Page 160 - e mushaf TR pdf
P. 160

156
             Araf /52 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Araf /55 –
          Gerçekten onlara tam   7-Araf Süresi              Yaprak 08B  Cüz 08   Süre 07  Sayfa 156  Rabbinize için için
          bir vukufla mânalarını     Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  yalvararak, başka
          bir bir bildirdiğimiz ve                                                                   nazarlardan uzak,
          iman edecek kimseler                                                                       gizlice dua edin.
          için bir hidâyet, bir            ﴾٧﴿        ِ                    ﴾٧﴿            156       Gerçekten O, haddi
                                                           َ
                                                               و
                                                          ع
          rahmet olan bir kitap                      فارع ع لا ةروس                                aşanları hiç sevmez.
          getirdik. [11,1; 4,166]                       َ       َ و                               [7,205] {KM, Matta 6,6}
          Âyette geçen tafsil etme:
          Akaid esasları, fıkhî
          hükümler, mev’izalar, kıssalar                                                           Yüksek sesle dua etmek,
          gibi çeşitli bölümlere girecek                                                            makul olmayan şeyler
          âyetleri, ayrı ayrı bildirme   ـ ةم ــ ىة  فحةرةو ىد ـ ى   ه  م ف     ع ـ ل ـ  ن  ة ف  ـ ح ص ـ ل ـ اةن     ه ةع ـ ىل  ةف  باةت ك   ج ــ فئ ـ ةن ـ  ه ا ــ  ب فم  ة لةو ــ فدةق  (mesela nübüvvet gibi)
          mânasına gelir.                                              ن                           veya günah olan şeyleri
          Araf /53 – Fakat onlar:                                                                  istemek, duayı uzatmak
                                                                                                    “duada haddi aşmak”
          “Hele bakalım nereye                                                                          kabilindendir.
          varacak?” diye sadece
          bu kitabın dâvetinin   ف        ة       ة ف  ح ي ة       ف         ة

                                             ي

          âkıbetini gözlüyorlar.   ـ يتأ ــ ي  ةي  ةم فو ةي  ه ـ  ۜ    ـ ل ــ  ي وأ ـ ةت لا   ن ور  ـــ فن ــ ظ ــ  ةي  ل  ةه ـ ﴾٥٢﴿ ن ون  ـ  م فؤ ــ   ي  م فو   ل ــ ةق ـ  Araf /56 –
          O’nun haber verdiği                                                                     Düzeltilmiş olan ülkeyi
          müthiş akibet geldiği                                                                     ifsad etmeyin. Hem
          gün, daha önce onu                                                                      endişe, hem de ümit ile
          unutup bir tarafa                                                  ة              ف          O’na yalvarın.

                                                                             لا لو
                                           ة
          bırakanlar şöyle           ـ ل   ح بةر ـــ اةن   س ر   ف تءا ـ ا ةج  د ـ ف  ةق ل  ةق  ن ـ ف ـ فب ـ   م   هو  ةن  ن  ـ ي ي ذ ـ ة ـ  س ـ  ح    ةي ـ  ق ـ  ه ـ   لي و أ ةت ـ  Muhakkak ki Allah’ın
                                                                                          ي
          diyecekler:                                                                              rahmeti iyi kimselere
          “Gerçekten Rabbimizin                                                                      yakındır. [7,156]
          elçileri bize hakkı
          tebliğ etmişlermiş?                                                                        Araf /57 – O dur
                                                                              ة ف

                                                                 ا
          Acaba burada bize   ة    ـ ةن ـ فع ـ ةم ــ ل  ةف  حدر ــ  ن  فوا اةنـ ـ ة ل ا  ل او ع  ةف ـ ةي ـ فش ـ ةف ـ    ءاةع   ش ن  ـ  م ا ـ ف ـ ةف ـ  ةنل ل  ةف ـ ةه ـ ق  ف   ب ـ ا   ل ـ ةح ـ ح  ki, rahmeti olan
                                                                                         ۛ
                                       ة
                                                               ة
          şefaat edecek birisi                                                                     (yağmurun) önünden
          bulunur mu? Yahut geri                                                                      müjdeci olarak
          döndürülmemiz imkânı                                                                      rüzgarlar göndedir.
          olur mu ki bu sefer                                                                     Nihayet bu rüzgarlar o
          yaptığımız kötü işlerin   ة ح             ل ا                       ة        ة ح
          yerine güzel güzel işler  فم  ـ فن ـ  ه ــ  ةع ل ـ ۛضةو  م  ـ  ف ـ ۛس ـ  ه ـ ف  فنا  اور       ــ س ـ  ةخ د  ةق ل  ــ فع ـ ةم ــ ۜ ــ ف  ةن احن   ك ــ ي ي ذ ـ لا ر  ةغ ـ في ـ  ağır bulutları hafif bir
                                                                                         ة
          yapabilelim?”                                                                             şeymiş gibi kaldırıp
                                                                                                     yüklendiklerinde,
          Muhakkak ki onlar,                                                                        bakarsın Biz onları,
          kendilerini hüsrana                            م                               ف           ekinleri ölmüş bir
          uğrattılar. Uydurdukları  ة    ة       ة  ن ح      ة   ة ح ي    ة                      ülkeye sevkeder, derken

          sahte tanrıları da     تاةو ن م ح سلا ق  ــ ل ـ ة  ةخ ي ي ذلا    ح لا  م ك حـبةر   نا ﴾٥٣﴿  ۟ن ورةتف ــ ف  ةم ــ ا   ك ـ  ن ا ـ ةي او  oraya su indiririz de
          kendilerinden uzaklaşıp                                                                 orada her türlüsünden
          ortadan kayboldular.                                                                       meyveler, ürünler
          [6,27-28]
          Araf /54 – Rabbiniz o   ة                                                                      çıkarırız.
                                                                                          ة ف
                               ح ة
                                                                  ة
          Allah’tır ki gökleri ve   ـ في ـ ل  لا يش  ـ فغ ـ   ي  شر    لا ـ ةع ـ  ة ف    ةع ــ ىل  ىنوةت ف سا حم ــ  ث ما  ة ة ل  ــ حت ـ حيا  ة ـ  س ي  يف ـ ۛ ضفرلاةو
                                              ف
          yeri altı günde yarattı.                                                                     İşte ölüleri de
          Sonra da arşa istiva                                                                       böyle çıkaracağız.
          buyurdu. O Allah ki                                                                     Gerekir ki düşünür ve
          geceyi, durmadan onu                                                                    ibret alırsınız. [22,5-6;
                                                                                           ة
                                                                    ة
                                                           ف
                                       ة

                                                                         ى
                               ة
          kovalayan gündüze   يهرفما ب    تارحخۛس م ةمو جحنلاةو رةمةقلاةو  ۛ سفمحشلاةو ۙاثيث  ةح هبل  ف    ةي ـ ط ـ  ةراةهحنلا  30,19.50; 35, 9; 42,28]

          bürür. Güneş, ay ve   ۜ     ة               ة                           ـ ي
          bütün yıldızlar hep
          O’nun buyruğu ile                                                                            Havanın, sırf
          hareket ederler. İyi   م                                                                   hareketten aldığı
          bilesiniz ki yaratmak   ة                 ة       ف      ة ن     ة ف        ف ف  ة ة ل        kuvvetle su
          da, emretmek yetkisi de فم ك حـبةر  او عفدا ﴾٥٤﴿ ةني ي ملاةعلا   ح بةر  لا   ح  كةراةبةت رفملاةو ق  ـ لا  ه ـ لةخ ـ    ل لا  taneciklerinin

          O’na mahsustur. Evet o                                         ۜ                        toplanmasından ibaret
                                                                                                     olan o ağır bulut
          Rabbülâlemin olan                                                                         kütlelerini kaldırıp
          Allah ne yücedir! [10,3;
          11,7; 25,59; 71(tamamı) 36,37-                                                              yüklenmesi, bir
                                           ة
                                                        ة
                                                             لا ب
          40] {KM, Tekvin 2,2-3}   ي ف اود  ـ فف ـ س ــ     ت ل ةو﴾٥٥﴿ ةني ي دت  ف    ـ ح ـ  م ـ فع ـ  ة ة ي  ــ ةيفف ـ   خةو ا ى  ةت ـ ۛ ض ــ ع ر ـ  harikadır. Zira tabiata
                                                                            ۜ
          İstiva: Sözlükte istikrar                ۛ                ح يل  هحنا ىة       ح           göre hafif, çok ağır
          etmek, yani karar kılmak,
          kurulmak, yükselmek gibi                                                                     yükü kaldırıp
          mânalara gelebilir. Arş ise                                                                taşıyamaz. Fakat,
          hükümdarların oturdukları                                                                 Rabbimiz bu harika
          taht demektir.                 ة                                                       özellikleri tabiata kanun
                                                                                           ة ف
                                         ح ي ى
                            ن
                                                                               ي
                                                  طةو اففو

          Selef-i Salihin böylesi     ح لا  ـ ةم ـ   ۛ ت  فحةر نا  ۜاع  ـ ةم ـ  ة ى  ـ ةخ  هو ـ  عفداةو اةه ـ  ح ل ـ ة  ف صا د  ةب ـ فع ـ ة  ضفرلا
          müteşabih âyetleri tevil                                                                  olarak yerleştirmek
          etmeksizin olduğu gibi kabul                                                              suretiyle muazzam
          eder, yalnız Allahı mahlûklara                                                            kudret ve rahmetini
          benzetmekten, o kelimelerin                                                              tanıttırmak istemiştir.
          kullar hakkında ifade ettiği                 ة
          noksan sıfatlardan tenzih   ى                ح                        ف                  Hareketin, hafiflik ve
                                                ف
          ederler. Müteahhirun ise,    ب  حا   ح  ـ ةير ـ ة ـ فش ـ ار  لا ل ـ سر ـ  ي  ي ي ذلا ةو   هةو ــ  ﴾٥٦﴿ ةنيين     لا ن   م ب  ي  ةق ـ ير ـ   ـ ة ـ  م ـ فح ـ س ـ  aşırılık hükmünü
          avam benzetme tehlikesine                                                                 tersine çevirdiğine
          düşmesin diye muhkem                                                                    işaret eden bu mânayı
          âyetlerin ışığında tevil edip
          hakimiyet, istîla, mülk                                                                  öğrenme neticesinde
          anlamına alırlar. Bu âyet                    ة  ل ا    ا                                  uçaklar yapılmıştır.
                                                              ي ن
                                    ى
                                                                                      ةي ـــ ة
                                            ى ةق ـ
          Allah’ın kâinattaki sınırsız   ــ فق ــ  هاةن   س  لا  ـ  ث  اباةح ـ  ۛس  ت ح  ـ ل ـ ف  ةقا  اةذا ىحت ـ ةح  ه  ـ ةم ـ  ت ـ ي  فح ةر   ف ي د ةن  ةب ــ في ــ  “Ağır bulut kütlelerini
          icraatlarını gökleri ve yeri altı                           ۜ                          yüklenip kaldıran hava”
          günde yaratmasını, güneşi
          ayı, yıldızları çekip                                                                     cümlesi, Kur’ân’ın
          çevirmesini anlatırken,                                                                  fennî mûcizelerinden
          kâinatı yönetmede O’nun                                                                birini ihtiva etmektedir.
          rububiyet mertebesini, bir   ح           ة         ف ا      ف    ة              ة         Bu işaretle Kur’ân
                                                        ة
                                              ة
                                                                        ة
          sultanın saltanat tahtında       ك ن   م  ه ــ ي ــ ف ـــ ل   ب اةن ــ فجر ـــ فخ ا ــ ةف  ءام ـــ ة  لا  ه  ــ ةن ــ  ب ا ــ  ل  ز  ةف ت  ةم ــ ـــ  حي ـــ   ــ فن ا ــ   ل ـ ةب ـ ل ـ  د
          durup etrafa emirler                                                                       cisimlerin havada
          yağdırmasını, böylece işleri                                                             uçacaklarına ima ve
          düzenlemesini bu tarzda                                                                   teşvik etmektedir.
          beyan buyurmuştur. Arşa              م                                 ف
                                                               ف
                                 ة
          çıkıp hükmetmek ekseriya bu    ة ة      ة
          mânada kullanılır. Müteahhir   ﴾٥٧﴿ نو ر  ةت فم ــ  ذ حك ــ  ك  ـ ةع ــ ل  ة ح  ل ىنت فو  ـ ةم ـ  لا  ج رفخ ـ  ن  ك  ن ة  ك ـ  ل ذ ـ      ت ار  ة حثلا ـ ةم ـ
          alimlerin bu izahları makbul                                              ۜ  ة
          olmakla beraber, selefin
          tutumu daha eslem bir yol
          sayılır.
                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          156
   155   156   157   158   159   160   161   162   163   164   165