Page 378 - e mushaf TR pdf
P. 378
374
Cüz 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Şuara /184 – “Sizi de Şuara /197 –
sizden önceki nesilleri 26-Şuara Süresi / Yaprak 07B Cüz 19 Süre 26 Sayfa 374 İsrailoğullarından
de yaratan Rabbinize Bu Cüz Yaprağa git 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04 bilginlerin onu
karşı gelmekten bilmeleri, onlar için bir
sakının.” delil değil midir?
ِ
﴾٢٦﴿ ءارع ح شلا ةروس ﴾٢٦﴿ 374
Şuara /185 – “Sen” َ و َ و Şuara /198- Şuara /
dediler, “bir sihirin َ 199 – Eğer Biz
etkisine kapılmışsın. Kur’ân’ı arap
olmayanlardan birine
Şuara /186 – Bize hiç ا ة م ة indirseydik de O’nu
ة
ف
ة ة ف ح
ل
bir üstünlüğün yok, sen ــ ۛ ت فنا ام ـحنا ـــ ة ة ا ي ةق ـ لا ـ او ﴾١٨٤﴿ ـ ةني يلحولا ةةل ب ـ ج ـ لاةو فم ك ةقلةخ يذ ـ ي ح لا او ق ة حتاةو ــ kendilerine okusaydı,
de bizim gibi bir ۜ yine de ona iman
insansın. etmezlerdi. [15,14-15;
10,96-97]
Doğrusu, biz seni Hz. Peygamberin
ف
ة ة
ف
ة
ا ل
ي
yalancılardan ةنييب ذاةكلا ةنمل كحنظةن ف ناةو اةنلفثم رۛشةب ة ح ي لا اةمةو﴾١٨٥﴿ ةنيرححۛس ملا ةن م karşılaştığı inatçı inkârın bir
ۛ تفنا
şekli de şu idi: “O’nun
sanıyoruz. ۛ ۙ ي getirdiği mesaj Arapçadır.
Kendisi de Arap olduğu için
Şuara /187 – Eğer bunu kendisinin hazırladığı
peygamberlik م söylenebilir. Şayet
iddiasında doğru isen ة ف ى ف ة ة kendisinin de, bizim de
haydi gökten üstümüze ني ــ ة يق داص لا ـ ح ةن م ت ك فن ــ ۛ نا ء ـ ةم ا ة ا ي ح سلا ـ ةن م افس ـ ل ـ في ــ اةن نك ۛ ةع ط ق ف ساةف﴾١٨٦﴿ bilmediğimiz bir dilden
bir parça düşür, ۜ olsaydı ona inanabilirdik.”
Oysa Allah onların dediği
üstümüze azap indir.” gibi yapsaydı, bu sefer
[17,92; 8,32] şöyle diyeceklerdi. “Bu
ة
yabancıyı cin tutmuş!
ة ا ل ة
ة
ح
ة
ة ة
Şuara /188 – Şuayb: مفوةي باذةع فم هذةخاةف هو بذةكةـف﴾١٨٨﴿نولةمفع ـ اةم ةت ـ ب مل ييبةر ح فعا ـ لاةق﴾١٨٧﴿ Başka izahı yok!” Allah
“Rabbim sizin Teâla onlara cevaben
yaptıklarınızı çok iyi kolaylıkla anlamaları için
kendi dillerinde
biliyor.” dedi. [7,88; gönderildiğini bildirmiştir
11,87] ة ة [44,58]. Fakat onlar bunu
ة
ة
اةمةو ىة ـ ل ةي ــــــ ة ا يف ن ـ ي نذ ل ـ ك ي ح ﴾١٨٩﴿ مي ي ظ ــ ةع مفو ــــ ةي ۛ باذ ةع ـ ناةك ــ ه ـ ل ـ حنا ة ح ح ة ي ظلا anlamazlıktan gelmişlerdir.
ۜ
Şuara /189 – Yine de ۜ
onu yalancı saydılar. Aslında Arapça dışında bir
dil ile gönderilseydi, yine
Bunun üzerine o gölge onlar: “Şu tuhaflığa bakın:
gününün azabı onları ة Arap milletinden bir resul
ل ة
ة
ة ة
ح ي
bastırıverdi. Gerçekten حناةو ــ ه ة ي ﴾١٩١﴿ مي ي حةرلا زيز ف لا ــ ةع ـ ةو هل كحبةر ناةو ﴾١٩٠﴿ ةنيين مفؤ م فم هرةثفكا ناةك gönderilmiş, ama ona öyle
o müthiş bir günün ۟ ح ي bir mesaj verilmiş ki ne
azabı idi. kendisi anlıyor, ne de
halkı!” (Krş. 41,44). Allah
Rivayete göre Allah onlara onların çaresizlik içindeki
yedi gün ve sekiz gece ة ف ن ة ف ة ف ة ة son bahanelerini, daha
ح
ة
ۙ
süren şiddetli bir sıcak ك بل ةق ـ ىلةع﴾١٩٣﴿ ني ي ملا حو رلا ه ب لزةن﴾١٩٢﴿ ةني ي م لا ـ لاةع ـ ح بةر ي ل ـ ةت ـ يزفن ـ ل doğrusu sayıklamalarını da
verdi. Evlere sığınıp, sonra ۜ cevaplandırmıştır: “Vahyi
ovaya çıkmaya mecbur gökten kağıtlar halinde
kaldılar. Gölgeleyen bir indirsek, onlar da elleriyle
bulutun altında toplandılar. م tutsalar dahi bu sefer de:
O gölgelik bir ateş halinde “Bu bir büyüden ibaret,
ة
ف
حناةو ــ ه
üzerlerine düşüp hepsini ة ي ﴾١٩٥﴿ ـيـن م ي ـــ بر ــ ح ـ يب ةع ناۛس ل ب ــــ ﴾١٩٤﴿ ير ذـ ةن ي لا ن ـ ة ــ م ـ فن ـ م نو ل ـ ةت ــ ك ـ gerçek olamaz!” derlerdi
[6,7].
yiyip bitirdi. ۜ ة ۙ Şuara /200- Şuara /
Şuara /190 – Elbette 201 – İşte aynen bunun
bunda alınacak ibret م gibi, Biz o yalanlamayı
vardır. ا ة ة ف ل ن ة ة ل ة ف ة ة o mücrimlerin
ال ؤ ن مل ع هةملفعةي نا ىة ةيا م ه ــ ف ــ ل فن ك لةوا ــ ةـي فم ﴾١٩٦﴿ يــ ةن حو يل ـ لار ـــ ب ز يف ل ـــ ي kalplerine öyle bir
Fakat onların ekserisi soktuk ki, o can yakıcı
ders alıp da iman azaba girmedikçe ona
etmezler. iman etmezler.
ل ةف ـ ةق ـ ار ه ة ف ن ف ة ة ي
ۜ ة
ح
Şuara /191 – Ama ة ﴾١٩٨﴿ ةني ي مةج ـ فعلا ضفع ةب ـ ىلةع هاةنلةز لةو ــ فو ةن ـ ﴾١٩٧﴿ليـياار ف سا ةب ــ ييان Şuara /202 – İşte bu
ۙ
Senin Rabbin aziz ve azap, kendilerine
rahîmdir (mutlak ansızın gelir ki, onlar
galiptir, geniş rahmet ف ف hiç farkında olmazlar.
sahibidir). ة ن ة ة
بو ق ــ ل ـ يف ها ۛس ـ ل ـ فك ـ ةن ـ ي ك ل ك ــ ذ ﴾١٩٩﴿ يـ ةن ك ـ نا ــ او ب ــ م يه ــ م فؤ ــ ين ـ اةم م ةع ـ ل ـ هفي ـ ف Şuara /203 – İşte o
Şuara /192 – Elbette bu ۜ zaman: “Acaba, bize,
Kur’ân Rabbülâleminin azıcık olsun, bir mühlet
indirdiği bir kitaptır. verilir mi” derler.
[14,44; 40,84-85]
ة
ة
ة ف
ة
ل ي ـــ مفؤ ـ
Şuara /193- Şuara / ﴾٢٠١﴿ ةمييللا ۛ باذ ـ ةع ـ ف لا ا ور ــ ةي ىت ن ح ب ــ يه ةح ـ نو ن ﴾٢٠٠﴿ ـ ةني ي مرفج لا ـ م ـ ف
195 – Onu Rûhu’l- ۙ ة ۜ Şuara /204 – Hâla,
emin, uyaran onlar Bizim azabımızın
nebîlerden olman için, çarçabuk gelmesini mi
senin kalbine açık ve istiyorlar. [29,29-53]
ة
ة
vazıh bir Arapça ile ف ةه ــــ ل ةن ــ فح ـ ن اولو ق ةف ـ ةي ــ ﴾٢٠٢﴿ ۙنور ع ةي ـ فش ـ ل م هةو ىة ةب م ف ةف ــــ ةي ــ تأ ــ ةي ـ ه ــ ف ــ فغ ــ ةت ـ
indirmiştir. [2,97] ـ ف Şuara /205- Şuara /
207 – Ne dersin: Onları
Şuara /196 – Bu yıllarca yaşatsak da,
Kur’ân’a, elbette sonra tehdit edildikleri
öncekilerin kitaplarında ف ي ل ل ة ة ل ةف ــ ب ـ ة ة o azap başlarına gelse,
da işaret edilmişti. نا ت ـــ ۛ ة ةفا ــ فيار ﴾٢٠٤﴿ نول ةي اةن ـ ف س ــ ةت ـــ فع ــــ ج ـ ـــ ب اذةع ا ﴾٢٠٣﴿ ۜنور م ـــ فن ـ ظ ــ onca seneler yaşayıp
[7,157] zevklenmeleri
Maksat şudur: “Bu zikir, bu kendilerini kurtarabilir
vahiy ve bu ilahî emirler, ف mi? [2,96; 92,11]
daha önce gönderilmiş ilahî
kitaplarda da vardır. ة ا ة ة
ة
ۙ
Bunların hiçbiri ilk olarak ﴾٢٠٦﴿ ۙنو د ــــ ك ــ نا ـ او ي ـ ةعو اةم م ـــ ف هءاةج حم ث ـــــ ﴾٢٠٥﴿ ةنيينس فم ةم ــ حت ـ فع ـــ اةن ه ـ
Kur’ân’da yer almış
değildir.
Önceki Sayfa Önceki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Cüz Yaprak Sayfa Sonraki Sayfa
Sayfa Başı index Alfabetik
374

