــ ل     ح لا
                                               ف
                                                       ف
                                                                                                        Çünkü onlar
          Fakat fâsıklar, kendi                   ۜ  ح                                             Allah’ı ve Resulünü
          kötü tercihleri ile bu                                                                  tanımadılar ve yoldan
          hidâyeti kabul etmeyip                                                                  çıkmış olarak öldüler.
          düştükleri çukura                     م                                 ف
                                   ف
                                                                  ة
          düşmüşlerdi. Bu son   او ك  ـ ةي ـ فب ــ  لةو  ىل  ـ يل ـ ي ـ  ةق او  ف  ةف ــ ل ـ ةي ــ ف ض ـ ةح ــ ك ـ  ﴾٨١﴿نو ه  ـــ فف ـــ ةق ـــ  ـــ فو   ك ـ  نا ـ ةي او  ة ۜح ى  ةح ـــ  İbn Übey
                                                                                       ل ار
          kısım, ön tarafındaki                                                                     öldüğünde, halis bir
          hükmü te’kid eden bir                                                                    müslüman olan oğlu
          tezyildir. Zira kâfirin                                                                      Abdullah Hz.
          affedilmesi, her şeyden                           ذ          ف                    ف      Peygamber’e gelerek
          önce küfründen    ن   ة          ف         ة                                ى              cenaze namazını
                                                                              ى ة
          vazgeçmesi ve hakka     ح لا  ك  ـــ ةع ــــ  ةجةر ن ا  ةف ــ ﴾٨٢﴿نو ب  س ــ     ك ةـي او    ك ــ ا    ن ــ  ـ اةم  ب ءااز    ةج ــــ  ك ــ ييث ــ  ۛار  kıldırmasını rica etti.
          yönelmesine bağlıdır.                                                                      Pek şefkatli olan
          Ama küfre dadanan,                                                                        Efendimiz (a.s.m) o
          küfre dalan, kendisini                                                                   tarafa doğru kalkınca
          küfürle damgalayan, bu               ف ة                   ف                  ا ة         Hz. Ömer 80. âyeti
                                                                                            ن ي
                                         ة


          aftan uzaktır.    ة ي عةم او جرفخت فنل  ل قةف  ج ور خ  ة ف       ةف ـ ف سا ـ ةت ـ أ   ةذ  ن ــ و    ل ك ـ ل ـ       اط  ئ ـ ةف ـ  م  ة ـ فم هفن  ىلا  hatırlattı. Hz.
             Keza burada, Hz.                                                                      Peygamber: “Demek
          Peygamber’in onlar                                                                     Allah izin verdi, ben de
                                                                                                   yetmişten daha fazla
          için af dilemesindeki                      م                                             istiğfar ederim” dedi.
          özrüne de dikkat   ة ة ل    ف             ك       ۜح ة  ى    ةع ــ   ي             ل ى ة  Bunun üzerine bu âyet
                                               ي
          çekilmektedir. O da,   لحوا د   و ع ق  ـ ي ـ  ت ـ  ب فم ـ لا ـ  ضةر فم    حنا ـــ   اود  ة يع ـــ    ةم اول   ت ـــ ةق ـ ا    ت ــ  لةو ــ فن  ةبا ـ  اد  indirilip kesin hükmü
          onların imana                                                                                   bildirdi.
          gelmelerinden me’yus
          olmamasıdır. Çünkü                                                                            Tövbe /85 –
          onların, sonuna kadar               ا ن ل  ح    ة               ف                        Onların ne malları ne
                                                                                           ح
          küfürde kalacaklarını   ۛ تاةم    فم هفن م  دةحا             ت ــ ۛ ص ـ ل ةع ـ ىل  لةو ﴾٨٣﴿ ةني ي ف ل   اةخلا      ةعةم اود ع  ـ فقا ـ    ةف  ةةر  ةم ــ  de evlatları seni
          bilmiyordu. Zira, ancak                                                                     imrendirmesin.
          akibetlerini kesin
                                                                                                        Çünkü Allah
          bilmeden sonra onlar                                                                   bunlarla onlara dünyada
          hakkında istiğfar yasak                      ف                   ن             ى ة           sıkıntı ve azap
                                               ن

          olurdu (Ebussuûd).   ـ او  تاةمةو  ه     سةر ـ و    ل ـ ي    ةو     ح لا ب اورةف ك  م ه  ة ي       ةق ــ فب ــ يهر    حنا ـــ ف  ةع ــ ىل فم  ـ  ق ـ  ةت لةو  ةبا ــ اد    ل  çektirmek istemekte ve
             Tövbe /81 –                                           ۜ                              canlarının kâfir olarak
          Savaşa çıkmayıp                                                                         çıkmasını dilemektedir.
          Resûlullahtan ayrılarak                                                                          [9,55]
          geride kalanlar,   ن         ة ي     ة ل            ة ل       ة      ة
                                  ي
          oturmalarından           ح لا   دير ي   اةمحنا ف ۜ    م ه  دلفواةو م ه ـ ف  لاةوفما   كفبج     ت ــ فع ـ    لةو ﴾٨٤﴿نو ق       س ـ  اةف م  هةو ـ ف  Tövbe /86 –
          memnun olup sevince                                                                     “Allah’a iman edin ve
                                                                                                     Resulü ile birlikte
          garkoldular.                                                                            cihada gidin.” diye bir
             Allah yolunda         ف                                                                sûre indiği zaman,
                                                                                            ف ل
                            ة
                                                    ل
          mallarıyla ve canlarıyla  نور  ـ فم ك ـ  ف ا ـ   هةو م  فنا ق  ةه ز ــ ةتةو ا  ـــ ةي ـ       لا ـ فن حد  ي ف  ب فم  ح  ـ ةع ـ  ذ   ةب ـ  ه ـ   ي نا
                                                                               ـ
                                                                             ه
                                                                               ـ
                                                                                                    onlardan servet ve
          cihad etmekten                                ــ ة ـ  ف ـ  س ـ  ه ـ ف  ف  اة            imkân sahibi kimseler
          hoşlanmayıp “Bu                                                                              senden sefere
          sıcakta sefere                                                                           katılmamak için izin
          çıkmayın!” dediler.                                                                             istediler
                                                                                    ا
                                                   ن
                                                                ل ن ف
             De ki: “Cehennem     ه ل و سةر ةعةم او     د ه اةجةو   لا ب  او ن   ح       م ــــ    ا ن ا   ةةرو ـــ   س ت  ة  ـــ لز ــــ ف  فنا اةذ  ي  ﴾٨٥﴿
          ateşi, bundan da sıcak!                                                      ةو   ا        ve “Bırak, biz de
          Ona nasıl                                                                                   evlerinde oturan
          dayanacasınız?                                                                          kadınlar ve özürlülerle
                                                                                                     birlikte oturalım”
             Bunu bir bilip               ف      م                        ة ح            ف                dediler.
                                                                                     ة
          anlasalardı! [70,15-16,   ﴾٨٦﴿ ةني ي د عا    لا ـ ةق ـ  فن   ةعةم  ك    ةـن اةنفرةذ اولاةقةو فم هفنم        لفوطلا اوللوا   كةنةذأةت ف سا
          22,19, 22; 4,56]
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          199
   198   199   200   201   202   203   204   205   206   207   208